banner2564

Gazeteci yalnızca gazetecilik mesleğini icra etmelidir.

24 yıldır basın yayın sektöründe olan, yayın organlarının çeşitli kademelerinde muhabir ve yöneticilik yapan,sektörde duayen olmuş isimlerin de yakından tanıdığı Cemile Kayar ile yaptığımız röportaj.Mütevaziliği bilgeliği, ve tüm nezaketiyle meslek hayatında ilk kez Silivri Haber Ajansında yayınlanmakta.Keyifli okumalar.

Gazeteci yalnızca gazetecilik  mesleğini icra etmelidir.

Öncelikle Merhaba, nasılsınız Cemile hanım?

Teşekkür ederim, Oldukça iyiyim.

Silivri’de uzun yıllardır gazetecisiniz, sizi bu mesleğe iten unsurları bize anlatırmısınız?

Lise yıllarımda araştırmayı seven biriydim, herhalde biraz etki oldu onun yanı sıra belediyecilik hayatım var. Belediyecilik hayatımda da Halk ve İlişkiler ve Basın Bölümündeydim, oradan bir başlangıç noktası oldu. O zamanlar yeteri kadar bilgi sahibi değildim. Bir başkan yardımcımız vardı Fehmi Akyüz Beyefendi, Basın bölümünü Halk ve İlişkiler birimini bana vermişlerdi kendisinin epey bir desteği oldu. Belediyecilik yaşantımda Basın Camiasına tanışma buluşma oldu, öyle başladık.

Fehmi Bey böyle konularda hassasiyet göstererek etken oldu, çok incelerdi oda yazdığımız bültenleri. Belediyeden ayrılınca çok kısa süreli de olsa kendi iş yerimi açmıştım, ondan sonra basın camiasına geçtim. Haberdar Gazetesi ile başladım, Mehmet Mert Beyefendi ile 5-6 yıl çalıştık hem muhabir olarak hem de temsilci olarak.  Haberdar gazetesine geçtiğimde çok bilgim yoktu ve bizim mesleğimizin kötü bir yanı öğretilmiyor, hiç kimse bir bilgi vermiyor siz kendiniz bocalıyorsunuz bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. O zaman da Şebnem Yalçın Hanımefendi diye bir gazeteci arkadaşımız vardı, birlikte çalışıyorduk burada temsilci de Refik Bey’di herhalde bir gün bocaladığımı gördü hissetti ki bana: “Bugün sana söyleyeceklerimi öğreteceklerimi bir daha söylemeyeceğim, ama sana bu gibi konularda yardımcı olacağım.” çok sağolsun ona çok şey borçluyum. Daha sonra Hür Haber’de uzun yıllar görev yaptım, ardından Büyükçekmece’de 3. Bölgede bulunan gazetelerin birçoğunda muhabir ve temsilci olarak çalışmalarıma devam ettim. Şimdi Ulusalda Harbi Gazetesi’ndeyim ve kendi adıma da açtığım Trakya İncisi adında internet sitesiyle devam ediyoruz.

Eskiden beridir zordur bu meslek, Silivri gibi bir yerde de bu zorluk varmıdır?

Evet, eskiden oldukça zordu şimdi daha basitleşti ama bu da şartların, koşulların, teknolojinin getirdiği rahatlıkla daha çok kolaylaştı.

Siz yetiştirirken de Çağdaş Türk toplumda yeri ve fikri olan birey olduğu bilincinde yetiştirilmiş bir kadın olarak bu meslekte zorlandığınız oldu mu?

Disiplinli bir ailede yetiştim, annem ve babam bizi yetiştirirken her şeyden önce kimseyle ilgili konuşmamamız gerektiğini, kimsenin malına mülküne parasına puluna itaat etmemiz gerektiğinin altını çiziyorlardı.

Mesela annem, kapıdan çıkmadan önce:

“Evladım giyiminize kuşamınıza bakın, önce bir aynaya bakın, eğer kendinize yakıştığını düşünüyorsanız çıkın eğer yakıştırmıyorsanız değiştirip öyle çıkın” derdi.

 Rahmetli babam da:

“Verdiğiniz söz yazılı olmasa da çok önemlidir, verdiğiniz sözü mutlaka tutun yalan konuşmayın, kimsenin arkasından konuşmayın ”derdi, bu baz da bizi yetiştirmişler. Onlarda çok zor şartlarda bizleri yetiştirmişler, ellerinden gelen her şeyi de yapmışlardır. Ben hiç hatırlamam babamdan para istediğimi, mutfakta ki camın sağına bana harçlık bırakırdı çok üzgün veya asık suratlı gördüğünde, babamın esprileri vardı:  “Karadeniz’de gemilerin mi battı ne oldu çocuğum? Sıkıntın derdin mi var?” derdi hiç giyimimize kuşamımıza karışmazdı. Yalnız tek bir şey söylemiştir, bir gün çok dar bir pantolonla gördü beni:

 “Evladım paran mı yetmedi senin“ dedi, şaşırdım ne alaka diye, devam etti: “Her şeyi giyebilirsin genç bir kızsın, yarın bir gün evleneceksin çocuk sahibi olacaksın bu dar pantolonları giydiğin sürece yumurtalıkların çalışmaz sorun olur kızım” demişti bir tek o ikazı yapmıştır.

