banner1503
Öne Çıkanlar okul tatil Ak Kadınlar yürüyecek Silivri gökyüzü Tekerlekli Kayak Türkiye Şampiyonası
banner2032
banner1946

banner1782

AK Parti Silivri İlçe Başkanı Rıfat Kutlu,SHA’ya konuk oldu.SHA İmtiyaz sahibi Yusuf Eker’in sorularını yanıtlayan Kutlu ile yapılan özel röportaj haberin videosunda ..

- Silivri’de çalışmalarınız nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz sahada?

Referandum süreci yaklaşık iki buçuk üç aydır ülkenin gündeminde tartışılan bir mevzu. Bizler de AK Parti Silivri teşkilatı olarak yaklaşık iki aylık zaman diliminden belki biraz daha fazladır arazide seçmenimizin yeni sistem olan Cumhurbaşkanlık Hükümet Sistemi’ni doğru bir şekilde onlara anlatabilmek adına çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu vesile ile de ben Silivri’deki bütün seçmenlerimize, bütün hemşerilerimize sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum. İnşallah ilçemiz kendi adına yakışır bir biçimde barış, huzur ve kardeşlik adına herkesin özgür iradesiyle, iradesini sandığa yansıtacağı bir seçim atmosferini inşallah hep birlikte yaşarız. Silivri’miz arazi itibari ile büyük bir ilçe. Burada hem köylerimizde hem beldelerimizde, hem merkez mahallelerimizde hem kendi teşkilat mensuplarımız, hem geçmiş dönem çalışma arkadaşlarımız, gerek milletvekillerimiz ve bakanlarımız ilgili STK’lar, esnaflar, muhtarlar bir şekilde Silivri’de bu yeni anayasa sürecini anlatmayacağımız, anlatmadığımız sorusuna cevap vermeyeceğimiz kimsenin kalmayacağı bir biçimde arkadaşlarımızla birlikte bu sistemi anlatmaya gayret gösteriyoruz.

-Sahada olan seçmen profilini nasıl değerlendiriyorsunuz? Karşılaştığınız seçmenlerin sizden beklentileri nedir?

Bu manada Silivri biraz daha kozmopolitik bir yer. Silivri’ye bu manada üç ana bölgeye ayırabiliriz. Köyler, beldeler ve merkez mahalle dahil olmak üzere. Bu çerçevede her türlü düşünce ile her türlü ifade ile karşılaştığımızı ifade edebilirim. Biz “hayır” diyen vatandaşlarımızın da “evet” diyen vatandaşlarımızın da kararsız olan vatandaşlarımızın da yurttaşlık haklarını koruyarak kendi akıl ve fikir çerçevesinde bizim sadece doğruyu anlatmak adına bir gayret içerisinde olduğumuzu özellikle ifade ediyoruz. Bu manada da tabii ki Silivri ölçeğinde yaklaşık iki buçuk aydır elli bin altmış bin seçmene yakın seçmenin ya hanesine ya da kapalı bir toplantıda ya üye ziyaretinde ya apartman ziyaretinde karşılaştığımız üyelerimiz… Bunlar içerisinde çok olumlu tepkilerle “evet” noktasında belki en az bizim kadar heyecan taşıyan ve ülkenin böyle bir sisteme bir an önce geçmesini dileyen seçmenlerimizle de karşılaştık. Tam tersine çok kati bir şekilde “hayır” diyen seçmenlerimizle de karşılaştık. Bu çerçevede önemli olan seçmene doğruyu anlatmak. Seçmen sandığa gittiğinde “evet” de verecekse “hayır” da verecekse ne için “evet” verdiğini ne için “hayır” verdiğini net bir şekilde bilmesi lazım. Bizim de –ki bu bana göre siyasetin de siyasi parti örgütlerinin de temel görevlerinden bir tanesi budur- merkezi siyasinin belde ve taşra teşkilatlarındaki propagandasını yaparken aynı zamanda halkı doğru manada bilinçlendirmek… Şöyle bir örnek vermek istiyorum: 18 tane anayasa referandumu ile ilgili bir madde değişikliğine gideceğiz. Biz vatandaşlarımıza bunu anlatıyoruz. Birinci maddeden on sekizinci maddeye kadar her birisinin bu ülke için neden önemli olduğunu ne için alınması gerektiğini… Ama karşı taraf on sekiz maddenin içerisinde yer almayan hatta anayasamızda bile yer almayan bir takım afaki süreçlerle vatandaşlarımızın algısını, vatandaşlarımızın düşüncelerini yönlendiriyor, algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar. Bu manada da biz aslında AK Parti teşkilatları olarak seçmenle doğru iletişime geçme, seçmeni yönlendirme, seçmene doğruyu anlatma noktasında ne derecede önemli bir vazife yaptığımızın da tekrar farkına varmış oluyoruz.

