banner1503

Şahin : “Bu Var Olma Ya Da Yok Olma Savaşıdır.”

CHP Silivri İlçe Örgütü, 12 Haziran seçimleri öncesi, ilk geniş kapsamlı açık hava toplantısını Ortaköy Mahallesi'nde gerçekleştirdi.

Şahin : “Bu Var Olma Ya Da Yok Olma Savaşıdır.”

 

 

Kahve toplantısında konuşan Silivri İlçe Başkanı Hüseyin Şahin ve Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, AKP iktidarını yerden yere vurdu. 

CHP Silivri İlçe Örgütü, yaklaşan genel seçimler öncesi ilk geniş kapsamlı açık hava toplantısını ve kahve konuşmasını, Ortaköy Mahallesi'nde yaptı. Yıllardır her genel seçimde ve en son 12 Eylül Referandumu'nda çıkan sandık sonuçlarıyla, Silivri'de CHP'nin kalelerinden biri olan Ortaköy Mahallesi, bu toplantıda da doldu taştı. 

Mahalle Meydanı'nda yapılan konuşmada yağmura rağmen kalabalık dikkat çekerken, CHP Silivri İlçe Başkanı Hüseyin Şahin, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, ilçe yönetim kurulu üyeleri, Silivri Belediye Meclis ve İl Genel Meclisi üyeleri, partinin kadın ve gençlik kolları yönetici ve üyeleri, eski ilçe başkanları, eski örgüt yöneticileri, Silivrili aday adayları ve kalabalık bir partili grubu hazır bulunurken, Ortaköy Mahalle Teşkilatı da ev sahibi olarak tam kadroydu. Toplantıya, beldelerin kapatılmasından önce, Ortaköy'ün son Belediye Başkanı Erdinç Tabak'ın da katılması dikkat çekti. 

ÇEŞMECİOĞLU'NDAN “ECEVİT” PROTESTOSU 

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren CHP Ortaköy Mahalle Temsilcisi İbrahim Çeşmecioğlu, konuşmasının başında, geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, eski Başbakan ve CHP eski Genel Başkanlarından Bülent Ecevit hakkında yaptığı konuşmaya değinerek, “Sayın Başbakan, kendisini Sayın Ecevit ile karşılaştırma, kıyaslama cüretinde bulunmuştur. Ben bu durumu protesto ediyor ve kınıyorum.” dedi. Çeşmecioğlu, daha sonra merhum Ecevit'in resminin ve bir şiirinin yer aldığı bir posteri, toplantının yapıldığı kahvenin duvarına astı. 

ŞAHİN : “BU VAR OLMA YA DA YOK OLMA SAVAŞIDIR.” 

Toplantıda ilk olarak söz alan CHP Silivri İlçe Başkanı Hüseyin Şahin, önümüzdeki genel seçimlerin sıradan bir seçim değil, bir var olma ya da yok olma savaşı olduğuna dikkat çekerek, “Bugün Ortaköy Mahallesi'nin bizim için, CHP için önemini ve partimize burada gösterilen ilgiyi bildiğimiz için, seçim startını buradan verdik. Görüyorum ki kalabalık bizi yanıltmamış. Ablalarımız, ağabeylerimiz, amcalarımız, teyzelerimiz, kardeşlerimiz, herkes burada. Zaten 12 Haziran'daki seçimin anlamı da bu, bu seçim var olma ya da yok olma seçimi. Bu yüzden, en büyük silahımız sizlersiniz. Ben burada bulunan herkese bunun için bir alkış istiyorum.” dedi. Şahin, konuşmasına şöyle devam etti : “Görüyorum ki, en büyük kalabalığı, ablalarımız, kız kardeşlerimiz oluşturuyor. Biz ailede kadının önemini biliyoruz, toplumda kadının önemini biliyoruz. Bir toplumda kadının ailede sözü geçiyorsa, yan yana yürüyebiliyorsa, eşit mesafede durabiliyorsa, o toplumda medeniyet var demektir. Cumhuriyet'in ilanından sonra, bir çok ülkeden önce, bizim ülkemizde kadına seçme ve seçilme hakkı tanındı, işte biz o anlayışın devamıyız. Medeniyet, çağdaşlık ve özgürlük, bizim bölgemizde, kadınlarımızın emeğiyle filizleniyor. Eğer 12 Haziran'dan sonra, mevcut iktidar yine iş başına gelirse, işte o zaman vay bu ülkenin haline, hep beraber karanlıkları yaşayacağız. Geleceğimize, çocuklarımıza iyi bir dünya bırakabilmek için, kadınlarımızı eşit ve adaletli bir ortamda yaşarken görmek için, ülkenin selameti için Cumhuriyet Halk Partisi'nde birleşmek zorundayız.” 

