banner2920

Tapu sorunu Meclis gündeminde

CHP'li Akif Hamzaçebi 141 yıldır Çatalca ve Silivri'de yaşayan vatandaşlarımızın tapu sorununu meclis gündemine taşıdı.

Tapu sorunu Meclis gündeminde

​Cumhuriyet Halk Partisi Silivri ilçe başkanlığından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mehmet Akif Hamzaçebi Silivri ve Çatalca’da ki 20 Haziran 2019 Tarihinde 2/B arazilerini ve hak sahiplerinin sorun ve taleplerini meclis gündemine getirdi. Daha önce iktidar partisi tarafından yasalaşan uygulamada talep edilen ücretlerin yüksek olması nedeniyle hak sahiplerinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla hak sahiplerini koruyan ve onların ödemelerine kolaylık sağlayan kanun teklifini CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi meclis gündemine getirmiştir.

İBB AKP Meclis Üyesi Sami Barlas’ın 2/B arazileri için yeni fırsat diye verdiği demeçler açıkça gösteriyor ki yine halkın taleplerine kulakları tıkalı gerçek sorunları çözmeden ödemelerin tarihlerinin uzatılmasını fırsat gibi sunarak günü kurtaracak çözümlerle, Cumhuriyet Halk Parti’mizin kanun teklifi üzerinden halka biz yaptık oldu demeye çalışıyorlar.

Silivri'nin üç köyü Sayalar, Çayırdere, Danamandıra ile Çatalca'nın 5 köyü Aydınlar, Hallaçlı, Gümüşpınar, Karamandere, Yaylacık (Büyükşehir Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklikle köyler mahalle oldu) ve yine Çatalca'nın eski Binkılıç Mahallesi, yeni Fatih ve Atatürk mahallelerinde yaşayan vatandaşlarımızın çok uzun yıllardır tapu problemi var. Türkiye'nin genelinde bir tapu ve mülkiyet problemi vardır ancak bu mahallelerdeki tapu probleminin Türkiye'nin diğer yerlerinde yaşanan problemlerden çok büyük farkı var. O nedenle, bu mahallerdeki tapu problemini çok ayrı bir düzenlemeyle çözmek gerekiyor.

Konuya ilişkin olarak TBMM tarafından kabul edilen 18.05.2017 tarihli 7020 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi ile 29.06.2001 tarihli 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Kanuna Eklenen Geçici 22. madde ile sorunun çözümü konusunda bir adım atılmış ise de anılan Kanunun satış bedeli olarak “rayiç bedel” i benimsemiş olması nedeniyle sorun çözülmemiştir. Ayrıca arazileri halen kullanılmakta olan köylülerin aileleri zamanında bu arazilere Osmanlı Devlet yönetimi tarafından yerleştirildiğinden ve aralıksız olarak 141 yıldır da bu arazileri kullanmakta olduklarından kendilerinin işgalci sayılması mümkün değildir. Bu nedenle anılan köylerin (mahalleler) halkı bu arazilere işgalci olmadıklarından kendilerinden ecrimisil alınması da hukuken mümkün değildir.

Belirtilen nedenlerle söz konusu sorunun çözülmesi için Millet Vekilimiz Mehmet Akif Hamzaçebi’nin TBMM’ye sunduğu kanun teklifinde bölge halkının sorununa çözüm olarak, belirtilen mahallelerin taşınmazlarının satışında “rayiç bedelini” esas almak yerine “emlak vergisi değerinin” esas alınmasını, köylülerin işgalci sayılamayacağı için ecrimisil alınmamasını ve son 10 yıllık dönemde tahsil edilmiş olan ecrimisillerin de satış bedellerinden mahsup edilmesini teklif etti.