- Neden “EVET” denmeli ?

Bu önemli bir soru. Bizde genelde seçmenlerimize özellikle bunun üzerinde fazla durarak anlatmaya çalışıyoruz. Seçme kültürünü, seçme sistemini en son bugünkü Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi hariç biliyorsunuz bu ülkede Ahmet Necdet Sezer Meclis’te oy çokluğuyla, ondan önceki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ondan önceki Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve ondan önceki tüm Cumhurbaşkanlarımızın seçilme biçimiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçilme biçimi arasında fark vardı. O dönem Meclis’in çoğunluğu Cumhurbaşkanı seçiyor iken sıra AK Parti’nin adayı olan Cumhurbaşkanı’nın oylamasına geldiğinde birisi çıktı “Cumhurbaşkanı’nı seçmek için 367 yeterli çoğunluğa sahip olmamız gereklidir” dedi ve bu sistemin önünü tıkadı. Aslında bu bir vesayet rejiminin de bu ülkede varlığının net bir göstergesi idi. Daha önce bu anayasada varsa böyle bir madde, varsa böyle bir gerekçe seçilmiş hiçbir cumhurbaşkanına uygulanmayıp AK Parti’nin cumhurbaşkanı seçeceği noktada o dönemde Sabri Kanatoğlu’nun “367 çoğunluk gerekmektedir” ibaresi “Bu ülkede iktidar olsanız da muktedir olamazsınız” ifadesini kullanan belli bir kesimin bu vesayet rejimini elinde tuttuğunun net bir ifadesi idi. Tabi bu sistem içerisinde biz vatandaşlarımıza şunu anlatıyoruz. Mesela düşünün bir 15 Temmuz darbe teşebbüsünü. Bu ülkedeki son 50-60 yıldır yaşamış olduğu en önemli hadiselerden bir tanesiydi. Darbe teşebbüsü olsa da milletimiz bunu püskürtse de daha önceki darbelere nazaran şiddetinin çok daha yoğun olduğu, topların tüfeklerin F16’ların devreye girdiği bu kadar sıcak bir atmosferi ortadan kaldıran bir Türk Milleti vardı. Bunun ekonomiye ve piyasaya yansımasıyla geçmiş sistemdeki bir Cumhurbaşkanı’nın bir Başbakan’a anayasa kitapçığını bir masada fırlatması sonrasında ekonomide istikrarda toplumda oluşturduğu etkilere baktığımızda o dönem sadece bir Cumhurbaşkanı’nın bir Başbakan’a anayasa kitapçığı fırlatmasıyla oluşan etki bugün bir darbe teşebbüsünün yaratmış olduğu etkiden kat ve kat daha fazla olduğuna şahitlik ettik. Nedir peki bunu ortaya koyan sebep ve sonuç? Bu istikrarlı bir siyasi ortamın olmayışından kaynaklı. Bu ülkede de biz kuruluşumuzdan beri hep bunu savunduk. Dedik ki “İstikrar, bir ülkenin ekonomisini de bir ülkenin çalışma hayatını da bir ülkenin eğitim hayatını da bir ülkenin refahını da huzurunu da temin edebilecek en önemli etkenlerden bir tanesidir. Geçmiş dönemlerde hükümetler kuruldu 6 ay sonra yıkıldı. Yeni hükümetler kuruldu 5 ay sonra seçime gidildi. Yeni hükümetler kuruldu Bakanlar Kurulu 3-4 ayda bir değişen sisteme dönüldü. Şimdi istiyoruz ki bu ülkede halk kimi seçerse halkın seçimi üzerinde halkın tercihi üzerinde hiçbir güç yoktur. Halk kimi seçecekse o yönetim 5 yıl boyunca yönetimde kalma zorunluluğunu bu sistem elde etmiş oluyor. Bu da en kötü ihtimallerde dahi bu ülkede 5 yıllık dönemlerde belli bir istikrarın var olması gerektiğini anlatıyor. İnşallah ülkemiz 16 Nisan’da milletimizin vereceği güçlü “evet” oylarıyla birlikte yeni sistem olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerse geçmiş dönemde olan o Meclis kavgalarını, Cumhurbaşkanı ve Başbakan atışmalarını ki buna ta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’den bugüne kadar olan birçok siyasi parti içerisinde birçok siyasi hareket içerisinde sürekli bu ülkede Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı birbiriyle münakaşasından sebep yıkılan hükümetler, yıkılan devletler gördük. Bu sistem bir kere bunu ortadan kaldıracak. Halk kendi muhtarını, kendi belediye başkanını nasıl seçiyorsa kendini yönetecek hükümeti de bu şekilde seçecek. Eğer hizmetlerinden memnun kalmazsa, yapmış olduğu çalışmalarından memnun kalmazsa da 5 yıl sonra tekrar sandığa gidip onu değiştirme gücüne sahip olacak.