IŞIKLAR : “MİLLETVEKİLİ ADAYLARIMIZ İLÇEMİZDE KAMP KURACAK.” 

Şahin'in konuşmasının ardından alkışlarla mikrofonu devralan Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, bu toplantıyla birlikte, CHP'nin Silivri'de seçim çalışmalarına hız ve ivme kazandıracağını belirterek, “Hemen hemen her gün Milletvekili adaylarımız ilçemize geliyorlar. Bundan sonra da adaylarımızın ziyaretleri devam edecek. Kimi milletvekili adaylarımız, ilçemize gelerek dört gün, beş gün aralıksız burada kalacaklar, köy köy, belde belde gezecekler. Onlarla birlikte de tekrar Ortaköy'e geleceğiz, sizleri ziyaret edeceğiz, evleri dolaşıp esnafımızın elini sıkacağız.” dedi. Işıklar, 12 Haziran seçimlerinin önemine işaret ederek, “Hepimiz, 12 Haziran seçimlerinde üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Bunun için ne kadar çalışmak gerekiyorsa çalışacağız, ne gerekiyorsa yapacağız. Bu ülkeye böyle bir borcumuz var. Çünkü demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, devletin hukukla yönetilmesine inanıyoruz, bir padişah yönetimine dönüşebilecek, demokrasiyi ayaklar altına alabilecek, bu ülkenin yıllardır edindiği birikimi, serveti, zenginliği, biriktirdiği demokratik geleneği, biriktirdiği kültürel geleneğin tamamen yok edilmek istendiğinin, edilebileceğinin kaygısını paylaşıyoruz.” dedi. 

“YARIN YANLIŞLARINDAN BİLE BİLE GERİ DÖNMEME CÜRETİNİ GÖSTEREBİLİRLER.” 

Işıklar, konuşmasına şu sözlerle devam etti : “Yavaş yavaş, aşama aşama ilerleyerek, bugün hukukun üstünlüğünü neredeyse bir kenara bıraktılar. Neredeyse diyorum, çünkü süreç daha tamamlanmadı. Belki henüz ele geçirilemeyen bir kaç kurum daha kaldı. Onlar da tamamlanacak. Son günlerde, özellikle yargı konusunda, seçim sistemi konusunda bu adaletsizlikleri hep birlikte gördük. Ancak, baktılar ki halkın tepkisi büyük, geri adım atmak zorunda kaldılar. Ama, eğer 12 Haziran'da da seçimi kazanırlarsa, işte o zaman bu gibi şeylerde geri adım atmama cesaretini, hatalarından geri dönmeme cüretini bulabilirler. Bugün yaptıkları gibi, herkesi dinleme, toplumu baskı altına alma, onu korku içinde, yokluk içinde, kaygı içinde yalnız bırakarak esir alma, teslim alma cüretini daha çok gösterebilirler. Çok yakın bir tarih; 12 Haziran seçimlerinden sonra böyle bir cürete tenezzül edebilirler. Bakın, kendilerine yandaş bir medya ordusu kurdular. 25 tane kanal var, açıyorsunuz muhalif bir tane ses yok... Bu ülkede herkes beğendiğini söyleme özgürlüğüne sahipse, beğenmediğini eleştirme özgürlüğüne de sahip değil mi? Maalesef bu iktidarın yönetiminde değil... Burada böyle bir anlayış, karartılmış, baskı altına alınmış bir toplum yapısı işleniyor. Bakın Ortadoğuya, en yakın örnek Suriye'de yaşandı. Onların özendiği bizler, bizimkilerin özendiği onlar. Biz insan özgürlüğünü, insana verilen değeri, onun doğuştan hak ve özgürlüklerini, sonuna kadar kullanabilme hak ve iradesini savunan bir partiyiz. Yıllardır bunu söyleyerek geldi Cumhuriyet Halk Partisi... Bu değerlerin örselendiğini, aşındırıldığını, yok edilmeye çalışıldığını bağıra bağıra söylüyoruz. Toplum da bağırıyor, toplumda vicdanı olan herkes, verdiği her oyla bunu dile getiriyor, inanıyorum getirmeye de devam edecek. 