Onun haricinde ben hiç hatırlamam babamın bizi dövdüğünü. Babamın bir bakışı yeterdi, baktığında dondururdu ben hep keşke öyle bakmasa da bir vursa derdim. Annem ise sineklikle vururdu babam ona: ‘’Çocuklara vurma, çocuklar döverek büyütülüp terbiye edilmez, karşısında konuşursun, anlatırsın öyle terbiye edilir” derdi. Çok disiplinli büyüdük biz, ona rağmen babam bir fiske bile vurmamıştır bize. Sabah mesela kahvaltı yapılmadan çıkılmazdı, öyle uyudum, geç yattım falan yok o kahvaltı yapılacak. Yani bizim evde sabah kahvaltısı yok diye bir cümle telafisi yoktu, akşam da yemek yok diye bir şey olmadı. Rahmetli babam tek bir şey söylerdi biz liseye gidiyorduk:  ‘’Yarın, öbür gün evleneceksiniz evinizde mutfağınız ve lavabonuz tertemiz olacak, eşiniz eve geldiğinde evde olacaksınız, asla dışarıda olmayacaksınız, evde yemek yok deyimi olmayacak, bir tas çorbanız olacak ama yine olacak” derdi bizi bu şartlarda yetiştirdiler.

Mesleğin zorluğuna gelince, tabiki vardır. Örneğin eskiye dönük baktığımızda gece daha hareketliydi, gece fuhuş otel baskınları çok yapılırdı,  kadın ticareti yaygındı bir sürü bölgesel olarak operasyonlar oluyordu ister istemez gece de çalışmak, koşturmak, durumundaydık. Şimdi gözlemlediğimiz zaman eski hareketliliği göremiyorum, eskiden uykundan uyanıyorsun, gecenin bir vakti sokağa çıkmak durumundasınız onun sıkıntısını yaşıyorsunuz, araba bulmanız gerekiyor, gittiğiniz yeri iyi bilmeniz gerekiyor, olaya hâkim olmanız gerekiyor neyle karşılaşacağınızı bilmeniz gerekiyor. Birde haberi yaptıracaklar mı? Yaklaştıracaklar mı? Olaya hâkim olabilecek misin? Oradan ayrılırken peşinize birileri takılacak mı? Veya birileri tepki verecek mi bilemiyorsunuz, tabi onun zorlukları vardı. Birçok şeyi yaşadık, sıkıntıları yaşadık hepsi birer güzel anı olarak yaşanmışlık olarak kıyıda köşede duruyor tabi onlardan da tecrübe edindik.

Bu meslekte doğruluk çok önemlidir güvenilir olmak, disiplin, farkı bakış vs. Hala kadın işletmeciye toplum hazmedememekte, bir kadın olarak gazeteci kimliğinizle bu mesleğin zorluğu nedir sizce?

Bizde erkek egemenliği hâkim olduğu için hala kadının ikinci planda görülmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Çalışan kadınların haricinde çalışmayan çok kadınımız var, bundan da kaynaklanıyor. Erkekler kadınların kendilerine tamah etmelerini istiyorlar, kadınların öne geçmesini istemiyorlar ben bundan kaynaklandığını düşünüyorum.

İşinizi seviyorsanız, işinizi dürüst yapıyorsanız, iyi araştırarak yapıyorsanız ve toplumda hakkınızda “Doğrudur, doğru haber yapar” imajı oluşabiliyorsa gittiğiniz yerlerde de yaptığınız haberlerde de bir engel görmüyorsunuz, engellemiyorlar sizi. Çarpıtıyorsanız, aşırısını yapmaya çalışıyorsanız onda engellenmeler oluyor işinizi iyi yaptığınız sürece, bilinçli yaptığınız sürece, araştırarak yaptığınız sürece bir sorun yaşayacağınızı ben düşünmüyorum.

Bu yıllar içerisinde bilgi ve birikiminizi bir kitap ile taçlandırmayı düşünüyor musunuz?

Belediye ile birlikte sayar isek 1994-1995’ten itibaren bu güne kadar, benim aslında kıyıda köşede yazılarım hazır. Kaleme almış olduğum bir taslak var ama bu meslekle ilgili değil, yaşanmış gerçek bir olayla ilgili var bekliyorum neden bekliyorsunuz diye sorarsanız bende bilmiyorum, vakti gelmedi diye düşünüyorum veya daha birçok şey öğrenmem gerektiğini düşünüyorum. Veyahut daha olayın ham olduğunu, pişmesi gerektiğini gazeteciliği, anılarımı kaleme almayı da daha erken diye düşünüyorum, biriktirmeye devam. Biraz daha çünkü her geçen gün tecrübe kazanıyoruz yeni şeyler öğreniyoruz, bence öğrenmenin ne yeri ne de zamanı yok kafamda ki süreç 2- 3 yıl içersinde.

Mesleğinizde asla unutamayacağım dediğiniz bir anınız paylaşır mısınız bizimle?

