banner1503

Adı Suden, evet cennette bir ağacın ismi olduğuna inanılıyor… Güzel bir isim…

Suden’i 10 yaşında tanıdım. Küçük kara kuru bir kızdı ama hep çok saygılıydı. Annesi vefat etmiş ağabeyleri ve babasıyla yaşıyordu. Evde hep yemek yapar onların dağınıklarını toplar ara sıra da sokağa çıkardı. Sonra babası evlendi o kadının üç tane erkek çocuğu oldu peş peşe. Her gün Suden onlara bakar gider ekmek alır, sokakta onları gezdirir vs. Bir gün konuşurken ona “yorulmuyor musun kızım sen “dedim, sakince gülümseyip başını yere eğmesi bu satırları yazmama sebep oldu. Sadece bu kadar. Ben ve benim gibi yazmayı seven insanlara çok fazla neden gerekmiyor. Bazen bir bakış bile satırlar dolusu yazıya dökülebiliyor.

Ben o sakinliğin arkasını gördüm… Gülümsemesi o kadar çok ağırdı ki görmek için “bakmak” gerek!

Günler aylar yıllar geçti 14 yaşına geldi Suden. Bir kaç ay görmemiştim merak etmiştim. Bir sabaha işe giderken Suden geliyordu, şaşırdım bu saate çıkmazdı o dışarı, elinde ekmek poşeti de yok bakkal yolu da değildi eee?

Yaklaştı “ablacım nasılsın” dedi “iyim ya sen Suden nerden böyle “dedim.”Abla ben işe başladım demez mi, nasıl yani sen dana 14 yaşındasın ne işi bu deyince bir fabrikaya başladım dedi. Bırakmadım ben, oturduk yol kenarında ki banka. Anlat bakalım ne işi bu zor mu, yapabiliyor musun dedim.

“Çok zor ablacığım parmaklarım çok ağrıyor, mesaide olunca 12 saate çıkıyor, gece vardiyasından çıktım eve gelmeye çalışıyorum dedi gözleri dolarak… Yat hemen dedim, gülümsedi gene çocuklar var abla dedi… Kafamdan aşağı kaynar sular döküldü, ellerime baktım ojeli tırnaklarımı sakladım, utandım yer yarılsaydı içine girerdim… Beni anlamanız için öyle bir anı yaşamanız lazım…

Sonra ellerini aldım avuçlarımın içine parmaklarına baktım, o daha çocuktu dostlar “çocuk” gelişme çağında ki parmakları kıp kırmızıydı… Ah be kuzum dedim ahh, anacığın sağ olsaydı böyle mi olurdu der gibi baktım ona derin bir iç çekerek.

“neden çalışıyorsun dedim, öyle gerekiyor abla dedi, çalışmam lazımmış diye ekledi “mış” !

Suden başkaları için yaşıyor düşüncesi Mıh gibi saplandı beynime… Sudenler, Mert’ler Neşe’ler Mehmetler diğerleri ve birçokları… Öyle gerektiği için!

Bu sabah işe gelirken ben bankta oturuyordu “günaydın Suden dedim, günaydın ablacım, ablanın oğlunun bekliyorum dedi, bahsettiği abla üvey annesi, ona öyle hitap ederdi. Parmağında alyansı gördüm. Sen evlendin mi yoksa deyince, ceylan gözlerinle ürkerek baktı, çünkü biliyordu benim okulu desteklediğimi, erken evliliğe karşı olduğumu “yok abla sözlendim, aynı fabrikada çalışıyoruz sözlümle dedi… Kaç yaşındasın şimdi deyince 17 oldum ablam ama düğün seneye yaza diyerek baktı soluk olan bakışlarınla… Dokundum yüzüne” mutlu ol Suden çok mutlu ol, adının anlamı gibi yaşantın olsun dedim” yine o tebessümü etti ve başını eğdi Suden …Çok şey anlattı bana kömür karası gözleri çokkk...isteyip de yaşayamadığını, umutlarını hayallerini, koşmak isteyip de yürüyemediğini, uçurtmasının uçurmasına izin verilmediğini…

Özgürlüğünü bir alyansla bağlandığını, çeyiz kavramını öğrenmeden çeyiz hazırladığını…

Suden, üvey annesinin çocuklarına bakarak, baba evinde kendi için bir gün yaşayamadan başkasının hizmetini yapmaya devam etmesi için görevlendirilmişti…

Eksik geçen bir çocukluk, sevgisiz geçen bir gençlik… Sevgi huzur özlemi içinde büyüdü Suden …

O görmedi ki sıcaklık nasıl ısıtacak gittiği yeri? Yine mi özverili fedakâr yine mi kendinden ödün verecekti. Annesine rüyalarında sarıldı hep. Başkaları için çalışıp para kazanırken yitip giden umut ışık dolu bir hayat bir birey bir “insan” Suden! …Biraz bari yaşayabilseydi gençliğini, yaşamak sadece nefes almak değildi ki… Kim bilir belki Suden kendi yuvasını biraz “dinlenmek” için inşa ediyordur, onu kaçış olarak görüyordur…

Böyle işte dostlar, kimisi tırnaklarınla beton kazar, kimisi de oje sürdürmek için kendini Fransa’ya götürtür… Kimisi yoktan var eder kıymet bilinmez, kimisi de var olanı yok eder ama el üstünde tutulur! Hayatta, yaşamda zerre adalet yok!

Başkasının rahatı bozulmasın diye uğruna feda edilen nice nice hayatlar yaşantılar…

Size diyeceğim: lütfen çocuklarınızı siz bari okutun! Sizin yaşadığınız hayatı onların da sürdürmesine izin vermeyin. Ben öyle gördüm öyle olmalı demeyin lütfen! Bu hayat denilen okyanusta boğulmamaları için onlara yüzmeyi öğretin bunu da, sevgi ve ilgi, eğitim ve bilime yakın tutarak başarabilirsiniz. Lütfen geleceğini hazırlamayacağınız bir çocuğu doğurmayın! Çocuğu kurtarıcı olarak görmeyin!

Suden ve onun gibi olan kızlarımız ve erkek çocuklarımıza…

Yaşayamadığınız yaşantınızı umarım hayatınızın geri kalanını( ki bana göre başlamamış bir hayat)

Sevdiğinizle zorluklar içinde inşa ettiğiniz yuvanızda mutlu ve huzurlu geçirirsiniz…

Sevgiyle kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Eif Beyza 2 hafta önce

Kaleminize saglik
ülkedeki sıkca yasanilan bir durum maalesefki :(

banner1572

banner948

banner1797

banner1798

banner1867

banner1871