“ADALET YOKSULLUKLA, FAKİRLİKLE SAĞLANAMAZ.” 

Bizim savunduğumuz değerler, bu bayrağın, bu milletin, bu ordunun gücüyle, cumhuriyetiyle,toprağıyla, geleneği göreneğiyle, ulusal kimliğiyle, inancıyla, bütün renkleriyle, Çerkeziyle, Kürdüyle, Lazıyla, Patiriyotuyla, Arnavutuyla, kendini nasıl hissediyorsa, birleşmiş, kaynaşmış bir toplum anlayışıdır. Ama bu saydıklarımı, zenginlikte, refahta bulan bir toplum anlayışıdır. Fakirlikle, yolsuzlukla adaleti sağlayamazsınız. Adaleti sağlamak için, önce zenginlik yaratacaksınız. Zenginlik nasıl yaratılır? Çalmadan, çırpmadan, toplumun zenginliklerini,yıllardır biriktirdiğini satmadan sağlanır. Yolsuzlukları durdurarak sağlanır. İşte CHP'nin söylemek istediği en önemli şey bu, zenginlik sağlayacağız. Toplumun fakirlik ve açlıkla, çaresizlikle terbiye edilme anlayışını önleyeceğiz. Hükümetin rakamlarında, kişi başına düşen gelir 10 Bin Dolar'dan bahsediliyor, bunu cebinde gören var mı? Toplumda ortalama vatandaşlarımıza soralım, yaşayan var mı bu zenginliği? İşsizlik % 12'ye çıkmış, oysa bize göre bu rakam %20'lerde. Çünkü onlar %12'yi hesaplarken bile, günübirlik bulduğu işlerde, yok pahasına, karın tokluğuna, sigortasız, güvencesiz çalışanları işi gücü var sayıyorlar. Biz sigortasız, geçici işlerde, günübirlik, karın tokluğuna, yok pahasına çalışanları işi var saymıyoruz. da biz var saymıyoruz. 

“YEŞİLKARTLI SAYISI 8 MİLYON KİŞİYE ÇIKTI” 

Türkiye'de yeşil kartı olan, yani hiç bir güvencesi, geliri olmayan kişi sayısı tam 8 Milyon kişiye çıktı. Bizim insanımız, bizim bölgemizdeki halkımız, devlete yük olmamak için, kendi çabamızla dik durmaya çalışarak, bu durumumuzu ortaya koymamak için belki bu yardımları reddediyor ama Türkiye'nin bir diğer yarısı, bu yeşil karta, yardımlara muhtaç bırakılıyor. Biz kendi aramızda dayanışarak, yardımlaşarak belki günü kurtarabiliyoruz ama bu ülkenin doğusunda, güneydoğusunda halkımız terörle, bu iktidarın fakirlikten çaresizlikten beslenme anlayışı arasında sıkışmış durumda. Teröre boyun eğmemek için, bu iktidarın anlayışına boyun eğiyor. Peki verdikleri bu kartlar, bu yardımlar halkımızın yaşamını kolaylaştırıyor mu, geleceğe hazırlıyor mu, hayır. Halkımızı yazın sıcağında kömür, kışın soğuğunda buzdolabı yardımına muhtaç, bu utanca muhtaç bırakıp, bu fakirlikte, çaresizlikten siyasi olarak besleniyorlar. 

“20 MİLYONA YAKIN OY, YARDIMLARDAN DOLAYI KAZANILIYOR.” 