Elbette, ben bir uyuşturucu ile ilgili bir röportaj yapmıştım epey bir ses getirmişti. Konuyla ilgilenenler bağımlı olanlar,  bu konuya yakın olan kişiler sabah gazeteyi ellerine alıyorlar bir yere gidiyorlar, diyorlar ki ‘’ Biz bu Sarı Gacıyı kaldıracağız’’  kimi kaldırıyorsunuz ne oluyor diye soruyorlar  “Görmüyor musun abi bizi yazmış, nasıl biliyor bu kadarını’’ diye konuşuyorlar sonra tekrar yok biz bu Sarı Gacıyı kaldıracağız diyorlar, onlarda: ‘’Kesinlikle kılına dahi dokunmayacaksınız, insanları, toplumu bilgilendirmek adına yazmış’’ diyorlar ve onun için rahatsızlık duyuyorlar. O günden beri benim onlarda ki adım Sarı Gacı olarak kalıyor, bunu bana söylediklerinde Sarı Gacı deyimine çok gülmüştüm.

Bir defasında da Silivri Birlikler ile ilgili bir haber yapmıştım, yapmadan önce de Sayın Başkanı aramıştım, bana 5 dakika’ya kadar döneceğini söylemişti lakin 40 gün dönmemişti. Ben 40 gün boyunca beklettikten sonra haberi yayınladım, yayınladıktan sonra tırım tırım beni aramaya başladı bana ulaştığında geleceğini söyledi : ‘’Buyurun, gelin sizin söyleyecekleriniz önemli”dedim ve hazır olarak 3-5 saat bekledim onları, geldiler tabi ben de hazırlıklıyım. Bir kâğıt vardı ellerinde, dedilerki:

“Biz hazırladık” dedim tamam, benimde sorularım olacak ve soruları sormaya başladım. Sormaya başladığımda ise bana:” Siz gazeteci misiniz yoksa bizim aramızda bu işi yapan birimisiniz?” Epey bir iş olmuştu, onlar açısından tantanalı olmuştu ve o günden sonra Sayın Başkan neresi ile görüşürse görüşsün ben aradığımda bütün telefonları iptal edip bana dönüyordu.

Otel baskınlarında tanıdık kişilerin masa altına girdiğine şahit olmuştum, çarşıda bizi görmediniz değil mi diye sorarlardı mesela. Güzel anılar bunlar.

Şuan bile düşündüğünüzde hala içinizi hafif bir korkunun sardığı bir anınız var mı?

Korku derken ben bir Allahtan korkarım, başka kimseden korkmam. Her şeyin ondan geleceğine inanan biriyim, kuldan gelenlerin de Allahın emri ile olduğu için Allahtan başka kimseden korkmam.

Korku derken şöyle bir korkum vardır, ona korku değil de hassasiyet diyelim, haberin doğruluk derecesi önemlidir haberde, bir hata bir bela var mıdır olmuş mudur? Ben iyi öğrenmiş miyim gerçekten haberin içeriği bu mudur diye çok nadir zamanlarda da olsa tereddütlerim olmuştur.

Bu mesleği yapmak isteyen gençlere ve özellikle genç kızlarımıza neler söylemek istersiniz?

Geçmişte olsaydı, tabi ki zordu. Gece çalışma olayı vardı çünkü o zamanki şartlar la şimdiki şartlar arasında epey bir fark var, ben şimdi gece bayan arkadaşlarımızın habere çıktığını görmüyorum buna bende dâhilim. Tabi bu teknolojiye bağlı artık sosyal medya da her şey yayınlanıyor. Kopyala yapıştır yöntemi. Eskiden öyle değildi, şimdi herkes birbirlerinden alıyor altına yazıyor paylaşıyor, eskiden özel haber vardı artık çıkmıyor çok nadir zamanlarda özel haberlerle karşılaşabiliyorsunuz. Diyeceğim şu ki, her şeyden önce güvenliğiniz önemli güvenliğiniz kendiniz sağlamalısınız, dediğim gibi kendinize güveneceksiniz, mesleğinizi seveceksiniz, dürüst olacaksınız. Eğer siz araştırarak yapıyorsanız, haberde kimseyi kayırmıyorsanız bir tarafa yatmıyorsanız insanlar zaten o zaman sizin yanlış yapmayacağınızı bilirler. Ama eğer yalan yanlış yazıyorsanız tabi ki bir şeylere maruz kalacaksınız. Ya toplumdan soyutlanacaksınız, ya da bir şeylere maruz kalacaksınız, bunu istemiyorsanız mesleği seveceksiniz, araştıracaksınız, kulaktan duyma yapmayacaksınız, o söyledi bu böyle yazdı diye bir şey yok, çünkü bir vebal ödemek durumdasınız yaptığınız toplumu ilgilendiren bir haber o yüzden kaynağına ineceksiniz.

Bu mesleğin bir problemi kopyala yapıştır ile haber yapılabiliniyor, sizce bu nedir?

Ben emek hırsızlığıdır diyorum, öyle görüyorum. Çünkü her işte olduğu gibi bir emek sarf ediyorsunuz, en azından kalkıyorsunuz olay yerine gidiyorsunuz. Bu emek bir zaman harcamadır. Konuya hâkim olunması gerekiyor. Bir başkası konuya hâkim olmuş ve siz ondan alıp haber yapmışsınız bende hiçbir şey ifade etmez. Emek hırsızlığıdır.

Yerel Seçimlere çok az bir zaman kaldı, Silivri nasıl bir siyasi tablo içinde seçime gidiyor?

