banner1503

“İYİ Parti, Türkiye’nin köprüden önce son çıkışı”

“İyi Parti’yi yeni dönemin Kuvayı Millîye hareketi olarak hem düşünüyorum hem de öyle görüyoruz, söylemlerimizde de bunu hissettiriyoruz. İyi Parti artık Türkiye’nin köprüden önce son çıkışa geldiği dönem, 2019’da yapılacak olan seçimde veya normal tarihten önce de olabilir ki benim bununla ilgili bir öngörüm de var. Ben 2018’nin Kasım ayında Genel seçimin yapılacağını düşünüyorum, bunu yüksek sesle her yerde söylüyorum”

“İYİ Parti, Türkiye’nin köprüden önce son çıkışı”

Bu Haftaki özel röportaj konuğumuz İYİ Parti Silivri İlçe Başkanı Av.Ozan Ersaraç oldu. Başkan Ersaraç, gündemi değerlendirerek ülke siyaseti, İYİ Parti’nin çalışmaları, Seçimler ve İYİ Parti ile merak edilenleri SHA Koordinatörü Chenay Kobak’a anlattı.

Merhaba Ozan Bey. Bu hareket içinde yer almaya nasıl karar verdiniz. Bize biraz hakkınızda bilgi verir misiniz?

1988 İstanbul doğumluyum, İlkokulu, Anadolu yakasında devlet okulunda okudum. Liseyi Osman Gazi Anadolu Lisesinde bitirdim. Daha sonra Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdim, oradan mezun olduktan sonra, avukatlık stajını yapıp çalışmaya başladım. Silivri’ye yerleşmem 2011’de, haftanın birkaç günü kalacak şekilde yaşamaya başladım. Silivri’ye tamamen yerleşmem 2013 Mart ayındaydı, 5 senedir Silivri’deyim.

İyi partiye geçiş ise çocukluğumdan beri hep siyasetin içerisindeydim zaten. Her kademe de görev aldım gerek Ülkü Ocakları gerek MHP içersinde. İyi Parti’ye geçiş sürem ise, Meral Hanım Kasım seçimlerinden sonra Genel Başkan Adayı olmadan daha, MHP’de bir muhalefet hareketi baş gösterdi. Bu muhalefet hareketi Meral hanımı başına getirdi, yani Meral Hanım Başlatmış bir lider değil başlatılmış bir muhalefet hareketin daha sonradan lideri olmuş oldu. Birkaç genel başkanlar değişti biz de Meral Hanım ile o süreçte birlikte yürüdük. Türkiye’de birçok il gezdik daha sonra, referandum döneminde yine gezdiğimiz illeri bir kez daha gezdik, bu şekilde Meral Hanım ile olan yolculuğumuz başlamış oldu. Farklı bir yolda başlayan yolculuğumuzda, millet bize İyi Partiyi kurdurdu. Bunu hep söylüyorum, bizi halk kurdurdu, biz bir parti kuralım diye yola çıkmamıştık, fakat şartlar bunu gerektirdi, iyi de oldu, bizim serüvenimiz bu şekilde gelişti.

İyi Parti daha kurulmadan çok ses getiren bir parti oldu. Partinin logosu dahi çok büyük tartışmalara yol açtı, bu nedeni nasıl yorumlarsınız?

İnsanların duyduğu yoğun ilginin ve arayışın esasında tecellisi, insanlar bir çıkış noktası arıyorlardı senelerdir, nedeni ise rahatsız olunan bir iktidar var.16 yıldır devam ediyor bu tek parti iktidarı, artık öyle bir noktaya geldi ki, bir şahsın iki dudağının arasından çıkan her laf kanun sayılır hale geldi. Ülkenin bu kadar sıkışma içersinde olduğu bu dönemde bakıyorum CHP seçmenine, kendi fikirlerini partinin tavanında, üst yönetiminde kesinlikle temsil edilmediğini düşünüyorlar. Dönüyorlar oy verecek başka yer arıyorlar, bakıyorlar bir tarafta AKP var, zaten kesinlikle oy vermeyi düşünmedikleri bir parti, diğer tarafa dönüyorlar MHP var, oradan da bir memnuniyet cezbedecek bir şey yok onları. MHP seçmeni içerisinde de bu aynı şekilde, insanlar artık sahip oldukları fikirlerin partilerin üst yönetiminde temsil edilmediğini düşünüyorlar ve bir arayış içersindeydiler. Türkiye’de bakarsak bir Merkez sağ seçmen vardı geçmişte, bunlar zamanında doğru yol partisine, Anap’a, Adalet partisine, Demokrat Partiye oy vermiş. Bu insanlar uçmadılar, yok olmadılar, nereye gittiler bu insanların bir kısmı, kerhen de olsa CHP’ye oy verdiler daha cumhuriyetçi, Laik olanları, bir kısmı ise döndüler Ak Partiye oy verdiler, bir kısmı da MHP’ye oy verdiler. Bu insanların arayışı vardı, İyi Parti kurulmadan önce yeni bir partinin kurulacağının sinyalleri verildikten sonra, İyi Partiye olan ilginin başlaması buradan kaynaklanıyor. Parti’nin oluşumuna bakarsak, her siyasi yelpazeden insan var. Bizim partimizde geçmişte CHP seçmeni olmuş üyesi olmuş insan da var, aynı şekilde AKP’de de bulunmuş insanlar da var veya milli görüş geleneğinde bulunan insanlar da var, MHP içersinde insanlar da var, yani her siyasi yelpazeden insan var bu da bunun kanıtı. İlginin bu kadar yüksek olmasının sebebi de bu zaten.  Bu siyasi, partilerde memnuniyetsiz olan insanlar arayış içinde olan insanlar İyi parti’ye yönlendiler.

