banner3088

2 Eylül'ün ikiz kardeşi Balyoz esas "Beleş" iktidar özlemcilerinin başına inecekti!

Balyoz davasında yerel mahkeme kararını verdi ya...

Bir 'koro'dur başladı...

Bremen mızıkacıları gibi...

Tepede Kılıçdaroğlu, "Silivri'de mahkeme var, hakim var, savcı var; adalet yok" sözüyle açılışı yaptı!

Manşetleri ve köşeleri durdurana aşk olsun!

İsim vermeden bazılarını aktarıyorum.

- Kemal'in askerlerini selamlıyoruz

- Adalete Balyoz

- Balyoz gibi ceza

- Komutanlara ceza yağdı

- Ailelere darbe

- Balyoz sert indi

- Ağır darbe

- Balyoz darbesi

- Balyoz kararı Atlantik ötesinden geldi

Ve devam edip gidiyor...

Bu başlıkları okuduğunuzda sanırsınız ki Balyoz davasında keyfi cezalar verilmiş; akıllarına estiği gibi, intikam alır gibi sallamışlar!

Tamam, suçun oluşup oluşmadığını tartışabilirsiniz, ki bu da hukuk tekniğini ilgilendiren bir konudur. Yıllarca bunun eğitimini almış ve uygulamasını yapmış kişilerin yanında ahkâm kesmek normal bir durum olmasa gerek.

Bu kadar çok kişiye neden ceza verildi?

Az kişi olsaydı o zaman da, "bunlar mı darbe yapacaktı" söylenecekti. Tıpkı Ergenekon sorşturmasının ilk aylarında iki emekli generalin gözaltına alınması üzerine Baykal'ın, "Üç beş bombayla iki emekli general mi darbe yapacaktı?" demesi gibi.

Bu kadar ağır cezalar niye verildi?

Bu soruyu sorduğumuzda suçun varlığını da kabul etmiş oluyoruz. Aksi takdirde beraat kararları verilmesi gerekirdi.

Suçu kabul ettiğimize göre cezalar ağır mı?

Bir kere cezaların ağır mı hafif mi olduğunu değerlendirmek bizim haddimize değil, aslında kararı veren hakimlerin de değil. Çünkü cezaların belirlendiği kanunları bizler yapmadık. Bu kanunlar bugün de yapılmadı. Yıllar önce yapılan kanunlar.

Cezanın kanunilik ilkesi gereği hakimler kanunda yazılı olmayan cezaları veremezler. Ancak alt sınırla üst sınır arasında, olayın ağırlığına ve sanığın duruşmalardaki tutumuna göre, kendilerinin takdir hakları vardır. Bu da sınırlıdır. Cezalarda indirim yapmak da yine kanunlarda yazılan şartlarda mümkündür.

Aslında verilen cezalara balyoz diyenler herhalde 2004'de yürürlüğe giren yeni TCK'nın ilgili hükümlerini okumamış olsalar gerek.

Eğer okumuş olsalardı Balyoz'da verilen cezalara "Ya rabbi şükür" demeleri gerekirdi.

Yeni TCK uygulansaydı sanıklara, alt sınır üst sınır da değil, doğrudan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilecekti.

Çünkü, eski TCK darbeyi cezalandırıp, eksik teşebbüste indirim uygularken, yeni TCK darbeye teşebbüse aynı cezaları veriyor.

Önce bu gerçeği öğrenip hakimlere haksız eleştiriden vazgeçmek gerekiyor.

"Tamam, hakimler kanun hükümlerini uygulamış, ama bu kanun hükmü de çok ağır be birader" diyebilirsiniz. Bu çok doğal hakkınız. İsterseniz bunu da tartışalım...

Halkın iradesiyle seçilip halk adına görev yapan hükümete darbe yapılmasından yada görevini serbestçe yaptırılmamasından bahsediyoruz. Yani hükümete değil, halk iradesine ve hukuk düzenine darbe yapılıyor. Artık toplum onların insafına kalıyor. Çünkü bellerinde tabanca, altlarında tank olduğu için onların hukuksuzluklarına hesap soramıyorsunuz.

"Yahu bu halk da hep Aziz Nesin'in dediği gibi... Onların iradesi olsa ne olur, olmasa ne olur" diyenleri duyar gibi oldum, onları bir kenara koyuyorum.

Darbe şartları olgunlaşsın diye psikolojik harekât çerçevesinde 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta, 27 Nisan'da provokasyon amaçlı işlenen cinayetler, halkın güvenliğini, huzurunu ve ruh sağlığını bozan toplumsal eylemler vakayi adiyeden midirler?

Balyoz Harekât Planı'nda da kan dondurucu senaryolar olduğu iddia edilmektedir.

Yine 2006 yılında Danıştay'a yapılan saldırının bu amaçla yapıldığı iddia edilmektedir.

Darbe sonrası hukukun rafa kaldırılmasıyla yaşanan hukuk cinayetlerini, işkenceleri anlatmama gerek var mı?

Bugün bile 12 Eylül'ün işkence metotlarını dinlediğimizde içerlerimiz ürperiyor.

Kamu düzenini ve güvenliğini temelinden bozan bu suçlar bu cezaları hak etmiyorlar mı?

"Asmayalım da besleyelim mi" diyenleri bizler de "Oh, çok güzel yaptınız, bi daha isteriz" diye destekleyelim mi?

Cezalar caydırıcı olmalı; büyük suçların cezaları da büyük olmalı...

Zaten darbe başarılı olduğunda, istesen de ceza veremiyorsun ki!

Onun için yeni TSK'da daha teşebbüs aşamasında ağır cezalar getirilmiş ki, kimse düşünmeye bile cesaret edemesin.

Eski TCK'da da yazıyordu ama takan yoktu; nasılsa onlar fiili bir dokunulmazlığa sahiplerdi...

İşte bu kısır döngü bugün kırıldı... Balyoz kararı da bunun ilk örneği...

Memnun olmak yerine, bu hiddet bu celal niye?

"Bu benim darbem olacaktı"...

"Bu iktidar gidecekti, ben gelecektim" diyorsunuz öyle mi?

Bu sözler bazıları için geçerli olabilir. Ama maalesef siyaset kurumu için hiç de öyle değil...

İddia edilen Balyoz Harekât Planı'nda, iktidar partisi dışında çok sayıda muhalefet parti mensuplarının da tutuklanmasının planlanması soruşturmayı yapan savcıları da çok şaşırtmış ve onlar, iddianamede yazdıkları gibi, bu garip olayın sebebinin iktidardaki parti yerine başka bir partinin yada partilerin iktidara gelmesinin engellenmesi olduğu kanaatine varmışlardır.

Yani Balyoz'da 12 Eylül uygulanacaktı...

Saat gibi işleyen ve hayran kaldıkları Bayrak Harekât Planı...

Hayatınız boyunca eleştirdiğiniz, lanetlediğiniz 12 Eylül'e şimdi özlem mi duymaya başladınız?

Yoksa Steckholm Sendromu mu nüksetti?

Ha sizler 'beleş' iktidar bekliyordunuz!

Daha çok bekleyecektiniz, çok avucunuzu yalayacaktınız...

İktidarı size değil, başbakanını ve bakanlarını tespit ettikleri Milli Mutabakat Hükümeti'ne teslim edeceklerdi.

"Bunları biz de biliyoruz ama; acaba buradan iktidarı yıpratacak, yakın gelecekte verilecek Ergenekon kararlarını da şimdiden güvensiz kılacak bir şey çıkartabilir miyiz" hesabı var ya...

O da sizin samimiyet sorununuz...

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3211

banner3153

banner3196