banner1503

Kıskanıyor.Evet…

Kıskançlığın insanlık tarihi kadar eskidir... Bana göre bir kısır döngüdür aslında kıskançlık…

Şöyle ki; kaynana gelini, eltiler biribirini, komşu komşuyu kıskanır, i pad, akıllı telefon,koltuğu yeni,perdesi güzel vs. erkek adam kısmısı arkadaşlarının pahalı arabaları kıskanır ve bu hal silsile halinde uzar gider. Ondandır kısır döngü demem…

Günümüz iş dünyasında sıklıkla ve bizzat gözlemliyorum da. Her sabah içtiğimiz çay gibi normalleşmiş ve rahatlıkla dile getirilebilmekte. Beden diliyle zaten var da, söze dökülmesi normalleştiğini göstergesidir. Kıskançlık kişinin kendi yetersizliğine ve içsel güvensizliğine olan inancınız dışa vurmasıdır, her ne kadar bu inkâr edilse de böyledir!

Mesela iki kadın karşılaştığında önce bir süzülür üst baş. Gülümseyerek dialog başlar ve bu dialoğu  itifat takip eder, unutulan bir şey var oysa, sözeli desteklemeyen beden dili tam aksini söylüyor. İşte burada her şey anlaşılıyor!

Ben rekabeti severim, olmalı da, daha iyi olabilmek için bu tatlı bir nüanstır hele dozundaysa tadından yenmez. Ama kıskançlığın adına rekabet denmez, karıştırılmaz, tartışmayla kavga aynı şey mi? Değil! Kıskançlık çıpası kişiyi veya işletmeyi yerinden kıpırdatamaz, yosun bağlatıp bulanık suda dibe vurmasına neden olur… Kendimize bile baktığımızda kıskançlığın gizli maskelerini görebiliriz. Hiç kendimizi “o da bunlara hiç layık değil” şeklinde bir düşünce ile bazılarını eleştirirken görmedik mi? Dürüst olalım lütfen! Eyer gördüysek, bunun temelinde bizim o kişiyi kıskandığımızın gerçeği yatar. Diğer bir anlamı da çekememezliktir yani sahip oldukları, görüşü, cesareti, başarısı, şansı vs.

Ben hep şunu söylerim: Başarı güzeldir, takdir edilmesi gerekir. Demir dövüle dövüle şekil alır, bir fidanı dikip ağaç olup meyvesini yiyene kadar kaç mevsim geçer, bir bebeği koklayabilmen için kaç ay beklemen lazım?

O yüzden bir insanın başarısını kıskanmak, çekememezlik yerine takdir etmek lazım! Bütün bunları önce düşünebilirsek zaten o duygu oluşmaz benliğimizde. Tabi bu yine zorluklardan bir tanesidir. Sorgulamaya ya da bu söylediklerimi önce düşünmek zahmetli bir iştir, oysa kıskanmak sadece kıskanmaktır basit ve kolay…

Yerde duran oyuncak aynıdır ama oyuncakla oynanayan kişi mutludur. Biz o kişinin mutluluğuna sahip olmak için o oyuncağı istiyoruz aslında, hepsi bu!

Her kadın aynı olacak diye bir kaide yoktur ki. Ama nedense, hayvan gibi çalışan ev ile işi arasında mekik dokuyan, çalışıp didinen kadınlar hep kıskanılır oda “rahatı yerinde olan” kadınlar tarafından… Bu çok enteresan geliyor bana doğrusu!

Hâlbuki çalışan ve başarılı bir kadının zihninde oluşturduğu liste diğer kadılarınkine kıyasla daha uzundur. Çünkü onlara kimseden bir şey kalmamıştır devam ettirebilecekleri. Veyahut nasılsa eşim alır öder, yapar eder diye bir rahatlıkları yoktur. Eşleriyle birlikte kazanıp yaparlar, dolayısıyla bu kadınların yükü diğerlerinkinden kat kat daha ağırdır. Saygı duyup taktir edilecek yerine(ki bunu bile istemezler, çünkü fuzuli görürler) kıskanılanlardır, onların başkalarını kıskanmayı düşünecek kadar boş zamanları yoktur!

