banner1503
banner2095

Yağmuru seviyorum diyorsun,

Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun…

Güneşi seviyorum diyorsun,

Güneş açınca gölgeye kaçıyorsun…

Rüzgârı seviyorum diyorsun,

Rüzgâr çıkınca pencereni kapatıyorsun…

İşte bunun için korkuyorum,

Beni de sevdiği söylüyorsun…

William Shakspeare

 

Yaşam Fark Üretme Alanıdır

 

Günümüz insanı, bedenin ve “ben”inin ihtiyaçlarına odaklanıp yoğunlaşırken, ruhun ihtiyaçlarını göz ardı edip hızla ihmal ediyor. İnsan için yaşam; hayatın sıradanlığı içinde kayıp olmamak, İnsani ve vicdani değerleri korumak, dinamik tutmak; üretmek, paylaşmak ve sevmektir. Sevmek; sevdiğimizde yok olmak, bir olmak, ben duygusundan kopup “biz” olmaktır. Bugün insanımızın merhamet ve acıma gibi temel insani değerlerinde çok ciddi yıpranma ve erozyon yaşanmaktadır. Sevgiye tahvil edilmeyen hiçbir maddi değer hayat bulmaz, bulamaz.

İnsanlar sosyal varlıklardır. Sosyal yaşamın şekillenme sürecinde öncelik Fizyolojik ihtiyaçlardır. Dünyevi ihtiyaçlarımızı belli proses dahilinde temin ederken insanlığımızı ve insani derinliğimizi kaybetmeyelim.  Sığ düşüncelerle hayatı şekillendirmenin gayreti içine girmek tabir yerinde ise “Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya” benzer.

Hayatın idamesi ve ihtiyaçların karşılanmasında belirli bir öncelik sırası vardır. Bir üst ihtiyacı gerçekleştirmek için öncelikle bir alttakinin karşılanması ve doyuma ulaşılması gerekmektedir. Bu ihtiyaçlarımızı kazanırken insani, İslami ve geleneksel kültürümüzden gelen değerlerimizi koruyalım, muhafaza edelim. Üretmek, paylaşmak, sevmek; vermeyi almaya tercih etmek insani değerlerimizdir. Unutmayalım ki bu duygu; insanı, insan için insanlık için derinleştirir.

Genel olarak temel ihtiyaçlarımız Maslow’un insan psikolojisi teorisine göre;

Fizyolojik ihtiyaçlar: Nefes alma, yeme, içme ve barınma.

Güvenlik ihtiyaçları: Kendini, ailesini, toplumu güven ve emniyet içinde ve tehlikeden uzak hissetmek.

Ait olma ve sevgi ihtiyaçları: Başkaları ile ilişki kurmak, sevmek-sevilmek, kabul edilmek ve bir yere ait olmak.

Değer ihtiyaçları: Saygınlık, başarı, yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınmak.

Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları:  Kişinin amacını gerçekleştirmesi ve potansiyelini ortaya çıkarması ve kişisel tatmin, kişisel başarı gibi bireyin kişilik gelişiminin, o an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafından belirlendiği ifade edilmesidir.  Her ihtiyaç kategorisi bir kişilik gelişme düzeyine karşı gelir. Birey, bir kategorideki ihtiyaçlarını tam olarak gidermeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez

Bu uçsuz bucaksız anlamlar dünyasına egemen olmak, aslında asıl hedefimiz olan kendimizi tanımak, kendimizi yakalamak için önemlidir. Asıl hedefimiz; kendimizi tanımak, kendimizi bilmektir. Kendini bilme hayat rolünün temel hedefidir aslında. Kendine yabancı, kendini bilmeyen, tanımayan nasıl olurda başkasını tanıyabilir, anlayabilir?

Kaynağını içgüdülerden alan maddi sevgi, kaynağını mantıktan alan objektif sevgi ve kaynağını gönülden, gönlünün derinliklerinden alan rafine sevgi de bir ihtiyaç hiyerarşisinin göstergesi olabilir.

Unutmayalım ki; dünya, bu yola ve yolculuğa kendimizden de bir şeyler katmamızla renklenebilir. Nitekim yaşam bir fark üretme alanıdır. Bu alanda sürekli pozitif olmalıyız. Yaşam boyu öğrenme alışkanlığının içselleşmesi önemlidir. Kişisel gelişim açısından hayatı bir öğrenme alanına çevirmek, olgu ile algı arasındaki farkı en aza indirmek gerekir. Zihinsel, duygusal ve fiziksel yeteneklerimizi daha etkin, daha verimli ve sonuca yönelik kullanmalıyız.

Hayatı, kendini öne geçirme ve ispat süreci gibi görenler çabuk yorulup, mutsuz olabilirler. Kişisel gelişimimiz açısından kendimizi iyi tanıyıp mevcut donanımımızı kabul etmek, en etkin biçimde kullanmak ve sürekli olarak geliştirmektir. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaktır.

Yaşadığımız alanı belirlerken ve yüzümüzü ne tarafa döneceğimize karar verirken geleneksel ahlaki yapımızın,  sosyal çevremizin kazandırdığı ve insani ve islami normların sentezi başvuru kaynağımız olmalı. Düşünsel anlamda ki ifadelerimizle pratikteki davranışlarımız çatışmamalı. Yaşamsal anlamda paradokslardan uzak durmalı “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” söylemini şiar edinmeliyiz.

 

Hasbi DEMİRTAŞ

09.06.2012

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2097

banner2111

banner2112

banner2113

banner2114

banner2115

banner2116

banner2117

banner2118

banner2096

banner2098

banner2099

banner2100

banner2101

banner2102

banner2103

banner2104

banner2105

banner2106

banner2107

banner2108

banner2109

banner2110