Bence bütün partiler şuan bir duraklama bir durgunluk içersinde. Çalışma bazında ben bir şey göremiyorum açıkçası, bunun yanı sıra dediğiniz gibi seçimlere çok az kalmasına nazaran çalışma olduğunu bir hazırlık olduğunu gözlemleyemiyorum bu benim düşüncem, iyi adaylar çıkmalı değişik yüzler, değişik kimlikler olmalı ve Silivri’yi projeleriyle uçuracak, geleceğe taşıyacak vizyonu, projeleri olan kişilerin aday olması gerekiyor. Büyükçekmece 1983 yılında İlçe oldu Silivri 80 yıldır bir İlçe ama Büyükçekmece’ye gittiğinizde ve Silivri ile kıyaslamasını yaptığınızda Silivri’nin çok gerilerde olduğunu görebiliyorsunuz, onun için Silivri’nin çok şeye ihtiyacı olduğunun kanısındayım. Bunun içinde vizyonu misyonu olan Silivri’yi değiştirecek, farklı noktalara taşıyacak, Silivri’nin adını her yerde duyuracak kişilerin aday olması gerektiğini düşünüyorum.

Önceki, seçimlerle şimdiki yerel seçimler arasında hareketlilik açısından nasıl bir fark var?Eskiden nasıldı?

Önceden çok hareketliydi. Eskiden hareketlilik çok erken başlıyordu ve çok hareketliydi çalışmalar. Şu an baktığımız zaman önümüzde seçim yokmuş gibi bir hava var sessizlik bir belirsizlik, boş vermişlik mi diyelim bilemiyorum, bana kızacaklar belki ama bence kişilerin şimdiden ölüye diriye sağa ve zariye toplumun içinde olmaları gerektiğini düşünüyorum Silivri’de maalesef siyaset ile ilgilenen veya siyasetin içerisinde olan kişilerin ben toplum içerisinde oldukları kanısında değilim. Baktığımız zaman dışarıda kimseyi göremiyoruz. Ben göremiyorum.

Oylarımızı bizlere hizmet vermek adına kullanıyoruz ve sayemizde bir Belediye Başkanı seçiliyor. Seçilen veya değişecek olan kişilerin sadece seçime yakın tarihte toplumun içine çıkmaları ne kadar etik sizce?

Ben şöyle düşünüyorum, seçildiklerinde tabi ki yoğun oluyorlar ona şüphe yok ama yaptıklarının karşılığının nasıl olduğunu bence toplumun içine çıkarak tespit etmeleri gerekiyor. Kulaktan duyma sözlerle takip etmek yerine akşamları veya belirli zamanlarda dışarıda olmaları gerektiğinin kanısındayım ama yine söylüyorum 2. 3. Yıldan sonra kopuyorlar hiç ortada yoklar ilk dediğiniz gibi seçim çalışmaları ve hemen biraz akabinde dışarıdalar ondan sonra hiçbir yerde yoklar. Aslında burada kaybediyorlar, çünkü ben her zaman ikili ilişkilerin veya ilişkilerin sık olması ve kişilerden şikâyetleri öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum, şikâyetse birinci ağızdan takdir ise yine 1. Ağızdan ama nedense diğer taraflarda bilemiyorum tabi fakat Silivri’de bunu gözlemlediğimiz Başkan dâhil Meclis üyeleri dâhil, siyasetle ilgilenen kişileri göremiyorsunuz özel günlerde protokolde görüyorsunuz onun haricindeyoklarya da telefonlarla aradığınızda zaten bir kaçı hariç ulaşmanız biraz zor oluyor.

Ulusalda çalıştığınızı söylüyorsunuz. Peki, Cemile Hanım yerelde Gazetecilerin en büyük sorunu nedir? Varsa çözümü nedir?

Aslında Yerel’de bana göre çok sorun var. İlk  sorun mesleğe başlayanlara işin öğretilmemesi, ikinci sırada çalışan arkadaşlarımızın sigortalarının olmayışı, belirli bir ücret tablosunun olmayışı ve çalıştıkları yerler tarafından sahip çıkılmamaları bunun yanı sıra karda kışta kıyamette hep dışarıdalar araç sıkıntıları oluyor, malzeme sıkıntıları oluyor, gazetelerin de ayakta durmaları çok zor bence yalnız siyasilerin değil toplumun gazeteye ve gazetecilere destek çıkmaları gerektiğini düşünüyorum. Nasıl destek verilir? İlan vererek, gazetelere abone olarak bu şekilde destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum ama baktığımızda son yıllara gazetelerin alımında düşüş söz konusu. Yerelde de çok fazla düşüş var bence siyasiler, siyasetçiler, esnaf, halk ve toplumun her kesiminin destek vermesi gerekiyor ama ilan yaptırarak, ama gazete alarak bu bazda destek vermeleri ile ayakta duracaklarına ve bu mesleğe yeni başlayan ve çalışan arkadaşlarımızla bu şekilde ayakta kalabileceklerini düşünüyorum.

Bu mesleğin en iyi ve en kötü yönü nedir? Bir kadın gazeteci olarak ne söylemek istersiniz?

