banner3088

Dur sen yabancısın!

Artık yabancılarla konuşmak için cesaret gerek. Hiç bir şey soramıyor hiçbir şeye yanıt veremiyoruz. Yabancı zamanla düşman anlama gelebildi. Eskiden, “tanımadığımızdı” şimdi tehlike anlama geliyor. Geçtiğimiz yüzyıla kadar annelerimiz, “yabancılarla konuşma” demiyorlardı. Çünkü o zamanlar yabancı diye bir şey yoktu. İnsanın her şeyi bir doğanın parçası olarak kabul edilirdi. Doğanın, havanın suyun, hakkına inanılıyordu. Zenginlik ise komşulardan ibaretti. Farklı bir kişi toplumun yeni bir yüzü ve yeni yeteneğiydi. Farklılık, tecrübeleri, farklı bakış açısı vs. kısacası farklı biri olarak görünüyordu. Zamanla medeniyet ve din altındaki gruplaşmalar, “bizi bozmaya başladı.” Farklı inançlar hep vardı, ama bu kadar ötekileştirmeler yoktu, günümüze kadar bu “yabancılık” çok fazla arttı. Medeniyet, din, ulus gibi alanları daraltıp kendimizle sınırladık ve sonuç itibarı ile kendimizden başka her şey yabancı oldu… Şuan ki çağımız kendimize bile yabancılaştığımız bir çağdır artık. Sizce de ne kadar garip değimli aynı bütünün parçası olan bir ortağımızdan çekinmek?

Korkmak…

Bencil bir yaşam söz konusu, dolayısıyla bu yaşam herkesi yabancılaştırıyor. Hepimiz birbirimize yabancıyız elbette, bunun kötü yanı kendimizle “savaşmamız” böyle bir düzende en yakınlarımız bile güvenilmez hale gelir... İnsanın bittiği an kendisine yabancı olduğu andır.

Hayata da iyice yabancılaştık, parasal düzende para gibi birer mallar olduk. Şirket veya para gibi davranır olduk. Hırslı olmak sınır tanımaz, rakibi yok etmek, büyüklenmek, gösteriş delisi, duygusal olmamak vs. ne kadar yanlış davranışlar varsa iş hayatımızda kurallar haline gelmiştir.

Sermaye tarafından açılan büyük tüketim aşkını doyurabilmek için ahlaki değerlerimizi boş verdik. Parasal düzenin içinde para gibi olduk. Aslımıza yabancılaşarak hırslarımızın kölesi olduk, en acısı da değerlerimize yabancılaşıyoruz…

Daha uzun bir yolumuz varken kısa ve gösterişli bir yolculuğu tercih ettik, gözlerimize sevgiyle bakarak bir birimize gülümseyerek geçeceğimiz yerde, birbirimizin üzerine basıp geçmeyi tercih ettik…

Tüketim için tükenecek şeyler lazımdı, bizde insanlar tüketim maddesi olarak sırada yer alıyoruz… Maalesef.

İnsanlığı tükettiğimizi farkına varmayacağız, uzun ve vasat bir hayattansa kısa ve parlak olanı seçtik. Toplumu yani insanlığı yok etmeye başladık, toplumun yok oluşu insanlığın sonu anlama gelmektedir. Toplumsal canlı olan insan toplum olmadan olmayacaktır. Unuttuk.

“BEN” derdindeki sistem sürdükçe giderek hızlanan bir yok oluş evresinde ilerleyeceğiz. En kötüsü de kimse bir şeyin farkında değil, gelişim adına işlenen kötülükleri görmüyor, yok oluşa gelişmişlik meşguliyeti ile sürükleniyoruz.

İlgilenen ve araştıranlar varsa aranızda bilirler ki; Dünya yüzyılın sonunda muhtemelen insan için bir cehennem yeri olacaktır. Çünkü insan kendi kıyametini kendi hazırladı… Doğa ana “ağlıyor ey insanlar, onu çok üzdük…” Bu kimin ve ne kadar umurunda bilmiyorum ama o gün geldiğinde bu dikkat çekmemelerimiz hiç biri işe yaramaması çok üzücü olmaktan ziyade insanlığın sonu olacaktır!

Para bedenimizi giydirip, ruhumuzu soyuyor.

Her şeyi fark ederek yaşamalıyız, sorgulamalı, düşünmeli, okumalı… Okumalı… “Hepimiz biriz.” Bunu öğrenelim. Sevgiyle kalın… 

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3211