İyi parti yönetici kadrosuna baktığımız zaman evet AK Partiden, CHP, Anavatan yani siyasi partiler dışında Gaziler, sanatçılar da var, bu birleşmenin ortak noktası nedir?

Ortak nokta nedir diye düşündüğümüz zaman, İyi Parti’yi zaten yeni dönemin Kuvayı Millîye hareketi olarak hem düşünüyorum hem de öyle görüyoruz, söylemlerimizde de bunu hissettiriyoruz.  İyi Parti artık Türkiye’nin köprüden önce son çıkışa geldiği dönem, 2019’da yapılacak olan seçimde veya normal tarihten önce de olabilir. Ki benim bununla ilgili bir öngörüm de var. Ben 2018’nin Kasım ayında Genel seçimin yapılacağını düşünüyorum, bunu yüksek sesle her yerde söylüyorum. Yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde, beraberinde Milletvekili genel seçimde bizi de Türkiye’nin köprü’den önce ki son çıkışı, son seçimleri olabilir bu seçimler diyoruz. Bundan sonra demokrasi’nin rafa kalkması yolunda Türkiye’nin ilerleyebileceğini, eğer iktidar değişmezse düşünüyoruz. Bu birlikteliğin ana çıkış noktası, ortak noktası yani niye bu kadar farklı siyasi yelpazeden insan bir araya gelmişin cevabı bu. Demokrasiyi korumak.

Erken seçimin nedeni nedir?

İktidar son dönemde çok yıprandı. Devamlı suretle AK Parti iktidarı iş başına geldiğinden beri hatalı işler, yanlış işler yaptığını biz görüyoruz ve söylüyoruz ama son dönemde hakikaten artık gözü kapalı şekilde Sayın Cumhurbaşkanına biat etmiş insanlar dahi rahatsızlıklarını yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Sebebin birincisi, Reel ekonomiye, insanların cebine çok fazla yansımaya başladı artık. Türkiye’de ekonomi kriz. Yıllardır var ama insanların cebine çok yansımaya başladı, icralık olmayan insan yok. Şu da bir gerçek ki İnsanlarımızın alıştırılmış olduğu sadaka ekonomisi, yani sebepsiz vaziyette insanlara verilen mali yardımlar, sebepsiz vaziyette verilen teşvikler, karşılıksız devlet tarafından dağıtılan paraların artık suyu çekilmiş halde. Devlet artık yakıt desteğini, mazot desteğini, arttırdık diyor gübre desteğinden kısıyor, devletin kaynakları bitti çünkü, en son varlık fonunun kurulmasıyla birlikte zaten özelleştirilecek bir şey kalmamıştı. Son üç beş parça şeker fabrikaları var, onun haricinde kurulmuş bir varlık fonu var ki, ne kadar acıdır 100 sene sonra aynı noktaya geldik. Osmanlıda ki Düyun-u Umumiye neyse Varlık fonu da birebir aynısıdır, bununla alakalı da acı duyuyoruz. Bunların ortak şekilde insanları birebir reel ekonomiye sokakta ki insana yansıması iktidar Partisi’ni çok yıprattı.

Silivri’nin teşkilatlanması ne durumda? Potansiyeli arttırmak için ne gibi çalışmalar yapmaktasınız ya da yapıyor musunuz?

Çalışma yapıyoruz evet. Şu anda merkez teşkilatımız tamamlandı, mahallelerimizle alakalı yarıya yakını da teşkilatlanma çalışmalarını yaptı arkadaşlarımız ve bu süreç hızla da devam ediyor. Çok yakın zamanda tamamen bitirecekler. Arkadaşlarla ben tekrardan o mahallelere ziyaretlerde bulunarak görevlendireceğiz. Arkadaşlarımızı belirleyeceğiz ona ilişkin kararlarımızı alacağız. Dediğim gibi, Silivri’de teşkilatlanmaya çok az bir kısım kaldı onları da tamamlıyoruz.

İyi Parti’nin programında neler var? Tüzüğünde ki hassas noktalar nelerdir?

Program ve Tüzük olarak ayırmamız lazım. Program da her parti programında olduğu gibi ana başlıklar halinde değinilmiş vaziyette vardır. Bunlar nelerdir; ekonomi, hukuk, adalet, eğitim, tarım, kültür, sanat vs. şeklinde böyle ana başlıklar halinde değinilmiş. Detaylı çözümler noktasında, biraz seçim havasına girmemiz gerecek ki somut projeler sayılabilsin. Parti programı içersinde de bizim yine ortaya koyduğumuz somut projelerimiz var, ama parti programı zaten Parti’nin ilkelerini yansıtan bir şeydir. Uygulanacak projeler noktasında parti programında bulunan çok sıklıkla yer almaz. o nokta da parti programında yer alan şeyler bizim meselelere genel bakış açımızdır yansıtan hususlardır.  Tüzüğümüz de ise çok radikal maddeler var, şimdiye kadar kurulan siyasi partilere oranla. Mesela %25 cinsiyet kotamız var, her nokta da temsil noktasın da adaylıklar da, parti kademelerinde. Bizim kadın kollarımız yok, çünkü cinsiyetçi bir yaklaşım olarak görüyoruz. Onun haricinde bizim tüzüğümüzde, teşkilatların görevden alınabilmesi belli şartlara bağlı halde, yani genel başkan keyfine göre herhangi bir teşkilatın görevine son veremiyor. Genel Başkan odaklı değil teşkilat odaklı esasında bizim tüzüğümüz. Parti içi demokrasisinin hakikaten uygulanabilirliğini sağlandığı, ben bir hukukçu olarak da açık yüreklilikle ve samimiyetle söyleyebilirim ki Türkiye’nin en demokratik parti tüzüğü, inşallah iktidara geldiğimiz de Siyasi Partiler Kanunu da demokratik değerlere, uygun hale getiririz. Türkiye’de bütün siyasi partilerin demokratik vaziyette hareket edebilmesini sağlamak istiyoruz. Baktığımız da diğer siyasi partilere baktığımız zaman direk olarak liderler suntası şeklinde, lider değişim istemedikten sonra değişim olması imkânsız. 100 kişiden 25’inin farklı cinsiyet de olması zorunlu, 75 kadın 25 erkek de olabilir. zaten genel başkanımız bunu bize açıklarken onu söyledi” kadınlar partiyi ele geçirip sizi kovalamasın diye cinsiyet kotasını koyduk” dedi.

