banner1503

Beni bir göğüsüm olmadan da sever misin?

Üç çocuklu, mutlu evliliği olan çok alımlı, güzel bir kadındı...

Çok çalışır, ailesiyle yer içer, yaşayıp giderdi. Bir gün göğsünde bir ağrı hissetti, umursamadı ve işine devam etti o gün. Eve gittiğinde yemek hazırlarken birden yine göğsündeki o ağrı hatırlattı kendini. Elini göğsüne götürünce eşi fark edip ne olduğunu sordu. Sebepsiz bir ağrı olduğunu söyledi ve geçiştirdi. Günler birbirini kovaladı. Her şey yolunda gidiyor gibiydi, ta ki bir gün o ağrı onu hareketsiz bırakana dek. Doktora gitmesi gerektiğini anladı. Tetkik ve yapılan tıbbi işlemlerden sonra “Meme Kanseri” teşhisi konmuştu… Raporlar elinde bir müddet hastane koridorunda öylece kalmıştı. Düşünmüyordu, sadece bakıyordu. Gelen telefon bozdu o sessizliği, arayan eşiydi. Dışarıda biraz işi olduğunu ve onu sevdiğini de söyleyip kapattı telefonu… Raporları çantasına koydu, ellerini ceplerine soktu ve sahile indi. Yürüyerek etrafına bakıyordu. Deniz ne kadar durgundu, yerdeki çimler ne kadar yeşil, insanlar ne kadar sessiz… Derin bir nefes aldı, hiçbir şey hissetmiyordu sadece bakınıyordu öylece… Fark etti ki hiç bu kadar tek başına hiçbir şey yapmadan dolaşmamıştı daha önce. Kendini bir boşlukta hissetti. Hep birilerine yetişmek, bir yerlere koşup saatinde orada olmaya alışmıştı… Dedim ya, seviyordu.

Bir banka oturdu ve gözleri uzağa daldı, düşüncesi bile kendi için değildi “Ne yapar? Ne yaparlar?” diye sayıklıyordu. Kendisinin ebedi yolculuğa gittiğini düşündü ve gözünden bir damla yaş geldi…

 O sütünü sıcak içmez, diğeri asla domates yemez, diğeri ise hiç süt içmez.

Bunları kim nasıl anlayıp onları nasıl doyuracak, diyerek ellerini yüzüne kapattı…

Saatine baktı birden, okuldan eve geliş saatleri yaklaşmıştı çocukların, eşini arayıp geç geleceğini çocuklarla ilgilenmesini rica etti. Kendinle kalmayı özlemişti belli ki ama böyle bir durumda fark etmeseydi keşke…

Uzun uzun düşündü doktorun dediklerini. Ama kafasında sadece gittiğinde çocukları ve ailesinin ne halde kalacakları vardı, bunu düşündükçe canı daha çok acıyordu…

Birden kızının hastalığı ve ona seslenişi aklına geldi “Anne yardım et bana” demesi…

Oğlunun anne “Sen olmasaydın bu maçı kazanamazdım” demesi…

Diğer oğlunun ona olan düşkünlüğünü, onu öpmeden hala uyuyamadığı…

Eşinin ona olan sevgi ve saygısı...

Zaman epey geç olmuştu kalkıp gitmeliydi. Kafasındaki düşünceler hırçın bir denizin kıyıya vuran dalgaları gibi vuruyordu beyninin duvarlarına… Kalbi hızla atıyordu, bulunduğu yerden çıkmak istercesine, dudaklarını ısırdı, iki elinle kafasını sıktı. Gözlerinden o tuzlu suyun akmasına yine de izin vermedi…

Derin nefes alıp kayboldu caddede. Kapının zilini çaldı, kızı koşarak açtı kapıyı kucağına atlayarak, arkasından oğlu koştu, sonra diğeri…

“Anne merak ettik neredesin öpemedim seni” dedi. Eşi halini beğenmemişti ve çocuklarına odalarına gitmelerini söyledi hem de hemen. Sarıldı eşine ve kollarına bıraktı kendini, saatlerce sıkmıştı, bastırmıştı duygularını, gözyaşlarına boğuldu öylece kala kaldı onun boynunda...

Açıkladı sonucu eşine, duyunca yutkundu önce, bir yudum su aldı yanında duran bardaktan ve:

-Evet, olabilir, normaldir insanız ama hayır kabul etmiyorum. Seni ebediyet yolcusu gibi görmek istemiyorum, atlatacağız, dedi.

