banner2836

Aradığı huzuru çimin üstünde bulanlar..

Kış soğuk geçti, yaz gelmeyecek derken birdenbire ısındık ve attık kendimizi sahillere. Hani ıslanıp ta serinleyelim diye de değil! Sıcaklar ani yükselişlere geçtikçe, beyinlerin sulanması endişesi oluştuğundan kafamda bende gidip bir sahil kısmına bakayım dedim…

Eveetttt, Silivri hamamın oradan döndüm ve dehşet ötesi bir görsel kirlilik karşıladı beni. İnsanlar karaya vurmuş balıklar gibi yeşil alanlarda kamp kurmuşlardı bile…Gözlemleyerek çay bahçelerine doğru ilerliyorum. İlerlerken manzarayı aktarayım gitmeyeniniz varsa (ki iyi yapmışsınız gitmemekle) İlçemizin çok değerli lakin değeri hiç bilinmeyen ve neredeyse artık terkedildiğini düşündüğüm Mimar Sinan köprüsü etrafını değişik araçlar sarmış. Araçların etraflarında insanların yerlerde değişik desenli battaniye halılar sermişler, inanın kapalı çarşıda yok o kadar halı çeşidi. Abim almış çoluk çocuğu araç gereçlerini yiyecek içeceklerini, evden tencere tava, artık ne varsa hepsini yığmış (onun anlayışına göre) piknik alanına. Piknik tüpünde kaynayan çaydanlığı izliyor gözleri kapalı… Sanki anayasal bir zorunlulukmuş gibi, onsuz zaten olmaz. Piknik tüpünün yeri pikniktir diye bir madde konulabilir zaten anayasaya ya, neyse.

Evet, tişörtü çıkarıp atletçe kalındı mı ?  hah işte tamamdır, başlıyor piknik.

Ablama baktım sebzeleri hemen halının yanı başında bir güzel yıkadı. Aynı yere çok yakın olan evin en küçük bireyi içinde Azot, Fosfor, Potasyum zengini idrarını da bıraktı, tamamdır. Yemek için çağırılınca minibüs diğer tarafından çıkan bir çift belirdi. Kadın hamile ondan çift dedim, neyse onlarda belki arka tarafta selfi yapmışlardır” Aşkımla, ömrümle deniz keyfi “diye. Deniz nerde? Olsundu onlar mutluydu!

 Yemekler müthiş bir ses kargaşası içinde yenmeye devam ediyor. Arta kalan kemiği abim sanatsal ve çok romantik bir şekilde hemen arkasına fırlatıyor. Müthiş bir özgürlük. Gözlerim doldu doğaya olan saygısından. Ablam yemyeşil çimin üstünde yağlı bulaşıkları bi güzel yıkadı. Çocuklar topu alıp kendi türlerine doğru uzaklaştılar. Çift gitti taaa denize yakın olan banklara oturmaya.

Ablam abime su döküyordu, abim elini yüzünü yıkıyordu, koltuk altlarını da yıkadıktan sonra önce elini yüzünü sildi havluyla, sonra aynı havluyla koltuk atlarını kurulayıp onu itinayla yere serip güzelce uzandı. Beyaz atletiyle çok çekici olacak ki, ablama ne dediyse artık, ablam bir hareket yaptı, tıpkı Bassian türü ardıçkuşlarını andırdı bana, ahha dedim, kendime veri toplarken şimdi birde uluslararası “Yaşayan Bahar “adında ki proje olan “doğanın uyanışına” ydı seyredeceğim galiba, diye düşünmedim desem yalan olur. Amann abim. Aman. Çimler aşkına üremeyin! Yeterince fazlayız zaten…

Abimin artık karnı tok, altı pek birde üstte gölge, uzanır artık çime çekirdeğini çitlemeye. Dinlenecek!

Yanına gidip;

“ Abi bu ne yaa, 7 trilyon sinir sistemini, 70 Trilyon hücreyi bir anda zıplatıp herkesin gerilim hattına girdin yeminle! Deniz aşkına abi, o kadar kilometreye bu görüntü için mi çektin gerçekten?" demeyi çok isterdim...

