banner3088

Allah Utandırmasın

Silivri’de doğup, Silivri’de büyümüş, genç sıfatını neredeyse terk etmek üzere olan; “genç irisi” tabirinin çokta sırıtmayacağı bir Silivrili olarak; bu şehre tutkuyla bağlanan yüzlerce kişiden biriyim. Hala ulusal kanalların haber bültenlerinde bahsedilen şehrin, benim şehrim olmadığını düşünerek rahatlatıyorum kendimi…  Boyacı bayırında yuvarlanarak kanattığım dizlerimi,  kanlı çukur’da oynanılan saklambaçların en usta saklananı oluşumu ve kale parktan Boşnak bahçeye her an düşmekten korkarak, ama yine de geride kalmayı daha büyük bir hüzün sayarak, nefes nefese inişlerimi taze tutmaya çabalıyorum. Her geçen gün tutkuyla bağlı olduğum; tüm ekonomik, sosyal, kültürel sıkıntılara rağmen, terk etmeyi bir türlü göze alamadığım küçük kasabamın ellerimden kayıp gidişine, kabullenmiş bir acziyetle şahitlik ediyorum. O küçük şehrin, metropole dönüşündeki bütün sancılarını, içindeki tüm sakinleriyle beraber bende hissediyorum.

Evet, Eski Pazar içinin o huzurlu havasını, şehrin başka bir yerinde aramak beyhude. Harmanlığın top oynamaya çalıştığımız bir bataklıktan, imara açılıp konut alanı olmasının üzerinden zaten çok zaman geçti. Eski hamamın yanındaki at arabaları durağı da, nostalji artık hepimiz için… Bu sevimli kasabayı terk edip gidemediğim o büyük şehir İstanbul, benimle birlikte şehrimi de kuşatmış hiç fark ettirmeden. Bilerek, isteyerek gitmediğim İstanbul, kapımın önüne kadar gelmiş beni de içine çekmeye… Tüm bunları fark edince, hatıraların üzerindeki o romantik nostalji bulutunu dağıtıp, yarınlara bakmam gerektiğini düşünüyorum. Peki, genç irisi bir adamın, ilerde çocuklarını yetiştireceği şehir, Silivri… Nasıl bir yer olacak?

Son günlerde bu soruyu düşünmemi sağlayan şeylerden biri de, Silivri’ye en az benim kadar tutkun olduğunu, uzaktan gözlemlediğim hayatından anladığım bir büyüğümün söyledikleri oldu. Silivri’ye değer kattığımı söyleyerek, beni mahcup edip düşünmeme sevk ederken, ayrı dünya görüşlerinde olmamıza rağmen geçtiği tüm dönemlerde saygımı hep koruduğumu belirtiyordu.

Oysa Eski Pazar içinde ayakkabıcı Kahraman ustanın çırağı olduğumda, ökçe yapmaktan evvel öğrendiğim şeylerden ilki, bir dükkâna girdiğinde “Selâmün aleyküm” denileceği, ikincisi kendinden büyük herkese saygı gösterileceğiydi. Yavaş yavaş metropol olan bu şehirde, saygısızlıkları, arkadan konuşmaları, ayak oyunlarını, yalancı gülümsemeleri, riyakar samimiyetleri o kadar kanıksamıştık ki; olması gerekeni yapmak, artık takdir edilir olmuştu. İçinde bulunduğumuz çevreler, hayatımıza kattığımız çıkardığımız kişiler, dünya görüşlerimiz bizi o denli kategorize etmiş, o kadar birbirimizden uzaklaştırmıştı ki; o tutkunu olduğumuz kasabanın bütünleştirici ruhunu neredeyse kaybetmiştik artık.