İyi Parti’nin başında bir kadın var, günümüzde kadına şiddet ve tecavüzü artmasından dolayı kadınların iyi partiye ilgisi ne oranda ve onlara bir umut bu parti diyebilir miyiz?

Genel Başkanımızın kadın olmasının ötesinde parti programımızda ve tüzüğümüzde de yer alan maddelerde sabit olduğu gibi, kadın, hakları kadına şiddet, taciz gibi hadiselerde İyi Parti’nin diğer partilerde bulunmayan bir duruşu var.  Partilerin tüzüklerinin programlarına baktığımızda kadının adını pek göremezsiniz ama İyi Parti’de bu böyle değil. Somut örneklerden vereyim: biz İyi Parti olarak Hukuk komisyonlarımız bire bir bu gündemde ki kadına şiddet, taciz olaylarını takip ediyoruz, duruşmalara katılıyoruz, hukukçusu fazla olan bir partiyiz biz. İstanbul’da 6-7 tane İlçe Başkanımız Avukat, yönetimde ki avukatların haricinde biraz hukukçumuz fazla yoğun vaziyet de takip ediyoruz. onun haricinde Partimizin Genel Merkezinde genel Başkanımızı ayrı tutarak söylüyorum, Genel Başkanımız da hem kadın hakları, çocuk hakları ve hayvan hakları konusunda hakikaten aktivist diyebileceğimiz bir noktadadır. Onun haricinde de Kadın hakları, Çocuk hakları ve hayvan hakları konusunda tanınmış aktivistler var genel merkez yöneticilerimiz içerisinde, üyelerimiz arasında Silivri Hayvan Hakları derneğinin başkan yardımcısı var, o yönden de büyük bir yönelim var bizim partimizde. Bu nokta da Türkiye’ye çözüm olabileceğimizi düşünüyoruz.

İyi Partiyi bir kadın hareketi gibi görüyorum bende. Çünkü başında Meral Hanım var. İyi Parti’nin kadınlara özel herhangi bir programı olacak mı?

İyi Parti zaten bir kadın hareketidir diye Genel Başkanımız sıklıkla söylüyor, bunu ben de birkaç konuşmamda üzerine basa basa söyledim. Türkiye’ye hakikaten bir kadın eli değmesi gerekiyor diye düşünüyoruz artık. Şimdiye kadar kadınlar hakkında erkekler konuştu. Kadın hakları konusunda kadınlara hiç söz vermediler bununla alakalı, şimdi ilk defa İyi Parti de gerek genel Başkanı gerekse bahsettiğimiz cinsiyet kotasından ötürü, parti yöneticileri, kadınlar ve kadın hakkında ilk defa kadınlar konuşuyor, bu önemli bir ayrım. Yıllardır kadınlar hakkında erkekler konuşuyordu. Birisi kadınların başörtüsü için biz mücadele ediyoruz, öbürkü kadına şiddet vs. yani kadına şiddetle ilgili ne konu varsa şimdiye kadar erkekler konuştu, artık kadınlar konuşuyor. İyi Parti’nin kadın politikası konusunda konuştuklarını uygulayacağını, kadın politikasının boş laftan olmadığının ispatı da ilk derece de budur.

Bu günkü siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıştırıcı ve etnik farklılıklarla yapılan bir siyaset söz konusu mu sizce de?

Bugünkü siyaset tamamıyla kamplaştırma politikası üzerinden gidiyor. Sayın Cumhurbaşkanı bunu çok başarılı şekilde uyguladı16 senedir. Bir ayrım noktasını bulup toplumu oradan ikiye böldü ve büyük olan parçayı kendine aldı, yıllardır yaptığı bu. Ne oldu? manevi değerler öldü, manevi değerlerin bir noktasından toplumu kırılma yarattı büyük parçayı kendine aldı. Kültürel alanda da, bir kültürel ayrışım noktası üzerinden toplumu ikiye böldü, burada da büyük parçayı kendine aldı hep böyle ilerledi. BU siyasette şöyle bir şey yarattı iki kutuplu bir düzen. Yerli ve milli ittifak yarattık biz diyorlar, Karşı taraf ne oldu? yabancı ve gayri milli onlara göre, bunu yaratmaya çalışıyorlar. Işte biz buna itiraz ediyoruz. Tek milli olan siz olamazsınız, biz olamayız, başkaları da olamaz, herkesin kendi değerleri var, toplumu kutuplaştıra kutuplaştıra, insanlar artık birbirleri ile yaptıkları en ufak sohbette kavga eder hale getirdiler. Mesela sokağa çıktığımızda bakalım, farklı siyasi partilerden insanlar siyaset konuşamıyor ya biri birine gündemde olan Fetocu diyor ya da sen yobazsın, Cumhuriyet düşmanısın diyor. İnsanları kamplaştırdılar, bu kamplaştırmayı insanlar kendi aralarında maalesef açamıyorlar, üst siyaset bu kamplaştırmayı sona erdirmesi lazım ki insanlar da birbiri ile barışabilsin, insanlar birbirlerine selam vermeyecek hale geldi. Hep ülkenin bekası devletin bekası için diyoruz ya, devletin bekası açısından aslında en önemli olan nokta bu, bu kadar ayrıştırmaya giderseniz insanları böyle kutuplaştırırsanız, ülkenin bekası tehlikeye girer. çünkü halkta birlikte yaşama sevinci, isteği, beraber bir şeyler yapma arzusu kalmadı. Biz kendi bünyemizde bunu çok güzel apsorde ettik erittik. Her siyasi görüşten insanlar var ve kimse kimsenin önceki siyasi hayatını sorgulamıyor, yani sen önceden şu partideydin ben bu partideydin gibi bir ayrım yok bizde, hepimiz İyi Parti için birlikteyiz bir aile gibi birlikte çalışıp birlikte üretiyoruz. Toplumsal Uzlaşmayı kendi bünyemizde sağladık ve amacımız bunu tüm Türkiye’ye yaymak.

