banner3088

Denizin Dansı dedikleri

Bir deniz kıyısı… Etrafımda yellerden esen rüzgârla örtüşen sararmış yapraklar… Deniz dalgalarıyla ıslatıyor elmacıklarımı ve tan ağarıyor yavaşça… Balıkçı tekneleriyle süslenip, simit kokularını yalayan bir deniz bu. Güneşin ilk ışıklarıyla yakamozlanan, eşi bulunmaz, muazzam kokusunu yosundan alan bir deniz… 

Bir yelkenliye binmişim, rotasız bir yelkenli… Rüzgârın hışırtısına yoldaş olmuş içimde büyük bir kıpırtıyla güneşin turuncuya dönük sarı ışıklarıyla doğmasını bekliyorum deniz fenerinin saçtığı ışığın altında. Deniz damlalarını sıçratırken elmacıklarıma güneş ilk ışıklarını dağıtıyor semaya ve martı sesleri yankılanıyor zamanla. Denizin güneşle bütünleşip, martı sesleriyle anlam bulması benim için kaçınılmaz bir zevktir. Hele yeni çıkan simit kokuları da yayılmaz mı etrafa? O simit bile farklı bir hava katar yosun kokusuna. Deniz, balıkçı teknelerinin umutla avlanmaya gittiği yerdir. Bir balıkçının her balık yakalayışında yüzündeki tebessüme tanık olan yerdir deniz. Bir martının beslenmeye çalışırken balıkların hayatlarını kurtarma çabasını izleyen bir seyircidir o.          

Yunusların yaptığı dansta, güneşin fevkalade parıltısı aydınlatmayı, martı sesleri de melodiyi oluşturunca muazzam bir sedayla karşılaşırsınız. Buna çoğu kez “denizin sesi” denir.  Simit kokularına bezenmiş bir deniz tüm güzelliğini sunar insanlığa. Gölgeler uzamaya başlayınca anlıyorum güneşin birazdan batacağını, bize el sallayacağını. Batmaya yakın verdiği kırmızıya dönük sarı ışıkları denizin dalgalarını yakamozlandırıyor, bir ışık demetine anlam katıyor. Ve alçalmaya başladığı zaman şakaklarımdaki üşüme mehtapla baş başa kalacağımın garantisi. İşte biraz sonra mehtap kesintisiz şeffaf güzelliğiyle çıkıyor semaya, manzaranın en ihtişamlı konuğu oluyor. Ona hayran kalan seyirciler arasında ben de varım. Mehtabın sarı gölgeli ak ışığı denize yansıyınca yakamozlanıyor daha sonra o ışıklar çehremi cilalıyor adeta Görüyorum ki balıkçı tekneleri ağları ve balık kokularıyla kıyıya yanaşıyor denizin sarhoşlattığı bedenlerinin yorgunluk çığlıklarıyla. Bir balıkçının yüzündeki gamze, ailesine yemek götürme telaşı içinde.

O bizim her sorumuza tüm ciddiyetiyle cevap verir aslında. Devasa kayalara vurduğu o engin dalgalar bunun kanıtı değil midir? Kayalara çarpan her dalga etrafa bir umut sıçratır. Etrafa saçılan umut tohumlarıdır çoğu kez. İrili ufaklı umut damlacıkları tenimize her değdiğinde ruh halimizi umutla bezendirir.

Mehtabın verdiği ışık cümbüşünü ardımda bırakıp gitme zamanımın geldiğini ihtişamlı bir yıldız grubu tepeden beni seyrederken fark ediyorum.

Deniz bir dans kategorisidir. Yapbozun parçalarını yıldızlar ihtişamlı ışık saçışıyla, martılar güneşin doğmasıyla etrafa saçtıkları neşe ve denizin müziğini oluşturuşuyla tamamlar. Yosun kokusuna yeni çıkmış taze simit kokuları katıldığında tüm denizin havasını oluşturan bir katman oluşmasını amaç ediniyor. Yellerden esen rüzgârın hışırtısı denizin kategorisine katıldığında etrafa dağıttığı sararmış yapraklarla süsleyişi somut bir örnek teşkil ediyor bu sefaya. Ve en önemlisiyse güneş ve mehtaptan çıkan ışık demetinin denize çarparken saçtığı parıltının deniz kıyısındaki yansımasıyla oluşan ışık cümbüşü…

Günün sonunda elimde pamuk şekerim, el sallıyorum denize, mehtaba, güneşe ve bana tanınan güzelliklerin hepsine. İçime üfüren deniz yakamozlarının dansıyla ve kayalara vurduğu dalgalarıyla uğurluyor beni. Denize yüzümde kocaman bir gülümsemeden oluşan bir tebessüm bırakıp, bana verdiği umut tohumlarıyla kırık kanadımı onarmışçasına ayrılıyorum rotasız yelkenlimden.

 
YORUM EKLE

banner3205

banner2252

banner3212

banner3196