banner3088

Bahar Türküsü

Doğanın canlanışını müjdeliyor bir grup serçe ağızlarında bir bahar türküsü, sarhoşça oraya buraya savruluyorlar seherde. Buram buram terleyen toprak kokusu, sersem bir meltem rüzgârı eşliğinde siniyor mutlu sinelere. Som gümüşten bir nehir mavili morlu köpüklerle en alımlı kıyafetleriyle, salına salına bir sağa bir sola yürüyor. Sersem rüzgâr ıslak yeleli bir at gibi, yanımda yürürken şakaklarımda bir serinlik hissi beliriyor. Güzün kuru yapraklarıyla gizlenen, kışın beyazlara bürünen toprak yeşilin coşkusunu fısıldıyor kulaklara. Yemiş yüklü ağaçlar bir kamışla topraktan su çekmiş ki her bir dalında rengârenk çiçek demetleri güzelliğini belletiyor. Bulutlar bugün mutluluğun somut resmini tasvirliyor göklere, beyaz çehreleriyle ve mutluluk gözyaşlarını saçıyor Anadolu’ya bereket bereket.

İşte! Karanfilimde bir canlanış… Hani nerede o buruşuk çehreli kuru gövdeli karanfilim? Benden utanmış olacak bir de kızarmış ki! Üstündeki çiğ damlaları da kaybolunca anlıyorum ne kadar muntazam bir elbise giydiğini.

İşte! Bir kır çiçeği, baştan ayağa kızıla çalmış gelincik. Kostümlü balo havası sarmış düzlükleri… Binlerce çiğdem doğayı kendi esaretine kaptırmış, güneşin ışığıyla yaptığı dansla ritim tutuyor bu türküye.

Güneş esaretine boğmuş semayı. Titreyen her beni sıcaklığına kavuşturmuş, toprağa verim, neşe getirmiş. Titremiyor artık doğa isyan etmiyor bu beyaz örtüye. Güneşin bile korkup saklandığı günler geride kaldı. Soğuktan çatlamış ve titreyen eller yok artık, insanların avuç içlerinde bir terleme.

Ve deniz… Balıkçı tekneleri çekiyor ağlarını. Mübarek, balık bu kadar da çok olur mu? Deniz şahlanmış sanırım, yakamozlarındaki güzellikle övünüyor, utancını tasvirleyen mor dalgalarında.

İşte! Martılar da geliyor, ürkek bir ceylanın gözlerinde saklanmış masumiyeti ile bayatlamış simitlerimi yemeye. Denizin köpüklü dalgalarında onca balık, kıyılara yanaşan nice martı çığlığı…
Birbiri içine düğümlenmiş ellerin hepsinin yüreğinde bir coşku var, mutluluğun somut resmini yansıtmış her beden güneşin elmacık kemiklerinde dolandığı çehrelerine. Türklük bu olsa gerek, sevmeyi ya da sevilmeyi en yüce yaşayan millet!

Dağın eteklerinde turuncuya dönük kıvılcımlarıyla bir ateş… Bulutlar, griye çalmış dumanını buharlaştırmış, dağın yamacına taşımış. Rüzgâr sersemleştirmiş kıvılcımlarını. tanımayan nice insanın ellerini buluşturmuş, halay çektiriyor. Her ağızdan bir Nevruz türküsü, her bedenin baharı kucaklayışı…

Bir sevinç çığlığı yankılanıyor, bir kulaktan diğerine haber salıyor, raks ediyor bu Nevruz türküsü, baharın türküsü.

 
YORUM EKLE

banner3205

banner2252

banner3197

banner3196