Meral Hanım çok insancıl çok anaç ruhlu bir kadın. Toplumda değer katmak için uğraşan tek kadın. Siyasette dürüstlüyle tanılan bir isim. Ortaya koyduğu bu cesareti sizce nasıl sonuçlanacak?

İşin sonucunun nereye varabileceğini ben şu an ön göremiyorum. Bana kalırsa arkadaşlarımız dâhil ben de devamlı söylüyorum, bir taban rakam var, oy oranlarıyla ilgili benim kafamda %20 gibi düşünüyorum. Bunun altına inmeyeceğimizi düşünüyorum. Bunun üstü ne olur inanın bende öngöremiyorum, ama karşılığını bana göre çok büyük vaziyet de alacak. Meral Hanım ve ilk Genel seçimlerde ben direkt olarak Cumhurbaşkanı olacağını düşünüyorum.  

İyi Parti’nin basında çok yer verilmemesinin nedenini neye bağlıyorsunuz?

Basın artık saray basın olmuş çünkü. Önceden havuz medyası falan diyorduk artık havuzu falan geçti basın, direkt olarak saraya bağlı, çok az bir kısım belki %5 gibi bir kısmı onun da bağımsızlığı tartışılır onlar da başka bölüme bağlı hareket ediyor. Bizim açımızdan tamamen karartma ve ambargo, yaşayarak görüyoruz bunu. Partimiz birinci olağanüstü kurultayını yaptı Ankara’da 70.000 kişilik belki sağa sola dağılanlarla birlikte 100.000 kişi diyebiliriz böyle bir kalabalık vardı, tribünlerde boş olan tek yer basın tribünüydü, merdivenler bile doluydu. Merkez medya diye tabir ettiğimiz büyük kanallar bile bir fotoğraf makinası bir kamera bile göndermedi.

HDP’yi siyasi parti olarak bile görmüyorum terör örgütünün uzantısı olarak görüyorum ama HDP’nin kongresinde gidip yayınlıyor. İyi Parti Türkiye için daha zararlı bir oluşum mu Türkiye için? Bir sürü milli insan bir araya gelmiş, bir şeyler yapıyorlar. bu korkudan başka bir açıklaması yok. OHAL Türkiye’de sadece İyi Parti’ye, başka hiçbir partiye guruba yok. PKK gidip miting yapıyor, ama sadece vatansever, iktidara alternatif olabilecek insanlar yapamıyor.

Silivri’de ekonomik olarak gelişmesi için neler yapılması gerekiyor?

Silivri’yi ikiye ayırmak lazım.

Birinci noktası; Silivri’nin şehir merkezi, turizmde kullanılmaya çok müsait, burada turizm de eğlence sektöründe geliştirip insanları buraya çekmek burayı cazibe noktası haline getirmesi lazım. Mesela Silivri’nin fiziksel özellikleri Fransa’nın meşhur Cannes şehri vardır festivallerin yapıldığı, ben fiziken Silivri’yi oraya benzetirim, orası da aynı sahil kasabasıdır, coğrafi yapısı sahilin konumu da Silivri’ye benzer ve dünyada ünlü bir yer. Silivri Ondan çok daha güzel. Silivri nüfusu oradan daha da fazladır ama kullanamıyoruz ne denizinden ne de diğer güzelliklerinden faydalanabiliyoruz. İkinci noktası; Kırsal kesimde tarımın desteklenmesi lazım. Fiilen köy ama köy statüsünden çıkarılmış, mahallelerimiz bundan dolayı hizmet sıfırlandı, çiftçilik yapan insanlar teşvik alamıyorlar siz köy değilsiniz dediler. Adam ben buraya ekiyorum nasıl köy değil, yani İstanbul’un Şişli ilçesinin herhangi bir mahallesi ile şu an da bizim Seymen mahallemiz, Fener mahallemiz bir tutuluyor, komik yani.  Nitelikli tarıma elverişli hale getirmeliyiz çiftçilerimizi eğitmek lazım, desteklerini alabilecek hale getirmemiz lazım, köylerin hakikaten köy olarak kabul edilmesi lazım. Köyün kaynakları sömürülüyor, Silivri’nin ekonomik kalkınması Çiftçiye, hayvancılığa geliştirmeden kalkınma olmaz. Merkezde özellikle turizm eğlence sektörünü geliştirmemiz lazım, bizim sanayi bölgemiz var. Sanayi bölgelerinde mevcut yapıyı korumakla kalmayıp teşvik kapsamına almamız lazım. Her ne kadar belli noktalarda proje bazında teşvik alıyorlarsa Sanayi bölgelerimiz, Türkiye’nin geri kalanına verilen çok daha büyük teşvikler var. Trakya’nın refah seviyesi yüksek görünür fazla teşvik verilmiyor ve teşvik oranları değişir bölge bölge, aynı değildir.

