banner3070

Bilek gücü Sevgi’nin karşısında yenik düştü

Babaların eskisi yenisi olmaz elbette, baba babadır. Sadece geçen zaman, değişen dünya görüşü, yaşam standartları, çevresel faktörler, eğitim düzeyin değişmesi ile birlikte değişen babalık anlayışı.

Eskiden babalara şöyle bir bakacak olursak; babalar para kazanır, getirir, onlar ne söylerse doğrudur, baba hata yapmaz, yapsa bile maruz görülen yüce bir figürdü…

Babalarla korkutulan bir çocukluk söz konusuydu eskiden; baban duymasın, babana sor, babandan iste gibi söylemlerle duygular bastırılmış olup çocukta ki baba anlayışı;

“Babaya dokunulmaz, onunla kolay konuşulmaz, ona anlatılmaz eve para getiren herkesin bakımını üstlenen ve eve geldiğinde hep çok yorgun olduğundan o rahatsız edilmemeli “olmuştur.

Otorite olarak görülen baba çocuğuna yaklaşıp “sevmek için ”bile vakti yoktu, evde büyük baba veya büyükanne de varsa kim bilir belki de ayıptı onların yanında çocuğunu sevmek, öpüp koklamak.

O zamanki babalık ihtiyaç giderici bir otoriteydi…

Anne ise genellikle duygularla ilişkilendirilirdi için içgüdüsel bir davranış sergilediğinden çocuklarla ilgilenmek kutsal göreviydi.

Çocuklar öğrenilmiş çaresizlik içinde büyütülmüş olarak gelişmişlerdir… Bütününe baktığımız zaman da önümüzde açılan perdenin arkasında cinsiyet ayrımcılığı, aile içi cinsel istismarlar, ensest ilişkiler vb. açıkça görünmektedir. Nedeni ise yine aynı düşünce yapısıdır. Babaya söylenmez, baba kızar, baba ceza verir, baba duyarsa belki de öldürür korkusu, dolayısıyla babası tarafından bir istismar söz konusu olduğunda zaten konuşulmaz!

Maalesef birçok yerde halen bu olaylar devam etmekte. Annemin başı ağrıdığında babam hep benle yatardı ve…” Ben devamını yazamam kusura bakmayın  L bunu okuduğumdan beri aylar geçmesine rağmen hala aklıma geldiğinde beynimi kemiren ve o düşünceden kurtulmam için verdiğim mücadeleyi bir ben bilirim, şuanda da olduğu gibi…

Eskiden bu babalardan demokratik bir yaklaşım beklenemezdi, çocuklarını benimsemelerini, gelişmelerine destek vermeleri vs. Para kazanmayla her açığı kapattıklarını düşüncesi hâkimdi, oysa çocuğun aldığı gıda kadar önemli olan temel ihtiyacı sevgi ilgi ve şefkatinin önemini düşünmezlerdi, düşünemezlerdi, onlarda babalarından böyle görmüşlerdi çünkü.

Çocuğa karşı sevgi beslese de bunu çocuğuna ancak o uyuduğunda gösterebilen otoriter ve mesafeli geleneksel aile yapılara uyan birer babaydılar…

Az önce dediğim gibi bunun biraz da böyle gelmiş böyle gider felsefesi, eğitim düzeyi, kültür ve yaşam koşullarıyla, yaşadığı coğrafyayla, çevresel faktörleriyle paraleldir…

Baba, babadan nasıl gördüyse o düzen öyle devam edecektir, aksini düşünmek bile suçtur.

Para kazanıyor sevgi anlayışı…

Evi ısıtıyor şefkat anlayışı…

Eve gıda getiriyor sarılma anlayışı…

Bastırılmış duygu ve düşüncelerle yaşamak ve yaşatmak…

Artık günümüzde babaları annelerinin yanında görev dağılımında rahatça görebiliyoruz. Babalar daha eğitimli daha bilinçli köşede oturan otoriter baba modeli yerine daha ılımlı daha çocuğuyla ilgilenen gelişimi, beslenmesi sağlık kontrollerini bile takip eden bir babaya bıraktı. Geleneksel otoriter babanın yerini git gide eğitici, işbirlikçi bir baba modeli almaktadır…

Bu otoritenin önüne geçebilen en önemli faktörlerden biri de kesinlikle eğitimdir…

İşte bu tabulaşmış ve kronikleşmiş olan duygu ve düşüncelere, doğru bilinen yanlışlara “dur” diyebilecek yine “Eğitim ve eğitmenler “oldu…