Gazeteci kolay bir meslek değil.Elbette  tüm mesleklerin kendine göre zorlukları vardır ama gazeteciliğin daha da zorlukları var maddi manevi yönleri var, yeni yetişecek arkadaşlarımızın bu mesleğe başlamadan önce iyi düşünüp iyi araştırmaları gerekiyor. Bu meslekle bağdaşabilecekler mi, yapabilecekler mi birde bu meslekte gece gündüz, bayram seyran yok, onun yanı sıra kendi güvenliğinizi kendiniz sağlamak durumundasınız bir de araştırmacı bir yanınız olması gerekiyor, nasıl olsa bunu ben yaparım demekle olmuyor yani kopyala yapıştır ile olmuyor. Dediğim gibi kalıcı olmak istiyorsanız meslekte, araştıracaksınız haberin doğruluğu çok önemli toplumu aydınlatacaksınız bu çok önemli yanlış bir şeyde yanlış yaptığınızda geri dönüşü yok, çünkü söz değil yazılı. Toplumu aydınlatma yönünde hata belanın olmaması gerektiğini düşünüyorum. Toplum sizi ona göre değerlendirecek, ona göre bir isim alacaksınız, ben her zaman söylerim “Bırak onu”deyimi çok ağır bir sözdür, o olmamalı hani “Bırak onu ya, bırak şunu ya, o gazeteci değil, yalan yanlış  yazar, deyimi.

 Bir de “ Yok,hayır  o yazdıysa doğrudur  “deyimi .Onu dedirtmeniz çok önemlidir ,onun için yeni başlayacak olan arkadaşlarımızı bunları düşünerek hareket etmeleri gerekiyor. Bizim mesleğimiz çok paralı bir meslek değil, güvenceniz çok önemli, sigortanız olması çok önemli gazetecinin ayakta durma kriterleri var dediğim gibi Siyasetçiler ve siyasilerin ve toplumun destek vermesi gerekiyor ki yeni başlayacak arkadaşlarımızın bu şekilde ayakta duracaklar. Biraz zor ve sıkıntılı ama severek çalışıldığında ben zor olacağına inanmıyorum.

Objektif olmak zor mudur bu meslekte?

Kişilere göre değişir, aslında zor değildir yapı meselesi ne göre olduğunu düşünüyorum. Her insanın bir siyasi görüşü vardır, her insanın tuttuğu bir futbol takımı vardır ama siz bunu öne çıkarmadığınız sürece ve tarafsız kaldığınız sürece başarılı olursunuz, benim dediğim olsun derseniz sorun tabiî ki olur.

Basın Özgürlüğü ile ilgili düşünceniz?

Bana kızabilirler belki ama çok aşırı derece de basında da özgürlük iyi değil diye düşünüyorum. Nedeni ise az önce dediğim gibi kişiler ve görüşler bakış açıları. Yine ortaya şu çıkıyor doğru yapabilme, iyi takip edebilmek toplumu iyi aydınlatabilmek çünkü bilgi kirliliği çok da fazla olabiliyor bunu çok fazla görüyor biliyoruz onun için olması gerekiyor.

Son zamanlarda sosyal medya gazeteciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet,  habere gidiyorsanız ordaysanız haberi yapıyorsanız tamam. Ama oraya gitmiyorsanız, olay anında orada değilseniz ve bir arkadaşınız bu haberi yapmışsa fotoğrafı alıyorsanız bizde takla attırma deniyor habere, takla attırıyorsanız bu haberi giriyorsanız o bir emek hırsızlığıdır. Oraya gidenlere karşı bir saygısızlıktır, bence gazetecilik bu konuda yapıldığını düşünmüyorum ben. Ha olay yerine gidersiniz tamam. Şunu da yaşayabilirsiniz, olay yerine gitmişsinizdir fotoğraf çekmişsinizdir yeterince iyi çıkmamıştır yine arkadaşınızdan almışsınızdır ama olay yerindeyseniz o problem değildir, çünkü ordasınızdır. Sizde aynı emeği sarf etmişsinizdir. Ama dediğim gibi gitmeden alıp yapıştırayım bu haberi gireyim derseniz bence bu emek hırsızlığı. Mesleğe olan saygıdan dolayı bunun yapılmaması gerekiyor. Çok iyi hatırlarım, temsilcilik yaparken yanımda çalışan arkadaşlara birçok muhabir arkadaşım bu haberi yazsana bana, diyenlerimiz vardı. Bende vardır arşivlerimde durur. Bu köşe yazısını bana yaz gönder deyimi, yani başkasına köşe yazdırıp ben yazdım diyenler, haber isteyip sonra ben yazdım haberi deyip benim yanımda çalışıpyazdırdıklarınıbilen biriyim. Bu yeni değil geçmişte de vardı, haberi oku deseniz okuyamaz çünkü kendisi yazmamıştır benim arşivlerimde hala vardır.

Artık tecrübe ediniyorsunuz. Şimdi ben köşe yazanlara baktığımda, okuduğumda veya haber yazıp paylaşıldığında anlarım, bu köşeyi o mu yazmış yoksa başkasına mı yazdırmış veya habere bakarım bu onun haberi mi değil mi, altında onun imzası olsa bile ben bilirim onun yazmadığını. Ve derim de bu köşeyi o yazmamış başkasına yazdırmış, bu haber ona ait değil diye.

Gazeteci yalnızca gazeteci mesleğini ircaa etmelidir. Gazetececi başka bir meslek yapamaz, yapmamalı!

Ne hissediyorsunuz böyle bir şeyle karşılaştığınızda?