Bugüne kadar içinde yaşamayı makûs talihime dönüştürdüğüm bu şehre bir şeyler katmayı ne denli başarabildiğimi, bulunduğum yerden bakınca pek kestiremiyorum doğrusu. Ama tüm bunları fark ettiğimde, daha fazla şey katabilme isteğine de engel olamıyorum bir türlü. Bu gidişi tersine çevirecek bir şey yapılamayacağı açık… Durdurmayı düşünmekte pek mümkün değil. Ama yavaşlatmak, yada metropol olduktan sonra da, kasaba kültürünü yaşatabilmek içinde yapılabilecek şeyler mümkün.

İşte uzun zamandır, çeşitli sebeplerden dolayı ara verdiğim yayıncılığa, kendim gibi bildiğim bir dostumla tekrar dönme kararı aldım. Her şeyden önce kendimi mutlu etmek için, özlediğim kasaba kültürünü yaşatabilmek için, içinde yaşamayı makûs talihime dönüştürdüğüm şehrime, gerçekten bir şeyler katabilmek için SHA imtiyaz sahibi Yusuf Eker ile yola çıkıyoruz. İlk olarak, internet üzerinden yayın yapacak olan Ti-Vi-Si adında bir internet televizyonu ve Ef-Em-Si adında bir internet radyosuyla başlıyoruz. Tamamen Silivri içeriği ile hazırlanacak bu projelerde, yayın “politikası”ndan ziyade, yayın “akışı” ilkesiyle hareket edeceğiz. Bu yolda, bizimle birlikte hazırlayacağı programlarla, bize renk katacağına hiç konuşmadan emin olduğum dostlarımızda olacak. Ti-Vi-Si ve Ef-Em-Si ailesi hazırlayacağı programlarla, ortak kasaba kültürünü yaşatmaya büyük önem gösterip, hiçbir şart altında kimseyi kategorize etmeden, herkese söz hakkı sunmaya imtina edecek.  Metropol olmaya doğru hızla ilerleyen şehrimizin yarınlarına, kasaba kültürümüzü de taşımaya gayret edeceğiz. Yolumuz uzun… Allah utandırmasın…

 
YORUM EKLE
YORUMLAR
Azim Karaman
Azim Karaman - 7 yıl Önce

başarilar kamil kardeşim.

Birkan
Birkan - 7 yıl Önce

dostum, allah utandırmasın...

Adem ayçiçek
Adem ayçiçek - 7 yıl Önce

hayırlısı olsun kardeşimm

Ömer Sebahattin Çetin
Ömer Sebahattin Çetin - 7 yıl Önce

yanlışlar, eksikler, anlık öfkeler, düş kırıklıkları... olmayacak mı ? olacak elbet.. ama sen bunlardan yılmadan sürdür dürüstlüğünü, objektifliğini ve hepsinin ötesinde insanlığını.. biliyorum, eminim sürdüreceksin. ve bu kasaba metropol tarafından yutulduğunda ayakta kalacak ender medya insanlarından olacaksın. buna tüm içtenliğim ile inanıyorum. birileri bu yorumum üzerine sana bir sürü şeyler söyleyecek eminim. çakallar leş arar. hep başkalarının yok ettiği bedenlerden faydalanma derdindedirler. sense hep insan oldun. bunu biliyorum. yusuf kardeşim ile girdiğiniz yolda uzun yolculuğunuz olsun.. yazım tekniğin çok hoş, daimi olmasını dilerim. yolunuz açık olsun..

ALEV ELİF YILMAZ
ALEV ELİF YILMAZ - 7 yıl Önce

her ikinizinde bu işin üstesinden gelebileceğinizi biliyor ve size inaniyorum..yolunuz açik olsun..

faruk hasanoğlu
faruk hasanoğlu - 7 yıl Önce

eskiden volton diye bir çizgi film vardı,onlar 5 aslandı.ama devir değişti artık iki aslanla büyük işler yapacağınızdan eminim..yolunuz açık olsun

Ali Gülcü
Ali Gülcü - 7 yıl Önce

başarılar, kolaylıklar ...

banner3205

banner3196

banner3549

banner3212