Bu köylerde yaşayan vatandaşlarımızın dedeleri bu arazilere Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişah tarafından iskân edilmişlerdir. Diğer bir ifade ile bu vatandaşlarımız ataları – dedelerinden bu yana 141 yıldır bu topraklarda yaşamakta ve çiftçilik yapmaktadır. Bu nedenle bu arazilerde yaşayan vatandaşlarımız taleplerinde son derece haklıdır. Tüm bu haksızlığa ve yanlışlığa istinaden CHP İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Akif Hamzaçebi’nin kanun teklifi bir an önce uygulamaya konulmalı ve vatandaşlarımızın sorununa çözüm üretilmelidir.

Yıllardır tapusuna kavuşamamış olan hak sahiplerinin imar ve mülkiyet sorunlarının dar gelirli vatandaşlarımızın da yararlanacağı koşullarda çözülmesini sağlamak için Hamzaçebi, konuyu Bayındırlık ve İskân Komisyonunda da gündeme getirdi.

Suna GÖÇENGİL

CHP SİLİVRİ İLÇE BAŞKANI

29.06.2001 TARİHLİ VE 4706 SAYILIHAZİNEYE AİT TAŞINMAZ MALLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

GENEL GEREKÇE

Rumi takvimde 1293 yılına denk gelmesi nedeniyle daha çok ‘’93 Harbi’’ olarak bilinen, 1877-1878 tarihlerinde meydana gelen ‘’Osmanlı-Rus Savaşı’’, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki sınırımda önemli değişiklilere neden olmuştur. Yaklaşık bir yıl süren savaş ve takip eden süreçte 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu Balkanlarda çok fazla toprak kaybetmiştir. Bunun sonucunda Balkanlardan, özellikle de Tuna Bölgesinden Anadolu’ya büyük bir göç dalgası yaşanmıştır. Balkanlardan bugün ki Türkiye coğrafyasına yaşanan göç sonrasında Osmanlı İmparatorluk yönetimi göç eden yüzbinlerce insanı Trakya ve Anadolu topraklarına yerleştirmiştir. Bu gelişigüzel değil, bilinçli bir şekilde yürütülen iskân politikasıyla gerçekleştirilmiştir. Padişah II. Abdülhamit bu politikayla göçmenlerin yaratacağı işgücü potansiyeli ile boş arazilerin ekonomiye kazandırılmasını hedefliyordu.

Milli duygulardan dolayı özel yakınlık duyulan göçmenlerin nakil, geçici barınma ve iskânları konularında II. Abdülhamit sistemli bir politika uygulanmıştır. Bu çerçevede ‘’ İdare-i Umumiye-i Muhacirin Komisyonu’’ kurulmuş, bu komisyona bağlı olarak İstanbul’un birçok yerinde açılan hesap, iskân, sevk ve sıhhiye şubeleriyle muhacirlerin her türlü sorunları karşılanmaya ve iskânları gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu komisyonu yeterli görmeyen II. Abdülhamit daha sonra Yıldız Saray’ında kendi başkanlığında ‘’Umum Muhacirin Komisyonu’’ adıyla yeni bir komisyon daha kurmuştur. Bu komisyonun görevleri göçmenlerin iskân iaşeleri ile ilgili genel kararları almanın yanı sıra yerleştirilecek muhacirlerin iskân mahallerini tespit ederek gerekli tedbirleri almaktır. Osmanlı yönetimi savaş sırasında Rumeli’den gelen göçmenleri geçici iskân politikası çerçevesinde öncelikle geldikleri yere göç ettirmek istiyordu. Zira temel amaç Rumeli’deki nüfus içinde Müslüman-Türk oranını korumaktı. Ancak gelen göçmenlerden bir kısmının geldikleri yerler işgalden kurtulmadığı, bir kısmının da artık yeni maceraya atılmak istememeleri nedeniyle bu mümkün olmadı ve geçici iskân kalıcı iskâna dönüştü.