Ülkemizde 8 Milyon kişi yeşil kart sahibi. Bu sayı, aileleriyle birlikte, 30 Milyon kişiye tekabül ediyor. Bu rakamın seçmen olanları, yaklaşık 20 Milyon kişi... Yani bu demektir ki, halk bunlara bu oyu, çaresizlikle veriyor. İnsanları inançlarıyla ayırıyorlar, kimliğiyle ayırıyorlar, başının açık olup olmamasıyla ayırıyorlar, alevi-sünni diyerek ayırıyorlar. Bu ayrımcılığın, bu ötekileştiren anlayışın maalesef Türkiye’mizi getirdiği nokta bu... Bugün üstümüze örülmek istenen bir tablo var, bu fotoğraf bizi çok rahatsız ediyor. Biz bu acıyı görüyoruz, Silivri'de insanlarımız bunun farkında, referandumda tepkisini gösterdi, önceki seçimde gösterdi, bu seçimde de tepkimizi ortaya koyacağımızdan hiç şüphemiz yok. Ancak maalesef toplumuzun çaresiz bırakılan, devletin yıllardır sırt çevirip bakmadığı kesimleri, bugün baskılar altında seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Bu kişilerin aslında oyu baştan belli, sandığa gidip başka bir partiye oy verme şansları yok, verirlerse yeşil kartlarından olurlar, yardımdan olurlar, canlarından olurlar. Bu yüzden bu seçimin demokratik, adil bir sonuçla gerçekleşeceğinden, özgür iradenin sandıktan çıkacağından pek inancım yok. Toplumun baskı altında karartıldığı, kimsenin alternatif bir söz söyleyemediği bir ortamda yapılan bir seçimin ne kadar sağlıklı sonuçlar vereceğini hep birlikte göreceğiz. 

“İKTİDARDAN DÜŞÜNCE ADALET ONLARA DA LAZIM OLACAK” 

Şu an biz de Belediye olarak, sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar, her konuda baskı altındayız. Bize de her türlü lekeler atılmaya çalışıldı., polis gönderilip evrak istenmeye çalışıldı, bunlar başka türlü yansıtılmaya çalışıldı. Ancak biz inanıyoruz ki, bu ülkede hak, hukuk varsa, bu tecelli edecektir. Bugün AKP iktidarında etmezse, onlar iktidardan düşünce onlara da lazım olacak olan adalet, bir gün mutlaka tecelli edecektir. Adalet  bugün bize lazım çünkü baskı altında olan bizleriz. Sizler köşeye sıkıştırılmaya çalışılan, yok edilmeye çalışılan anlayışın temsilcilerisiniz. Cumhuriyet değerlerini, özgürlüğü, aydınlığı, insana verilen değeri, sadece ve sadece insan olduğu için saygı gördüğü bir düzeni tanımlıyorsunuz. Biz iki yılda bu üzerimizdeki direnci kırmaya çalıştık. Kolay olmadı ancak, özellikle 2009'da iktidara geldikten sonra, İstanbul'un yeniden planlanma sürecine dahil olmamız, bu kanamayı durdurdu. Bugün açıklanan projelerin, seçimde heyecan yaratmak amacıyla ortaya konduğunu düşünüyorum. Bugün Silivri'de yapılacak bir kanalın, Siirt'te, Bayburt'ta, Mardin'de, Trabzon'da, Isparta'da yaşayan hemşehrimize ne faydası var? Belki burada başlayacak inşaattan bir ekmek kapısı bana da çıkar, bir iş bulurum diye umutlanır, o kadar... İşte böyle bir iktidar var ülkemizde. Halkı yataktaki hasta gibi görüyorlar, iyileşmesin ki sürekli ona muhtaç kalsın, cemaat ilişkisiyle, yardım ilişkisiyle, yeşil kart ilişkisiyle sürekli ona muhtaç, bağlı kalsın. 

“ORTAKÖY'E PROJELER” 

Önümüzde seçime kadar 36 gün süremiz var, bu süre içinde bir çok defa daha beraber olacağız, bunları paylaşma fırsatımız da olacak. Milletvekili adaylarımız da bunları sizlerle paylaşacaktır. Ben size Ortaköy'le ilgili çalışmalarımızdan da bahsetmek istiyorum. Özellikle Ortaköy'de meydan düzenlemesine başlıyoruz, yolları modern bir şekilde yapacağız, bu meydan Ortaköy'e yakışır, daha geniş bir meydan olacak. Benzer bir meydanı Selimpaşa'da yapıyoruz, oradaki belediye binasını yıktık, bir bina daha yıkacağız, büyük bir meydan olacak, bunu neden yapıyoruz, bu meydanlar toplanma yerleri, ticaretin biriktiği yerler olsun, kimlik kazansın istiyoruz. Size yakışan bir kapalı pazar yeri inşaatına başlıyoruz. 

“TARIMI BİTİRDİLER, BİRİNİN FAKİRLİĞİ, DİĞERİNE ZENGİNLİK OLDU.” 

