banner1503

İnsan acı çekmeyi seviyor aslında.

İç sesimizden yorulduk şu günlerde. İç kavgalarımızdan ve iç hesaplarımızdan kendimize laf geçiremez olduk.

İnsan acı çekmeyi seviyor aslında.

İç sesimizden yorulduk şu günlerde

İç kavgalarımızdan ve iç hesaplarımızdan kendimize laf geçiremez olduk.

İnsan acı çekmeyi seviyor aslında. Benim bir arkadaşım vardı. Maddi manevi her şeyi çok iyidi. Yüzünden gülücük eksik olmaz huzurlu bir adam. Ama şöyle bir hobisi vardı. Her gece sahile geçer 1 saat Ahmet Kaya dinler öyle eve giderdi. Bunu iş olarak görüyordu, her gün her gün böyle yapardı. Neden böyle yaptığını sormuştum bir gün. O da şöyle demişti.

“Gülmenin cilde ve ruha faydaları vardır. Bende böyle gecenin derin saatinde bu şarkılar ile hüzünleniyorum ve ruhum rahatlıyor”.demişti.

İnsanın acıyı sevmesi gibi çok ciddi ve mantıklı bir durum var. Acı çekerek huzur bulanları tanıyorum ben. Onlara çok büyük saygı duyuyorum. Arada düşünüyorum bu durum çok garip ama ya onlar doğruyu yapıyor biz yanlışı yapıyorsak?

“Yapılanları unutmuyorum! Ve unutmadıklarımı elbette hatırlatacağım günler de gelecek. Sabrediyorum”.

Bir zaman sonra çabalamayı bırakıyorsun. Hani elinden geleni yapıyorsun ve daha zorlamıyorsun. Bir zaman sonra elinden değil, içinden bile gelmiyor bir şey yapmak. Bedenin değil ruhun yorulmuş. Çabalamak istemiyorsun. Ne olacaksa olsun diyorsun. Zamana bırakmak en güzeli aslında. Zamanla gelir, zamanla gider, zamanla biter…

Hayatla öyle mücadele haline giriyoruz ki sağ çıkmamız imkânsız. Yolda yürürken insanların yüzüne bakıyorum bazen, büyük bir kısımda hayattan bıkmış insanları görmek mümkün. İnsanların nice dertleri var. Adam sabahtan kadar çalışıyor evine ekmek getirebilmek için. Sonra evine gidiyor güler bir yüzle hoş geldin bekliyor. Fazla bir beklentisi yok. Eşi kapıyı açıyor sert bir ifadeyle” Nerde kaldın bu saate kadar!”diyor. Ve adam evine diğer gün daha geç geliyor. Ve sonra daha geç…

Sesimizden bizi anlamayanlar vardır. Bir de sessizliğimizi bile anlayanlar. İnsan susarken daha çok şey anlatırmış da, anlayanı olmazmış… Karşımıza sessizliğimizi bile anlayacak insanların çıkması ümidiyle”.

Şöyle güzel bir hayal kuralım. Ya da kimine göre güzel diyelim. Aslında biraz da tehlikeli olabilir bu. Kendimiz gibi insanla ile karşılaşmak. Ben çok isterdim bunu. Galiba iyi olan her ister ister. Kendimiz gibi insanlar olsa çevremizde nasıl olurdu acaba? Sıkılır mıydık acaba? Bence hayır. İnsan hep ruh ikizini aramaz mı zaten? Ben mesela derim ki:

“Benim huylarıma sahip bir kız arkadaşım olsa keşke.”

Muazzam olurdu herhalde.Hayali bile güzel.

Söz mühendisi Hasan Çep'e bu yazı için saygı teşekkürlerimi sunarım...

Bazı insanların evet söyleyeceği çok şeyleri vardır lakin anlayanı olmadığı için susmuşturlar.Gerçekten her geçen günle birlikte hasret kalır olduk güzel yürekli insanalara...

İnsanlardan uzaklaştıkça yalnızlaşır olduk aslında,yalnızlık kötü bir şey değilidr,kader değil bir seçimdir.Yalnız insanlar çok güçlü derler.Nedeni ise, toprak basıla basıla sertleşir ya aynı onun durumu.

Boş yere ses kirliği yapmak yerine susmak bir güzelliktir kanımca...

Ruh ikizi olması elbette güzel olurdu lakin o zaman bu yazılar yazılamazdı ! Yemeklerin yanında bazılarımız acı ister.Kahveyi bazılarımız acı içer...

Herkese güzel az acılı bir gün dilerim...

SEVGİyle tatlandırın gününüzü...

Chenay Kobak

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2018, 13:59

Şenay Kobak

Şenay Kobak


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2252

banner2685

banner2587

banner2588