banner1020
banner1360

Gaytancıoğlu: “Karşınızda vahşi bir iktidar var”
banner1240
Cumhuriyet Halk Partisi Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, basın mensuplarına ve partililere yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 16 Ekim’de Silivri’ye ne için geleceğini açıkladı. Silivri Belediyesi’nin gerçekleştirmiş olduğu Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi (TÜRAM) hakkında da projeyi parti olarak çok önemsediklerini ve bu projeyi de bir kalkınma hamlesi olarak nitelediklerini belirten Gaytancıoğlu, AK Parti hükümetinin de tarım politikalarını eleştirdi.
AK Parti hükümeti için “Karşınızda vahşi bir iktidar var” cümlesini kullanan ve 2006 yılında çıkarılan Tarım Yasası gereği çiftçiye ve üreticiye verilmesi gereken yardımı vermediğini de ifade eden Gaytancıoğlu’nun açıklaması şu şekilde:

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 16 Ekim’de Silivri’de olacak. Ne var da geliyor? Güzel bir kalkınma hamlesi var. Sevgili Belediye Başkanımız’ın önderliğinde 6-7 sene önce başlatılan ciddi bir emek, sosyal demokrat belediyeciliğin yansıttığı yeni bir kalkınma hamlesi. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sadece çöp toplamıyor, sadece belediye hizmetleri yapmıyor. İlini, ilçesini, bölgesini, ülkesini düşünerek her türlü ranta karşı o ili o toprağı, geleceği, gelecek nesilleri korumayı planlıyor.
 
“Üreten bir Türkiye, hakça bölüşen bir ülke istiyoruz”
Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin kurucu partisidir. Bu cumhuriyet kurulduysa, Cumhuriyet Halk Partisi ve onun ideolojileri sayesinde kurulmuştur. Şu günlerde hep cumhuriyetin kurucu ayarlarına dönme politikası güdüyoruz. Nedir bu kurucu ayarlar? Üreten bir Türkiye, hakça bölüşen bir ülke istiyoruz. Ülkemiz üretmiyor. Buğday ithal ediyoruz, Silivri buğday üretiyor. Ayçiçeği ithal ediyoruz, Silivri Ayçiçeği üretiyor. Et üretmeye çalışıyoruz ama eti ithal ediyoruz, Silivri yine et üretiyor, besi hayvancılığı yapıyor. Ciddi bir baskı var. İstanbul’a baskı var, Ankara’ya baskı var, İzmir’e baskı var. AK Parti iktidarı 14 yıldan beri Türkiye tarımını çökertmiştir. Üretim dinamiklerini bozmuş, üreticinin üretim yapmaması için neredeyse her şeyi sağlamıştır.
 
“AK Parti çiftçiyi alması gereken destekten mahrum bırakmıştır”
Üreticiyi borçlandırmıştır, tarlaları ipotek haline getirmiştir, ipotekli krediler AK Parti iktidarında artmıştır, çiftçiyi alması gereken destekten mahrum bırakmıştır. Örnek; 2006 yılında Tarım Kanunu çıkmıştır Türkiye’de-Cumhuriyet Halk Partisi de destek vermiştir bu kanuna- Gayrisafi milli hâsılanın yüzde biri tarıma destek olarak verilir der bu kanun. Kanunlarla yönetilen bir ülkede kanunlara da uyulması lazım. Örneğin; siz kırmızı ışıkta geçerseniz cezasını da ödersiniz. Ama bakanlık o yüzde biri vermemek için elinden geleni yapmaktadır. 2006 yılından beri bütçedeki yüzde birlik rakama hiç ulaşılamamıştır. Hep çiftçiye yarısı verilmiştir.
 


“Karşınızda vahşi bir iktidar var”
Şimdi siz hem destekleme yapmıyorsunuz, tarımınızı desteklemiyorsunuz onun yerine yılda dokuz on milyon dolarlık parayı beslenmeniz için harcıyorsunuz. Böyle bir politika güdülebilir mi? Ondan sonra köyden kente göçü nasıl önleyeceksiniz? İstanbul Ankara gibi büyük metropollerimizi sanayileşmenin, şehirleşmenin baskısından nasıl kurtaracaksınız? O arazileri, tarım toprağı olan birinci sınıf tarım arazileri olan arazileri nasıl koruyacaksınız? Karşınızda vahşi bir iktidar var. Ama bereket sosyal demokrat belediyeler var. İşte Silivri Belediyemizin yapmış olduğu bu tarımsal araştırma merkezi sadece bir araştırma merkezi değildir. Çok yönlü bir sosyal politikadır. Bir kalkınma hamlesidir. Ve üreticiye ciddi bir destektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim sosyal demokrat belediyecilik anlayışımızın bir ürünüdür. Biz madem üretici istiyorsak önce üretim koşullarını sağlamamız lazım.
 
