banner1503

Alpay Yavuz’dan alkışlanacak hareket

Öncelikle merhabalar herkese Dün bir paylaşım haddinden fazla dikkatimi çekip ve biri kelam etmeden kessssinlikle duramazdım. Sizinle de paylaşmadan asla olmazdı.

Alpay Yavuz’dan alkışlanacak hareket

Eskiden müdür odasına gireceğiz veyahut girmek zorunda kalacağız diye aklımız çıkardı korkudan değilmi? Tebeşir almaya veya sınıf öğretmenimizin okul defterini unuttuğunda bile gitmek istemiyorduk. İçeri girdiğimizde ise yaşlı, şişman burnunun yarısında gözlüklerle koltuğunda oturan, despotlukla idareciliği ayırt edemeyen, egosu tavan, öğretmenlikten geldiğini unutan bir müdür olurdu hep karşımızda. Ciddiyet tabi ki en güzel unsurdur lakin suratsızlık vermez o ciddiyeti hatırlatırım…

Bir anımı paylaşmak isterim sizinle: İlkokul üçüncü sınıfım ve piyano dersim var. Müzik öğretmenim defterini müdür odasında unutmuş, bana alır mısın diye rica etti gittim, tabi içeri girdim, yukarıda saydıklarımı itinayla taşıyan bir müdür bana:

-“Ne oldu” dedi sert sert,
-“Müzik öğretmenim İvanova defterini burada unutmuş” dedim.

-“Haa ondan beni görünce sınıfa kaçtı demek” dedi,

Bende ona;

-“Nasıl kaçtı? Sizin mezarlıktan kaçtığınız gibi mi deyip” defteri alıp koştum kapıya. Arkamdan uçan tebeşir kapıya isabet etmişti, zıplaya zıplaya girmiştim sınıfa. Öğretmenime söylediğimde kemiklerimi kırarcasına sarılıp öpmüştü beni…

Ve artık günümüz değişti tabi, onlardan pek kalmadı gibi, daha sıcakkanlı daha çocuklara yakın daha egodan arınmış babacan müdürler var. Kabul, amma velakin bu sefer de egoları yüksek okul müdireleri oldu ;)

(Genelleme yapmıyorum) çünkü babacan müdireler de tanırım, tartışmasız.

İşte, benim dikkatimi çeken ve gerek aile yapısıyla gerek insan karakteriyle gerek savunduklarınla, anne baba öğretmen olup neredeyse okulda doğan, (o yüzdendir muhtemelen okulda öleceğim demesi) Kökeni Rize’ye kadar uzanan Sakaryalı olmaktan gurur duyan. Zarif eşinden dolayı Kavaklı’ya gelen, aslında göçmenlerin damadı olan ve bunun gurunu yaşayan Alpay Yavuz.

1996 yılında Silivri Yolçatı köyünde öğretmen olarak başladığı bu kutsal mesleğe, ilk yılın ikinci döneminde Piri Mehmet Paşa okulunda devam eden, sonrasında çeşitli okullarda mesleğini yapan ve artık 2005 yılından itibaren de Kavaklı okulunda bir idarecidir.

Kıskanç bir müdürdür kendileri J  şöyle ki; Çocukluğunda anne babanın köylerde görev yaparken köyde berber olmadığından annesi o çocukların saçlarını kesmesini kıskanan biri L Zaman geçtikçe mesleğine çocuklara olan ilgi ve sevgisinden dolayı olacak ki annesine hak vermiştir ve:

“Bir öğretmen önce çocukları çok sevmesi gerekiyor, bir anne bir baba gibi” demesi olmuştu.

Olaylara hiçbir zaman sübjektif bakmadım ve yine objektif bakışımla bu müdürün örnek bir müdür olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir idareci bu kadar mı sevilir. Çocuklar veliler, köy sakinleri vs. sıcak yürekli bir baba, güler yüzlü bir idareci, merhametli bir öğretmen, şefkatli bir insan. Çocuklara “Sevgiyle yüreklerine dokunmadığında, soğuklarda ayaklarını ısıtacak bir şeyler bulamadığında, bir çocuğun gözyaşların sebebini sormadığında” kendinde eksiklik sayan bir idareci…

Ve bu idareci, yaptığı çok önemli bir farklılıkla “Müdürümüz bize hikâye kitabı okuyor” ile bu tabuyu kırmıştır. Çevremde ki çocuklara bu soruyu sordum, aldığım cevaplar”

-Okumaz ki, okusa çok dinleriz, çünkü müdür o” oldu!

Ben, şahsım ve kurumum adına yürekten, canı gönülden kutlar ve tebrik ederim Sayın Alpay Yavuz hocam…

Umarım sizin bu davranış birçok (egosu tavan yapmış) idareciye örnek olmuştur.

Evet “Dünyayı sevgi kurtaracak “Saygı ve Sevgiyle kalın…!

Chenay Kobak

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2017, 11:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2251

banner2587

banner2588