banner3088

Akrabalık İlişkilerimiz…

Günümüzde en çok özlenen, özlem duyulan ilişkilerden biri hiç şüphesiz akrabalık ilişkisidir. Bilhassa büyükşehirlerde güçlü akrabalık bağlarının giderek küçülmeye yerini bırakması, kuşaklar arasında etkin ilişkilerin zayıflaması ve yeğenlerin, kuzenlerin bırakın birbirlerinin yüzünü görmeyi, isimlerini bile bilmedikleri bir kopukluğun yaşandığı dönemdeyiz. Akraba, bir kimsenin kan bağıyla bağlı olduğu biyolojik yakınları anlamına gelir.  Akrabalarla olan ilişkiler ne kadar gelişir ve kuvvetlendirilirse, insanın, yalnızlık psikolojisinden kurtularak manevi anlamda kendisini güçlü hissetmesine yol açar.Serzenişte bulunduğumuz, özlem duyduğumuz o eski aile bağlılıkları artık günümüzde yerini ancak hastalıkta, düğünde ya da cenazelerde zorunlu bir araya gelmeye bıraktı. Kutsal bayram kutlamalarında aile büyüğünün çatısı altında toplanıp bir araya gelinirken, şimdi ise bayramları tatiline dönüştürüp zaman geçirmeye ve sms lerle bayramları mecburiyetten kutlar hale geldik. Bu durumdan duyulan rahatsızlıklar, aslında aile bireylerinin bir araya gelişlerinde sıklıkla konuşulur. Neden  bir araya gelinemediği konusunda her iki tarafta iş, sağlık ya da hayat mücadelesini bahane olarak öne sürer. Ama insanların, şartlar ne olursa olsun bu bağlılığı sürdürebilmesi için bir araya gelebilecek bir saatleri mutlaka vardır. Bu kültürü yaşatmak emek ister, sevgi ister, feragat ve fedakârlık ister.      Hiç kuşkusuz, birbirlerini arayıp soran insanların yaşadığı cemiyette sosyal ve manevi bağlar kuvvetlenmekle kalmaz, sevgi ve gönülden kurulacak bu ilişkiler, bir milletin bekası anlamında da güç katar.
Akrabalık ilişkileri, birey ve toplumda mensup olma duygusunu canlı tutar. Zira aidiyet duygusu, “biz şuurunu” ön plana çıkarır. Günümüzde ara mekanizmalar yok edildiği için, birey ciddi anlamda yalnızlaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Böyle bir durumda, akrabalık ilişkileri, bireyin yalnız olmadığını hem de üstesinden gelemediği bir sorun karşısında ara mekanizma rolü üslenir. Böylesi ilişkiler, hayatın daha kolay ve yaşanılır olmasını sağlar.
Yardımlaşma konusunda akrabalarımıza öncelik vermeliyiz. Bu davranış gönüllerimizdeki kırgınlıkları, dargınlıkları ve düşmanlıkları giderir. “ Muhakkak ki Allah, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Nahl/90 Manevi bağların zayıfladığı ve aidiyet duygularının kaybedilmeye başlandığı toplumlarda akraba ilişkileri maalesef önemini yitiriyor. Zaman zaman akrabalar arasında haksızlığa uğradığı inancına kapılınca insan, beslemiş olduğu güven duygusu yara alıyor, bu durum gittikçe yerini uzaklaşmaya bırakıyor.  Hâlbuki iyi ve güzel ahlakın pratik hayattaki görümü, kötülük yapana iyilik yapabilmektir. Esas olan erdemli davranışlar,  güzel ahlakın ete-kemiğe bürünmüş halidir.  Bir kimsenin hasbi değil, hesabi davranması ancak kendisine akrabalarından bir menfaat dokunduğu zaman karşılık vermesi anlamına gelir. Bunun da adı, şartlı menfaat ilişkisidir. Menfaat kesildi mi, dostluk ve akrabalık ilişkisi de kesilecek demektir. Asıl olan dostluk ve akrabalık ilişkisi, hiçbir menfaat gözetmeden, karşılıksız kurulan ilişki biçimidir.
Akrabalık davranışlarında erdemli olan diğer tavır ise, sana gelmeyene gitmektir, gidebilmektir. İlişkiyi kesmiş olana dostluk ve kardeşlik elini uzatmaktır. Hiçbir şeyin kırgınlığa ve dargınlığa değmeyeceğini anlamaktır. Akrabalar arası ilgi ve iletişim kesintiye uğradığında, birlik gücünü zaafa uğratır. Akrabalar arasında ilişkilerin sağlıklı gittiği toplumda sevgi ve saygı egemen olur, bireyler yalnızlık duygusundan kurtulur, mutlu ve huzurlu bir hayatın kapıları açılır.
Hasbi Demirtaş
18.04.2015

 

BİR ADIN KALMALI…
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
AHMET HAMDİ TANPINAR

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3212