banner3088

Bir Yağmur Damlası

Ağustos ayının insanı boğarcasına bunaltan, zaman zaman da nefes almakta güçlük çektiğimiz sıcaklarının yaşandığı bu günlerde;  cama vuran yağmur damlalarının camdan aşağı kayıp giderken,  melodik bir ritimle yağmaya devam eden sağanak yağmur ne muhteşem bir şeysin, diye düşünüyorum. Sanki, yaşamın ihtiyacı olan bir şey değil de, adeta yaşamın  ta kendisi. Tadı yok, kokusu yok, rengi yok, ama daha tatlı içecek başka bir şey de yok. “ Su,H2O’dur. İki hidrojen ve bir oksijenden oluşur. Ancak suyu oluşturan üçüncü bir şey vardır ki, kise bunun ne olduğunu bilmez,” demiş T.Edward Lawrence.

Yeryüzünün yüzde yetmişini denizler ve okyanuslar kaplarken, bedenimizin de yüzde yetmişbeşinden fazlası sudan meydana gelir.

Topraktan yaratılan insanın ne kadar suya ihtiyacı varsa, topraktaki diğer canlıların da o denli suya ihtiyacı vardır.  Toprağın bir gramında milyonlarca mikroskobik canlı yaşıyor. Organik maddelerin ayrışması bu canlılar vasıtasıyla olmaktadır. Aksi halde Dünyanın yüzeyi ölü artıklarıyla dolardı. İşte bugün, bu yağmurla milyonlarca canlı da hayat buluyor.

Okyanus ve denizlerden buharlaşan sudan oluşan yağmur suyu,  bu okyanusların ve denizlerin çoğu tuzlu sulardan oluşmasına rağmen yeryüzüne tertemiz, duru ve tatlı su olarak yağar, toprak ve insanla buluşur.

Ne ilginçtir ki, bir yağmur damlası ile aynı büyüklük ve ağırlıktaki bir cismi 1200 metreden aşağıya bıraktığımızda giderek hızlanarak yere yaklaşık 558 km/saatlik bir hızla yere düşmesi gerekirken, yağmur damlaları ortalama 8-10 km/saatlik hızla yeryüzüne iner. Yağmur damlaları çok özel şekilleri nedeniyle atmosfere sürtünme etkisini arttırır. Bu nedenle de yağmur damlaları yere daha yavaş düşer. Aksi olsaydı yağmurun her yağışı insanlık için bir felakete yol  açardı.

Her  yağmur damlasının sükunetle yeryüzüne inişi, İnsana büyük bir huzur veriyor. Her yağmur damlasının toprak ile vuslat enstantanesi hayata açılan yeni bir pencere, yeni bir adımdır. Her damla, canın canana vuslatıdır. Adeta , her damlayı bir melek aşağı indiriyor. Mevlana’nın betimlemesi  çok güzeldir: “ insan yazılan yazıyı görür de o yazıyı yazanın kalem olduğuna inanır, kalemi tutanın bir de el olduğu düşünemez,”der.

Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,

Bir parça uzaklaş kederlerinden

Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,

Mehtabın ördüğü saatler nerde?

Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,

Yağmur ince ince toprağa sinsin,

Bir başka alemden gelmiş gibisin,

Dalmış gözlerinle pencerelerde.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Her damlasıyla, gönül bahçemizin sevda çiçeklerinin beslenip, coştuğu; renk renk goncaların açmış güle dönüştüğü, gül bahçesinin kokusunun içimize ve hayata sinmesine vesile olan yağmurun ardındaki büyük resmi farketmek gerekir.

Hasbi DEMİRTAŞ

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3551

banner3212