-İlerlemiş çok, dedi usulca. Vakit az, diyerek çocuklarının odasına baktı. Ben gittiğimde onlar ne olacak dedi. Gidemem, yapamazlar, bırakamam bırakmamalıyım, daha okulları var. Anne yemeğini nerede yiyecekler. Hayır, hayır olmaz gidemem, dedi ve hışımla kalktı çocuklarını çağırdı. Eşi gözü yaşlı izliyordu onun vahşice çocuklarına olan düşkünlüğünü.

-Çocuklar ben meme kanseri olmuşum, dedi. Sert bir bakışla onlara döndü. Gözleri dolarak ve eşine bakarak sustu. Çocuklar birbirine baktılar ve erkeğin biri “Anne bizi çok emzirdin diye mi oldu?” diyerek başını yere eğdi. Hayır, dedi yüksek sesle, bu çok kadının başına gelebilen bir durum, siz yapmadınız dedi.

Kızı ise  “Anne ben sütü sıcak içebilirim sen iyileş” dedi.

“Kahvaltıda domates yerim” diye bağırdı diğer çocuk…

Bu sözler karşısında gözyaşları kan olup içine aktı yutkunarak, “Atlatacağız çocuklar hep beraber atlatacağız” dedi. Döndü eşine ve:

-Babanızın artık alımlı ve güzel karım dediği bir eşi olmayabilir ama onu sevdiğim kalbimi değil onun üstünde olan göğsümü alacaklar. Aynı şey değil yani, dedi gülümseyerek…

Öyle dediğinde eşi başını çevirdi dudaklarını kemirerek, dışı sus pus ama içinde kasırga vardı, içinde kırmadığı hiçbir şey bırakmayan bir fırtınayla dinliyordu onu…

Kadın her şeyi anlattıktan sonra rahatlamıştı biraz. Telefonu alıp doktorunu aradı ve “Yarın tedaviye başlayabiliriz, benim hiçbir yere gitmeye niyetim yok, anlıyor musunuz” diye bağırdı. Emlakçı arkadaşını aradı ve “Bana bahçeli, ahırı olan bir ev bul, bahçemde domates yetiştireceğim, oğlum domates yiyeceğini söyledi, inek almalıyım oğlum süt içeceğini söyledi” diye bağırdı. Sonra döndü kocasına ve: “Tek göğüslü, eskisi kadar alımlı olmayan ama eskisi gibi hala seni tek kalple seven beni, böyle sevmeye devam edebilir misin?” diye bağırdı.

Koşarak aralarından rüzgâr bile geçemeyecek şekilde sıkıca sarıldı karısına “Eskisi gibi değil, eskisinden daha çok seviyorum seni, gözlerin gözlerimize baksın, bakışın yüzümüzde olsun, ellerin sıcacık ellerimizde kalsın ne olur güneşim sakın batma” dedi gözyaşları içinde… Çocuklar çember olunca etrafında yüksek bir sesle bağırdı:
”Her hücrem sevgiyle, sevdiklerimle, umutla, ümitle dolu, benle başa çıkabilirsen çık bakalım, senden korkmuyorum asıl sen bu kadar sevgiden kork yarın” deyip sarıldı hepsine!

Kadın zayıftır doğası gereği ama anneler çok güçlüdür… Hastalığında bile ailesini düşünen bu varlığa zor, dar zamanlarında destek çıkılsın beyler! O sevdiklerinin desteğini hissettiği ve gördüğü zaman yenilmez olur. Evet, çoğu hastalığa karşı bile çıkabilir! Lütfen yadırgamayın, tek göğüslü diye eksik görmeyin… Her ne kadar cinsel sembol olarak görülse de Meme tarihte doğurganlığın sembolü olmuştur. Bir bebeğin besleyici besin kaynağıdır. Anneyle bebeğin arasındaki kalıcı ve özel bir bağdır…


Bu sürecin içinde olan veyahut geçirmiş olan ve bu sürece düşebilecek tüm kadınlaradır sözüm:
Hastalığı bilelim kabul edelim ama asla teslim olmayalım. Artık birçok hastalığa çare var. UNUTMAYALIM meme kanserinde erken tanı çok önemli!


MEME KANSERİNİ BİRLİKTE GÖĞÜSLÜYORUZ…
Sevgiyle kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner2035