 “Tarım Bakanlığı şu an kapatılsa çiftçinin haberi olmaz”
Tarım Bakanlığı’nın görevlerini maalesef belediyemiz yapıyor. Tarım Bakanlığı’nın yapması gereken toprağı koruma görevini bakın belediyemiz tarımsal üretimden ciddi gelirler hedef göstererek sağlayabiliyor. Klasik olarak ayçiçeği, buğday tarımı yapılan bir arazide üreticiyi yönlendirerek tıbbî ve aromatik bitkilerin üretimine öncülük ediyor, onların ürünlerine Pazar araştırıyor, bilim adamlarını getirerek üretim yöntemlerini, aşılama yöntemlerini, bakım yöntemlerini çiftçinin her şeyini belediyemiz sağlıyor ve onların ürünlerini de dediğim gibi işleyerek pazar araştırması yapıyor. Bu görev kime ait? Bu görev Tarım Bakanlığı’na ait. Ama Tarım Bakanlığı şu an kapatılsa çiftçinin haberi olmaz. Tarım Bakanlığı bu duruma düşmüştür. 11.7 milyar Lira’lık ciddi bir bütçeyi yönetemez hale gelmiştir. Vermesi gereken destek de bunun iki katıdır. Yani 24 milyar liralık bir kaynağı çiftçiye aktarması gerekirken bunun yarısını aktaran bir AK Parti iktidarı ile karşı karşıyayız.
 
“AK Parti Türk tarımını yok saymaktadır”
Tüm ürünlerde sorun vardır. Bugün patates fiyatları düşüyor. Domates fiyatları düşüyor. Ayçiçeği fiyatları düşüyor. Buğday fiyatları yerinde sayıyor. Süt fiyatları düşüyor. Çeltik fiyatları düşüyor. Et fiyatları yükseliyor. Mazot fiyatları yükseliyor. Tarımdaki elektrik fiyatları yükseliyor. Yani çiftçiye aslında “Sen üretme biz senin topraklarını başkalarına satalım. Bu topraklar el değiştirsin. Başkaları gelsin bu toprakları büyük çiftlikler haline getirsin, işlensin isteniyor. AK Parti’nin uyguladığı politikalar budur. AK Parti Türk tarımını yok saymaktadır, Türk çiftçisinin alın terini toprağa gömmekte, üreticinin ürettiği ürünün hem karşılığını vermemekte hem de onun çocuklarını büyükşehirlere kurban etmektedir.
Genç çiftçi bulamıyoruz. Genç çiftçilere kredi verdiler. 30 bin liralık sıfır faizli hibeler verdiler. Peki o 30 bin lirayı almanız için ne yapmanız lazım? Önce KDV’yi peşin olarak vermeniz lazım:2400 lira. Sonra BAĞKUR’a girmeniz lazım: ayda 500 lira. Sonra o hayvan veya neyse onu sigortalamanız lazım: 2000 lira. Parayı geri aldınız hemen! 4 tane inek verdiniz. Böyle bir politika olmaz.
 
“Köyünde kal sigortalı ol”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikası çok açık ve nettir. Evet, biz de genç çiftçilere destek vermek istedik. İktidar olamadık. Biz ne dedik 30 yaşına kadar eğer çiftçi olmak istiyorsan, devlet genç çiftçilerin sigorta primini ödeyecek. Bu ne demek? Halka iş buluyoruz. Köyünde kal sigortalı ol. Biz ne dedik? Tarımsal ürünlerin fiyatları bir yıl önceden açıklanacak dedik. AK Parti ne yaptı? Ürün hasat ediliyor, satılıyor, fiyat açıklanıyor. Böyle politika olmaz. O yüzden çiftçimiz dar boğaza düşmüştür. İpotek karşılığı krediler yüzünden özellikle Trakya’da araziler ciddi olarak el değiştirmektedir. Burada hiçbir firmayı zorlayamayız. Tarım yapmak isteyen ciddi firmalar da var. Toprak satın alabilirler. Yeter ki yabancı firmalar olmasın. Neden toprak satın alıyorlar? Çünkü ucuz. Ama bakın Silivri Belediyesi’nin gerçekleştirdiği olay şudur: Araziler değerlerinden belki de değerlerinin üzerinde satılmasına rağmen diyor ki “Ey çiftçi kardeşim sen orada kal. O beş dekarlık araziyi işle, orada biz lavanta yetiştirelim, orada tibbî nane yetiştirelim, kekik yetiştirelim ama ayçiçeğinden, buğdaydan kazandığının on katı yirmi katı kazandıralım, sen de arazini satma. Üretim yap ve köyünde kal.” Ne kadar güzel bir proje… Her türlü arazi rantına rağmen, her türlü sanayileşmeye rağmen çiftçiyi koruyan bir sosyal demokrat belediyecilik anlayışı var. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu projeyi sizlere duyurmayı uygun gördük. Genel başkanımız bu projeyi çok önemsiyor. 16 Ekim Pazar günü burada olacak. Önce basına kapalı bir toplantı gerçekleştireceğiz, tarımla ilgili bölgedeki tüm kuruluşları ve tarımla uğraşanların esas sorunlarını dinleyerek sonra basına açık genel başkanımız bilgi verecek. Öğlenden sonraki programımızda arazi gezilecek ve yine belediyemizin öncülüğünde ki bakın o da çok önemli Köy Enstitüleri’ni Cumhuriyet Halk Partisi kurmuştu ama ciddi baskılar sonucu emperyalist düzen bize onları kapattırmıştı. Şimdi yeniden bir hamle yapacağız. Gümüşyaka Belediye Binası olarak kullanılan yer başkanımızın öncülüğünde bir Tarım Lisesi’ne dönüştürülecek. Onu da sizlere tanıtacağız. Biz burada önümüzdeki hafta Türkiye tarımına Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında nasıl bir ışık yakılacağını göstereceğiz. Türkiye’nin üretmekten başka bir çaresi yoktur. Belki yirmi sene sonra daha önemli olacak.
 