Eskiden tipik kadın figürü evlenene kadar babasının evinde yaşardı ve evlenince de oradan çıkıp direkt eşiyle kurduğu eve geçerdi. Günümüz dünyasında akıllı ve çalışkan bir kadın kendi yaşam tarzını kurabilmek için maddi olarak mutlaka başka bir insana bağlı olmak zorunda değildir. İşte böyle olmayan kadınlar kıskanılırlar, hemde birililerin himayesinde rahat olanlar tarafından. Böyle bir kadın ayağa kalkıp inandığı düşünceler uğrunda konuşmaktan ve bunları savunmaktan korkmaz…

Bu özelliklerini kaliteli bir üslüp dâhilinde gerçekleştirir. Size saygı duyarken aynı zamanda sizin için neyin yanlış veya neyin doğru olduğunu dile getirmekten çekinmezler. Nitekim bu özellikleri onları harika birer “Anne yapar!

 Bazıları adamın karşısında geçip, yemek hazırladım, temizlik yaptım deyip hal hatır bile sormadan yarına pazara gidip bir şeyler alabilmek için” kocacım kocacım “gibi soytarılık yapanlar;

Evine yorgun gidip yemeği olmadığı için azarlanan ve mutfakta kan ter içinde yemek hazırlarken  “günün yoğunmuydu, bir kelime taşıyacak hal kalmadığı o kafasının içinde seni dinleyebilirim diyebilenleri kıskanıor.

Kusura bakın ama onlar telefonda arkadaşlarınla kakara kikiri yaparken gururuna dokunan sözler için koridorda tek başına ağlayan bu kadınları kıskanmak haddinize değildir!!!

Bazıları günü kurtarmak için yaşarken diğerleri büyümenin ve değişimin peşinden koşarak uğrunda savaştığı hayallerin ileride kendisini geliştireceğine inananlardır! Olmak istedikleri insanı yaratmanın peşindedirler…

Bazıları, sabahları sakız ağzında saç baş karışmış derdi bir an önce çocuklarını okula teslim edip, gidip evi toparlayıp arkadaşlarla kahvaltıya gidecek olanlar…(şahit olduğum) genelleme yapmıyorum.

Yanından geçen; Gece geç yatmış çünkü ev işlerini gece yapmış, sabah saçı makyajı çantaları ve kitaplarınla buram buram yorgunluk, hüzün, kırgınlık, üzüntü, endişe ve sorumluluğa kokan, öfkeyle ayakkabıların topukları betonu delercesine yürüyenlere dudak bükerek bakmak kıskanmak, çekememezlik… Ne kadar kıskanç değil, nekadar düşündürücü bir durum bu! Oysa o kadının;

Öfkesi kadınların robot veya cinsel obje görünmesine…

Öfkesi kadınların “kişi” değil de “dişi” olarak görülmesine…

Öfkesi çocuklara yapılan zulmün önüne geçilebilme isteğinde…

Öfkesi yaşlı bakım evinde olan şiddete…

Öfkesi bu makineleşmiş robotlaşmış, tek derdi “çok para çok saygı getirir “düşüncesine bürünmüş duygusuz olan beyinlere…

Öfkesi kadınlar özgür olmalıdır dedikçe “nereye gidebilirim ki” duyduğu cevaba, özgürlüğünün sadece bir yere gitmek olduğunu düşünen ve bilenlere…

Öfkesi herkesin eşit koşullarda ve yüksek yaşam standartlarında yaşamasına… Herkesin!

Sen dâhil kıskanan! Sen dâhil çekemeyen! Evet, Sen dâhil! Sen onu kıskanmaya devam ederken, o senin hakkını dışarıda savunmaya, korumaya devam edecektir!

Şunu unutmayalım lütfen;

Özgürlüğünü ısrarla arayan bir kadının ahlaki gücü,köleliği benimsemiş binlerce kadının gücünden daha fazladır!!!

Hepinize sevgiler… Onlara saygılar… Daha çok başarılar… El etek öpmeden, boyun eğmeden, sevgi dilenmeden, kimsenin ağacı altında gölgelenmeyen tüm kadınlarına saygılar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1572

banner948

banner1797

banner1876

banner1871

banner1875