banner1503

Eğitime siyaseti bulaştırmayın !

Dünyanın şekillenmesinde çok büyük etkisi olan başta başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere istisnasız tüm öğretmenlerin gününü kutlarım!

Öğretmenlik kutsal bir meslektir der ve inanılmaz saygı duyarım, karşılarında ceket iliklenecek bir meslektir öğretmenlik…

Düşünsenize, canımız yandığında doktor doktor diye bağırırız, acil yetişmemiz gerekiyor; taksiye sesleniriz, kep atan çocuğumuzu izleme gururu yaşarız, vb. acımızı dindiren doktorlarında, gideceğimiz yere ulaştıran şoförler de, çocuklarımızın geleceğini şekillendiren de,  güvenliğimizi sağlayan polisleri de ve bu liste uzar da uzar biliyorsunuz, hepsi onların sayesindedir… Gördüğümüz  toplumun her kesiminde hizmet veren insan gücünü yetiştirip yayandır onlar…

Yaşadığımız coğrafyada eğitime o kadar çok ihtiyacımız var ki, ekmek kadar su kadar…

Biz veliler öğretmenlerimizi inciteceğiz diye ödümüz kopmalı, içimiz titremeli. Her gün çocuklarımıza kaç saat eğitim veriyorlar Hz.Ali’nin bir sözü vardır “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diye. Sözün ağırlığı ve kutsallığına bakar mısınız, ben bu sözün büyüklüğüne hep hayret ederim, köle olurum diyor.

 Neden biz veliler dedim? çünkü son yıllarda öğretmenlik mesleğini yıpratıcı üzücü olaylar oldu, bunlar belki hep vardı bilemem lakin hemen paylaşılacak sosyal mecralar yoktu…

Örneğin bazı velilerde gözlemlediğim hep çocuğun haklı olması, hep onu savunması, hiç öyle şımarıklık yapmaz çocuğu, hiç ama. Öğretmen daha sözünü bitirmeden kesenler, dinlemeyi neden bir türlü öğrenemedik ki? Dinlemeden nasıl anlarız, nasıl çözüme kavuştururuz ki çocuğumuzun sorununu? Ayrıca bir çocuk okulda neden şımarmasın, neden önde oturan arkadaşın silgisini alıp yere atmasın, neden ufaktan saçını çekmesin, neden yanında ki arkadaşına sataşmasın, insan toplumda yaşamak zorunda olan bir varlıktır. Bu doğasında var, bizler hangi hakla onun doğasında olana engel olabiliriz ki? Hangimiz yapmadık?

Biz velilerin boş zamanı kalınca okula gidip çocuğu hakkında öğretmenlerle görüşme isteğimiz çok fazla oluyor...

Dün toplantı yapıldı, yoktunuz hanımefendi, e dün günüm vardı, o vardı bu vardı bugün müsait oldum. Hayır. Hayır, arkadaşlar bu olmamalı. Toplantı yapıldıysa gelinecek, adı üstünde. O sınıf öğretmeni herkesin keyfine göre yapamaz o toplantıyı, başarı ancak disiplinin olduğu yerde var olur aksi takdirde ben başarı bekleyemem. Son zamanlarda bu çok rahatsızlık verdiğinden olacak ki okul idareleri velilerle öğretmenlerin görüşmesi için, gün içinde belirli saatler düzenlediler. Çok güzel bir uygulama olan ve bana göre çok fazla geç kalınmış!

Diyeceğim o ki her şeyi öğretmenlerden bekleyemeyiz, yardımcı olmalıyız o da bizim çocuğumuzun geleceğini inşa ediyor, tıpkı bizler gibi…

Geçen sene velilerin öğlenleri artık okula alınmaması üzerine onlarca şikâyet geldi ajansımıza, hepsini itinayla dinledik. Şikâyet şuydu:

” Öğlen saatlerinde çocuklarına yemek veremeyen veliler ve çocukların öğle aralarında okuldan kaçma istekleri, velilerin demirler arasından yemek uzatmaları vs. tehlike arz ettiğini, bizim okula girip yemeğini vermek zorundayız ”diye isyan ederler. Ve hepsine verdiğim cevap şuydu:

“Bir ortaokul öğrencisinden bahsediyoruz ve bu okulun kantini yemekhanesi var, idare veliyi ciddi bir olay olmadan içeri almaması çok doğru bir uygulama. Bir ortaokul öğrencisi sorumluluğunu bilmek zorunda, ayrıca neden orda yemek yemiyor?

Veli, benim çocuğum bu yaştayken hala neden ben onu doyuruyorumu sorgulamak yerine neden okula gidip doyuramıyor umu sorun ediyor!(?)

 Bir annenin en çok dikkat ettiği, çocuğunun aç kalmaması güvende olup üşümemesidir değil mi ? Öğlen yemeği önemli bir öğündür, neden okulunda sıcacık güvende yemiyor? Hijyen şartlar altında gıda uzmanlarıyla hazırlanıp, gelişimlerine katkı sağlayacak besinler değerlendirilerek hazırlanıyor okullarda ki yemekler .”dediğimde maddiyat öne sürüldü. Maddiyat değil ama söyleyeyim…

Hayır değil, anne onu ilgi zannediyor. Çocuk arkadaşlarınla birlikte okulda yemek yiyip, okulun kurallarına göre davranmak zorundadır!

Sevgili okul idarecileri sizlerde kantin ve yemekhane fiyatlarını makul ve mantıklı çerçevede tutun ki her çocuğun faydalanmasını sağlayın.