“AK Parti o kurumları babasının çiftliği gibi sattı”
Bugün bakın Nijerya, Kenya ve hatta Ukrayna gibi ülkelerin birinci sınıf tarım arazileri çok uluslu şirketler tarafından ele geçiriliyor. Yani tarım toprakları o kadar önemli ki bir milimetre kare toprak bir milyon yılda oluşuyorsa bir toz tanesi bir milyon yılda oluşuyorsa birinci sınıf tarım toprağını korumak çok önemli. Çünkü dünya nüfusu bugün 7 milyar. 30 sene sonra 9 milyar olacak ama tarım toprakları yine aynı olacak. O yüzden tarım toprağını kim korursa, kim orada üretirse, kim insanımızı dengeli ve sağlıklı beslerse o ülkeler dünyada söz sahibi olacak. Kim topraklarını satarsa, kim topraklarında mahkum olursa o ülkeler de onlara çalışacak. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarka bu ülkeyi kurduk, devrimlerle bu ülkeyi yücelttik, kurumlar oluşturduk ama AK Parti o kurumları babasının çiftliği gibi sattı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında yeniden süt fabrikalarını, et-besi kombinalarını kuracağız. Güney Doğu’ya da bir kalkınma hamlesi gerçekleştireceğiz. Ama şu anda Silivri Belediyemizin gerçekleştirdiği bu olay ciddi bir kalkınma hamlesidir. Tüm belediyelerimizde bu model örnek alınarak yenileri yapılacaktır, daha farklı projeler gerçekleştirilecektir ama önce insan diyoruz, önce Cumhuriyet Halk Partisi demiyoruz, önce Türkiye diyoruz. Eğer Türkiye zor duruma düşerse, eğer Türkiye üretemezse biz de varlığımızı, mevcudiyetimizi kimseye anlatamayız.
 
“Seçimler yok bu projeyi açıklıyoruz”
Biz önce Cumhuriyet Halk Partisi olarak Genel Başkanımız ile birlikte bir çay toplantısı gerçekleştirdik, Cumhuriyet Halk Partisi evet çaya sahip çıkıyor. Seçimler yok bu projeyi açıklıyoruz. Normalde yerel seçimler öncesi bu tip çalışmalar halka anlatılır ama bizim oy derdimiz, seçilme derdimiz yok. Bizim derdimiz hizmettir. Bizim amacımız ülkemize hizmettir. Niye çaya ve ÇAYKUR’a sahip çıkıyoruz. Biz bilmiyor muyuz Rize’de oyumuz ne kadar, orada AK Parti yüzde yetmiş beş ile oy alıyor bilmiyor muyuz? Biliyoruz. Ama çay çok önemli, ÇAYKUR çok önemli.
Neden sonra fındık ve FİSKO BİRLik’e sahip çıkıyoruz. Çünkü fındıktan 3 milyar dolar kazanç sağlıyoruz ama onu işletip bize çikolata olarak satanlar 30 milyar dolar kazanıyor. İşte biz de burada diyoruz ki adaçayını, adaçayı olarak satmayalım. Onun kokusunu çıkartalım, içindeki bütün aminoasitleri alalım, kozmetik olarak kullanalım. Katma değeri yüksek olsun, daha fazla para kazanalım. Üreticinin alın teri daha fazla değerlensin, biz sadece burada aracılık yapalım.
Silivri’mizi çok önemsiyoruz. Silivri Belediyemizin yapmış olduğu ve yapacağı bu projeyi parti politikası haline getiriyoruz ve genel başkanımız da önümüzdeki hafta burada olacak.
Eyüp Can BALABAN
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner1371

banner1256

banner1378

banner940