Hoş değil tabi sizi kişiler bir yerlere oturtmuşlar ama siz o kişi değilsiniz. Var öyle köşeleri ve haberlerini başkalarına yazdıranlar ve ben baktığımda okuduğumda anlarım çünkü herkesin bir tarzı vardır bir üslubu vardır. Bu yazı ona ait değil, anlar söylerim.

Bu meslekte kişisel zorluklardan biri de: Medya kuruluşunda bir çalışan patronun ilişkilerinin iyi olduğu, çalıştıkları firmalar hakkında eleştirel bir haber yapma zorluğu. Böyle mi olmalıdır?

Hayır, böyle olmamalıdır. Ben bu tarzda hiç çalışmadım. Çalıştığım gazetelerde bile hepsine teşekkür ediyorum hiçbir zaman bu haberi neden böyle yaptın, buna neden öyle dedin, bununla ilişkin niye bu şekilde gibi deyimi hiç gündeme gelmedi biraz da herhalde bende kaynaklı bence, yapımı bildikleri için. Ben buna karşıyım, kişilerin ilişkilerine göre haber yapılmaz, yapılmamalı yapılırsa da bu haber değildir, o kişinin reklamıdır diye düşünüyorum reklam verilecekse de da gerekli olduğu için verilmeli ve gerekli olduğu için de alınmalı, kesinlikle katılmıyorum ilişkiler böyle diye,işte şu bazda haber yapılacak bu haber yapılacak, hayır  böyle olmamalı, ben böyle bir şey yaşamadım inşallah bundan sonra da yaşamam. Çalışan ve patron ilişkilerimde veya temsilci patron yönünde hep saygı çerçevesinde oldu çalışmalarım, hiçbir zaman da bunun dışına çıkılmadı böyle gibi bir şey yaşamadım, inşallah arkadaşlarımız da yaşamazlar.

Silivri’de basın ne durumda?

Benim son zamanlarda gözlemlediğim daha önce çok kopuktu, kopuk olarak görüyordum. Sosyal medyada basına olan saldırılardan dolayı, basının bir araya gelerek, birlikte hareket etmesi, bir şeylerin aştığımızın göstergesiydi benim için. İnşallah bundan sora da hep birlik beraberlik içersinde olunur. Ben şahsıma karşı saygılarını kaybettiklerini görmedim. Göreceğimi de hiç düşünmüyorum, neden derseniz hepsini tanıyorum, az çok neler yapabileceklerini veya nasıl bir kişilikleri olduğunu az çok biliyorum ama Silivri’de basına destek verilmediğini görüyorum, nedenine gelince söylediğim gibi maddi manevi olaylar, herkesin geçindirmiş olduğu bir ailesi var kendisi var, mücadele etmek zorundalar ve destek görmek durumundayız hepimiz. Herkes görmek zorunda bunu, Silivri’de yeteri kadar oluşmadığını düşünüyorum. Silivri’de yerel basının desteklendiğini düşünmüyorum. İnşallah ilerleyen dönemlerde farklı şeyler olur iyi şartlarda arkadaşlarımızla çalışırız birlik beraberlik içersinde oluruz. Toplumun vereceği destek çok önemli. Daha iyi şartlarda olabiliriz diye düşünüyorum.

Diğer yerlerde basın nasıl peki ?Örneğin Büyükçekmece’den bahsetmiştiniz?Orada nasıl?

Siyasi  olarak algılanmasın ama Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr.Hasan Akgün beyefendinin basına vermiş olduğu bir değer yargısı var, o çok gözle görülür nitelikte ve ben Sn.Hasan Akgün’ün basına karşı hassasiyetini çok iyi bilenlerden biriyim, örnek vererek söyleyeyim: Bir gün toplantıya gittik Sayın Başkan aracı ile geldi ama araçtan inmiyor, doğal olarak da sordum beklemeyi sevmediğim için. “Sayın başkan araçtan neden inmiyor” diye, dediler ki gazeteleri son haberlerine bakıyor ve bakmadan inmez. Bunu birkaç yıl önce yaşadım.Bütün gazeteleri inceler. En ince  noktasına kadar okur ona göre de gazeteciler ile görüşlerini düşüncelerini paylaşır ve neticede sayın başkan aracından indi döndü senin burada bir eksiğin var yazında, diğerine döndü burasını yanlış yazmışsın, diğerine çok güzel yazmışsın falan ve ben hayran kaldım Sn.Başkana ve keşke bizim de böyle bir Belediye Başkanımız olsa dedim. Basınla ilgilenen, basını bir araya getiren, basınla arada bir toplantı yapan bunlar önemli şeyler. Sn Akgün’ün bir Çanakkale gezisinde katıldığımda ve basına nasıl değer verdiğini orda da anladım. Orada bir rahatsızlığım olmuştu benim, anında hemen orada çözüme kavuşturdu. Bence orada, Sn Başkan basına oldukça değer verdiği işte gazeteleri her gün bakması haberleri incelemesi okuması zaten ortaya koyuyor. Zannediyorum orada biraz da esnaf olsun, iş adamları olsun, destek veriyor reklamlarıyla ilanlarıyla bence standartlar biraz daha iyi durumda diye gözlemliyorum.

Neden Silivri’de Gazetecilere değer verilmiyor hiçbir protokol üyesi gazeteci günlerinde bile aramıyor?