Bu düşüncelerle büyüyen birçok nesil kaybedildiği bir gerçekte olsa yine birçoğu bunu başardı…

Sahilde deniz yıldız hikâyesi misali…

Cinsiyet ayrımcılığın önüne geçmek eğitimden geçer, sevginin gücüne inanarak bilek gücüne gerek kalmayacağını çocuklara “Kadın erkek” ten ziyade önce “Bir insan” olduklarını öğreten siz öğretmenler bunu sabır ve özveriyle başaracaksınız… Hiç kolay olmayacak, ziyadesiyle zor, lakin içinizde ki o eğitim gücü sizlere yardımcı olacaktır…

Norveç’te Atatürk’ün üs­tün ni­te­lik­le­ri ve ola­ğa­nüs­tü ba­şa­rı­la­rı bir de­yi­me dö­nüş­müş ve hal­kın di­li­ne yer­leş­miş. Çö­zü­mü çok zor hat­ta imkânsız gi­bi gö­rü­nen olay­lar ve bü­yük prob­lem­ler kar­şı­sın­da, çö­zü­mün im­kân­sız ol­du­ğu dü­şün­ce­siy­le he­men kes­tir­me­den tes­lim ol­ma eği­li­min­de olan, ne ya­pıp edip bir çö­züm üretmek için ya­ra­tı­cı­lı­ğı­nı, ener­ji­si­ni, sı­nır­la­rı­nı zor­la­ma zah­me­ti­ne kat­lan­mak is­te­me­yen­le­re söy­le­nen bir söz ol­muş. Nor­ve­ç'­te böy­le in­san­la­ra; “Ha­yır ya­nı­lı­yor­sun, bu prob­le­min mut­la­ka bir çö­zü­mü ol­ma­lı; bi­raz da Mus­ta­fa Ke­mal gi­bi dü­şü­n’ di­yor­lar.

“Alanınızda siz çaresiz kalmazsınız zira Başöğretmeniniz Mustafa Kemal Atatürk’tür”!

Bazı meslekler kutsaldır, öğretmenlikte onlardan biri, insanı eğitmek hayata hazırlamak.

Bir tabu olan baba ile çocuğun arasında ki o korkunç “Sevgisizlik duvarını” canla başla çalışıp yıkılmasında mücadele veren Turgut Reis İlköğretim Okulu’nun Rehber öğretmeni Mine Şahin ve Sınıf öğretmeni Demet A. Güzel rehberliğinde okul müdürü Hakan Can desteğiyle gerçekleşip baba ile çocukların vakit geçirip zamanlarını birlikte paylaşmalarını sağladılar…

Teşekkür ediyoruz. Babanın çocuğu ile ilgilenmesi, ortak faaliyetler yaparken gülüp eğlenmesi, çocuğun mutluluğuna ortak olması;” Erkeklikten bir şeyin kaybetmediğini, eksiltmediğini aksine çok fazla şey katıp yüceleştirdiğini, böyle gelmiş “ böyle gitmez ”i gösterdiğiniz için…

Sevgili öğretmenler, kolay kolay çıkmayan dut lekesini yine kendi dut yaprağı çıkarır der Atalar, dolayısıyla bilgisizliğin çaresi panzehri sizlersiniz!

Buradan Sevgili İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Ahmet Ay’a olan sözlerimle yazıma son vermek istiyorum:

İlçemiz okul öğretmenleri “babalarıyla sevgi içinde” etkinlik yapmalarını organize edip takip eden, bununla yetinmeyip tüm Ülke geneline yaymayı başaran iki öğretmen Mine Şentürk Şahin ve Demet A. Güzel.

Bu gurur sahiplerini sizler tarafından da onurlandırmalarına şahitlik etmek istediğimizi belirterek sizin çok sevdiğiniz ve bana da kitabını hediye ettiğiniz Türk şair, yazar, Sezai Karakoç ‘un sözleriyle saygı ve sevgilerimi sunuyorum:

 “Hakikat, Adalet, Fazilet. İnat etmiyoruz, bunlarda ısrar ediyoruz. İnançlıyım, barış ve düzen yanlısıyım. Savaşım ancak bunlar içindir””.

Tekrar tebrik ediyor ve bu “önce Sevgi önce insan” ışığını bilgiyle yaymaya devam edin diyorum…

Sevgiyle kalın

YORUM EKLE

banner2833

banner2251