banner2836

Çok çekicisin Silivri…

Merhaba dostlar, güzel huzurlu bir gün diliyorum her birinize. Kahve ve çayınızı alıp biraz konuşup paylaşalım mı karşılıklı?

Her yıl festivaller gerçekleşmekte Silivri’mizde bildiğiniz üzere. Çok güzel bir motivasyon. Olması da gerekli zaten, güzel bir kasabamız var bizim, ben hayranım mesela. Silivride kedilerimiz köpeklerimiz, romanlarımız denizimiz, balıkçılarımız, köylerimiz, çiftçilerimizin verdiği huzurun dışında, taşlı taşlı yollarıyla, adım atacak yer bırakmayan arabalarıyla ve artık şaşalı çekicileriyle.

 Silivri son zamanlarda çok çekicisin gerçekten…

Pazar günü domates festivali vardı Değirmenköyde. Çok güzel bir organizasyondu yine tebrik ederim Silivri Belediyesini. Melis Avcı, Duygu Kartal ve diğer arkadaşlar çok hâkimdiler her zamanki gibi, ilgi ve alakalarını hiç kimseden esirgemediler. Belediyenin gökyüzü gözlü güvenlik görevlisi Bircan Çetin hanımefendi dâhildir. Ve diğer arkadaşlar, zabıtalar güvenlik görevlileri hepsi çok disiplinliydi. Teşekkür ederiz, kimseyi incitmeden çalıştığınız için…

İki sıra sandalye protokole ayrılmıştı. Sahnenin bir tarafı jüri, bir tarafı da basına ayrılmıştı. Herkes yerini aldı ve Koray Kurt Beyefendi açılış konuşmasını yaptı, her zamanki sahne hâkimliliği ve ağır başlılığıyla. Silivri Belediye Başkanı Sn. Özcan Işıklar çıkıp, tarımdan topraklarımızın çiftçilerimizin değerinden bahsederek konuşmasını gerçekleştirdi. Çok anlamlı bir konuşmaydı. Bazı kişilere desteklerinden dolayı teşekkür edip oturdu… Dedim ya, basın hemen onun yanı başındaydı. Ne bir selam verdi ne bir teşekkür. Unutmuştur dediler lakin bu kadar detaylı ve ayrıntılı konuşan akıllı bir insanın bunu unuttuğu bana mantık dışı. Bir tek CHP İlçe Başkanı Suna Göçengil hanımefendi basına selam verildiği görüldü.

Neyse, domates güzeli yarışması başladı, 34 yıl, büyük bir rakam doğrusu. Bende pür dikkat izliyorum çiftçimizin köyümüzün güzeller güzeli kızları elerlinde domates dolu sepetleri, başlarında oyalı rengarenk tülbentleriyle gelecekler ya? Çok heyecanlıyım, topraklarını ekip biçen genç köylü güzelleri görecem ya?

Ve tek teeeek çıkmaya başladı kızlar, ben dondum kaldım öylece arkadaşlar. Nedeni mi? Sizce?

Yarışmacılar 13 yaştan başlayıp 22 yaşa kadar falandı, işin ilginci ise hiçbiri Değirmenköy’den değildi. Pardon dedim, bu yarışma domates güzeli adında değimliydi? Evet. E nerdeler? İstanbul, İzmir vs.

Hadi peki dedim. Sahneye çıkmaya başladılar hepsinin üstünde üç karış elbise bir karış topuklu ayakkabılar. Hadi buna da peki. Yerlerine geçip kendilerini kısaca tanıttılar. Sonra tekrar çıktılar yürüdüler, sonra tekrar ve tekrar. Çok abartılar çocukların sürekli seyirci önüne çıkılmasını. Ben çok rahatsız oldum doğrusu. Nedenini Jüri kararını çabuk açıklayamadığındanmış. Bu çocukları sürekli olarak, oyalamak adına çıkarmak zorunda bırakılmak? Derken Koray Bey oyalamak adına soru sormaya başladı bu sefer, yine kendilerini tanımak adına. Yine aynı şeyleri söylediler. E bir de jüriye bir bakalım kimler? Evet, birçoğu tanıdık, hepsine saygılar buradan, verilen görev kutsaldır anlıyorum. Ben bu işi ne kadar biliyorlar ve bu aldıkları kararla “Çocukların ”üzerinde psikolojik duygusal ve ruhsal ne gibi kalıntılar bırakacaklarındayım…

Bu işin tabii ki eğlencesinde herkes eyvallah, bende o yönden bakmayı çok isterdim, lakin düşününce olmuyor. Örneğin en basiti bu yarışmada neden yaş kriteri yok?

Neden o köyden veya çevre köyden (18 yaş üstü şartıyla) kızlar yok?

Bu yarışmayı kim neye göre kime göre organize ediyor?

 Merak ediyorum çünkü en küçük kız çocuğu yarışmada derece alamadı. Bu evet çok abartılacak bir şey değil sizce de, değil mi? Şimdi birde pedagoga sorun derim ben. Ondan da dinleyelim. Oturduğumuz yerden çekirdek yiyerek alkış kıyamet koparken bir de o çocuğun içindeki sessizliğe kulak verin derim…

Her zaman söylerim; yapılan her işte öncülük hiç kimsenin zarar görmemesine dikkat edilmesidir.

Düşündüğümde şöyle bir:

Kızlarımızın ayağına şalvarını giydirir, yaşına uygun güzel bir tişörtünü giydirir, başına oyalı yazmasını hanım başı bağlar, eline domates dolu sepetini verir hepside on sekiz yaş ve üsttü olup öyle çıkmalarına müsaade ederdim. Kendilerini tanıtmak için söz hakkı verildiğinde de “Çiftçiliğin öneminden tutun da, yokluk içinde var edilen Ülkemizin topraklarının değerini korumaya kadar konuşmalarını sağlardım… Şehirde okula giden çocuğun annesi köylü diye ondan utanmasını değil, aksine gurur duyup başı gökyüzüne bakarcasına yürümesini gerektiğini hissettirirdim!

 Ben fiziken görsele alkış ettirmek yerine, beynen söyledikleri mantıklı çözümlere alkış ettirirdim…

Mesela toplanan domateslerin hepsi kıp kırmızıydı değil mi? Olmuşlar ki koparıldılar.

Ben bunu kast ediyorum işte. Burada Miles Kington’un çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak isterim: ‘’Bilgi, domatesin meyve olduğunu bilmektir. Bilgelik ise onu meyve salatasının içine koymamaktır.” İşte bütün mesele bu arkadaşlar!

Kusuruma bakmayın ben biraz eski kafalıyımdır.

 Genç kızlarımızın tek hayalleri gelinlik olmamalarını isteyecek kadar…

Dış görünüş yerine beyin görüşüne daha çok önem vermelerini isteyecek kadar…

Küçük yaşta olup kılık kıyafetle yaşlarını daha büyük göstermemelerini isteyecek kadar…

Köyler, özümüz olup örf ve adetlerimizin ocağı olup onu söndürmek istemeyecek kadar…

Tabii ki her genç kız modern, kendi zevkleri tercihleri doğrultusunda giyeneceklerdir, ona kimsenin sözü yok. Lakin bu tür etkinliklerde biraz işin özüne inilmesi ve verilecek olan doğru mesajları, doğru yerden doğru bir şekilde verilmesi kanaatindeyim…

Herkese güzel bir akşam dilerim…

Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE

banner2834

banner2253