banner1503

Hayatımızın bazı zamanlarını kendimiz zorlaştırdığımızın farkında mıyız? Tabi bu elimizde olmayan sebeplerden de kaynaklanıyor. Hepimizin sorumlulukları, sıkıntıları, tasaları var ama yaşanan bir problem karşısında dünyanın sonu gelmiş gibi davranmak çok büyük sıkıntı gerçekten. Kaygılanmayı bırakmalıyız, gördüğümüz bir şey üzerine kötü düşünmeye başlar, kötü yorumlarsak, zaten kötülüğü çağırmışız demektir. Oysaki kaygı dozunda ve kararında ise, yaşam için harika bir itici kuvvet oluşturuyor gerçekten. Kaygılarımız bizi eyleme geçmeye sevk ediyor. O kadar çok kaptırdık ki kendimizi dünyaya ve işine, her şeye sahip olma isteğimiz hayatlarımızı monotonlaştırdı. Birçok şeyimiz rutin oldu. İş sahibi olalım, çocukları büyütelim; kariyer, ev, araba olunca da mutlu olacakmışız gibi odaklanmak çok üzücü. Hayat yaşadığımız anlardan ibaret oysaki. Olumsuz yaşanan bir olayı sırf kendi yetersizliğimizden ya da kendi hatamızdan dolayı başkalarını sorumlu tutmak hiç etik değil. Hata olmasaydı doğruyu nasıl bulacaktık? Zorluğun içinde bir tutam kolaylık vardır, öfkemize yenik düştüğümüz için, olaylara tek bir açıdan baktığımız için o kolaylığı göremiyoruz maalesef…

 Herkesi olduğu gibi kabul etmek, değiştirme isteği olmadan, yaşadıklarımıza objektif bakıp değerlendirebilsek, empatiyle yaklaşabilsek…

Yani şunu bilsek: hepimiz aynı savaşı veriyoruz, yolculuğumuz bile aynı yere… Peyami Safa’nın bu sözü ne kadar doğruluyor: “Ölüm ve hayat ne kadar yan yana.‘’

Avm’lerde kasada, ofluyoruz pufluyoruz, e tamam aynı durum için bir arada değil miyiz? Amaç bir değil mi? Sıra tartışmaları, kredi kartıyla ödeme beklemelerin gerginlikleri, herkes kasadan geçecek değil mi? Kimse orada kalmayacak. Bunu bilip algılamak eyleme geçirmek neden bu kadar zor? Etrafına bak, insanları gözlemle Tanrı ne kadar farklılık yaratmış de, kasiyer kız gülümsüyor, bir yandan çalışıyor, bizim için orada o kız!  Bu ne kadar güzel, bakmayı bilirsek görecek o kadar çok şey var ki… Çok acelemiz var hep, doğru! Kalp kırmak, insan incitmek, saygı göstermemek, her işimiz on saniyede olması isteği… Beklemeyeceğiz! En kutsal görevlerden biri olan anne ve baba olabilmek için bile dokuz ay beklemiyor muyuz?

Tanrı bile insanı yedi günde yaratmadı mı?

Yürümüyoruz! Koşuyoruz… Etrafımızdaki güzellikleri o yüzden fark edemiyoruz, vardığımız o planladığımız yol sonunda ancak farkına varabiliyoruz etrafımızda kimsenin kalmadığını ama çok geç…  Artık geri dönmek için ne zaman ne de gücümüz var…  Ve anlıyoruz ki inşa ettiklerimizin çoğu enkaz… Bu farkına varış, gerçeği değiştirmediği gibi zamanı da geri alamıyor…

Yaşamayı unutuyoruz, hayattan zevk almayı, olaylardan ders çıkarmayı, olanla yetinemiyoruz, yaşadığımız koşulları hep daha iyi olsun istiyoruz, evimiz büyük, arabamız lüks olsun…

