banner1503

Ülkemizde eğitim sistemine bir göz atalım mı?

Kullanılan öğretim metodu “konuşma anlatma’’ tekniği yani ezberci sistem. Üzüldüğüm nokta öğretmeyle öğrenmeyi aynı şey olduğunu sananların olması hâlbuki öğretmek anlatarak bilgi aktarmaktır, öğrenmek ise davranış değişikliği ile performans iyileşmesidir. Bu konu hakkında konuştuğum öğretmen arkadaşlarımda bunu doğruluyor zaten. Ezbere dayalı eğitim sistemi öğrencinin zihnini aktif olarak devreye girmesini sağlayamamaktadır. Türkiye’de öğretim sisteminde genelde sadece ders anlatmaktan ibaret olan bu metot uygulanmaktadır. Oysaki doğuştan sahip olduğumuz öğrenme tarzımız göz ardı edilmiş olunuyor bu durumda. Bu öğretim sisteminle sadece biliyorlar teoride olduğu gibi ama bu bilgileri pratiğe taşıyamıyorlar tonla bilgi yığını sadece. Bu şekildeki öğretim sadece bilmek anlamak değil, yani tek doğrulu bir bakış açısını doğuruyor. Bu sistem sadece evet ve hayır öğrenciyi teşfik etmekte, oysaki sorgulamalı, şüphelenmeli merak etmeli bütün bu duyguları, yani yaradılışın kanunu kullanmalı bu durumla onu yıkmak oluyor. Okuduğu her yazıya, duyduğu her söze ve ileri sürülen  hür düşünmeyi, düşünce üretmeyi, başka fikir ve görüşlere karşı saygılı olmayı öğrenemez. Böyle olunca da, insan hakları, demokrasi, ifade özgürlüğü ve toplum kesimleri arasında diyalog ve uzlaşmalarda başarılı olamaz bunu da görüyoruz zaten. Motivasyon teorisine göre de insanlar, öğrenmeyi isterlerse öğrenebilir; merak ve ilgilerini beslerlerse gelişebilir. Bu sebeple eğitimin derin ve kalıcı öğrenme, öğrenciyi motive etmesini sağlayacak bir eğitim sistemi getirimelidir. Çocuk önce kendini tanımayı öğrenmeli.

Öğretmen ders arkadaşı ve öğrenme ortağı şeklindeki bir rolde olsa, buna izin verilse, o bilgiye nasıl ulaşılacağını zaten bilir, öğrencilerin eğitim koordinasyonunu sağlar ve araştırır. Gücünü, imtihanlarda verdiği notlardan değil; yenilikçiliği, yol göstericiliği ve sevgisiyle kazanır.

Fert ve toplum; düşünmeyi, iş birliği yapmayı, proje üretmeyi, öğrendiği bilgiyi kullanmayı, geniş pencereden bakmayı ve doğrunun değişebileceğini kabul ederek çoğulcu kültürlerde barış ve huzur içinde yaşayabilmeyi öğrenmelidir. Hazırcı bir toplum değil araştırıcı ve emekçi olmaları gerekir. Evdeki aldığı terbiyeyle öğretmeninden aldığı bu bilgiyle de sağlam bir gelecekleri olurdu. Eğitimi, eğitmeni ve öğrenciyi baş tacı yapması gerek bir ülke. Bütçesinin çoğunu eğitime ayırmalı.

İmkân sağlanması lazım hem öğretmenlere hem öğrencilere. Birçok üniversite öğrencisi gününü bir öğün yemekle geçiriyor, kullandıkları toplu taşım araçları onlara ücretsiz olmalıydı. Güzel beslenmeleri sağlanmalıydı… Ülkede o kadar fuzuli yere para harcamalar yürek acısı,  ibadethanelerin şıklığı göz kamaştırıyor, soruyorum ben, öyle olunca daha mı çok sevap kazanlılıyor? Birçok şey görsel şölen, ibadetini her yerde yapabilirsin, o Allah’la senin aranda o yere ve mekânına bakmıyor, kalpten geçen önemli ona. Okul öyle değil işte, etik ve adaletli harcamalar olması gerek zira Allah da israfı sevmez.

Okul idarecileri çalışanların maaşını ödeyemezken, neyin gösterişi bu?

Öğretmenler meslek aşkı olan değerlerdir, en kutsal görevi yapanlardır, bir doktor, bir mühendis ve saymadığım nice kutsal meslekler, önce onlar atıyor bu temeli, ne çabuk unutuluyor bir mevki sahibi olunca onu o koltuğa eğitmeni oturttuğunu? Toplumu bilgi amaçla emekle yoğuran ustalardır, karanlıkttan aydınlağa çıkaranlardır. Bir ülke eyer onları hoş tutmazsa saygı göstermezse gelişemez çünkü bir ülkenin en temel taşıdır o. Öyle öğretmen gününde bir karanfil vermekle olmaz bu işler!

