banner3088

Depremlerde Sessizce Ölüyoruz

HASTANELERİMİZ GÜVENLİ DEĞİL

ARTIK BİR DEVLET HASTANEMİZ BİLE YOK

Ülkemizde gündem o kadar hızlı değişiyor ki, gündemi hakkıyla izleyebilene aşk olsun.

Van da yaşadığımız felaket ve insanların dondurucu soğukta başını koyabileceği uygun bir çadır bile bulamadan yaşamlarını zorlukla sürdürmesi; öte yandan sıcak evlerimizde duyduğumuz vicdan azabı anlatılır gibi değil.Sevindirici olan, çoğumuzun bu acıyı yürekten hissedip, ellerinden geldiğince dayanışma içinde olması,Van a koşarak gitmesi olmuştur.

Başta Silivri de,Silivri Belediyesi öncülüğünde başlatılan yardım kampanyasına, bizlerde İstanbul Tabip Odası olarak Van’daki çocuklarımıza üyelerimiz tarafından yeni alınmış bir kamyon dolusu kabanları bizzat çocuklara bayram öncesi vererek katıldık.Bu vesileyle yaşamını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı,yaralılara acil şifa,hepimize geçmiş olsun dileklerimizi yineliyoruz.

Erciş te çoğu kamu binalarının yıkılmış olduğunu bilmek umutlarımızı, güven duygumuzu örseledi.

Biz ilçe sakinleri, bölgede yaşadığımız son sel felaketinin sıkıntılarını tam atlatmamışken, Silivri Devlet Hastanesi,eski adıyla Selimpaşa Travmatoloji Hastanesi,Baldöktü Sağlık Ocağımızın aylarca yeterince hizmet sunamadığı günleri unutmamışken, Boğluca deresi ıslahı projesi kapsamında boşaltılan binaların yıkımı hala bitirilememiş, adeta savaştan çıkmış kent görünümündeki Silivri’de olası yeni bir doğal afetin etkisini artırılmasına davetiye çıkarılmıştır.

Silivri de sonuç budur.

Silivri de hangi kamu binaları, hastaneleri, okulları, otelleri, lokantaları, kahvehaneleri vs toplu yaşam yerleri yeterince güvenlidir?

Güvenli olmayan binalar için şu ana dek ne yapılmıştır?, ne yapılması düşünülmektedir?

Silivri için bir eylem planı var mıdır? Varsa bu planı kim biliyor?,nasıl uygulanacak?,halkın tüm bunlardan haberi var mı?

Bu soruları uzatmak mümkün.

Sözgelimi ikinci Van depreminde, Van Doğum Hastanesi Yoğun Bakım biriminde bulunan dolapların devrildiğini, yoğun bakım kuvözlerinde bulunan çocukların kendi kaderlerine terk edildiğini sıcak evlerimizde TV ekranlarından izlemedik mi?

Belli ki bu hastane için olağandışı durumlarda uygulanacak bir plan bile yok; ya da var, olan plan işlemiyor.Yani  özcesi hastaneler bile güvenli değil. Alaşılan,hastane binaları içindeki dolapların montajı bile yapılmamış.

Peki,Van da ikinci depremle birlikte yıkılan otelde  yaşamlarını yitirenlerin dramı, bizler için yeterince uyarıcı değil mi?

Bölgemiz de 1999 Marmara depremini yaşamıştı. Sanırım bu depremler bazı yapılarda hasarlar oluşturdu. Yukarıda sorduğumuz soruya bir ek:En azından hasar gören binalar için şimdiye kadar ne yapıldı?

Olanlar olduktan, canlar toprak olduktan sonra maalesef yapılacak pek bir şey kalmıyor.

Önemli olan beklediğimiz İstanbul depremine hazırlık için kendi payımıza düşeni yeterince yapıp yapmadığımızdır. Çünkü olanlardan ve olacaklardan hepimiz sorumluyuz.

Tüm bunlar yaşanırken, Sağlık Bakanlığınca, 2 Kasım da sessiz sedasız bir şekilde Sağlık Bakanlığı Teşkilat yasası adıyla 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yayınlandı. Bu kararnameyle, sağlık hizmet sunumundan devletin çekileceği, Devlet Hastanelerinin artık tarih olacağı, sağlığın piyasanın koşullarına uygun biçimde sunulacağı ilan edildi.

Birinci basmak sağlık hizmetleri Aile Hekimliği adı altında özeleştirilirken, ikinci ve üçüncü basmak kamu hastaneleri özerk kurumlara dönüştürülerek, genel sekreterler eliyle yönetilecek, karlı kuruluşlara dönüştürülecekti. İlk etapta halka şirin görünen özelleştirme süreci, Aile Hekimliğinde 3 tl muayene katkı paylarının alınması, reçetelerde yapılacak sınırlamalar ve artık kar etmesi istenen sözde devlet hastaneleri, hastalarından, yani müşterilerinden alacağı paralarla ayakta kalabilecek hale getiriliyordu. Adı geçen kararname daha birçok köklü değişiklikler içermekte. İleriki yazılarımda sizlerle bunları paylaşmaya çalışacağım. Saygılarımla

Dr.Fethi Bozçalı

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Silivri Temsilcisi

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3197

banner2250

banner3196