- “HAYIR” cephesindeki referandum çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Tabi burada konuşmamın başında ifade ettiğim gibi halkı doğru bilgilendirmek aynı zamanda bir vatandaşlık görevidir diye düşünüyorum. Şükürler olsun ki 18 maddenin tamamında hiçbir maddenin içerisindeki arka penceresini ön perdesini veya başka bir noktasını saklamadan sonuna kadar arakasında durduğumuz ve sonuna kadar millet için doğru olduğuna inandığımız düşünceleri paylaşıyoruz. Tabi “hayır” cephesinde özellikle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Milletvekillerinin kullandığı argümanlara, hem kullandığı dillere baktığımızda bu ülkede halkı ne derecede küçümsediklerine ne derecede aşağıladıklarına da hep birlikte şahitlik ediyoruz. Mesela “Referandum da ‘evet’ çıkarsa bütün lokantaları kapatacak” diyen bir siyasi hareket var. “Efendim ‘evet’ çıkarsa muhtarları ortadan kaldıracak. Muhtar denilen bir birim kalmayacak” diyen bir siyasi partiler hareketi var. Anayasanın bugün temin ettiği, bugünkü mevcut yapısıyla da üzerine değişiklik yapılan 18 madde ile hiçbir ibarenin yer almadığı, hiçbir konunun geçmediği ibareleri sırf halk üzerinde bir korku oluşturmak, halkı yanlış yönlendirmek adına bunu halk enjekte etmeye çalışan bir “hayır” cephesi ile karşı karşıyayız. Tabi buna bir kere Türk siyaseti adına üzüldüğümü ben ifade etmek istiyorum. Tabi vatandaşlarımızın da buna kanmayacak kadar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi “Türk Milleti zekidir” Gerçekten de zekidir. Bunu bir röportajımızda daha ifade etmiştik. Bu millet Atatürk’ün peşinden koşmuş bir millettir. Bu millet Adnan Menderes’in peşinden koşmuş bir millettir. Bu millet Süleyman Demirel’e, Turgut Özal’a, Bülent Ecevit’e, Necmettin Erbakan’a, Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermiş bir millettir. Haliyle her siyasi dönemi kendi içerisinde değerlendirdiğimizde belki de o dönemin en doğru olan tercihlerini halk zaten yapmıştır. Bu çerçevede ben Silivri ölçeğinde de Türkiye’nin genelinde de hayırcı cephesinin halka anlatacağı bir siyasi argümanı olmadığı için bunu olmayan argümanlarla halkı bir algı operasyonu içerisine koyup halkı yanlış yönlere yönlendirmeye çalışan bir siyasi hareketi maalesef görüyoruz. Bunu yeri geldiğinde kendi ilçemizde de görüyoruz. Diktatörlük sistemi gelecek diyorlar mesela. Ben halkın şimdiye kadar seçtiği diktatörlere hiç şahit olmadım. Efendim tek adamlık rejimi gelecek diyorlar, Cumhuriyet rejimi ortadan kalkacak diyorlar ki anayasamızın birinci maddesinde “Türkiye bir Cumhuriyet Devleti’dir” yazıyor. Haliyle cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir tereddüt söz konusu olsaydı o 18 madde içerisinde anayasanın birinci maddesi ile ilgili bir değişiklik teklifinin söz konusu olması gerekiyordu. Son -Konya Milletvekili idi yanlış hatırlamıyorsam- ifadesi de bizi hem çok derinden üzüntülere sevk etti Türk siyaseti adına hem de dehşete kapıldığımız ifadeleri söyledi. “Efendim eğer ‘EVET’ çıkarsa onların yedi sülalesini toplayıp İzmir’de denize dökeriz” ifadesi çok aleni bir şekilde “Biz halkın tercihine saygı duymuyoruz ve duymayacağız, halk bizim için önemli değil biz kendi vesayetimizin kendi düşüncemizin yerleşmesi veya yerleştirilmesi noktasında sadece söz sahibi olmak istiyoruz” diyen bir düşüncenin ürünü. Bunu diyen bir siyasi hareket var tam karşı tarafta. 16 Nisan’da sandıkta “hayır” da çıkarsa “evet” de çıkarsa bizler sandığın demokrasisine saygı duyacağımızı da ifade etmek istiyorum.