Başka ülkelere bakarsak eğer sınıflar çocukların rahat olabilecekleri gibi dizayn edilmiştir, Bazıları yerde minderde, bazıları masalarında, öğretmense onlarla iç içe tahtada bir yardımcı stajyer, böylelikle öğretmen bire bir ilgilenebiliyor çocuklarla ve öğretmen özgüveni yüksek bir tablo çizebiliyor. Ülkemizde öğretmenlerimiz tamamen kaderlerine terkedilmiş gibi, sınıf sayı mevcudu kırklara yakın, e böyle bir ortamda öğretmen öğrencisine ilgi ve ihtiyaç yeteneklerine hitap etmesi sizce mümkün mü? Öğrenme ortamının fiziksel koşullarda kalitesi belli zaten… Okul sayısı yetersizken, sınıf içersindeki fiziksel koşullardaki kalite çok düşükken, tableti ihtiyaç görmek bence biraz boş göstermelik oldu. Tablet yerine imkân sağlanmalı. Yeterli sosyal imkânları olan okul sayısı çok azken, maalesef ülke de bürokratların fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama yerine lüksü ön görmeleri, eğitime verdikleri değeri ortaya koymaktadırlar yani bu karnın açken bir pasta sunulmasına benzer…

Yeni dersler eklenmesi gerektiğinin düşüncesindeyim. BİRAZ YAŞAMLA SAVAŞMAYA HAYATTA KALABİLMEĞE DAİR. Çocuğun bir birey olarak söz hakkı olmasına erken yaşlarda aşılanması gibi hala çevremde çocuğunun meslek hakkında ailelerin karar verdiğini görüyorum, tartışmasız tabi ki belli bir yaş sonrası ama lütfen soralım! Sanat dersleri artırılmalı, artık bu tabulaşmış beyinler değişsin, ressam mı olup aç mı kalacaksın, müzikçi mi olacaksın diyen kalıplaşmış beyinler,  sanata yakın yatkın olan birey kötülüğe uzaktır, SANATIN ONLARCA DALI VARDIR. Öğretmenleri tarafından çocuklar keşfediliyor evet ama aileler bu parlayacak yıldızları sırf egoları için söndürüyor çünkü onun profilinde doktor, hemşire, mimar, mühendis var. E, hal böyle olunca sadece puana takılıp bu çocuğun çevresel faktörler, toplum içindeki diyalogu, ailevi sorunları, ruh sağlığı vs. göze alınsa aynı düşünce olur mu sizce? Yani o puana sevineceğine veya üzüleceğine önce sorup dinlesek, söz hakkı versek…

 Spor derlserine önem verilmeli, beden öğretmenlerin dersleri zenginleştirilmeli, gelişim çağındaki çocuklara sporun değerini anlatmaları için imkânlar sağlanmalı, spor, resim, müzik… Bunların hayatımızdaki önemi anlatılmalı, öğretilmeli… Onlar ruhumuzu besleyen etkenlerdir, huzursuz ve hasta bir ruha sahipseniz bedeniniz ve beyniniz mutsuz olur. Dolayısıyla altın içinde de olsanız kâr etmez!

Rehber öğretmenlerle diyalog halinde olunmalı, bunda utanılacak bir şey yok,  sizin gözünüzden kaçanı onun görmesi için, çocuğun iç dünyasıyla da ilgilidir. Yani bireysel psikolojik danışmanlığı yapar. Lütfen o öğretmene giden öğrenci velilerine alaycı gözle bakmayalım. Çocuğun sağlıksız veya herhangi bir ruhsal bozukluğu varmış gibi davranmayalım. Bu sizi küçültmez aksine çocuğunuza yön verir. Şu el âlem ne der düşüncesini atın, el âlem bakmıyor ona değil mi? Onun düşüncesi değil sizin çocuğunuzu doğru yönlendirmek önemli asıl olan.

Hep istemişimdir ülke yöneticilerden bir jest yapılmasını mesela, her yıl tüm ülke genelinde olan öğretmenleri ödüllendirmeyi, onların emeği maddiyatla ölçülemez gayet tabi ama bir hafta kim hangi ülkeye gitmek isterse oraya ona teşekkür adında göndermesini, emekli öğretmenler dâhil, ben onlara emekli demiyorum, onlar istirahata çekilmiş ansiklopedilerdir.

Ülkenin toplumda ve mesleki anlamda en kıymetli insanlarıdır onlar. Çünkü öğretmen kendini değerli hissetmesi için eğitim sistemi iyi bir sistem olması gerekir… Ülkemiz bu konuda erozyona uğradığı açıkça kabul edilebilinir.

Keşke dünyayı  öğretmenler yönetebilseydi !

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner2035