banner3088

En Çok Bolluk Getiren Yağmur, Alın Teridir

Der Cenap Şehabettin.
Çünkü ülkemizde bir yönetici ve çalışanla arasında (genelleme yapmıyorum, )ciddi bir iletişim kopukluğu olduğunu rahatça söyleyebilirim size…
Korkunç bir mesafe sağlıyor yöneticiler çalışanlarıyla aralarında.
Peki neden?
Nedenler takdir edersiniz ki bayağı fazla ama yine de “ Kılıç ve saban” diyorum ben. Tarih boyunca birincisi ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin bütün vakaları ve hadiseleri, hayatın bütün müşahedeleri bunu teyit ediyor zaten. Türk insanı çalışkandır, ama hakkını arayamayan çalışan. Korku ve kapı orada, işsiz kalma baskısı. Bu hiç etik değil…
İletişim hakkında birçok etken var yazılan ama en önemlisi ve en temel unsur samimiyettir. Siz çalışanlarınıza ne kadar samimi ve içten yaklaşırsanız, işinizin verimliliğini o kadar net ve yüksek alırsınız. Yönetici-çalışan iletişiminde hal hatır sorma, haftalık kısa toplantılar veya asansörde bile “Nasılsın, günün nasıl geçiyor?” gibi ufak iletişim temelli soruların gözle görülür bir fayda sağladığını belirtmek isterim. Hatır sorma çalışanınıza değer verdiğiniz anlama gelir. İşçinin tüm günü işte geçiyor ve işi her şeyi oluyor.
Çalışan işi için ciddi bir emek sarf etmekte zaten, bu emir altına girdiği zaman sevilmekten çıkar ve iş verimliliği düşer. Sevmediği bir işte çalışıp başarılı olan var mıdır? Bence yoktur, olamaz da zaten. Tabii ki yöneticiler olacaktır tabii ki liderler olacaktır bu tartışılmaz zaten ama lütfen biraz saygı ve değer işçilere. Yaptığı işten ücret dışında bir şey almayan insan, bence en acınacak insandır der Edna Kerr, fazlasıyla katılıyorum.
Değer verdiğiniz ve aynı zamanda değer gördüğünüz bir yönetici ile çalışmak bir mutluluktur; bunu kendimden biliyorum. Ancak maalesef günümüzde aynı duyguları besleyerek çalışan kişi sayısı çok az. Kendini beğenmişlerin arasında, alınan övgüyü ve takdiri bir de çalışan işçilerle değerlendirmek lazım, zira sanal ve reel farklı şeylerdir…
Çalışana bir makineymiş gibi bakılmasın! Aralarında ne kadar şair ne kadar ressam ne kadar müzisyen var biliyor musunuz? Ne kadar yapmak isteyip de yapamadıkları için içlerindeki o isyanı duyabiliyor musunuz? Tahsilli ama iki lafı bir araya getiremeyen, hırsı gözlerini bürümüş geleceğin android müdürü vasfında çalışmaları için tonlarca para ödüyorsunuz. Oysa onların arasında ne “insan” gibi müdür veya usta olacaklar var görmüyorsunuz. Neden? Çünkü işi diploma yapıyor değil mi? Trajikomik. Tecrübesiz akıl, bir iş beceremez.
Yıllarca fabrikada emek veren bir işçiye eğitim vermek, onu geliştirmek, her üniversiteliye bedeldir, nedeni ise “tecrübe”dir… Ve tecrübe, okulların en gelişmişidir, o okulda, aptallar bile bir şeyler öğrenir der Benjamin Franklin.
Tecrübesiz akıl, bir iş beceremez.
Bana katılan olur mu bilinmez ama her yönetici bir lider olmalıdır. Çünkü yönetici ve lider arasında büyük fark vardır…
 
Yani emrinizdekiler sadece sizin işiniz için varlar gibi. Şunu bilmekte fayda var, işçi olanlar insanı en güzel sözlerle anlatılmalıdır. İşçilerimiz sayesinde bugün tüm dünyanın ihtiyacı sağlandığı asla unutulmamalıdır! Taşlar değil, yapılan işler anıtları oluşturur. Buna da saygı göstermek değer vermek gerekir…
Personelden birinin doğum gününü kutlamak ufak bir hediye alıp mola saatinde hep beraber takdim etmek, sizden bir şeyi kaybettirmez ama aksine çok fazla şey kazandırır. Başta en önemli duygu olan sevgiyi… Başarılı olmanın sırrı, işini severek yapmakta saklı değil midir zaten?
Mesafeleri yakın tutup samimi olabilmek…
Kırışmış alnıma bakma hor
Değerimi asil adamlara sor
Mücadele demektir verdiğim emek
İhanettir hortum ile emmek…
Selim Temiz
İster şirketler de CEO veya Genel Müdür statüsünde çalışın isterseniz en alt kademede memur veya fabrikada bir hizmetli 4857 sayılı kanuna göre hepimiz işçiyiz.
 
YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3551

banner3197