Belirtilen çerçevede uygulanan iskân politikaları kapsamında Balkanlardan gelen muhacirlerin bir bölümü de İstanbul ili Silivri İlçesinin üç köyü (Sayalar, Çayırdere ve Danamandıra) ile Çatalca İlçesi’nin beş köyü (Aydınlar, Hallaçlı, Gümüşpınar, Kahramandere ve Yaylacık) ve Çatalca İlçesi’nin Binkılıç Mahallesinin (Yeni Fatih ve Atatürk mahallelerinde) iskân edilmişlerdir. Anlaşılacağı üzere halen anılan köylerde (Büyükşehir Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklikle köyler mahalle oldu.) yaşayan vatandaşlarımızın dedeleri bu arazilere Osmanlı imparatorluk yönetimi tarafından iskân edilmişlerdir. Diğer bir ifadeyle bu vatandaşlarımız ataları-dedelerinden bu yana 141 yıldır bu topraklarda yaşamakta ve çiftçilik yapmaktadırlar. Bu nedenle Devletin uyguladığı iskân politikası sonucu bu arazilere yerleştirilen ve torunları halen burada yaşayan vatandaşlarımızı işgalci saymak mümkün değildir.

Öyle olduğu halde bu vatandaşlarımızın işgalci telakki edilerek 2006 yılı sonu ile 2007 yılından itibaren kendilerine ecrimisil ibranameleri gönderilmiştir. Yetkililerin “bu ecrimisilleri itiraz etmeksizin öderseniz bundan sonra bir daha ecrimisil ödemeden tarlalarınızın tapularını alırsınız.“ yönündeki sözlerine güvenen köylüler ecrimisillerine itiraz etmeyip ödemişlerdir. Köylüler bu konuda aldatıldıklarını ve zamanında ve zamanında herhangi bir tapu kaydı olmayan bu taşınmazların “kazandırıcı zamanaşımı” yoluyla mülkiyetini bedelsiz elde etme haklarının da ellerinden alındığını düşünmektedir.

İstanbul İli Çatalca ilçesinin Hallaçlı, Gümüşpınar, Aydınlar, Karamandere Yaylacık mahalleleri ile Binkılıç  Mahallesi (Yeni Fatih ve Atatürk mahalleri) ve Silivri ilçesinin Sayalar, Danamandıra ve Çayırdere mahallerinde yaşayan vatandaşlarımızın ataları-dedelerinden bu yana kullandıkları taşınmazların mülkiyetlerinin kendilerine intikali önem arz etmektedir .Bugüne kadar Hazineye ait araziler olsun, 2/B arazileri olsun kamu arazilerinin kullanıcılarına satışı yönünde çok sayıda kanuni düzenlenme yapılmışken bu konuda bir düzenleme yapılmaması kabul edilemez.

Konuya ilişkin olarak TBMM tarafından kabul edilen 18.05.2017 tarihli 7020 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi ile 29.06.2001 tarihli 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Kanuna Eklenen Geçici 22’nci madde ile sorunun çözümü konusunda bir adım atılmış ise de anılan Kanunun satış bedeli olarak “rayiç bedel” i benimsemiş olması nedeniyle sorun çözülmemiştir. Anılan Kanun 27.05.2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve başvuru için 2 yıllık bir süre öngörmüştür. Ancak “rayiç bedel”in köylülerin ödeme gücünü aşması nedeniyle bugüne kadar bir ilerleme sağlanamamıştır. Ayrıca bu Kanun sadece köy yerleşim alanı içindeki yerleri kapsamakta, bu alan dışındaki tarım arazilerini kapsam dışında bırakmaktadır.

Daha sonra çıkarılan 28.11.2017 tarih ve 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 58’inci maddesiyle Çatalca ve Silivri İlçelerinin anılan sonucunu kapsayan genel bir düzenleme yapılmış ise de bu Kanunda da “rayiç bedel” esasının benimsenmiş olması nedeniyle sorunun çözümü bugüne kadar mümkün olmamıştır.

