banner3088

Bu Bilgi Tohumu Barış Olarak Açacak!

Merhaba sevgili dostlar… Nasılsınız? Umut ediyorum ki her şey yolundadır… Malum okulların açılmasına az bir süre kaldı. Okullarda müdürler tarafından ihtiyaç listeleri kapılara asıldı çoktan. Çok vahim bir tablo. Evet temizlik deterjanı dâhil listeye... Bu ayıp okul müdürlerin değil Milli Eğitim Bakanlığı ve devletin ayıbıdır arkadaşlar. Peki, nasıl olacak? Özel okullar dünya para devlet okulları dünya eksik? Her şey o kadar yolsuzlaştı ki hep birlikte tanıklık ettik Silivri ve birçok yerde eğitim skandallarına… Nedenine bir türlü anlam veremiyorum. Bu benim eksiğim diye kabul ediyorum çünkü her yerde adalet, etiklik arıyorum. Onu da bulamayınca eksik kalıyor tabi... Bir bardaktan su içmeden tutun da, her sözü telaffuz etmeye kadar eğitimle olması gerektiğine inanan biri oldum hep!

Türkiye’de eğitimin durumu malum, bunu tartışmaya gerek bile görmüyorum... Sadece düşüncelerimi aktarmak istiyorum önce bir insan, sonra bir kadın ve en son bir anne olarak buna fazlaca hakkım var. Şöyle ki; bu hafta başında bir özel okulun beş saat süren bir toplantısına katıldım. Ben, özel okul taraftarı olmadım hiçbir zaman. Çünkü birçok okulla görüştüğümde bende kalan izlenim çocuklarımızın öğrenci değil müşteri gibi görülmesiydi… Bu algı korkunçtu! Benim görüşümde, bitkisel hayatta olduğunu düşündüğüm “eğitim” bu okul toplantısında inanın tekrar hayat buldu!  “Odak Okulları”nın gerçekleştirdiği toplantı. “İşte bu” dedim! “Hala umut var, hala gerçekten sadece eğitimi savunan eğitimciler var” dedim. Soluksuz izledim onları, pür dikkat dinledim konuştuklarını. Çeşitli ülkelerden yabancı öğretmenler vardı kurumda. Kendimi Avrupa’da hissettim inanın! Hepsi o kadar genç beyinler ki, o kadar çok projeleri var, çocuklar için o kadar çok çalışma isteğiyle yanıp tutuşuyorlar ki, o ateş gözlerine yansıyor ve pırıl pırıl parlıyor…  Çok gurur vericiydi… Çok!

Dikkatimi çeken ve can alıcı birkaç unsur oldu: Her öğretmen konuşmasında maddi durumu iyi olmayan çocuklara eğitim verme isteğini açıkladı…

Her çocuğun önce ruhuna dokunmaktı istekleri… Bunun daha üstü olamaz! Hele bir dünya güzeli rehber öğretmenleri var ki söylediği çok etkiledi beni. Benim istediğim psikolojik desteğe ihtiyacı olup fakat maddi durumdan dolayı  alamayan çocuklara tek tek ulaşmak ve topluma kazandırmak” oldu… Yabancı Diller Koordinatörü olan Ayla Sarvan Yanko Hanımefendi’nin kürsüye kuğu gibi süzülüp çıkması ve her sözünün inci değerinde olması, Türkçe konuştuktan sonra nezaketen yabancı öğretmenler var diye İngilizce konuşması çok büyük bir incelikti çünkü hepsinin yanlarında tercümanları vardı… İşte bu saygıydı! İşte bu nezaketti! Unuttuğumuz!  Hülya Gökpala, yazmakla bitmez... Ülkenin çocuklarına kattıkları, bu kadar donanımlı ve bu kadar ağır başlı bir öğretmen, bir idareci… Bunun özeti sadece şu: Hiç şüphesiz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün takdir edeceği kadınlardan bir tanesiydi, emin olun… Varın gerisini siz düşünün!

Gülgün Narinç örnek bir hanımefendi, yılların eğitimcisi, nasıl bu kadar mütevazı olunabilinir. İşte burada “Dolgun başağın boynu eğik olur” atasözü devreye girer arkadaşlar, malum her yer boş savrulan başaklarla dolu…Yılların emekçi öğretmeni Lütfü Durali “doğru ve adalet” sözü geçtiğinde evet onun adıdır derim!

Ve Eyüp Can Balaban... Adı gibi her gittiği yere can veren öğretmen... “Çocukların ruhlarına dokunmak” der, sanatla yoğurup bilgiyle harmanlamak der. İki en önemli faktör çünkü ruha hitap etmeyen her şey geçici ve bom boştur... Evini başka şehirden taşıyan İlkokul Müdürü Zehra Mülküt, neden deyince “Kabul etmek için değil nezaketen geldim mülakata, çocuklarla  çok isteyip de yapamadığım hayallerimi burada yapabileceğimi gördüm” demesi taktire şayandı...

Hiçbir sözüm iltifat değildir arkadaşlar “doğrunun kafiyeli, makyajlı sözlere ihtiyacı yoktur  zira doğruIuk dışındaki hiçbir düşünceyi, ne kafamda ne de yüreğimde yaşattım ben! Bilirim ki yanIış sonsuz şekiIIere girebilir, doğru ise yalnız bir türIü olabilir... Her öğretmen Atatürk’ün sözleriyle; onun hayvanlara, doğaya, çocuklara, kadınlara, bilime, sanata, müziğe, teknolojiye ne kadar değer verdiğini hatırlatarak gerçekleştirdiler konuşmalarını.

“BUNUN ÖNEMİNİ ALGILAYABİLİYOR MUSUNUZ, ZİRA ÇOK KAPSAMLI DA”?

Ve hepsinin amacı aynıydı: Ülkemize ve dünyaya barışçıl ve adil olma isteği yanında bilgili, kendinden emin, sağlıklı ruhlu bireyler  yetiştirmekti. Doğrunun temelini atıp demokrasiyi görmekti. Her çocuğun eşit şartlar altında yetişip büyümesi, bunu da yetiştirdikleri, öğrettikleri çocuklarla yaymalarıydı…  Sadece okuyup geçmeyin lütfen yazdıklarımın kelime arkasına geçin! Bizim toplumumuzda “bilgiyle bilinçli”insan diplomalı insan anlamındadır ne yazık ki. Bunu da Miles Kington’un deyimiyle özetleyeyim;

Bilgi, domatesin meyve olduğunu bilmektir. Bilgelik ise onu meyve salatasının içine koymamaktır! Ben o gün orada “Bilginin tohumlarının atıldığını ve tohumların barış olarak açacaklarını” gördüm. Bilinçli bireyler bilinçli okullardan yetişir… Bundan önemli daha ne olabilir? Son olarakda şunu söylemek istiyorum Odak Okulları’nın kurucuları Sayın Müslüm Doğan ve Sayın Fevzi  Babalık...  Şimdiden yolunuz açık olsun -ki bu kadar yanınızda olan ışıkla olacaktır- Şahsım adına teşekkür ediyorum bir anne olarak, Silivri’de olduğunuz için  ve en önemlisi bilginin sınırlarının olmadığını bilen insanları bir araya getirdiğiniz için…

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3550

banner3211