banner3088

Ateş düştüğü yeri yakar

Ülkeyi yönetenler kriz yok, sıkıntı da yok diyorlar. Yaşanan ekonomik krizin ve sıkıntıların reel olmadığını psikolojik ve manipülasyon olduğunu, bir algı yaratılmak istendiğini ifade ediyorlar. Bunu da dış güçlere bağlıyorlar.

Oluşturulmaya çalışılan kriz yok algısıyla toplumsal psikolojiyi bozuyorlar, sonra da dar gelirli vatandaşın aklıyla dalga geçtiklerini zannediyorlar. Bunlar, yaşadıkları saray koşullarının rehavetine kapılmış halktan tamamen kopmuş insanların ideolojik anlayışıdır. Bu tür söylemde bulunanlar asgari ücretin onlarca kat fazlası gelir elde edenler olup, çarşı –pazar fiyatlarından bihaber olanlardır. “Ateş düştüğü yeri yakar” misali çarşı-pazara düşen ateşte şüphesiz ki dar gelirli insanların yüreğini yakıyor.

Her şey yolunda gidiyor ise o halde neden iğneden ipliğe, yediğimiz ekmekten-içtiğimiz suya-elektrikten- doğalgaza kadar zam yapılıyor?

Neden faizler çok yüksek?

Neden özel sektörle birlikte devlet zam yapıyor?

Eğer her şey yolunda gidiyorsa enflasyon neden yüksek?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül ayı enflasyon oranı. Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 6,30, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,37, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,75 artış gerçekleşti. Yani dar gelirli vatandaş daha da fakirleşti. Maalesef önümüzdeki aylarda bu acı reçeteyi daha fazla hissedeceğiz. Bu gün krizin kendisini teğet geçtiğini düşünenler çok sevinmeyin,  kriz önümüzdeki aylarda sizleri de etkisi altına alacak. Hiç istemesek de kartopu gibi büyüyecek.

Özel kurum ve kuruluşların yaptıkları zamları fırsatçılık olarak telakki eden siyasiler elektrik ve doğalgaza son üç ayda –her ay olmak üzere- sistemli bir şekilde zam yapıyorlar. Şayet kriz psikolojik ise, yönetenler elektrik ve doğal gaza yapılan zamları geri alsınlar ve özel sektöre de olumlu manada örnek teşkil etsinler.

2018 yılında gelen zamlardan bazıları:

Ülkemizde üretilen elektriğin yüzde 37’si (2017 yılı) doğalgazdan sağlanmaktadır. Geçen yıl ithal edilen doğalgaz 53 milyar484 milyon metreküp olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla dövizdeki artış nedeniyle 2018 yılı içinde doğalgaza da ağustos ayında konutlarda yüzde 9, sanayide kullanılan doğalgaza yüzde 14 oranında; 1 Eylül tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konutlarda yüzde 9, sanayide yüzde 14 oranında olmak üzere ikinci bir zam yapıldı.

2018 yılı içinde elektriğe gelen zam oranları ise: 1 Ocak itibarıyla konutlarda yüzde 8.8, sanayi ve ticarethanede kullanılan elektriğe yüzde 8.4 zam yapıldı.

1 Nisan tarihi itibarıyla, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ikinci kez elektriğe gelen zammın oranını ortalama yüzde 2.89 olarak açıkladı.

1 Ağustos’ta üçüncü elektrik zammı, konutlarda yüzde 9, sanayi ve ticarethanede yüzde 14 zam yapıldı.

1 Eylül tarihi itibarıyla elektriğe dördüncü zam geldi. Gelen zam konutlarda yüzde 9, sanayi ve ticarethanede yüzde 14 zam olarak açıklandı.

1 Ocak tarihi itibarıyla otoyol ve köprü ücretlerine yüzde 10 ila yüzde 25 arasında zam yapıldı. 15 Temmuz köprüsünden geçiş 7 TL iken 8.75 TL oldu. Otoyollarda en kısa mesafe 2.5, en uzun mesafe ücreti 25 TL olarak belirlendi.

Avrasya Tünelinden geçişler, otomobiller için 1 Temmuz itibarıyla 19.20 TL’den 23.30 TL yükseltildi.

Hayatımızdaki bütün bu değişikliklerin müsebbibi olan dolar ocak ayında 3.78 liradan işlem görürken bugün itibarıyla 6.15 TL seviyelerine geldi. Ve bütün bu hayat pahalılığı karşında ezilen ve mağdur edilen sınıf her zaman olduğu gibi yine sabit gelirli işçi, memur, emekli, küçük esnaf, işsiz ve köylü oldu. Ateş olup bu insanların ocağına düşen zamlar, sadece mutfakları değil yürekleri de yakmaktadır.

Artık önceliğimiz yolsuzlukla mücadele ederek, hukuku egemen kılmak olmalı. Ekonomide yapısal değişikliklere gidilmeli. (Karma ekonomi gibi…) Bu iktidarın söylemlerinden biri de yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele idi. Bu güne kadar söylemden öteye geçmedi, umalım bundan sonra eyleme dönüştürebilsinler.

Bu krizden çıkmak ve sıkıntıdan kurtulmanın yolu tasarruftan geçmektedir. İsraf etmek dinen caiz değildir. En’Am suresi 141 ayeti: “Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.” O israf ki, en çok devletin kademelerinde yapılmaktadır. Hayatın pratiği olan tasarruf yukarıdan aşağıya doğru yapılmalıdır ki anlam ifade etsin. Aşağıda olan avam ekmeği zor elde ediyor. Geçim sıkıntısı en çok bu kesimi vuruyor. Yukarıda olanlar krizi hissetmediğinden tasarrufta etmiyorlar. Realite olarak tasarrufa öncelik edecek olan –öncelikle- bizatihi devlet olmalıdır. İtibar diyerek gereksiz harcamalardan kaçınılmalı, kamu gelirleriyle har vurup harman savurmayarak, saraydan tasarrufa başlanarak öncülük yapılmalıdır. Her gecenin bir gündüzü vardır. El birliği ve güç birliği ile karanlıktan aydınlığı çıkacağımız günlerde yakındır. Çetin Altan’ın dediği gibi enseyi karartmamakta fayda var.

Bu şiirin kim tarafından yazıldığını bulamadım.  Günün anlamına uygun olduğu için sizlerle paylaşıyorum.

BİRİ VE DİĞERİ

Aynı günde doğdular

Biri sıcakta diğeri soğukta

Birinin göbeğini üç doktor kesti

Birini doğar doğmaz anası

Biri çamurla oynadı yalınayak

Öteki gün aşırı oyuncak kırdı

Biri beş yaşında ayazı çekti içine

Sokak sokak gazete sattı

Otobüs kuyruğunda nane şekeri

Vapur iskelesinde kağıt helva

Araba camı sildi simit sattı okullarda

Öteki düşler kurdu,

Resim yaptı piyano çaldı

Sevgili değiştirdi sonra

Aynı günde doğdular

Biri Avrupa’ya gitti

Biri askere.

Birine adam oldu dediler, alkış tuttular

Öteki sokakta doğdu,

Sokakta öldü günün birinde

Basıp üstüne geçtiler.

YORUM EKLE

banner3205

banner3153

banner3211

banner3196