Silivri’de ki yerel basın hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Silivri’de ki yerel basınımızın daha iyi olmasını temenni ediyoruz. Tarafsızlığını biraz daha muhafaza edebilir diye düşünüyorum. Silivri’nin yerel basın noktasında eksiği olduğunu düşünüyorum, yeterince basılı gazetesi yok, Silivri Merkezde yayın yapan 2 tane radyo kanalımız var bunların daha fazla olması lazım. Silivri’nin bir televizyonu muhakkak olması lazım. Silivri’nin kendi içerisinde dinamikleri var yani kendi basını var, kendi bir toplumsal yapısı kendi içersinde dinamikleri olan ilçe Silivri. Yerel basınını da öyle değerlendirmek lazım, Silivri’nin esasında diğer ilçelerdeki İstanbul’un içindeki yerel basına çok benzemiyor.

Şeker Fabrikaların özelleştirmelerini hem bir hukukçu hem bir siyasetçi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumartesi günü Alpullu şeker fabrikasının önündeydik, bizde orada hazır bulunduk ‘’Şeker Vatandır Satılamaz’’ diye bir basın açıklaması yaptı Genele Başkanımız. Alpullu 2000 küsur nüfusu olan bir yer. Orada 12.000 kişi falan vardı hafta sonu. Şeker fabrikasıyla iktidarının derdinin olmasını çok iyi anlayabiliyorum, nedeni Şeker Fabrikaları Cumhuriyetin sembolüdür. Alpullu Şeker Fabrikasının kuruluşu 1926, Türkiye’nin ilk Şeker Fabrikasıdır. Anadolu’nun kalkınmasını talep ediyor şeker fabrikası, direk olarak Atatürk tarafından kurulmuş durumda. Cumhuriyetin temel değerleriyle kavgalı olduğunu düşündüğümüz insanların saldırmasını çok garip karşılamıyorum ben. Görevden alınan Amerika Dış İşleri Bakanı Türkiye’ye geldi 2,5 saat Sayın Cumhurbaşkanımızın tercümanı olmadan baş başa görüşme yaptılar. Dış İşleri Bakanı tercümanlık yaptı, görüşme tutanağı da yok. bu görüşmenin sonunda ne olduysa ki Genel Başkanımız bu konu hakkında diyor ki ‘’Ver Rezayı al Şeker Fabrikalarını’’ diye bir pazarlık yaptılar.  Birkaç ay önce Dünyaca ünlü Amerikan firması Cargill’in raporunda belirttiği üzere şeker fabrikaları satışa çıkarıldı. Açıkçası biz Cumhuriyetin temel değerlerinden bir tanesi saldırı olarak görüyoruz şeker fabrikalarının satışını. Milli kurumlarımızı birer birer sattı AK Parti iktidarı. Şeker fabrikaları da son kalanlardı, bir kısmı satıldı kalan bir kısmının satış süreci devam ediyor. Biz satılmaması için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz, bu elimimizden gelenler satılmamasına yeter mi?

Şu an emin olun ben de bilmiyorum, ama Türkiye Cumhuriyeti bir Muz Cumhuriyeti değil her ne kadar hukuk devleti özelliği şu an için belli bir süredir bu iktidar döneminde arz edemiyorsa da, gösteremiyorsa da, yakın zamanda bu iktidar değiştiğinde bunların hepsinin hesabı hukuki olarak sorulur.

Ülkemizin dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dış Politikayı bulamıyoruz ki. Dış politikaya ilişkin hiçbir şey görmüyorum Türkiye’de. Senelerce Türk dış politikasında bir ekol oluşturmuş insanları monşerler deyip dışladılar şu andaki iktidar sahipleri stratejik derinlik diyerek Türkiye’yi getirdikleri nokta ortada. Türkiye’nin dış politikası şu anda anlamakta güçlük çekeceğimiz şekilde 2003 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken Büyük Orta Doğu projesinin eş başkanı olduğunu kendisi söylüyordu, şu anda da herhalde eş başkanlığı devam ediyordur diye düşünüyorum, yok değilim diye bir açıklama yapmadı. Orta Doğuyu kan gölüne çevrildi şu an da, bana kalırsa Türkiye’de uygulanan dış politika Amerikan Dış Politikası. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kendine ait dış politikası olduğunu şu an hiç düşünmüyorum.  

Eskiden Çiftçilerin ekimini yaptıkları üründen elde ettikleri tohumları bir dahaki seneye saklar tekrar ekerlerdi şimdi öyle bir şansları yok. Siz Tarım ve Tohum politikasını nasıl yorumlarsınız?

Silivri Teşkilatından sorumlu Silivri İlçe Başkanı olarak söyleyebilirim ki kendi bölgemizde en önem verdiğimiz şeylerden biri tarım. Hibrit Tohumuna kesinlikle karşıyız, şu anda bahsettiğimiz ikinci tohumu alınamayan tohuma karşıyız. İlçe Başkan yardımcılarımızdan biri Silivri’de büyük çiftçilerindendir. Geçen sohbetimizde Konya’da yapılan Tarım fuarı vardı, oraya gittiler hatta Silivri’den giden birçok çiftçimiz ve muhtarımız da oradaydı. Orada direk olarak devlet kurumlarının tarım bakanlığının Tarım kredi kooperatifinin stantlarında sergilenen 10 tohum varsa bunların yedisinin yabancı tohum olduğunu, gördüklerini anlattılar, bu trajedi komiktir. Ne demek devlet kurumunda tohum üretmekle tohum yetiştirmek de Türkiye’nin tarımını geliştirmek de görevli olan bir devlet kurumunun tarım fuarında ki stantta Türkiye’nin her yerinden çiftçilerin gittiği, tarım fuarında ki standa sergilenen pazarlanmaya çalışılan tohumların %70 i yabancı tohum, diyecek hiçbir şey kalmıyor içimiz acıyor bu konuyla alakalı. Geliştirme merkezlerinin hakikaten geliştirme olarak kullanıp bizim yerli tohumlarımızı üretilmesi lazım. Bir de şöyle bir şey var Anadolu, tarımın Dünyaya yayıldığı nokta Tarımın ilk ortaya çıktığı bütün dünyaya yayıldığı yer bizim topraklarımızdan çıktı. Şimdi Türkiye’nin beşte biri kadar toprağı olmayan İsrail’den tohum ithal ediyoruz, iktidar en çok da tarıma, çiftçiye, hayvana ihanet halinde, bu ihanetin bir an önce son bulmasını düşünüyorum.