Belirtilen nedenlerle söz konusu sorunun çözülmesi bu Teklifi konusunu oluşturmaktadır. Arazi halen kullanılmakta olan köylülerin aileleri zamanında bu arazilere Osmanlı Devlet yönetimi tarafından yerleştirildiğinden ve aralıksız olarak 141 yıldır da bu arazileri bu arazileri kullanmakta olduklarından kendilerini işgalci sayılması mümkün değildir.

Öte yandan, 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Kanun Hazineye alt tarım arazilerinin satışını düzenleyen 12’nci maddesinde Hazineye alt tarım arazilerini 31.12.2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldır kiralayan veya ecrimisillerin alınmayacağı tahakkuk eden ecrimisilerin de terkin edileceği yönünde düzenleme yapılmıştır. Kanunun 2/B arazilerinin satışını düzenleyen 6’ncı maddesinde üzerine bina olan taşınmazlarda 400 m2 ‘ye kadar olan kısım için rayiç bedel yüzde 50 ‘si satış bedeli olarak kabul edilmiştir. Bu düzenlemeler karşısında Silivri ve Çatalca’nın anılan mahalleler halkını ilgilendiren 7020 sayılı Kanunun satış bedeli “rayiç bedel”i esas alması ve arazileri kullanan köylülerin işgalci sayılmalarının ne kadar adaletsiz olduğu kendinden ortaya çıkmıştır. 

Belirtilen nedenle; Çatalca İlçesinin Halaçlı, Gümüşpınar, Aydınlar, Karamandere, Yaylacık, Binkılıç (Yeni Fatih Atatürk) mahalleleri ile Silivri ilçesinin Sayalar, Danamandıra ve Çayırdere mahallelerinde taşınmazların satışında “rayiç bedel” esas alınması son derece adaletsizdir.  Bunun yerine “emlak vergi değeri”nin esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Ayrıca alınan köylüler (mahalleler) halkı bu arazilere işgalci olmadıklarından kendilerinden ecrimisil alınması da hukuken mümkün değildir. Teklifte ecrimisil alınmaması ve son 10 yıllık dönemde tahsil edilmiş olanların da bedellerinden satış bedellerinden mahsup edilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.

26.6.2001 TARİHLİ VE 4706 SAYILI HAZİNEYE AİT TAŞINMA MALLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 29.6.2001 TARİHLİ VE 4706 SAYILI Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 25- 6360 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılan İstanbul İli Silivri İlçesine bağlı Sayalar, Danamandıra ve Çayırdere köyleri, Çatalca İlçesi Hallaçlı, Gümüşpınar, Aydınlar, Kahramandere ve Yaylacık köylerinin eski köy yerleşim alanları ile Çatalca ilçesi Binkılıç Mahallesi (Yeni Fatih ve Atatürk Mahalleleri)  yerleşim alanında bulunan Hazineye ait taşınmazlar ile mahallelerin sınırları içerisinde yer alıp da tarımsal amaçla kullanılan Hazineye ait arazilerin tamamını; 19.7.2003 tarihinden önce kullanılıyor olmaları ve kullanımının halen devam etmesi kaydıyla bu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde idareye başvurulması halinde kullanıcılarına veya bunların kanuni haleflerine emlak vergi değeri üzerinden doğrudan satılır. Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Satış bedelinin taksitle ödenmesi halinde, bu bedel idarece en fazla beş yılda on eşit taksitle fazla beş yılda on eşit taksitle faizsiz olarak taksitlendirilmek suretiyle ödenir.

   Bu madde hükümlerine göre satılan taşınmazlardan ecrimisil alınmaz, tahakkuk ettirilen ecrimisillerin terkin edilir, maddenin yürürlük tarihi itibariye son on yıl içinde tahsil edilen ecrimisil bedelleri satış bedelinden mahsup edilir, bu bedellerden fazlası iade edilmez.

MADDE 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2834

banner2252