Ben sözü çok daha fazla uzatmak istemiyorum ama tarımdan bahsetmem gerekir, özellikle tarım ve hayvancılıkta, yaşadığımız Trakya'nın gerçek trajedisini sizlerle bir kaç cümle de olsa paylaşmak istiyorum. Türkiye ilk defa pamuğun ana vatanı olmasına rağmen dışarıdan pamuk aldı. Trakya ayçiçeği yetiştiren bir bölge olmasına rağmen ham yağ ithalatıyla birinci olduk, üretici Angus'a kurban edildi, hayvanlarının neredeyse yok pahasına elinden çıkmasına sebep oldu. Bu fakirleşme, bu direnç, bu erime, bu yok olma süreci birilerine zenginlik olarak yansıdı. Ama bu zengin olanlar bizler değiliz, etin fiyatının birkaç ay içinde birkaç kademe birden ileri gitmesi birilerinin ceplerine para aktardı. İşte fakirleşmenin resmi bu, fakirleşmenin adı bu, birinin artısı diğerinin eksisi demek. Nüfusun neredeyse % 52'sinin topraktan geçindiği bir ülkede, fakirleşme, en büyük erime tarım sektöründe yaşandı. Tarımla geçinen nüfusta yaşandı, hayvancılıkla geçinen nüfusta yaşandı. Bakın CHP somut bir şey söylüyor, kimseyi yatağa aç sokmayacağız diyor. Biz bunu Silivri'de yaptık, şu anda partimizin seçim beyannamesi olarak söylediğini, biz 18 aydır Silivri'de yapıyoruz, yatağa aç insan girmiyor. Onları ezmeden, yüzüne vurmadan yardım ediyoruz.   

“KAYNAĞI NEREDEN BULACAKSINIZ DİYENLERE, SİZİN ÇALDIKLARINIZI ÇALMADAN DİYORUZ.” 

İşte Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediği aile sigortası da böyle bir şey. Kaynakları akıllı, vicdanla, beyinle kullanırsanız, hizmet için kullanırsanız bu fakirliği Türkiye'den silersiniz.  Ailenin gelirine ve fakirlik derecesine, ihtiyaç derecesine göre, ayda en az 600 TL, kadının banka hesabına yatırılacak. Bu geliri nerden bulacaksınız diye sorduklarında genel başkanımızın cevabını sanırım duymuşsunuzdur. Sizin çaldıklarınızı çalmayacağız, bu para halka yansıyacağı için bu kaynak fazlasıyla var. Bunu istemek lazım, bunu yapmaya irade lazım, çünkü devlet tarafsız bir şekilde bunu görecek, sen bana oy verirsen, sen partime üye olursan bu parayı alırsın demeyeceğiz, devlet milletine eşit, vatandaşına eşit mesafede tarafsız kalırsa, bu iş ancak devletin tarafsızlığıyla, yansızlığıyla olur. Bu yardımlar hiç bir zaman halkın boynuna halka gibi takılmayacak. Biz, bize gelen, bize ulaşan taleplerin, isteklerin, önerilerin, şikayetlerin yerine getirilmesi konusunda kesin kararlı, kesin iradeliyiz. Sizlerin bizim var olma sebebimiz olduğunuzun özellikle altını çiziyorum. Ortaköy'ün bir kent olma, bir kasaba olma hayalini, umudunu, özlemlerinizi gönülden paylaşıyorum, umudumuz, muradımız budur. Bu konuda yapacağımız çalışmaları da göreceksiniz. Sizlerin desteğinizi her zaman arkamızda hissederek yapacağız. İş, aş, gelecek umutlarını beraber yeşerterek yapacağız. Bu duygularla yapılacak olan iki tane etkinliğimiz var, 6 Mayıs'ta Silivri'de Hıdrellez Şenliği yapıyoruz, bir de 21 Mayıs'ta Ortaköy'de, Ortaköy'ün turistik değerlerini tanıtma, Ortaköy'ü modern bir mahalle yapma adına Börek Festivalimiz var, geçen seneki gibi bayanlarımızın emeklerini paylaşmalarını istiyorum. Sizlerin destek olmanızı, yalnız bırakmamanızı rica ediyorum. Hepinizi, sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum.” 

KAHVELER TEK TEK DOLAŞILDI 

Alkışlarla kesilen konuşmaların ardından, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, CHP Silivri İlçe Başkanı Hüseyin Şahin ve beraberindekiler, Ortaköy'de bulunan kahve ve dükkanları tek tek dolaşarak vatandaşlarla ve esnaflarla el sıkıştı, sohbet etti. Heyet geç saatlerde mahalleden ayrıldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2251

banner2587

banner2588