banner3088

Ateş Savaşçıları…İtfaiyeciler!

Evet, insanoğlunun ateşi bulmasının ardından faydasından hep yararlanmaktadır. Uygarlığın bugünkü aşamaya gelmesi ve ateşin yeri tartışılmayacak kadar çoktur. Fakat yararlı olduğu kadarda insan kontrolü dışına çıkarsa çok tehlikeli olduğunu biliriz…

İşte burada da 24 saat görevini yürüten bu “ateş savaşçıları “devreye girer. Ülkemizde 15.nci yüzyılda kurulmuştur itfaiye teşkilatı…

Peki neden ve nasıl kurulmuştur? diye hiç araştırdık mı, okuyucularım bilir, ( ben tüketmeden  “önce yoğurdun nasıl yapıldığını” bilmek isterimdir ya hani o bakımdan), yoksa zaten onlar 24 saat yatıyorlar, binde bir yangın çıkar giderler deyip sadece geçiştirdik mi bir çok şeyde yaptığımız gibi…? Yangına geç giden vs. vs bilgisizce, acımasızca yapılan üzücü, yıpratıcı eleştiriler. Oysa kutsal mesleklerden biridir İtfaiyecilik

Bakalım hep birlikte kısaca;

Osmanlı padişahlarından 3.Murat, 1579 yılında İstanbul Kadısına bir ferman gönderir. Fermanda, her evde büyük bir fıçı su, dam yüksekliğinde bir merdiven bulundurulmasını, yangın çıkan yerlerde halkın kaçmayıp yangını söndürmeye çalışmasını, bütün hususların kontrol edilmesini istemesi, itfaiye tarihimizde yangınlara karşı alınan ilk yazılı tedbir ve düzen olarak kabul edilir. Gerçek Davut adını alarak Müslüman olan bir Fransız mühendis, 1715 yılında ilk “su tulumbası yapar” İbrahim paşanın emriyle 1720 yılında Gerçek Davut’un idaresinde yeniçeri ocağına bağlı “Tulumbacı ocağı “kurulur. Bu ocak günümüz itfaiyesinin çekirdeği olmuştur.

İtfaiye haftası nedeniyle ziyarette bulunduk doğal olarak Silivri İtfaiyesini. Birde benim gözümden bakalım bu “ateş savaşçılarına “neler yapıyorlarmış…

Girdiğinizde personel önce bir gülümseyerek size hoş geldiniz der, tüm samimiyetleriyle… Sonra görevli arkadaş amirin odasına kadar eşlik edip geri döner. İçeri girdiğinizde ciddi, fizikken güçlü, açık sözlü, mert ve sert yüzlü birini bekleriz değil mi? Evet diyenler haklısınız, çünkü bu iş çok ciddi bir iş ve bunun yönetimi de şüphesiz ciddi olur.

Yukarıda saydıklarımın bir bütün olmuş hali Silivri İtfaiye Amiri Aslan Sekmen karşıladı. Kutladık, konuştuk epey, mesleklerinin zorluklarını güzelliklerini, üzücü ve sevindirici olayları.

Emektar abimizin getirdiği kahveler sohbetimizi derinleştirdi tabi ve Amire sorduğumuz her soru ciddiyet ve samimiyetle cevaplandı, buradan bir kez daha teşekkür ediyorum…

Karşımızda bir toplumbilimci bir psikolog, bir pedagog, bir strateji uzmanı,  zamanla yarışan, işinde profesyonel olan bir Amir konuşuyor. Yaşadıklarını düşüncelerini dinledikçe, bakış açısını gördükçe bize gururla, “insanlar emin ellerde” düşüncesini hissettirmesi çok güzeldi!

Eğitimi savunan ekip ruhuna inanan, profesyonellik ve disiplin isteyen bu Amirimize nasıl bir duygudur İtfaiyecilik deyince” Bir can kurtarıyorsunuz, sadece o canı canınız pahasına kurtarmak! Bizler savaşçıyız, ateş savaşçıları! dedi.

