banner3088

Baba… İki gün sonra gelin oluyorum.

Merhaba baba… Sana içimdekileri dökmek için bir mektubu yazmak istedim… Yüzüne karşı ağlamadan konuşamazdım. Sen ağlamama kızardın “ne o öyle zayıf insanlar gibi ağlıyorsun” der anlatamazdım…

Sen bu satırları okurken sakın ağlama olur mu baba? Başka türlü akıtamazdım zehirimi…

İki gün sonra bu evden çıkıp gideceğim… Sadece iki gün sonra beni evimden, yuvamdan senin ocağından anamın kucağından uğurlayacaksın. Misafirim artık “evimde, evimizde”.Eşyalar bir bir girdi kutulara annemin gözyaşlarıyla kurdeleler yapılarak… Ya odam? O daha şimdiden bomboş kaldı baba, hissiz ruhsuz, dedim ya bom boş…

Bir koliye çocukluğumu sığdırdım ben baba L anneannemin ördüğü bebeklik patiklerimi, ilkokul önlüğümü, senin aldığın ilk boyama kitabımı, annemin elinle her ilmeğe dokunduğu yeleğimi, kardeşimin aldığı topu...

Biliyor musun, annemin yaptığı çorba vardı ya hani tüm evi saran, senin gelme saatine yakın yaptığı, işte onun şehriyelerini bile koliye koydum ben baba… Senin cep mendilini aldım açık bıraktım kaç gündür içine huzur dolsun diye, onu da katlayıp düğüm yapıp koydum… Senin ve annemin yattığı, yıkamadan yastık kılıflarınızı da aldım baba…

Ya sizi koklamak istersem? Annem yemeye su koyunca arta kalanı pencerede ki sakız çiçeklerine dökerdi, onlardan da filiz kopardım pencereme koyarım bende diye. Açtıkça acıtacaklar biliyorum, annemden biliyorum çünkü o gözyaşlarını silerdi pencerenin önünde onlara bakarken… Baba ben çocukluğumu bir koliye sığdırıyorum…

Göğsüme imanımı ve duamı alıp,önce Allah'ın sonra sizin izninizle gidiyorum...

 Bir hafta oldu, evde sofrada hep susuyorsun, oysa acele acele yiyip bizimle şakalaşıp kalkıp geçerdin televizyon başına. Şimdi bakıyoruz da lokmalar ağzında çoğalıyorlar sanki yutkunmakta zorluk çekiyorsun. Yüzüme baktıkça can acını görüyorum… Televizyonda da bir şeyler kalmadı sanırım çünkü izlemiyorsun, alıp paltonu her akşam çıkıyorsun, sen dışarı pek çıkmazdın ki baba… Sordum anneme seni, biraz canının sıkıldığını söylüyor üstüne varmayın diyor. Geçen gün de:

 “Çocuklukları gözümün önüne geliyor ikisininde, nasıl evlenebilir daha büyümedi ki, ne yapar nasıl üstesinden gelir bu hayatın. Onun bilekleri ince çabuk yorulur o, nasıl iş yapar sensiz. Bazen senin lafın bile ağır geliyor ona hanım, elin lafını nasıl kaldırır. Ben kızlarımı onun için mi büyüttüm, gecenin karanlık o en deminde öper koklardım ben onları, nasıl uyurum geceleri, nasıl bakarım o boş yatağa ben, nasılll… Benim koruduğum gibi korunur mu oralarda. Sofrada bir kızım eksik olacak nasıl yenir o yemek akşamları, üstelikte soframızı süsleyen ilk çiçeği ilk gülü. İnsanın canı acır mı be Selma, acıyor, bu acı çok acı… O gaddardır sabırlıdır, söylemez o canının sıkıldığını kolay kolay, ağlamazda ben kızacağım diye, ah be kızım ahhh“diye sayıklıyormuşsun…

Ben biliyorum baba her daim yanımda olacağını, üzülme desem şimdi fayda etmez ama yinede sakın üzülme ne olur… Bir haftadır kan çanağı gözlerin… Görüyorum!

Bende biliyorum senin gibi kimse beni koruyamayacağını…

Bende biliyorum elin sözünün ağır olacağını…

Bende biliyorum senin ocağın kadar hiçbir yerin sıcak olmayacağını…

Bende biliyorum anamın kucağı kadar hiçbir yerin huzurlu olmayacağını…

Bende biliyorum geceleri özleminiz bir taş gibi göğsüme oturacağını…

Bende biliyorum” baba” diye çığlık attığımda sessiz olacağını, duyulmayacağını…

Ağlama sil gözyaşlarını kimse beni sizin gibi sevmeyecek onu da biliyorum baba…

Kalbime seni, dilime annemi, yüreğime kardeşimi, ruhuma evimi, ocağımı ve çocukluğumu gömerek gideceğim baba… Orası benim her gün kaçtığım yerim olacak…

Hoşça kal odam…

Hoşça kal çocukluğum…

Hoşça kal huzur kokulu annem…

Hoşça kal güven kokulu babam…

Hoşça kal yasemin kokulu kardeşim…

Hoşça kal anne kucağım baba ocağım… Hoşça kalın…

Tüm evlenen kızlarımıza sonsuz saygılar...Babalarını sonsuzluğa uğurlayan gelinlerin affına sığınıyorum... :(

Sevgiyle kalın...

YORUM EKLE

banner3205

banner2251

banner3211

banner3196