OHAL’in hala devam etmesi hakkında, hala mevcut koşullarda OHAL’i gerektiren durumlar var mı hala ?

OHAL’in devam etmesinin tek sebebi, Kanun Hükmünde Kararname yetkisinin kullanılması için devam ediyor. Bütün partilerin üzerinde uzlaşmış olduğu taşeronlara kadro verilmesi hadisesinde kararname ile yapıldı.Genel Başkanımız bir şey dedi bu konu hakkında ben de aynı görüşteyim ‘’ Ak Parti istiyor, MHP istiyor, CHP istiyor bizim de İyi Parti olarak 5 milletvekilimiz var mecliste, yetkimiz var, mecliste biz de istiyoruz Taşeronlara Kadro verilemesini, getirin bunu Meclise alkışlarla onaylayarak kanunlaştıralım. Direkt olarak Kanun Hükmünde Kararnamelerle bu işin yapılması meclisin oyunun çalınmasıdır. Devletin üç temel yasası vardır; Yasama, Yürütme, Yargı.

Yasama bağımsız mahkemeye giriyor, nerde kaldı bağımsız mahkemeler? Türkiye’de yargı bağımsızlığından şu an da söz edemiyoruz.

Yürütme, hükümetin görevi, Bakanlar kurulu ve Başbakan ve Cumhurbaşkanın tabi ki yürütme noktasında yetkilileri var, Yürütmeyi şu an kim yapıyor? Bakanların bir hükmü var mı? Sayın Cumhurbaşkanı’nın bakanlarla aynı konumlarda danışmaları var. Cumhurbaşkanı danışmanı ne derse o oluyor, Bakanlar kukla vaziyetinde şu an. Yasama, Kanun Hükmünde Kararnameler yoluyla ekarte etmiş Cumhurbaşkanımız, şu an da biz zaten tek adam devri yaşıyoruz Sayın Cumhurbaşkanımızın ağzından ne çıkarsa onun olduğu bir dönemdeyiz. Gelelim şimdi bu noktada OHAL gerekli mi, bu kullanış şekli ile hiçbir zaman gerekli değil. Memleketimiz zor durumda mı evet, Terörle mücadele ediyoruz gerek Fetö gerek PKK terörüyle, Türkiye’de terör problemi bitmiyor, bunlarla mücadele için kullanılsa, uzatmaya gerek yok 3 ay teröristlere uygulansa biter, uzatılmasına da gerek yok. Daha geçtiğimiz aylarda Nevruz kutlaması bahanesiyle Bakırköy meydanında posterler açıldı, hani OHAL? OHAL falan yok. OHAL vatandaşa var. KHK çıkarmak için var OHAL

Hiçbir devlette OHAL Bu kadar uzun sürmez. Seçim havasına girilmesi bu süreci uzatılmasında da etkin olabilir mi sizce?

Kanun Hükmünde Kararname yetkisi görünen kadarıyla Cumhurbaşkanımızın çok hoşuna gitti. Onu elden bırakmak istemiyor, devamlı uzatacaktır bunu bitirmeyecektir. Zaten getirilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu OHAL yetkileri tamamen Cumhurbaşkanına tanınmış hale geliyor, onun amacı herhalde o seçime kadar bu vaziyette gidip oradan sonra bu yetkileri eline almaktır, ondan sonra kaldıracaktır. Şu anda ki sistem de bağımsız bir yargı olsa hesap verebilir nitelikte Cumhurbaşkanı, Kanun Hükmünde Kararnamelerden dolayı Bağımsız bir yargı olmadığı için hesap vermiyor, yargı da kendisine bağlı olduğu için. Devletin 3 kuvvetinde Yasama ile Yürütme ile Yargı ile şu an da kendi ellerine almış durumda. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Nisana kadar yapılan anayasa değişikliklerini yürürlüğe girdikten sonra zaten hesap sorulamaz hale gelir Türkiye’de demokrasi diye bir şey kalmaz.  

16 yıldır Ülke AK Parti tarafından yönetilmekte. Sıklıkla bir kandırma söz konusu, evet vatandaş olarak bunu kabul edebiliriz o da fazla bilgiye sahip olmadığından dolayı, lakin devlet adamlarının yanlış yaptık, kandırıldık, bizi affedin demeleri birde elinde istihbarat, mit, devlet gücü varken kandırılmak. Başka ülkelerde bu tür olaylar istifa ile sonuçlanıyor, burada neden istifa edilmiyor?