Silivri sahili çok güzel ve huzurlu bir yerdir, özellikle kumluk mevkiine doğru. Sakin sessiz sahil şeridinde yürüyüş yapan insanların huzuru, gerçekten sarıyor çevreyi. Silivri’mizde insanlar medeni ve kibardır, kültürlü ve modern, dışardan gelenler zaten hemen belli olur. Silivri’de yaşayanlar asla bu görüntüye bırakın yapmayı tanıklık bile etmezler… Bambaşka şehirlerden geldiklerini bizzat sorarak öğrendim. Bir tanesi bile Silivri’den değildi. Olamazdı da zaten.

Sonra zabıtların Mimar Sinan heykelin orda araçlarla beklediğini gördüm. Gittim ve konuştuk meğerse nöbet tutuyorlarmış hem de 7/24.Ben şok. Nedenini sorup öğrenince bir kez daha şok. Çöplerini bırakıp” Siz atın, sizin işiniz bu”.

Düşünün bir. Karşınızda ki kitle Belediyelere bağlı olarak görev yapan zabıtalar, çalıştıkları bölgedeki huzur ve güveni tahsis etmekle görevli olduklarını idrak edemeyen kitle ile karşı karşıya! Korkunç ötesi. Oysa zabıtalar araçlarını park etmişler üst başları tertemiz, ütülü formaları, takmışlar gözlüklerini çok şık ve insanlarla olan diyalog ve durum açıklamaları çok akademik ve profesyonelceydi. Zaten Silivri’deki tüm zabıtalar efendi aklı başında insanlardır. Hepsine buradan saygılar. Amma velakin bu süreçte İnanın sizin yerinizde olmak istemezdim. İşiniz zor ötesi!

 Sahilde hava, çevre ve görüntü kirliliğine yol açan mangal yakılmasının Belediye önüne geçmiş gördüm. Bu çok güzel.

 Ben o insanları da net anlıyorum ve hakta veriyorum. İnsan bazen stres atmak ve deşarj olmak istiyor. Piknik ise bunun için naçizane uygun bir çözüm lakin bu mangal işini çok fazla abarttıklarını da söyleyebilirim. Bu piknik anlayışını bazılarımız bir türlü anlayamadılar. Açık hava ve biraz çim mangal için yeterlidir düşüncesinin dumanı boğdu yani artık. Görüntü kirliliği de çabası.

Denetimlerini arttırmalı ve sıkı takibi olup gerekeni yapmalıdır yetkililer…Orta yolu mutlaka vardır!

Doğa kimsenin tekeli altında değildir. Hiç kimsenin çevre, gürültü, hava, görüntü kirliliği yapmaya hakkı yoktur. Çocuk ve kadınlarımız Silivri sahilinde rahat dolaşamıyorlar. Örneğin dışardan gelenler İç çamaşırlarıyla denize giriyorlar da yetmiyor öylece bakkala falan da gidiyorlar. Bakın bu çok kötü ve hiç hoş değil. Çoluk çocuktan da mı utanılmıyor anlamıyorum ki ben. Koskoca adamı zabıta mı uyaracak üstüne bir şey giy öyle git bakkala diye. İnanın idrak enfeksiyonu yaşıyorum!

 Cezaları yükseltin ne bileyim giriş ücreti alın. Silivrililerin sahilde huzurlu hissedebileceği çay bahçeleri mangal kokusuna boğdurtmayın! Ağaçların arasından süzülen güneş ışığının mutlu kıpırtılarıyla, yemyeşil çimlerin mavi denizin keyfini sürebileceğimiz durumdan çıkartmayın. Yetkililerin bunun önüne geçeceğinin umudunu taşıyorum…

Silivri’de bir şey değil her şey değişecek dendi lakin bana göre her şey aynı hızda seyrediyor… Değişimin açılımı herkese göre farklı tabi…

Ben inanıyorum Silivri’mizde her şey çok güzel olacak…

Hepinize sevgi ve saygılarımla…

YORUM EKLE

banner2834

banner2253