banner1503

Karar aşamasında tercihlerimizi, değer yargılarımızı, önceliklerimizi, ihtiyaçlarımızı daha belirgin bir şekilde tespit etmemiz gerekir. Karar vermek zorunda kaldığımız durumu ‘problem’ olarak değil ‘fırsat’ olarak görüp, değerlendirmeliyiz. Menfi duygulardan arınıp, müspet yaklaşım içinde olmalıyız. Bir seçim yapmak zorunda kaldığımızda, ihtiyacı karşılama açısından içimizdeki coşku ve heyecanı kaybetmemeliyiz. Aksi halde bunun yerini korku ve endişe duygusu alır.  Endişe ve korkunun hakim olduğu şartlarda, sağlıklı karar alamıyoruz yani kararsız kalıyoruz demektir. Tercih yapmamız gereken bir konuda kararsız kalarak bir tercih yapamıyorsak, aslında tercih yapamadığımızdan değil, yaptığımız tercihin, sonuç olarak bize ne getireceğini ve olumsuz sonuçlarından doğan kaygı ve korkudan kararsız kalıyoruz. Kaygı ve korku, karar verme noktasında bütün pozitif enerjimizin bloke olmasına, duyduğumuz heyecan ve coşkunun izole edilerek pasifleşmesine neden oluyor.  Ve kararsız kalıyoruz. Negatif kararlarımızın sonucunda bedel ödemekten korkuyoruz. Bu konuda kendimize olan güven duygusundan emin olmayışımız ve çevre baskısının etken olması mutlak başarısızlığı beraberinde getiriyor. Asıl olan, karar almak ve bu kararların sonuçlarına katlanmak ve bedel ödemektir.

Hayatımızı ve geleceğimizi etkileyecek bir konuda mütereddit kaldığımız zamanlar olmuştur. Bu da doğal yaşamın akışı içinde normal karşılanmalıdır. Alacağımız kararın sonuçları hakkında temel oluşturacak öngörülerimizde sebep sonuç ilişkilendirmesi neticesinde kaybetme riski yüksek olduğu kanaati daha yoğun hissediliyorsa, karar verme konusunda daha fazla tereddüt yaşarız. Uzun süreli tereddüt kararsızlığa yol açar. Bu durumda aklımızla duygularımızın sentezinde oluşacak karar, en doğru olmasa da, en iyi karar olacaktır. Kararsız kalarak sürüncemede bıraktığımız konular manen daha örseleyici olmaktadır.

Yaşamınızda yolunda gitmeyen bir şeyler varsa, sık sık kararsız kalma ihtimalide o derece yüksek demektir. Yaşam içerisinde karşılaştığımız olumsuzlukların çokluğundan şikayetçi olduğumuz anlar çoğalıyorsa, beraberinde kendimize olan öz güven eksikliği, gelecekten korkma ve endişe duyma, sorumluluktan kaçmak gibi belirtilerin hakim olmaya başladığı anlamına gelebilir.

Dönem dönem kararsızlıklar yaşamamız, hayatın normal akışı içinde çok normaldir. Önemli olan bunun dozajıdır. Bazı durumlarda beklememiz ve sakinleşmemiz ve stabil kalmamız daha doğru bir yaklaşımdır. Hayatımız adına önemli bir kararı çok kolay veremeyebiliriz ama giyeceğimiz bir elbise için bile kararsız kalıyorsak, saatlerce düşünüyorsak, bu durum sorun teşkil etmeye başlıyor demektir. Acele karar vermeyin ama kararsızda kalmayın. Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçebilir lakin yapmadığınız şeyler için duyulan pişmanlık hiç geçmez.

Hayatın her anında, en kıymetli değerlerden biri şüphesiz ki zamandır. Zamanı etkin olarak değerlendirip yaşamak gerekir. Kararsızlıklarımızla zamanı hoyratça sarf ederiz. Kaybettiğimiz zamanı geri getirmenin mümkün olmadığı gün gibi ortada olmasına rağmen, yaşamamız gereken en güzel anlarımızı karasızlıklarımızla heba ederiz. Dogmalara takılıp hayatı zorlaştıran karasızlıklardan kurtulmak ve kaybettiğimiz zamanı lehimize çevirmek için “Hayatın her anı, bir karar zamanıdır” düsturunu şiar edinmeliyiz.

Kararsızlığın üstesinden gelebilmek için:

Hangi konularda kesin kararlı olmamız gerektiği hakkında önceliklerimizi belirlemek,

Hangi kararın ne gibi zorluklar çıkarabileceği ve bu sorunlarla nasıl baş edileceği hususunda öngörüde bulunmak,

Karar verilecek konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, daha kolay karar vermeyi kolaylaştırır,

Kafanızı karıştıran konu hakkında güvendiğiniz insanlarla fikir teatisinde bulunmak,

Alacağımız karar hakkında önceliklerimizi, belirsizlikleri, bilinmezleri netleştirip, tercihimizin hangi duyguları uyandırdığına bakmalıyız. Hangisinin duygusal olarak kendimizi daha rahat hissettirdiğini bulmalı, kararsızlığımızın arkasındaki endişelerimizi tespit ile somutlaştırmalıyız. Endişelerimizi tespit etmek, kararımızın netleşmesinde fayda sağlayacaktır. “Kararsızlık korkunun fidesidir! Kararsızlık, şüpheye dönüşür, ikisi birleşir ve korku haline gelir! Bu ikisinin karışma süreci oldukça yavaştır. Bu üç düşmanın bu kadar tehlikeli olmalarının nedenlerinden biri budur. Varlıkları görünmeden filizlenir ve büyürler.” Napoleon Hill                             

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti.
Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi. İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler.

İki gün sonunda tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve fikir yükseldi;
Havasızlıktan…
Açlıktan…
Susuzluktan…
Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette ve minik deliklerle kaplıydı. Ardından devam etti;
Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan bu kutudan çıkmak için epey mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki minik diş izlerinden ve irili ufaklı deliklerden anlıyoruz. Ancak şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Farenin ölümüne neden olan iki şey var; Kararsızlık ve Korku…
Kararsızlık, çünkü fare kutunun her yerini parçalayıp, her noktayı ayrı ayrı kemireceğine sadece tek bir köşesini ısırıp parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı o deliği büyütecek ve kutudan çıkıp kurtulacaktı.
Korku, çünkü eğer siz öğrenciler benden ve notlarının düşmesinden böylesine çok korkmasaydınız, kutuyu açıp fareyi serbest bırakabilirdiniz. Ancak korkudan dolayı size yanlış gelen bir işe göz yumdunuz!
Kararsızlık ve korku; hayatta bizi başarıya götüren yolda karşılaşacağımız en azılı düşmanlardır. Kararsızlıkla zaman tüketmeyin, kafanıza tek bir şey koyun ve o noktaya odaklanın. Ve bu yolda ikircikli davranmayın. Göze batmaktan, ses çıkartmaktan korkmayın. Daima dostça yaklaşın, sevgi dolu, dürüst ve samimi olun.

Hasbi DEMİRTAŞ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner2035