Hükümette bulunan bu ağabeylerin senelerdir çözüm süreci yaptılar PKK kandırdı, Almanya kandırdı, Hollanda kandırdı, Amerika kandırdı, Feto Kandırdı, aşağı yukarı her sene bir kandırılma olayı ile karşı karşıya kalıyoruz evet. Örnekler üzerinden gidelim: Selahattin Demirtaş şimdi terörizmden dolayı yargılanıyor, çıksa dese ki duruşmasında Abdullah Öcalan Terörist başı yıllardır bizi kandırmış bizim PKK ile ne işimiz olur, terörle ne işimiz olur, milletimiz bizi affetsin dese ne olur? Hangi aklı başında insan buna inanır. Feto bizi kandırdı denmesi de aynı şey, ben buna inanmam aklı başında bir insan olarak, buna inanmam. Bu arkadaşlar hakikaten kandırıldılarsa ve bu kadar çok da kandırılıyorlarsa burada bir sıkıntı vardır demektir, bu kadar kandırılan insana bakkal dükkânı emanet edilmez.  He kandırılmıyorlarsa bu işi bilinçli yapıyorlarsa sıkıntı daha büyük, her iki türlü de bu arkadaşların devlet yönetiminde yer almaması gerekiyor.

Neden hala vatandaşlar tarafından alkışlanıyorlar?

Çünkü alternatifi yoktu bugüne kadar, İnsanlar kendi siyasi partilerinden kendi fikirlerinin temsil edilmediğini düşünüyorlar, kaldı ki AK Partide kendi temsili görüp oraya şimdiye kadar oy vermiş insanlar nasıl dönsünler CHP’ye MHP’ye oy versinler. İlk defa bir alternatif çıktı yıllar sonra.

Her oluşum başka bir oluşumun alternatifidir. Peki, alternatif partiler olunca milletin tercihi değişir mi?

Kuvvetli bir alternatif olursa değişir, millet sıkıldı artık. Genel Başkanımız Meral Hanımın hakikaten devleti ferasetle yönetebileceğini, keşmekeş haline gelen şu Türkiye’yi fabrika ayarlarına döndürüp tekrardan yerine oturtabileceğini düşünüyor. Bu insanlar zaten bu kadar fazla destek görmesinin sebebi de bu. Her yerden destek görmesinin sebebi bu Meral Hanım derler toplar, eski günlerinde olduğu gibi Türkiye’nin belli bir rota’da devam edeceğine inanıyorlar. Bu düşmanlıklar biter, Olağan üstü vaziyetimiz normale döner, normalleşiriz diye düşünüyorlar.

İktidara geldiğinizde eksik olarak gördüğünüz şey nedir? Nereden başlayacaksınız?

Adalet. Ben hukukçu olduğum için en büyük eksiğin adalette olduğunu görüyorum, belki başka kişiler başka yerde görebilirler ama devletin temeli adalettir. Adalet Mülkün Temelidir, adalet olmadan hiçbir şey olmuyor. Türkiye’de ki insanlar adalete inancı kalmadı, güveni de kalmadı klasik tabir var” seni mahkemelerde sürüm sürüm süründürürüm “diye. Mahkeme sürüm sürüm süründürme haline gelmiş. Ben adalet sisteminin içinde olarak söylüyorum, aynı zamanda akademisyen kimliği olan biri olarak söylüyorum, adalet yüksek Okulunda ders veren bir hoca olarak da söylüyorum, Adalet sistemi bitmiş vaziyette. İktidarın sopa gösterme gücü olarak adalet gösteriliyor.

İyi Parti Belediye seçimini kazanırsa, Silivri farkı ilk nerede hissetmeye başlayacaktır?

İnsanlar konuşulandan fazla yapılan şey görmeye başlayacaklar şuan da bol bol laf duyuyoruz Silivriler olarak. Laftan fazla icraat görmeye başlayacak insanlar, ilk farkı burada görecekler. Biz konuştuğumuz şeyleri yapma amacı içerisindeyiz laf olsun diye konuşmuyoruz, her şeyimizi projelendiriyoruz ve her işimizi işin ehline bırakıyoruz en önemli özelliğimiz de bu bizim. Şehir planlamasıyla alakalı bir plan program yapacaksak vaatte bulunacaksak bunu şehir plancısı arkadaşlar yapacak veteriner yapmayacak mesela. Çiftçilerin problemleriyle ilgili bir problem olduğunda ortaya bir şey koyacaksak bunu çiftçi arkadaşlar yapacak, esnaf arkadaşlar yapmayacak, esnaflarla ilgili projeyi esnaf arkadaşlarımız yapacak.

Silivri Belediye Başkanlığı için şu anda netleşen bir isim var mı?

Yok, çalışmamız da yok. Genel merkezden bize aday belirleyin çalışmalara başlayın diye bir takvim verilmesi lazım bize gelen resmi bir başvuru da yok. Öyle bir takvime de girmedik.

Ülkemizde bilim, sanat gibi estetik değerlerimizin, medeni değerlerimizin yavaş yavaş yok olması. Son olay yıllardır tiyatro yapan kadın sanatçılarımızın sahneden indirilmesi. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye hızlı Ortadoğululaşıyor. Kendi köklerinden, kendi değerlerinden koparılıyor. Yıllar geçtikçe Türk sanatı, Türklerin kültür sanat alanındaki ilerlemesi bir doğu kültürü ile batı kültürünün yani Batının Kültür Tekniği diyelim. Sanat tekniği ve doğudan gelen Türk sanat birikimimizle ikisi harmanlanarak bir Türk modeli ortaya konmuştu, kültür sanatla bu böyleydi. Son dönemde toplumsal yapıda olduğu gibi Kültür ve Sanat ’da da bir Ortadoğululaşma başladık, Türkiye’de bu bizim genetik kodlarımıza Kültürel kodlarımıza da hiç uygun olmayan bir şey. Kadın hareketlenmesi bir parti olarak Kadın sanatçıların sahneden indirilsinler vs. çok talihsiz hadiseler, ama şunu da bilmek lazım, onları yapan arkadaşlar zaten daha evvel sicillerinde var, daha önce yaşanan şeyler şaşırmıyoruz. Kadını toplum hayatından tamamen dışlayan bir kafa yapıları var zaten. Türkiye için büyük bir talihsizlik onarılması zor talimatlara sebep oldu. 2-3 nesil kaybımız var bu işler normale döndükten sonra, tamir noktasında çok yoğun çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Bunun dinle alakalı bir yanı var mıdır? Çünkü son zamanlarda istatistiklerin deizme hızlı bir geçiş olduğunu göstermekte. Özellikle gençler arasında.

