banner3088

Başlarım öyle kadere…

Ne yazık ki toplumumuzun büyük bir kısmı kaderin gerçek anlamını bilmiyor ve bu yüzden de herkes yapılan hataları, verdiği yanlış kararları kadere yükleyip onu suçluyor…

Bu durum şarkılara bile yansımıştır örneğin: kader utansın, ben ne yaptım kader sana, kader kurbanıyım vs.

Başımıza gelenlerden gerçekten kader mi sorumludur? Hayır tabi! İnsan özgür iradeye sahip bir varlıktır, dolayısıyla kaderini kendisi planlar ve seçimleriyle kendi kaderini yaşar, diye düşünüyorum.

“Kader var mıdır?” sorusunun karşısında verilen cevap dikkatimi çekti: Yaradan herkesi kaderinle yarattı ve herkes ona teslim olup kaderini yaşamalıdır diyor arkadaş. E tamam o zaman yola çıkarken hiç bakınmayalım sağa sola nasıl olsa kaderde ölmek yoksa bana bir şey olmaz diyelim. Yaradan zaten bir beyin vermiş değil mi? Sadece taşımak için değil o, kullan diyor, düşün diyor taşımaktan ziyade kullanılması lazım. Bir doğru bir yanlış vermiş, seç diyor… Teslimiyet nedir arkadaş, yok öyle bir hikâye, teslim olan insana ne bilim ne tıp yardım edebilir kader mi edecek. Bilgi veya tecrübe sahibi olmadığın bir sektörde bir iş yeri aç, başkasının üzerinden borçlan ödeyeme, batır; sonra da gel bana kader de, başlarım ben öyle kadere işte… Yapamadım deme, kabullenme, git kadere sığın oldu!

Bizim beş duyu organımız var ve bunları yöneten bir beynimiz var. Ee hal böyle olunca ben tek bir açıdan sadece “kadermiş” diyemem. Dersem bu benim özgür iradeye sahip olmamam demektir. Geçenlerde sırf bir şoförün dikatsizliği yüzünden bir yavru yaşamını yitirdi, sadece şoför arkadaş suçlu değil burada, anne de bırakmayacak o çocuğunu çünkü çok küçük… Şimdi bu kader mi bakalım: Şoför kurallara uysaydı anne tedbirli davransaydı o çocuk yaşayabilirdi. Biz galiba kolayı seviyor ve seçiyoruz, şunu anlamakta zorlanıyorum:

Kötü bir şey olduğunda kader diyor başardığımız bir şeyde ben yaptım diyoruz. Biz galiba kendi yetersizliğimizi başka şeylere yüklemeyi seviyoruz.

Birçoğumuz kaderde varsa olur diyoruz. Değil işte… Bu bir özgür irade seçim hakkıdır, “evet”  veya “hayır”dır! Kader hep mi fakir fukaraya geçerli soruyorum size? Zenginlik kötü bir şey değil elbette ki, çok çalışıp çok kazanmak güzeldir, saygı duyarım her zaman ama o çocuğunun asker parasını ödüyor ve olay bitiyor, fakirin çocuğu bile bile göre göre gidiyor ve ölüyor neden? Kader. Asılarak öldürülen bir yavrunun kaderi ip midir ya da kıyıya vuran bir yavrunun kaderi su mudur?

Başlarım öyle kadere ben…

Ülke yönetenlerin kanun ve kuralları doğrultusunda herkes kaderini yaşıyor. Bunu kim inkâr edebilir?  Bazı insanlar iyi yaşasın diye bazı insanlar kötü yaşıyor. Herkes kendi kuralını koyup ona uymanı isterse,  kız tecavüze uğruyor, onunla da kalmıyor rızası var deniyor ve cani indirim alıyor.

Koca kadını dövüyor kadın iki defa suç duyurusunda bulunuyor, koruma talep ediliyor ve sonunda öldürülüyor. Aile de “kaderiyse yaşar” diyor. Yok, işte öyle bir hikâye yok! Buna ASLA katılmıyorum. Biz otomobil ehliyetiyle tır kullanmaya kalkarsak, bu kader değil bizim afedersiniz ama beyinsizliğimizdir!

O yüzden biz biz olalım doğrunun da yanlışın da faturasını önce kendimize keselim… Sorgulayalım! İnanmadan önce, düşünelim.

Zor biliyorum ama “Sorgulayalım!”

Kader deyip geçme. Bak ne diyor Sırrın sahibi; BİZ HER İNSANIN KADERİNİ, KENDİ ÇABASINA BAĞLI KILDIK’’ (isra: 13 )

Önemli olan kararın doğrusu yanlışı değildir. Bu bir seçimdir! Önemli olan başka bir şeyi suçlamak veya sığınmak yerine, onun ne kadar arkasında durabilmemizdir, benim doğrum benim yanlışım diyebilmektir!

Yani sarılmak için önce YÜREK GEREK, KOLLAR sonraki iş… Yeterince açık mı?

Öğrenilmiş çaresizlikten öte bir şey değildir sorgulamadan inanmak!

Sevgiyle kalın!

 

YORUM EKLE

banner3205

banner2252

banner3212

banner3196