banner1503

Çıkar Boynundan O Takıyı ! İn O Arabadan !

Sen kıskanan arkadaş

Evet, evet sen, aslında biraz sen biraz ben biraz biz…

Bir şey sormak ve hatırlatmak istiyorum izninizle:

Kıskanmanın doğurduğu acı kibri bırakıp, paylaşmanın doğurduğu huzuru kucaklamaya denedin mi hiç?

Arta kalan yiyecekleri üşenmeden bir kaba koyup bahçeye inip sokak sakini hayvanlara sevgiyle sunup karşılarına oturup izledin mi hiç?

Fatura ödemeye gittiğinde yanındaki insanın 20 TL’si çıkışmayıp utandığını görüp gizlice eline 20 Tl. Sıkıştırmanın o insanlık gururu yaşadın mı hiç?

Evet, sen, ben, biz hepimiz…

Aç insanlarla ekmeğini bölüşmek yerine daha üstün çıkmaya çalışarak kendimiz dâhil binlerce kişiye zarar verip acı çektirmeyi tercih ediyoruz ve etmeye de devam ediyoruz ve en acısı artık bundan zevk almaktayız…

Ben onda olandan istiyorum…

Benim ondan neyim eksik…

Hiç kimse kimsenin eksiğini fazlasını bilemez oysa

Onda olan pırlanta parlaklığı belki de sadece parmağında parlıyordur. Senin parmağında olmayan yüzüğün parlaklığı belki de kalbinde parlıyordur… Kim bilebilir bunu?

Lüks arabayla gezen insanların ısındıkları yer ya da tek kendinle kalabildikleri yer, kim bilir belki sadece o arabanın içidir… Düşünsene koskoca evrende senin bir araban içine hapsolmanı, tüm araba altından olsa neye yarar ki?

Ya da sen! Öyle bir arabaya binemeyebilirsin belki ama evinde ki sıcaklık ve huzur öyle arabalarının binlercesinde olabilir mi? O soğuk demir, bir yüreğin verdiği sıcaklığı verebilir mi?

Neden hep pahalı, lüks şeylere sahip olunması bize mutluluk gurur toplumda saygınlık kazandıracağının düşüncesindeyiz? Onların ruhsuz ve soğuk olduğu hiç mi rahatsız etmez bizi?

Neden pahalı takılar bizi daha güzel lanse edeceğini düşünmekteyiz? Kim bilir belki bir takının yerini gamzen fazlasıyla seni güzel gösteriyordur! Güzel isek neden yüzümüzden daha ışıltısını isteyelim? Kalbimizin yüzümüze yansıması yetersiz ve soğuk olduğundan mı? Yoksa bu kalp çirkinliğini ve egoyu kamufle etme isteği mi? Benim bildiğim kadına bir inci kolyenin verdiği zarafet hiçbir takıda olmadığıdır.

Eğer bu değilse neden böyle bir şeye ihtiyaç duymaktayız?

Bir ev parasını takıya vermek yerine, bir evsize ev almayı neden tercih etmiyoruz?

Onları takıp takıştırmakla başka biri mi oluyoruz yani? Hiç sanmam!

Oysaki birine ev olarak verilse içinde ki sıcacık çocuk sesleri duyuyor gibiyim. Ya siz?

Lüks lokantalarda bir iki yıllık okul servisini karşılanacak kadar para bırakmak?

Ve bunların çoğunun çöpe israf olarak atılacağına bir çocuğa servis olarak değerlendirilse?

Sabahın erken saatlerinde soğuktan tir tir titreyen o kırmızı burunlu üşümüş elli çocukların yüreklerin titrediğini hissedebiliyorum, ya siz?

Baksana! Sen kendini bilmedikten sonra bütün dünya seni bilse ne değişir?

Senin kalbin yüzüne pırlanta gibi yansımıyorsa, boynunda ki dünya ederinde olsa ne değişir ki?

Senin israfa karşı olan kapalı kalbin ve bunu göremeyecek kadar kör gözlerin olduktan sonra Beluga havyarı yesen ne değişir?

Senin iç huzurun, beyin huzurun, vicdan huzurun olmadıkça en lüks arabaya binsen ne değişir?

Amma velâkin:

Evsize bir ev, eğitim yolunda üşüyen çocuğa servise vesile olabilsen ne çok şey değişir bir bilebilsen… Ahh bilebilsen…

Hiç evsizlerle bankta oturup konuşmuşluğun dinlemişliğin var mıdır?

Yoktur o kadar boş vaktin, anlayabiliyorum seni, AVM kuaförlerden vaktin kalmaz, haklısın. Birde korkarsın sen şimdi onlardan değil mi? Nebilim marka olan saatini çalar veyahut “sen neden böylesin ben neden böyleyim eşit yaratılmadık mı, senin doyumsuzluğun yüzünden bak bazıları ne halde” diye cevaplayamayacağın sorularla karşılaşman falan olasılık tabi…

Diyeceğim şu ki:

“Sen kendini bildikten sonra, kimse seni bilmese de olur…

Ama sen kendini bilmedikten sonra herkes seni bilse ne fayda “

Allah varmış gibi yapıp Allah yokmuş gibi davranmak? O cüzdana kıyafete değil kalplere bakacağını bilerek ve ısrarla kalplerimizi sevgiyle, hoşgörüyle, paylaşmakla yıkamıyoruz…

Allah hepimizin yardımcısı olsun demiyorum, bu çılgın tüketim ve acımasızca başkalarının hakkını yiyen toplumumuzda Allah akıl fikir versin diyorum…

Bu Ülkemizde “Korkma” diyen bir istiklal marşımız olup “Oku” diye başlayan kutsal kitabımızı ısrarla okumamak ve Allah neyle gelirse3n gel ama kul hakkıyla gelme dediğini bilmek ?

Sevgiyle … Bilgiyle kalın…Çıkış okumak…Çıkış bilgilenmek…Çıkış paylaşmak...

YORUM EKLE

banner2252

banner2742

banner2588