Çok derin ve büyük bir söz…

Düşüncesi görüşü, rengi ırkı dini, mezhebi, eğitim seviyesi mevki makamı cinsiyeti kavramı yok bizde olamaz da! Sadece oraya o canları kurtarmaya gidiyorsunuz, özel bir duygu sevmek lazım, bir kuşun canıyla bir insanın canı aynı bizim için diye de ekledi.

Görevim olmadığı bir durum karşısında 10 saniye içinde düşünüp strateji yürüterek 8 kişiyi ölümden kurtarmak ve sadece 10 saniye demesi.

Ciddi bir yangın sırasında dakika çoktur bir İtfaiye amiri için, saniyeler içinde düşünüp planlayıp eylemi gerçekleştirmelisiniz demesi… Herkesin harcı değil dostlar. Değil!

Silivri’mizde ki okulların onları ziyaret edip çocuklarla bilgi alış verişi yapmalarından çok memnunlar. Uygulamalı, bizzat göstererek, hissederek, dokunarak, eğitmek çok daha kalıcı olduğunu savunan Amir, çalışmalarını ve bilinçlendirmeye devam edeceklerini de altını çizdi.

Herkesi, her kesimi bilinçlendirmeye dair çok güzel proje ve düşünceleri olması da takdire şayan…

Umut ediyorum ki, o çocukların oradan sonra eve gidince mutfakta yangın tüpü olmasını söylediğinde “gerek yok” sözüyle karşılaşmaz, zira hanımefendiler dışarıda arkadaşlarla konuşurken gururla” oğlum bugün itfaiye gitmiş okulundan, ayy neler öğrenmiş neler diye hava atarken onu o çocuğa demesi komik olur…

Bir fön çektirmek 20 TL.bir kg. Yangın tüpü 25 TL. Ama bir çocuğun aldığı bilgiyi kafasına çakılmasının fiyatı yok, burada teoriyi pratikle desteklemek lazımdır!!!

Diğer taraftan da İtfaiye Çavuşu Seyfettin Çavuş “Ben Allaha hep dua ettim itfaiyeci olayım diye dedi, babamda, dedemde itfaiyeciydi, insanların yardımına koşmak gönül işidir, sevgi gerektirir.

Bir anne yavrusunu bırakabilir, yangın yerinde biz bırakmayız deyince, bende bir anne olarak refleksime yenik düşerek “nasıl yani, siz ne dediğinizin farkında mısınız demeye çalışırken, doğallığı ve gözleri dolarak konuşmaya devam etmesi benim bu düşüncemi frenledi.

Bir anne ve çocuğu ev yangınında kalıyor, anne ev yanarken bebeğini evin içinde güvenli bir yere bırakıyor ve yangın alanı dışına çıkıp telefon edip yardım çağırıyor. Biz olaya müdahale ederek bebeği de anneyi de kurtardık dedi. Siz bu mutluluğu ne satın alabilirsiniz ne de bilebilirsiniz.

Bir keresinde beş katlı bir binada çocuğa ulaştığımızda dumandan bayılmıştı, ben maskemi çıkarıp ona oksijen verip kucağıma alıp beş kat aşağı indim nefes almadan dedi… Sustuk tabi hepimiz bu gurur karşısında, anlayamazdık tabi, sadece dinleyip hissedebilirdik…

İtfaiyeci olmak kolay bir iş değildir dostlar. İtfaiyecilerin çalıştıkları ortamlar çok zor şartlara sahiptir. İtfaiyecilik günümüzün en saygı değer mesleklerinden birisidir. İtfaiye erleri her gün birçok kez canlarını tehlikeye atarak alevler arasında kalan kişileri kurtarmaya çalışmaktadırlar…

Silivri’mizde böyle görev aşkıyla, kutsallığıyla çalışanların olduğunu bilmek, tanımak güven ve onur verici …

Sadece Silivri’de değil ben istisnasız tüm Ülkemizin İtfaiye teşkilatında çalışan bu kutsal insanlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum… İyi ki varsınız “Ateş savaşçıları”!

Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE

banner3205

banner3197

banner3153

banner3196