banner3088

Adalete Bak


Adalet ve Kalkınma Partisinin enerji bakanı doğalgaza zam söylentileri hakkında bakınız nasıl bir adalet sergiliyor. Sayın bakan diyor ki zam haberleriyle doğalgaz kullanıcılarının psikolojisi kötü etkileniyor. Biz doğalgaza zam yapmıyoruz. Dünya piyasasında petrol fiyatlarının artışına ve döviz kurlarının yükselişine göre fiyat ayarlaması yapıyoruz diyor. Sayın bakanımıza sormak gerekir. Petrol ve döviz fiyatları yükseldikçe hayat pahalılığı da artıyor. Adil olmak için memurun, işçinin ve emeklilerin maaşlarının da artması gerekmez mi? Tüm çalışanların umudu çıkarılacak olan ve bir türlü çıkarılamayan intibak yasası bakalım çalışanlara ve emeklilere ne getirecek? Kuş mu çıkacak civciv mi? Bana kalırsa yumurta cılk olduğundan ne kuş ne de civciv çıkmayacak. Bu nasıl adalet ki milletin vekili yan ödemelerle ve kendilerine sağlanılan olanaklarla aylık gelirleri yaklaşık yirmi beş bin lirayı buluyor. Vekilinki bu. Ya asilinki ne? Asgari ücret yedi yüz lira. Yani vekilin almakta olduğunun yaklaşık otuz altıda biri. Peki, bunun adalet neresinde? Vekilin maaşı söz konusu olduğunda şipşak fotoğraf gibi anında gereken yapılıyor. Memura, işçiye ve emekliye gelince yıllardır bir türlü gerçekleşemiyor.

Halkımızda bir inanç vardır. Neredeyse her işleri için geç olsun ama güç olmasın derler. Televizyonlarda insan sağlığını tehlikeye sokacak gıda takviyesi adıyla birçok ne olduğu belirsiz ürünlerin reklamları yapılmaktadır. Doktor Mustafa Eraslan’ın uzun süredir reklamını yaptığı PANAS adlı ürün sağlık bakanlığınca toplattırıldığı halde reklamları tam gaz devam etmektedir. Yani sağlık bakanlığınca sakıncalı bulunan ürünün pazarlaması halen devam etmektedir. Oysa sakıncalı bulunan bir ürünün satışı kesinlikle önlenmelidir ama ne yazık ki bir türlü satışı önlemiyor. Bu tür ürünleri piyasaya sürenler üretim iznini ilaç değil gıda takviyesi adı altında tarım bakanlığından almaktadırlar. Nedeni ise sağlık bakanlığı bu tür ürünleri sağlığa yararlı olmadığı gerekçesiyle ruhsat vermemesidir. Ürettiklerini satabilmek için yasal boşluklardan yararlanmaktadırlar. Bu ürünler hakkında ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Geç kalmak temiz değil, olabildiğince zararlı olur.  

Bal reklamları tam gaz devam ediyor. Bir süre önce üç kavanoz balı yüz liraya satanlar, kavanoz sayısını dörde çıkardıklarında şöyle yazmıştım. Yakında dört, beş olur, altı olur demiştim. Yazdığım gibi kavanoz sayısı beşe çıktı ve yanında tahminen yüz gram polen veriyorlar. Marketlerde bir kavanoz bal on ile on beş lira arasındadır. En pahalı satılan baldan yüz liraya yaklaşık yedi kavanoz bal alınır. Bal konusunda aklıma bir olumsuzluk daha takılıyor. Anımsanacağı gibi geçtiğimiz yıllarda Avrupa’ya ihraç edilen ballar, ballarda afla toksin olduğu için geri gönderilmişti. Geri gönderilen ballar hakkında yetkililerden imha edildiğine dair hiçbir bilgi verilmemişti. Kesin olarak inanıyorum ki bu ballar iç piyasaya sürüldü ve tüketicilere afla toksinli ballar yedirildi. Bal üretimi çok zor olan bir üründür. Kavanozu on liraya kadar bal satılıyor olması düşündürücüdür. Üretilen ballar halen Avrupa kriterlerine uymadığı için satılamadığından mı bu kadar ucuz oluyor?

Temel gıda süttür. Ne yazık ki UHT sütler yüzünden süt en sağlıksız ürün oldu. Onkoloji profesörleri halkımızı ve süt ürünlerini işleyip satanları uyardıkları halde kimsenin aldırdığı yok. Dün gece bir televizyon kanalında yine süt konusu vardı. Sunucu UHT sütler kansere neden oluyor mu diye sorduğunda profesörün yanıtı evet olmuştu. Gerekçesini de şöyle açıkladı. UHT sütler yüz yirmi ile yüz kırk derece arasında ısıtılıp sıkıştırılıyor. Bu şekilde içindeki sağlık için gerekli olan mineraller sağlığa zararlı hale dönüşüyor. Sütün sağlıklı olması için uzun ömürlü süt yerine eskisi gibi günlük sütler tüketicilere ulaştırılmalıdır. Yani iki günde bozulan sütler yeğlenmelidir. Sokak sütleri zararlıdır diye, diye insanlarımıza asıl sağlıksız olan süt ürünlerin tüketilmesini önerdiler. Bu öneriye hangimiz aldanmadı ki? Süt halkımızın temel gıdasıdır. Süt Endüstrüsü Kurumu özelleştirileceği gündeme geldiğinde Genel Müdür Mustafa Akkoç bana şöyle demişti. Böyle bir şeyi yapamazlar, yapmamalıdırlar. Eğer özelleştirilirse bu cinayet olur. demişti. Ne yazık ki özelleştirilerek tüketicilere sağlığa zararlı sütleri tükettirdiler. Ne güzeldi o SEK in ürettiği sütler. Yarım litrelik cam şişelerde depozitolu olarak satılırdı. Çok güzel yoğurdu olurdu. Dahası içinde hiçbir katkı maddesi yoktu. O günlerin geri gelmesi dileğiyle.

Özcan Nevres

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3212