banner1503
banner2095

Hepimiz aldık aslında payımıza düşene hayattan, kahve tadında sevdalarda yaşadık, şarap tadında mutluluklarda, küçük yüreğimize şekerden devasa ev yaptık adını aşk koyduğumuz, bir hayal kırıklığı yağmuruyla yıkıldığını da gördük… Gözyaşıyla doğacak günden umuda kapattığımız gözleri de, limanda aç martıların simit yediğindeki o tokluk ve sevinç hissini de, bir anne kedinin döndüğünde yavrusunu bulamama gibi o korku ve telaşı da. Hırçın asi bir atın ahırda ayağınla kapıya vurduğu o özgürlük isteğinin bulamama çaresizliğini de, yapılan fedakârlıkların yağmur gibi olup ama yine yetersiz kaldığını da… Baba evinden çıkarken gözlerdeki o ürkekliği, “gitme” dese “kalma” isteğini de, anne kanadı altından çıkıp tek başına o uçma korkusunu da… Gece boyunca ağlayıp, elini kaldırmaya bile gücün kalmamışlığının hissini yaşayıp, sabah giyinip kalem ve ruj sürüp ayakkabılardaki o betonu delmek istercesine öfkeli ve güçlü sesi de duyduk… Defalarca… Bin parçayken tek parça görünmenin güçlü görünüşü de, ağzının içi cam kırıklarıyla doluyken, mecburi konuşmanın tüm gün verdiği o acıyı da…

Bazen de sevinçten içimize sığamadığımızı da, evladımızı kucağımıza aldığımızda dünyanın avuçlarımızda tuttuğumuzun o gururunu da…

Bazen içimizde idam ettik birilerini, tek kullanımlık olan güveni gözden düşen yaş gibi kaybettik, kimini baş tacı yaptık yine yaranamadık, kimini yüreğimizin derinliklerine layık gördük yerini yadırgadı, kimine sevgimizi verdik ağır geldi, kimine aşığım dedik ve anladık ki Erosun oku, bırak kalbine başka yerlerine de girse aşktan anlamadığını… Herkesin yüreği aslında bir “hoşça kal” ülkesi olduğunu, bittiğini sanıp gidenlerle anladık… Değer verdik egosu yükselip değerini bilmeyecek olanlarla değiştiğinde, kanadı kırılmış bir serçe gibi geri geldiğinde, artık herkes ederi kadar deyip değerin israf edilmemesi gereken bir duygu olduğunu anladık…

Ondandır yaşımız ilerledikçe, ciddi bir şey olmadıkça pek de üzülmeyiz çünkü önce dinler tartar sorgular ondan sonra karar veririz… Nedeni ise birçok duygu anestezi almış gibidir artık, birçok his arşive kaldırılıp üstü tozlanmıştır bile, değerin dozu ayarlanmıştır, aşksız yaşanmaz, onsuz yapamam düşüncesinin yerine, asıl oksijensiz yaşanamaz duygusunun önemi ve anlamını anlamışızdır. Söylenenleri kafamıza takmamayı öğrenmişizdir, önceleri acıtan söz ve düşüncelere gülüp geçmeyi de. Artık bize iyi gelen insanları bırakmışızdır eleğimizde, gülüp konuşabileceğimiz oturup huzurla çay içebileceğimiz insanları… İşte o gün duyarız “sen çok değiştin” lafını. Kimsenin senin dalgalarla boğuştuğuna bakmadığını, gemiyi limana getirip getirmediğine baktığı için, farkına varmışızdır artık, hepsi bu!

Zaman ve yaşam, evreler şeklinde bize bunları bir ömür öretiyor,  önce kazanmak için savaşmayı sonra da kaybetmemek için savaşmayı, bu süreci de barış dediği ölümle tamamlıyor…

Hiç kimse yalnız kalmaz aslında, yalnız olmayı tercih eder. Yaralarımızı kendimiz sarmayı başardığımız andan itibaren işte ozaman hayata meydan okuma zamanıdır… Cesaretin göstergesi, korkusuzluğun belgesidir! O zamandan itibaren korkular azalır, kararlar keskin ve net olur. Zamanında bizim için çok değerli olan birilerinin yaptıklarını, sırf onları kırmamak için sineye çekmişlerimiz, aman şunu kırmayayım aman bunu kırmayayım derken kırılan hep biz olduk ve   ‘DUR! Buraya kadardı’’ dediğimiz gün işte o gündür! Artık karşımızdaki bizi hayatının neresine koyuyorsa, biz de onu tam oraya koyduğumuz gündür. Ne eksik ne fazla… O günden itibaren hangi notadan vurulursak, o makamdan çalmayı bildiğimiz gündür. Ve diyorumki haddinden fazla kıymet verip, gereğinden fazla ısrar edilen herkes –istisnasız- herkes bizi buna pişman edecektir.

Yazalım bunu bir kenara lazım olur belki… Çünkü artık “Doğan Görünümlü Şahin” devri bitti! Artık İnsan Görünümlü Çakalların Devridir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
АЛЕКС АРИСОВ 2 yıl önce

Eminimki bu bu düşünceler büyük bir hayat tecrübe si olan bir insanda vardır lakin şunu unutmamak lazım insanı vareden geçmişidir ve halen ayakta dik güçlü durabiliyorsa ve bunu kaleme dökebiliyorsan sen gerçekten eli öpülecek dürüst insanlar arasıdasındır. Böyle insanların var olduğunu bilmek çok güzel. Negüzel demiştir Dostraveski ne insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok ne elbiseler gördüm içinde insan yok. Tanrı seni doğuruluk ve dürüstlüğünde hiç bir zaman şaşırtmasın

banner948

banner2035