Kültür sanat alanından onunla bağdaştırarak ifade edersek, esasında bu çağdaş kültür ve sanatının çıkış noktaları çok dindar olan çok sanatkârlar var, saz ustaları, bestekârlar, hepsi tekkelerden dergahlarda yetişmişlerdir, yobaz değillerdir. Türk Kültürünün temelini oluşturan insanlar vardır, bunla alakası yok. Son dönmede yapılan İslamiyet’i de insanların din duygusunu neredeyse ortadan kaldıracak. Yapılanlar tepki çektiği için, yanlış bir öngörü ile insanların İslamiyet’i yapılanlar zannederek tepki göstermesi sonucunda maalesef bir kırılma yaşanıyor. Dinle ilgi şu sıralar nedense her konuşan bel altı konuşuyor, İslamiyet’i indirmiş vaziyetteyiz esasında konuşulması gereken bu değil, bunların konuştukları bana göre İslamiyet’i kendi oluşturdukları yobaz kafa olarak adlandırıyorlar, yobaz değildir. Kendi oluşturdukları Yobaz sistem içersinde bu yaptıkları tartışmalar. İnsanlarımıza temiz hocalarımızla gerçekten İslamiyet’i bilen insanlarımızla İslamiyet’in ne olduğunu anlatmamız lazım, bu şarlatanların konuştuğunu dinlemememiz lazım.

İnşaatlar.Betonlaşmada ki rant doğayı katletmekte. Meral Hanım yılda yüz elli bin hektar ağaçlandırma yapacağını söylüyor bununla ilgili düşüncelerinizi söyleyebilir misiniz?

Türkiye’de son 16 yılda ekonomi İnşaat ekonomisi haline geldi. Gelen dış kaynaklar ülkenin kendi içerisindeki ürettikleri tamamıyla betona demire inşaata yatırılıyor. Bol bol rezidansımız, gökdelenimiz oldu, bir çoğunluğu kendi bölgemiz Esenyurt, Beylikdüzü düşünelim, bunlar fuhuş yuvası haline gelmiş durumda. Günlük kiralık daire adı altında her rezaletin, pisliğin döndüğü yerler haline gelmiş oralar. Bu iktidar içerinden beton mikserinin geçmediği hiçbir şey yapılmasını istemiyor çünkü rant betonda direkt olarak inşaatın rantını sevdikleri için betona yükleniyorlar. Taksim mesela, betonu yap üstüne saksı ile çiçek koy, tamamen rezalet. Bu iktidardaki beton sevgisi hiçbir şey de yok. Sayın Cumhurbaşkanı vatandaşlar ağaçlandırma yapsın diye çam tohum gönderiyor nereye dikecekler bilmiyoruz. Doğayla ilgili problemleri çok büyük, Seymen mahallesinde şimdi Tehlikeli Atık Tesisi yapılıyor zehir saçacak her yere.

Ak Parti ile MHP’nin ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayırlı olsun diyoruz.

İYİ Parti’ye üye Olmak için ne yapmalıyız?

Buraya geliyor ya da bizi arıyor biz de gidiyoruz. Basit bir formumuz var imzasını atıyor üye oluyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması yeterli.

Son olarak Sosyal Mesajınızı alabilir miyiz Ozan bey?

Biz iyi parti olarak Türkiye’deki kutuplaştırmayı sona erdirmek için yola çıktık. Türkiye’nin iyi insanlarının birbirlerinin anlayıp dinlemesi, Türkiye’nin normalleştirilmesi, Fabrika ayarlarına geri dönmesi için yola çıktık. Cumhuriyetin temel değerlerine saygılı, Atatürk ün ilke ve İnkılâplarına bağlı, vatansever olan her insanımızı biz yanımızda görmek istiyoruz. Biz merkez bir partiyiz, sağ sol gibi suni ayrımların bizde yeri yok. Türkiye’nin sıkışmış olduğu iki kutup vaziyetinden çıkarmak, Türkiye’ye nefes aldırmak. Demokrasiyi yeniden tesir ettirmek. Cumhuriyetin temel ilkelerini daha sağlam şekilde yerine oturmak için yola çıktık, en büyük vaat etimiz. Türkiye’yi biz iktidara geldiğimiz halde Genel Başkanımız Cumhur Başkanı olduğu halde biz bir yıl içersinde Parlamenter sistemi Kuvvetlendirip Parlamenter sisteme geri döneceğiz. En büyük vadimiz bu, Türkiye’yi normalleştirmenin yolu, tekrar laik bir hukuk devleti haline getirmenin yolu buradan geçiyor. 2019 Seçimleri Türkiye’nin köprüden önceki son çıkışı. Türkiye’nin son demokratik seçimleri ve bu noktada vatandaşlarımızı duyarlı olmaya bizim sesimize ses vermeye davet ediyoruz.

 Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener 16 Nisan Pazartesi günü saat 14.00’da hem ilçe Başkanlığımızın açılışını yapmak üzere hem de burada vatandaşlarımıza hemşerilerimize hitap etmek üzere burada olacak. İstanbul’da ilçe bazında yapılacak olan ilk organizasyon İlçe Başkanımızın Silivri ile alakası gayet yüksek. Tüm Silivrililerimizi 16 Nisan Pazartesi günü saat 14.00’da İlçe Başkanlığımızın önünde yapılacak olan bu organizasyona davet ediyoruz.

Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2018, 19:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2253

banner2587

banner2588