Bence Başı nasılsa sonu da öyle gelir derler ya, Silivri Belediye Başkan’ı Özcan Işıklardan kaynaklanan bir durum bu, o da basına karşı takındığı tavır, basınla olan iletişimin kopukluğundan olmasından.

Bir  çocuk hayvan istismarcılığı, çirkin ahlak dışı olaylar,söz konusu  ilçemizde de bunlar gün yüzüne çıktı insanlarda inanılmaz derecede öfke ve kin var, bütün bunların sebebini neye bağlıyorsunuz?

Eskiden yaşam standartlar yüksekti, eğitim de kalite vardı ben her zaman eğitim eğitim eğitim derim. Eğitim çok önemli özellikle ben kadınların, kızlarımızın eğitimlerinin çok önemli olduğunu düşünen biriyim. Nedenine gelince toplumdaki her ferdin anne doğuruyor, bir kız evleniyor bir çocuk dünyaya getiriyor veya birçok çocuk dünyaya getiriyor. Baba sürekli dışarıda kim eğitiyor? Anne eğitiyor eğer anne eğitimli değilse yani bizim kız çocuklarımız eğitimli değilse? Eğitim önce ailede başlar daha sonra okullarda devam eder. Yani eğitim çok önemli. Bunun yanı sıra geçim standartları çok ağırlaştı, ağırlaşınca ister istemez toplum ağır bir travma yaşamaya başladı çünkü geçmişte yaşanılan o rahatlık bitti, bitince insanlar sürekli bir iş telaşı para kazanma telaşı aileyi unuttular, kendilerini unuttular ve bu ne yapıyor? İster istemez bir psikolojik travma yaratıyor, sinirlilik agresiflik yönümüz evet artık tahammül edemez hale geldik, en ufak olayda karşımızdakini hiç düşünmeden yani ben kırarsam ne olur diye hiç düşünmeden bir anda bir parlama, bir saldırı kavga anı yaşanıyor. Bunun ben Ağır şartlardan kaynaklandığını düşünüyorum onun yanı sıra yine söylüyorum ve eğitim şart diyorum. Bence eğitimde yeni bir şeyler yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Toplumun iyi eğitim alması sağlanmalı ve yaşamsal standartların biraz daha yükseltilmeli. Bu nasıl yapılır bilmiyorum Devlet yapacağı şeyler bunlar biz bilemeyiz ama gün geçtikçe standartların düşmesi insanların hep bir yaşam standarttı nasıl yakalarım ne yaparım bugün kazancım ne olur, ailemi geçindirebilir miyim, harcımı borcumu ödeyebilir miyim, sürekli bir endişe hali bu da ister istemez insanların psikolojisini bozuyor diye düşünüyorum. Manevi değerleri yitirdik, bu neden olduğu sorusu çok kapsamlı bir soru bana göre, yine söylüyorum eğitim. Eğer okullarımızda ki eğitimde, dini ve Atatürk’le ilgili ilke ve inkılâpları, tarihimizi iyi öğretilebiliniyorsa ben sorun olacağını düşünmüyorum, bunlardan biri eksik olduğunda da bu sorunların devam edeceğini söylüyorum.

Peki, biraz da özel sorularımıza geçelim.

Hayatınızda özel biri var mıdır?

Evet. Hayatımda çok kaliteli, çok değerli özel biri var.

 Cemile Kayar Müzik Dinler mi?

Ben her türlü müzik dinlerim, müziği severim evimde de hep dinlerim. Rahmetli babamdan kalma bir radyomuz vardır ve sabahtan akşama kadar hala çalar. Babam da öyleydi çok dinlerdi, bizim evde sürekli müzik çalar gece gündüz.

Hangi yemeği en çok seversiniz?

Ben hiç yemek ayrımı yapmam hepsini severim, annem çok iyi yemek yapan biriydi yaşlandığı için bizim yemeklerimizi kız kardeşim yapar ve kız kardeşimin de yeni yemek türlerini araştırıp yapması çok güzel…

Hobileriniz nelerdir?

Gezmeyi severim, seyahat etmeyi, kitap okumayı, sinemaya gitmeyi severim ama en çok da yürümeyi severim Yürümediğim zaman kendimde bir eksiklik hissederim. Salıncakta sallanmayı çok fazla severim. Halen.

Ne tür kitap okursunuz?

Ezoterik ve Batini kitaplarını severim, araştırılması gereken konuları severim.

Bu kadar ağır ve bir o kadar da zarif olmayı nasıl başarıyorsunuz?

Çok teşekkür ederim. Zaten herkes çok asık suratlı biri olduğumu söyler fakat iç dünyamda çok hassasımdır insanları, hayvanları, doğayı çok severim, yapı olsa gerek. Dış görünüşüm sürekli asık otoriter. Evet, öyleyim ama iç dünyamda çok hassasımdır, yardımlaşmayı çok severim paylaşmayı çok severim güzel olan her şeyi severim.

Sevdiklerinize karşı nasılsınız?

Olduğu gibi insanları kabul etmeyi seven biriyim, ama değiştikleri zaman bende değişirim o yönüm kötüdür, insanların ani değişimlerini sevmiyorum.

Bir örnek verebilir misiniz bu konuyla ilgili?