İç dünyamız diyorum azizim, orası ne durumda? İyinin iyisi kötünün kötüsü hep vardı hep de olacak. Yetişemezsin! Bırak olmasın misafir odası, bırak marka çatalı kaşığı, bırak komşuya hava atmayı, bırak kendini beğendirmeyi! Evin küçük, huzurun büyük olsun, çocuğun istediği mesleği seçsin mutlu olsun, egoyla gururu karıştırmayalım, lütfen! Meryem abla, kızma Necdet abiye evlilik yıl dönümünde bir yere götürmediği diye… Çiçek mi? Koy gülüşünü sofraya, evinin eşinin ocağın tadı var mı restoranda? Hangi çiçekçi gülüşüne gölge düşürebilecek çiçeği satabilir?

Tek taş alınmayınca küsen güzel kızlar, o emek ve güven kokan, buram buram huzur kokan’’ ANALARIMIZA’’alınmış mıydı? Ondan mı hep mutluydular? Bir şey istediğimizde, elleri hamurluyken bile “ tamam annem şimdi anneciğim” demelerinin lüks içinde olmaları mıydı?

Hayal ettiğiniz beyaz gelinlik olsun tek istediğiniz, sevdiğimiz insanın ne alacağı değil, o, bu, şu, ne diyecek değil… El âlem ne der düşüncemizi atalım şu kafalarımızdan, zor günümüzde kim var yanımızda?

Mutluluk içimizde, kalbimizde, görüşümüzde, nesnelerde değil! Düşünelim!

Planladığımız gibi gitmiyorsa hayat, ya da kariyer, boş yere üzülmeyelim. Dünya sürekli değişim içindedir, bugün olmadıysa belki yarın olur, yarın için bugünü karartmanın ne anlamı var? Beş dakika sonrası için garantimiz yok, unuttuk mu?

Bir hayatımız var, sabah biraz erken kalkalım, kızartılmış ekmeğinin kokusunun tadına varalım, gülümseyelim aynadaki bize, kendini sevmeyenden kime ne hayır gelir ki?

Acele edelim! Sevgimizi göstermeye, hoşgörülü olmaya, şefkatli olmaya, anne babamızı sıkça aramaya.

Acele edelim, hayata dokunmaya, yaşamı hissetmeye. Sonbahar, yapraklardan olan gelinliğini giydi ve sevgilisi kışı bekliyor… Görebildiniz mi? Hiç sararmış solmuş yaprakları yerden alıp kokladınız mı? Yağmuru izleyelim, güneşe gülümseyelim, çocukların yüzlerinde tebessüm etme sebebi olalım. Yaşlılarımıza henüz tenleri sıcakken sarılalım, sesimizi yükseltmeyelim bize konuşmayı öğretenlere. Çocuklarımızı bolca koklayalım…

Zamandan alabildiğimizi alalım, az uyalım! Uykudan anı kalmaz, çünkü uyumak için çok vaktimiz olacak ama başka bir yaşamımız olmayacak…!

Gençliğinde genç olabilene ne mutlu! Fal baktıran arkadaşlar,geleceğimizi görmek için fallar yerine mezarlığa bakalım…Ve acele edelim !

O yüzden bırakalım insanları düzeltmeye çalışmayı,dünya şöyle hayat böyle demeyi…

Yaşamak için geldik düzeltmek için değil!

Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi, “Yüzeysel amaçlar, yüzeysel sonuçlar doğurur.’’ Sadece yaşamak için  zorla yaşamayalım,gerçekten dokunarak, hissederek, anlayarak, bilerek, ve görerek yaşayalım….

Muharrem ayındayız, aşure kadar bol ve değerli, bereketli nice aylar dilerim…

Sevgimiz her daim bol olsun, lütfen esirgemeyelim. Son kullanma tarihi olmadığı gibi  maliyeti de yoktur, tükenmez… Sevgiyle kalın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Özgür RUH 2 yıl önce

Sevgiyle hayatın gerçeklerine kıyısından köşesinden dokunuşlar.Ders niteliğinde bir makale...Kaleminize teşekkürler.Okuyucunuz bol olsun.Sevgiyle.

banner948

banner2035