- Elinize ulaşan anket sonuçları ya da herhangi bir veri var mı? 16 Nisan’da yapılacak olan referandum sonucunda Türkiye ve Silivri’den beklentiler neler olur?

Anket sonuçları yaklaşık bir buçuk iki aydı bir çok anket firması birçok araçtırma şirketi bu manada kamuoyunun fikirleirni sunuyor. Açıkçasını söylemek gerekirse bir anket firmasına baktığımızda %70 evet, bir diğerine baktığımızda %70 hayır çıktığı sonuçlarla karşılaşıyorsunuz. Burada her zaman inandığımız söyleme de burada tekrar ihtiyaç hissettim. “En iyi anket sandık sonuçlarıdır.” Burada anket firmalarını biz tabi ki şu anda yapılan Silivri ölçeğinde bir anket çalışması yok. İstanbul ölçeğinde yapılan anket sonuçlarında çok fazla miktarda kararsız seçmenin varlığından bahsediliyor. Tabi çok yeni bir sistem. 18 maddeden oluşan, alışılagelmiş sistemin dışına çıkacağımız bir sistem. Halkımızın da yoğun şekilde kararsız olması beklenilen bir durum ama özellikle son hamlelerde son çerçevelerde sürecin içerisine baktığımızda ben inanıyorum ki kararsız seçmenlerimizin birçoğu evetse evet, hayırsa hayır noktasında karar vereceklerini belirtmiştim. Bizim amacımız anketler üzerinden bir spekülasyon yaratmak değil. Ben Türkiye’de de Silivri’de de güçlü bir evet çıkacağına inanıyorum. Bizim anket sonuçlarını en doğru şekilde göreceğimiz yer sandık sonuçlarıdır. Biz bu ankete kendimizi odakladık ve inşallah o anketin sonuçlarını Silivri’de en iyi şekilde çıkartmak adına da bütün teşkilatımız var gücüyle çalışıyor. “Evet” ve “Hayır” tabi ki ilçemiz ve Türkiye’miz çerçevesindeki ifadelerine gelince de Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarımızın “Hayır” tercihine de “Evet” tercihine de son derece saygılı olduğumuzu ifade ediyorum. Biz “Evet” çıkmazsa kimseyi denize de dökmeyeceğiz, toprağa da gömmeyeceğiz.

Aslında bugün Türkiye’nin üzerine oynanan iç ve dış mihrakları bir araya getirdiğimizde ne için evet verilmesi gerektiğini de en iyi şekilde halkımız analiz etmiş vaziyette zaten. Bugün ben tekrar ifade etmek istiyorum. Bir Cumhuriyet Halk Partili vatandaşımızın “evet” tercihine de “hayır” tercihine de saygı duyulur. Bir Milliyetçi Hareket Partisi temsili arkadaşımızın “evet” tercihine de “hayır” tercihine de saygı duyulur. Bir HDP’li vatandaşımızın “evet” tercihine de “hayır” tercihine de saygı duyulur. Ama bu ülkede “hayır” çıksın diye PKK da mücadele ediyorsa, eğer FETÖ de mücadele ediyorsa, eğer DHKP-C de mücadele ediyorsa, eğer Almanya da mücadele ediyorsa, eğer Hollanda, Belçika, Fransa da mücadele ediyorsa ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının o sandıkta hangi tercihe oy vermesi gerektiğini şu ana kadar belirlemiştir diye düşünüyorum. Bu çerçevede de inanıyorum ki 16 Nisan gecesi o sandıklar açıldığında Türk Halkı PKK’ya da FETÖ’ye de, DHKP-C’ye de, Almanya’ya da Fransa’ya da Hollanda’ya da en güzel cevabı verecektir.

-Son olarak Silivrili seçmenlere mesajınız ne olur?

