DİAYDER davasında ara verildi

PKK/KCK'nın hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü öne sürülen DİAYDER yöneticileri ile üyelerinin aralarında bulunduğu 23 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına, iki sanığın savunmasının alınmasının ardından ara verildi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

PKK/KCK’nın hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü öne sürülen DİAYDER yöneticileri ile üyelerinin aralarında bulunduğu 23 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına, iki sanığın savunmasının alınmasının ardından ara verildi.

Silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü öne sürülen Din Âlimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) yöneticileri ile üyelerinin aralarında bulunduğu 9’u tutuklu 23 sanığın 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, 7 tutuklu sanık, 11 tutuksuz sanık ile avukatları hazır bulundu. Duruşmaya 2 tutuklu ile 1 tutuksuz sanık ise SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ve sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde de, bu davada bulunan 5 sanık ile ilgili devam eden bir davanın bulunduğu belirten avukatlar, iki dava dosyasının birleştirilmesini talep etti. Birleştirme talebine ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı de, davaların birleştirilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, diğer davada yer alan 5 sanığın eylemlerine ilişkin hazırlanan yeni iddianamenin, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamedeki suçlamalardan farklı olduğunu kaydetti. İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinden 5 sanığın dosyasının ayrılıp kendi davalarına gönderilmesine ilişkin görüş alınmasına karar verdi.

2016 yılının Aralık ayından beri DİAYDER’in başkanlığını yaptığını söyleyen tutuklu sanık Ekrem Baran, savunmasında “DİAYDER, imam ve hocaların bir araya geldiği bir kurumdur. Bu yıllara dayanan bir hizmettir, dün ve bugün ortaya çıkmamıştır. Birçok din ve mezhepte dini hizmet veren dernekler vardır. Derneğimiz, 9 mescitte faaliyet yürütmektedir. PKK/KCK gibi illegal örgütlerle ilişkisi yoktur. Olmaz, olamaz da. Ben din âlimiyim. Dinin emrettiği kuralları uygulamak ve anlatmakla hükümlüyüm. İddianamedeki sözde imamlar sözünü kabul etmiyorum. Ki ben Diyanet’te 7 yıl görev yapmış biriyim. Kaldı ki imam sıfatının Diyanet’te görev yapıp yapmamayla alakası yoktur” dedi.

“Değer ailelerine de dağıtılmış olsa bile, çocukları suç işlemiş olsa da aileleri suç işlememiştir”

Derneğin KCK’nın kuruluşundan eskiye dayandığını söyleyen Baran, “Bizim faaliyetlerimiz çok eskidir. Biz bir STK’yız. Her kurumla ve siyasi partiyle görüşürüz. İBB ile de, bir STK olarak ilişkilerimiz vardır. İBB tarafından çok sayıda dine mensup insanların işe alınacağı duyurusu yapıldı. Biz de Şafi’lere duyurduk. İşe başvuran Şafi gassallar da alındı. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Biz İBB’ye 600 ihtiyacı olan ailenin ismini verdik. Bundan önce 300 aileye daha önceki yönetimde olan belediyenin yardım yaptığı ortaya çıktı. Bizlere 300 tane 100’er TL’lik kart verdiler. Biz hiçbir ayrım yapmadık. Bayburtlu komşularımıza da verdik kartları. Değer ailelerine de dağıtılmış olsa bile, çocukları suç işlemiş olsa da aileleri suç işlememiştir. Biz yalnızca fakirleri düşünerek hareket ettik. Hakkımdaki hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

“Hiçbir grubun bileşeni değiliz”

Demokratik İslam Kongresi ile herhangi bir ilişkisi olmadığını öne süren sanık Baran, “Hiçbir grubun bileşeni değiliz. Ben kartlar geldiği zaman mele arkadaşları aradım. Kişi başı 12 kart verdim ve ‘çevrenizde kim fakirse onlara verin’ dedim. PKK adına dağa giden kişilerin ailelerine kart verin gibi bir şey söylemedim. Biz kimin ihtiyacı varsa ona verdik. Oğlu suçluysa anne babasına yardım edilmez diye İslami açıdan bir şey yoktur. İhtiyacı varsa yardım edilir” şeklinde konuştu.

“İkinci bir işe girince vefa borcumu ödemek istedim”

Tutuklu sanık Mehmet İnan ise savunmasında, “Halkalı Hz. Hüseyin Camisinde fahri imamlık yapmaktayım. Cami cemaatinin talebi üzerine göreve başladım. Bu mescit derneğe bağlı değildir, cemaati karışıktır. Cemaatimin arasında polis memurları da vardır. Mescitte okunan Cuma hutbeleri de Diyanet’in hutbeleridir. Mescidin giderleri cemaatin yardımlarıyla yapılmaktadır. Tek başıma DİAYDER aracılığıyla işe girmedim, 4 kişi girdik. Bugüne kadar bir tek aidat ödemedim. Zorunluluk olsa hepimiz öderdik. İkinci bir işe girince vefa borcumu ödemek istedim. Ben diğer işe girmeden önce derneğe yardım etmiyordum. Biz, DİAYDER alimleri olarak zaten halk içinde gassallık yapıyoruz, nikah kınıyoruz. Böyle bir kadro açılınca sigortam olmadığı için başvurdum. Hem sigortam olsun diye, hem ileride emekli olmak için. Demokratik İslam Kongresi adına hiçbir toplantıya katılmadım” ifadelerini kullandı.

Sanıklar Ekrem Baran ile Mehmet İnan’ın avukatları ise suçlamaları kabul etmeyerek, sanıkların tahliyesini istedi. Ara veren mahkeme heyeti, sanık savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere duruşmayı 14.05’e erteledi. Öte yandan duruşma ara verdiği esnada salondan çıkan bir sanık yakını fenalaştı. Fenalaşan kişiye, diğer sanık yakınları yardım etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 335 sayfalık iddianamede, DİAYDER’in referansı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine işe alınan örgüt üyesi ve sempatizan şahısların aldıkları maaşın bir kısmını derneğe verdiklerinin tanık beyanları ve görüşmeler doğrultusunda tespit edildiği aktarıldı. Savcılıkça hazırlanan iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından derneğe verilen market yardım kartlarının örgüt sempatizanları tarafından değer ailelerine dağıtıldığına ilişkin tespit yapıldığı belirtildi.

İddianamede, Ramazan ayı nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından DİAYDER’e verilen alışveriş kartlarının şüpheli Ekrem Baran tarafından dağıtılması amacıyla Avrupa ve Anadolu yakasında ikamet eden dernek üyesi melelere verilmesi hususunun yer aldığı, söz konusu kartların dağıtılacağı şahıslar arasında değer ailelerinin de bulunduğu kaydedildi. Savcılıkça hazırlanan iddianamede, şüphelilerin ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlarından 3,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN