banner1503
banner2095

Yetişkin insanın, özel ve tutarlı bir kişiliği olan karmaşık bir varlık olduğu kabul edilir. İnsanların sosyal anlamda düzenli ilişkilere girmeleri içinde tutarlı kişilik yapılarına gereksinim duyulur. Benzer durumlarda verilen tepkiler ve farklı durumlarda tutarlı olan davranışlarımız kişilik kavramının belirleyicisidir. Bir bakıma kişilik, birey ile çevresi arasında uyum oluşturur.

İnsanlar her zaman yaşanan aynı duruma aynı tepkiyi vermezler. Yetişkinlik yıllarında yeni deneyimler ve roller edinerek sezgisel olarak da değiştiği bir gerçektir.

Kişilik, farklı durumlara oldukça kestirilebilir tepkileri veren içsel bir yapıdır. Kişilik oluştuktan sonra dış durumlardan ziyade içsel dinamiği yansıttığı kabul edilir.

Aslında her birimiz için geçerli olan “nevi şahsına münhasır” şeklinde bir tanım vardır. Yani her insan kendine özgüdür.  Fakat fiziksel özelliklerimizin olduğu gibi kişilik özelliklerimizin de benzeşen tarafları vardır. Bununla beraber kişiliğin oluşmasında genetik mirasın da oldukça belirleyici bir rolü vardır.

Kişiliğin bütünlüğünün sağlanmasında kişinin olayları, kendini, çevreyi algılama şekli, çevreyle iletişim ve etkileşimin şekli önemlidir. Olaylar karşısında algılarımız ve değerlerimizle kurduğumuz cümlelere yüklediğimiz ifade kendi içselliğimizin yansımasıdır.

Yazımı bir hikaye ile bitirmek istiyorum.

Padişah, bir gece çok kötü bir  rüya görür, karabasan çöker. Büyük bir sıkıntı içinde uyanır.  Ve vezirini çağırarak sarayın rüya tabircisinin huzuruna getirilmesini ister.  Tabircibaşı padişahın yanına gelir.

Padişah gece gördüğü düşünü anlatıp sorar:  bu rüya hayır mıdır, şer midir? Tabircibaşı biraz düşünür; sonra utana sıkıla: "Şerdir, Padişahım" der.
"Çok uzun yıllar yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, tüm yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."
Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:
"Tez atın şunu zindana, felaket habercisi olmak neymiş öğrensin!" emrini verdikten sonra bir başka tabircinin bulunmasını ister. Padişah,  huzura getirilen ikinci tabirciye de rüyasını anlatıp sorar: "Hayır mıdır, şer midir?" der.
Rüya tabircisi bu ikinci zat; "Hayırdır, Padişahım!" der. "Bu rüya, tüm yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınızın ifadesidir. Daha nice seneler ülkenizi yönetebileceksiniz ve sevdikleriniz ile birlikte yaşayacaksınız.
Padişah, çok hoşuna giden bu tabir karşısında tabirciye  iki kese altın vererek mükafatlandırır.
Bu durumu izleyenler, tabirciye sorar:
"Aslında sen de tabircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Neden onu cezalandırdı da seni ödüllendirdi?"
Tabirci gülerek cevap verir:
Elbette aynı şeyi söyledik; ama önemli olan, kimilerine NE söylediğin değil, NASIL söylediğindir.  Kıssadan hisse…

Hasbi DEMİRTAŞ

16.11.2011

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2097

banner2111

banner2112

banner2113

banner2114

banner2115

banner2116

banner2117

banner2118

banner2096

banner2098

banner2099

banner2100

banner2101

banner2102

banner2103

banner2104

banner2105

banner2106

banner2107

banner2108

banner2109

banner2110