Ben Silivrili vatandaşlarımızın güçlü bir evet demelerini bekliyorum. Evet demelerini istiyorum. Bunun bir siyasi parti seçimi olmadığını, ülkemizin bu yeni sistemde çok daha istikrarlı ve güçlü bir sisteme geçiş yapacağını ve inşallah bir daha o eski karanlık günlere dönmeyecek ülkeyi hep birlikte oluşturmanın gayreti içerisinde olduğumuzu ifade ediyorum. Burada “evet” ya da “hayır” AK Parti veya CHP’nin tercihleri değil. Burada biz vatandaş olarak düşüneceğiz. “Hayır” çıksın diye mücadele edenler kimler, “evet” çıksın diye mücadele edenler kimler? Burada siyasi partilere saygı duyuyorum. Burada ideolojik bir çerçevede vatandaşlar elbette ki kendi ideolojilerini sandığa yansıtabilirler ama siyasi partilerin dışında diğer örgütsel yapılara baktığımızda, yurt dışındaki hadise ve olaylara baktığımızda ben Silivrili yurttaşlarımızın da vatanına, milletine, bayrağına, ezanına sadık bu Trakya halkının da ben inanıyorum ki güçlü bir şekilde “evet” tercihini kullanacaklar. Yoksa biz bugünkü içerisinde yaşadığımız Silivri’de Türk’ümüzle de Kürt’ümüzle de Alevi’mizle de Sünni’mizle de Pomak’ımızla da Gacal’ımızla da kardeşlik içerisinde barış içerisinde yaşayan bir toplumuz, yaşayan da bir siyasi hareketiz. Bize yüzde 15 oy veren Sayalar Köyü’ne de aynı çalışmayı götüren bir siyasi hareketiz, yüzde 50-60 oy veren Selimpaşa’ya da Mimar Sinan Mahallesi’ne de aynı hizmeti götüren bir siyasi partiyiz. Bunun, bu seçimin, bu referandumun bir siyasi parti seçimi olmadığını, bu ülkenin bugünkü konjonktürde bir beka sorunu haline getirilmeye çalışılan bir sistemde ben inanıyorum ki Silivrili hemşerilerimizde, Hollanda’da bu ülkeye yaptırılmak istenen hadiseleri, Almanya’da bu ülkeye yaptırılmak istenen hadiseleri PKK üst düzey yöneticilerinin televizyon kanallarına çıkıp “AKP ve MHP anlaştılar. Bizi bitirecekler. O yüzden bu yasa Meclis’ten çıkmamalı. Meclis’ten çıkarsa da sandıktan çıkmamalı” demesi herhalde en büyük mesajdır diye düşünüyorum. Halkımızın da bunları iyi bir şekilde değerlendirip sandıkta ona göre oy verebileceklerine ben inanıyorum. 18 maddenin 18’iyle de ilgili yurttaşlarımızın ki kendi siyasi hareketimiz içerisinde de Uğur Mumcu Meydanı’nda çadırımız var, Pazar yerlerinde de AK Nokta’mızı kuruyoruz partimizde de her gün 3-4 tane görevli arkadaşımız vatandaşlarımızın sorularını cevaplandırma noktasında bir gayret içerisinde. “Efendim 18 yaşında milletvekili seçilir mi?” gibi kafasında soru işareti olan bütün yurttaşlarımızın da kafalarındaki o soru işaretlerini bertaraf etme adına hem ilçe binamıza hem Uğur Mumcu Meydanı’ndaki çadırımıza, hem Pazar noktalarındaki AK Nokta’mıza hem Silivri sahilindeki AK Nokta’mıza vatandaşlarımızı davet ediyorum. Araştırmalarını, sorgulamalarını istiyorum. Biz bu ülkenin gencine de yaşlısına da güveniyoruz. Biz bu ülkenin kadınına da erkeğine de güveniyoruz. Biz bu ülkenin –onların ifadesiyle- cahiline de güveniyoruz okumuşuna da güveniyoruz. Bizim nazarımızda çobanın oyu da profesörün oyu da birdir. Biz bu vesile ile de bu aziz milletin bütün tercihlerine saygı duyduk ve bundan sonraki bütün tercihlerine de saygı duyacağımızı ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar hep doğru insanların Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadar hep doğru tercihlerde bulunan halk inanıyorum ki 16 Nisan referandumunda da doğru tercihi kullanacaktır. Silivrili hemşerilerimize de 16 Nisan referandumunun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah hem Silivri’mizde hem İstanbul’umuzda hem Türkiye’mizde 16 Nisan gecesinde güçlü bir evet çıkarttığımızda da o PKK’nın, DHKP-C’nin, Almanya’nın ve Hollanda’nın yaşayacağı üzüntüyü inşallah bizim meydanlarda göstereceğimiz sevinçle karşılık vereceğimizi de ifade etmek istiyorum. Bizlere de bu mesajları verme fırsatı verdiğiniz için de Silivri Haber Ajansı’na teşekkürlerimi iletiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner1797

banner1876

banner1875