Toplum içinde yemek yerken hareketlerine dikkat etmek zorunda olduğu için bu alışkanlık haline gelecektir. Bu da bir eğitimdir arkadaşlar. Her şeyi okul ve öğretmenlerden bekleyemeyiz. Bizlerde bu emeğe ortak olmalıyız. Okula neden giremiyorumu değil, çocuğumuza bizim oraya gitmeye gerek kalmayacak şekilde hazırlayıp göndermemiz gerektiğini aşılamalıyız…

Ben inanmıyorum arkadaşlar, bir çocuğunun öğlen yemeği yemesi aileyi dibe itmez. Maddi durumu kötü olduğunu söyleyenlere bakıyorum da kıyafetleri göz kamaştırıyor, öğrencisini özel aracıyla getirmesi okula ve bunu söylemesi biraz ironiye kaçıyor sanki. Getirilmesin hususi araçla, servisler var. Hem trafiği rahatlatmış oluruz hem de çocuğumuza bir sorumluluk daha yüklemiş oluruz. Bu lüks ve rahatlık anlayışını ben bir türlü anlayamadım… Kolayını bulsak derse onun yerine biz gireceğiz.

Okul bir eğitim kurumudur arkadaşlar, değerli öğretmenlerimizin değerlilerimize eğitim verdiği bir kurum. Hoş mu olur her koridorda birkaç annenin sohbet ettiği görüntüsü? Yanından çocuklar geçiyor eğitimciler geçiyor vs. Hayır olmaz! Ameliyathaneye girebiliyor muyuz istediğimizde, kesinlikle aynı saygıyı göstermeliyiz!

Bazı yabancı ülkelerdeki okullarda duvar veya okulu çevrileyen bir tel bile yok biliyor musunuz?

Nedeni   ise, çocukların bilinçli olması. Çocuk okumaya gittiğini, ders görüp eğitilmesi gerektiğinin bilincinde olduğu için duvardan atlamaya veya çeşitli eylem girişiminde bulunmuyor. Duvarın arkasında bir velisi olmadığını bilip gidip yemekhanede yemeğini yiyor, dersi bitince de servis veya yaya, veyahutta gelen araçla evine gidiyor. Bu böyledir zaten, böyle olmalıdır. Hepimiz üstümüze düşeni yapsak ne trafik kalır ne huzursuzluk aslında.

Burası orası değil deyip, bizde böyleyiz deyip yanlışa doğru dememeliyiz, kolaya kaçmamalıyız neden olmasın ki? Engel nedir ki, hem düzeni disiplini kim sevmez ki? Bu şekilde bir yere varamayız, hepimiz de bunu görüyoruz…

Senin çocuğun o banane, benim çocuğum o sana ne demekle olmaz, çocuklarımız hepimizin dostlar. Mümkün mü dünyanın bir ucunda ki bir çocuğun kanlar içinde kaldığını burada gören bir annenin canı acımasın? Mümkün mü? Mümkün değil! Aynı şey işte, bir çocuğun canı yanınca tüm anne babaların canı acır. Acı ve mutluluk evrenseldir, eşittir sadece yaşananlar ve coğrafyalar ayrıdır, farklıdır hepsi bu!

Söz konusu bir insan eğitme ve yetiştirme, bunun hiçte kolay olmadığının bilincinde olup çocuklarımıza da bunu sevgi ve anlayışla empoze etmemiz gerektiğini savunuyorum…

86 okulu mevcut olan Silivri’mizde tüm öğretmenler ve okul idareciler paha biçilmez değerdeler, buradan hepsine sevgi ve sonsuz saygılarımı sunarım…

Sevgili öğretmenler, dileğim bu kutsal mesleğin değerini en yüksekte tutup nesilden nesile aktırmanız. Öğretmenlik belki de hayatta sahip olunabilecek en önemli meslek. Şuanda öğretmenlik en yüksek puanla girilen tıp gibi ayırt edici bir meslek olmaktan çok uzakta, genelde istediği yeri kazanamayan insanların gittiği bir bölüme dönüşmüş durumda, oysa en zor kazanılan bir bölüm olmalı. Geleceğini, çocuklarını, gençlerini emanet ettiğin öğretmeni dandik birkaç sınavla seçilmemelidir…!

Sevgili eğitimciler Kitap aşkına şu eğitime siyaseti ve diyaneti bulaştırmayın, izin vermeyin!Siz eğitimcisiniz.Herkes mesleğini layıkıyla yapsın. Milli Eğitim Sistemimiz her siyasi dalgalanma sonucunda, farklı anlayıştaki yöneticilerin şekillendirme ve yönlendirme gayretleri sonuncun bedelini çocuklarımız ödüyor, izin vermemelisiniz…

Sorgulamayan, duyarsız, toplumbilimden habersiz öğrenciler yetişiyorsa, burada hepimiz suçluyuz!

Sevgili Bakanlar sadece bakmayın lütfen, öğretmenlik yok gönül işi yok peygamber mesleği gibi sözlerle öğretmenlerin değeri artmaz. Bir taraftan reform yapıldığını ve kalitenin artırıldığını söyleyip diğer taraftan da dünyanın hiçbir yerinde kucak dolusu para verilmiyor demeleriniz güven teşkil etmediği gibi demoralize de ediyor…

Ben maliyetten kaçanın kalitesinden tabi ki şüphe duyarım. Sizler duymaz mısınız?

24 Kasım Öğretmenler gününüz kutlu olsun değerlilerimizin değerli eğitimcileri.

Unutmayınız ki Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

Sevgiyle kalın…

Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.

Baş Öğretmen Mustafa Kemal Atatürk

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Okan
Hasan Okan - 3 hafta Önce

Şahsım ve başkanı bulunduğum Eğitim İs sendikası adına çok tesekkür ederim.

banner2252

banner2742

banner2588