banner3088

CHP Aslına mı Dönüyor


CHP nin İstanbul il kongresini izliyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini dikkatle dinliyorum. O da nesi? Yıllardır özlemini çektiğim Devletçiliği ilk defa savunan CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu oluyor. Devletçilik CHP nin altı okundan en önemlilerinden biridir. Ne yazık ki geçmişte CHP nin ulusumuza kazandırdığı ve ekonomik değeri çok büyük olan fabrikaların özelleştirme adı altında adeta peşkeş çekilmesine CHP nin daha önceki yönetimleri destek verdi. Güya bu tesisler özel sektör tarafından daha iyi işletilecekti ve kar eden kurumlar haline getireklerdi. Oysa bu büyük tesisleri satın alanların ilk işleri motorları söküp hurdaya satmak ve fabrikanın kapladığı alanı beton yığınlarına çevirmek oldu. Tesisler kar edecek duruma getirilmesi kaydıyla satıldığı halde fabrikaların kapatılmasına, yerlerinde beton yığınlarının yükseltilmesine hiçbir kimse ses çıkarmadı.

Devletçiliği savunduğum için bana geri kafalı olduğumu söyleyenler oldu. Sen ekonomiden ne anlarsın diyenler de oldu. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye yoktan var edilişleri bin dokuz yüz elli yılından önceki devlet ekonomisi sayesinde başardı. O ekonominin adı da karma ekonomi idi. Büyük sermaye birikimi olmayan ülkelerde kalkınma ancak devlet desteğiyle gerçekleşir. Arkasında devlet desteği olmayan, elinde yeterli sermayesi olmayan iş adamları tek başlarına ne yapabilirler? Karma ekonominin uygulandığı yıllarda Türkiye borç alan bir ülke değildi. Aksine borç veren bir ülke durumuna gelmişte. Hem de Duyunu-umumiye borçlarını da ödeyerek.

Ekonomide özel sektöre dayanarak ne hallere düştüğümüz gözler önünde. İç ve dış ticarette makas ithalat aleyhine olabildiğince açılmış. Dış borçlar Osmanlıların son dönemini anımsatır boyutta. Eskiden Devlet Üretme Çiftliklerinde birçok üretim modelleri ve tohum çeşitleri yetiştirilirdi. Tümü satıldı. Yerli tohum üreticilerinin önü kesildi. Tohum üretenler artık üretmiyor. İthal ettiklerini paketleyip satıyorlar. Kemdi kendine yeterli olan ülkelerin en başında gelirken artık her ürünü ithal eder duruma geldik. Buğdayımızı, mısırımızı dahi ithal ediyor olmamız ülkemiz için acı bir tablo değil mi? Beyaz altın pamuğumuza ne oldu? Dünya pazarlarına pamuk satarken satın alan ülke durumuna düşürüldük.

Son günlerde Devlet yönetiminde asabiyet hakim olmaktadır, Demokrat Partinin son zamanlarında da böyle olmuştu. Ülkeye refah getireceğini vaat ederek iktidara gelen Demokrat Parti tam aksini yapmış, koca ülkeyi yokların yaşandığı bir ülke haline getirmişti. Zira CHP nin ağzına kadar dolu bıraktığı hazineyle birlikte dış itibarı da har vurup harman savurmuştu. Çiftçi sabanının ucuna kaynatabileceği bir demir parçasını bile bulamaz olmuştu. Yoklara umut olarak çıkarılan Milli Korunma Kanunu da umar olamamıştı. Başbakan Adnan Menderes ekonomi kötüye gittikçe nedeni CHP imiş gibi aralıksız CHP ye çatmıştı. Devlet radyosunda aralıksız olarak Vatan Cephesine iltihaklar adı altında aslı astarı olmayan katılımlar yayınlanıyordu. Başbakan Adnan Menderes’in sinirliliği had safhadaydı. Gerekirse idam sehpaları kurarız sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu. Karşılığında ise Muhalefet Lideri İsmet İnönü şöyle demişti. İdam sehpaları kurulur ama ne tarafa çalışacağı bilinmez. Nitekim de öyle oldu. Devlet yönetiminde asabiyetin değil sağduyunun hâkim olması gerekir.

Özcan Nevres

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3551

banner3211