banner1503

Bireyin insan olarak yaratılmış olmaktan doğan haklarına evrensel ifade ile insan hakları kavramı izafe edilebilir. Tüm insanlar hak, saygınlık ve yaşamsal anlamda eşit ve özgür olarak doğarlar. Ulus, ırk, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeden bütün insanların yaşama dair tüm haklarını kullanmada eşit olması, insan hakların temel ilkesidir. Demokrasinin varlığı ve hukukun üstünlüğü dil, din, ırk, cinsiyet, milliyet ve sosyal statü gibi farklılıklara bakılmaksızın herkese eşit uygulanmasıdır. Hülasa, insana insan gibi muamele etmektir, insan hakları.

Günümüz toplumlarında yazılı metinlerde hukuken temel hak ve hürriyetlerin kullanımına dair mükemmel ifadeler yer almakta olsa da pratikte çok farklı uygulamalar olduğu inkarı kabil olmayan gerçektir. Asıl olan temel hak ve hürriyetlerin kanun kitaplarına yazılmasından ziyade, pratikte hayat tarzına dönüştürülerek uygulanması, özümsenmesi ve bu hakların yargı güvencesi altına alınması gerekir. Din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve ifade etme hürriyeti ayrıştırma, ötekileştirme, şiddet içermediği müddetçe toplumsal mutabakata mutlak katkı sağlayacak etkenler olduğu göz ardı edilemez.

Yaşama hürriyeti, temel hak ve hürriyetler bahsinde şüphesiz ki ilk başta gelir. İlk başta gelmesi de gerekir. İnsan açısından bu hürriyet en önemli hürriyetlerden olup, başkasına devredilemez. Yaşama hürriyeti en kutsal hürriyettir. Diğer hürriyetlerin varlığı ancak yaşama hürriyeti ile hayat bulur. İnsana atfedilen tüm hürriyetlerin vücut bulması, yaşama hürriyetiyle şekillenir. İnsanın varlığını sürdürebilmesinde elzem olan en önemli değer yaşama hürriyetidir. Tarih boyunca temel hak ve hürriyetler açısından çok acı mücadeleler verilmiş ve halende ciddi anlamda günümüzde de bu mücadeleler devam etmektedir. Bu konuda tarihi çıkarsamalar ile günümüzde gelinen noktayı yeterli görmek elbette mümkün değil.

Bu asırda hala insanlığın önemli problemlerinden biri olarak yaşama hürriyeti yerini muhafaza etmektedir. İnsanlar yaşamlarını idame ettirebilmeleri adına halen birçok tehdit ve sıkıntılara maruz kalmaktadır. Yaşamak, evrensel barışı ve huzuru sağlamak için en önemli unsurlardandır. Bir insanı öldürmenin insanlığı öldürmek gibi değerlendirilmesi yaşama hürriyetinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Bireyin kişisel hayatı, aynı zamanda dokunulmazlığı olarak da açıklanabilecek olan yaşama hürriyeti, hem temel hak ve hürriyetlerin hem de düşünce ve ifade hürriyetinin vazgeçilmez unsurudur. “Hürriyet, insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir” Mustafa Kemal Atatürk

Hürriyet, her kesin istediğini yapabileceği bir alanda kimsenin bütün isteklerini yerine getiremeyeceğini, başkasının hürriyetini engelleyemeyecek ve hakkını kısıtlayamayacağı şeklinde ifade edilir. Allah insanı beden ve ruhiyat durumu itibarıyla canlıların en mükemmeli olarak yaratmıştır. “Muhakkak ki biz insanı en güzel biçimde yarattık” Tin/4 Bütün yaratılmışı hasbi seven, çevresindeki insanlarla ilişkilerini naif, saygı, sevgi ve hoşgörü bağlamında sürdüren, gelecek nesillere yol gösterici olarak bu misyon hayatın akışına yön verecek ve bu değerlerle zenginleşerek daha yaşanır bir dünyaya dönüşmesi ütopya olmaktan çıkacaktır.

Yaşama hürriyetini değerli kılacak kazanımların en önemlisi hiç şüphesiz sevgidir. İnsanı besleyen duygularıdır. Duyguları besleyen muhabbet ve sevgidir. Binaenaleyh sevgi, aşk ve muhabbet bireyin insanlara ve yaşadığı dünyaya bakışını şekillendirir. Bu özellikleri bireylerin kendilerinde içselleştirerek, yaşam tarzlarına hakim kılmaları dünyanın daha yaşanılır olmasını sağlayacaktır.

Hasbi Demirtaş

18.04.2017

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner948

banner2035