Eğer sıcak davranıyorsa açık ve netse, daha sonra ilişkide zorlanıyorsa kaçamak cevaplar veriyorsa kaçamak bir şeyler yapamaya çalışıyorsa, bundan çok rahatsızlık duyarım ve yalanı hiç sevemem yalanı yakalarsam affetmem.

Burcunuz?

 Başak Burcuyum, Yükselenim yay.

Sevdiğiniz Renk?

Mavi tonlarını gök rengi olduğu için severim, yeşili de severim ama lacivert ve maviyi daha çok severim.

Bu yaşamda en çok neyi sevdiniz?

İnsani olma yönünü.

En nefret ettiğiniz şey?

Yalan, ihanet, aldatılma en nefret ettiğim şeylerdir.

Ben doğru, dürüst, insancıl olmayı seviyorum. İnsanlarla bir şeyleri paylaşabilmeyi seviyorum, paylaşımcı olmayı seviyorum paylaşılmayan şeyin bir anlamı olmaz bence. Ben bir tek “sevdiğim insanı” paylaşamam o ayrı tabi…

17. Yüzyıldan beri yapılan tüm röportajların bana göre bir tarihsel belgedir. Sizde bize zaman ayırıp ve tarihte bir belge bıraktığınız için çok teşekkür ediyoruz…

Bende  Silivri Haber Ajansı olarak sizlere çok teşekkür ediyorum, neden? Bu güne kadar bana Şahsıma ait bir röportaj olmadı doğrusu, belki ben istemedim veya olmadı. Böyle bir röportaj gerçekleştirilmedi. Ben özellikle de sizlere çok teşekkür ediyorum. Benim için de çok güzel ve zevkli bir sohbet oldu. Benden daha bilgili daha büyük ağabeylerimiz, ablalarımız var bir çok büyümüz var, onların verecekleri mesajlar vardır diye düşünüyorum, benim bu kadar. Teşekkür ediyorum.

Biz teşekkür ederiz. Bütün bu konuştuklarımızdan ne kadar mütevazı olduğunuzu görmek çok güzel doğrusu Cemile Hanım.

Bizim mesleğimizde ben şöyle düşünüyorum: Duayenlerimiz var, ağabeylerimiz ablalarımız bu mesleğe yılları vermiş, gecesini gündüzüne katmış birçok büyüğümüz var ben onlardan sonrayım, benden sonra gelecekler de var. Ben her zaman alt üst ilişkilerine çok dikkat etmiş olan biriyim, çünkü burada yine emeğe geliyoruz emek sarfetmişler yıllarını vermişler, tecrübelerivar, onun için bu mütevazılık ise evet mütevazıolalım. Ben her zaman alt üst ilişkisine inanmış birisi olarak her zaman da saygılı olmaya çalıştım olmaya da devam edeceğim.

Çevrenizin çok geniş olduğu söyleniyor bu doğru mu?

Evet, çevrem oldukça geniştir, eskiden çok daha genişti. Telefonların kaybolması numaraların gitmesi sebebiyle irtibatların kesilmesi sebep oldu. Ben çevremin geniş olmasından memnunum bundan da mutluluk duyuyorum. Onlar olduğu sürece benim çevremde ki insanlara daha yardımcı olabileceğim, sıkıntılar olduğundan vesile olacağına inanıyorum onun için bundandolayı mutluyum. Ben kolay kolay insanlardan ben bir şey talep etmem, ihtiyacı olan ancak eşim dostum için bir şey isterim kendim için kolay kolay insanlardan bir şey istemem.

Eğer varsa buradan son olarak ne paylaşmak istersiniz?

Bence basının da birbirine destek çıkması gerektiğini düşünüyorum, yardımcı olunması gerektiğini söylüyorum... Bundan sonra gelecek arkadaşlarımıza, özellikle bu meslekte ilerleyebilmeleri için kazandığımız bilgileri doneleri, onlarla paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum, çünkü onlar da bir yol katedecekler bizim gibi, bizler zorluk çektik onlar bizim kadar zorluk çekmesinler.

Son sorumuz olarak, Dünya Türkiye’miz ve Silivri’miz için buradan mesajınız nedir?

“Dünyada bedenen ve ruhen bir sağlık sorunu var, o yüzden öncelikle herkese sağlıklı, güzel bir yaşam, iyi bir gelecek diliyorum. İnsanların sevdiği, sevgi dolu olduğu, herkesin birbirini sevdiği, sevebileceği barış içersinde savaşların olmadığı, sevginin hâkim bir Dünya diliyorum.

SEVGİYLE KALIN SEVGİLİ CEMİLE KAYAR HANIMEFENDİ...

Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2018, 15:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
Okan
Okan - 2 hafta Önce

Hayatımda tanıdığım ender insanlardan biridir benim ablam...Kanatsız melek benzetmesini yapmak hiç te yalan olmaz onun için...Yüzü hep gülsün...Mesleğinde ve yaşamında başarılar diliyorum...

Ender
Ender - 4 gün Önce

Ablam Faruk Can'dan hç bahsetmemişsin.

SIRADAKİ HABER

banner2575

banner2576

banner2577

banner2578

banner2579

banner2580

banner2582

banner2583

banner2584

banner2585

banner2565

banner2566

banner2567

banner2568

banner2569

banner2570

banner2571

banner2572

banner2573

banner2574