banner3088

Eskide kalmakla eskimeyen aşklar…

Ömrümüzü ikiye bölenler… Ondan öncesi bom boş, ondan sonrası da esir olmak!

Evet, Sevgililer sevdiklerimiz, kimimizin çocukluk aşkı kimimizin yetişkin aşkı ama bir türlü unutamadığımız sevdalarımız…

Birçoğumuzun vazgeçmesi gereken aşkları sevdaları vardı. Ama şartlar ama çevresel faktörler, örf adetler,  kültürler farklılıklar, adını ne koyarsanız koyun sonuç değişmeyecek, birilerin isteği üzerine yapılan evlilikler. Yüreğimizde gerçek olan sevdamızı yıkıp, üzerine yapay sevda inşa etmeye sebep olanlar. Etnik köken veya din farklılığı var deyip feda edilen sevgiler aşklar…

Bütün bunları bilip en önemli şeyi bilmeyenlere ithaf en; İnsanlar etnik kökenini değiştirip, farklı seçimler yapabilir ve bazı inançları benimseyebilir. Kalbin, gözyaşının yürek acısının rengi aynıdır. Gözler dine ülkeye renge bakmıyor âşık olurken. Çünkü duygularda hesap kitap işi yoktur. Sağolsun insanoğlu onu da kendine göre uyarladı. İşine geliyorsa hiç sorulmuyor neden niçin, işine gelmiyorsa dünyada olmaz, neden? Çünkü bu işten karı yok! Kuru kuru sevgi, aşk bumu yani?

Evet, buydu dostlar, buydu! Çünkü sevgiyle inşa edilseydi birçok şey, geçmişi geleceğini zehir eden insanlar olmazdı…

Niceleri vardır ki gece başını yastığa koyduğunda o eskiyi düşünmeden uymayan, uyuyamayan…

Özlemi ağır olduğu geceler vardır mesela. Duvarların üstüne üstüne geldiği. Silueti gözünün önünde olduğu, sanki sesi kulağında, saçı yüzüne değiyor gibi, uzansan dokunabilecek kadar yakın hissedilen, ama yıldızlar kadar uzak olan… Güneş neden güzel olur sabahları sanırsınız. Kaç kişi sancı çeker bilirmisiniz gece, kaç kişinin kalbi terler ve o ter gözden akar… Ah o sabahı sancılı doğuran geceler...

Belki de hayatın en büyük haksızlığı bu bize;  unutamamak. Her güzel şeyler, iyilikler, sevinçle yapılan gülüşler unutuluyor da yaşanan can acıları, gözyaşımıza sebep olacak olaylar unutulmuyor…

Bakmayın herkesin mutlu bir tablo görünümünde dolaştığına, benim sanata olan saygım tartışılamaz bile, ama inanın bu ustalık dünyanın en iyi ressamında bile yok…

Kimse kimsenin içini bilmiyor dostlar… Yapılan tüm eleştiri ve yorumlar sadece gördükleri dış görünüş için. Herkesin iki yanı vardır. Biri gündüz biri gecedir… Gündüz bir şekilde geçiştiriyoruz ama iş ama yemek arası amma velâkin gece oldu mu, işte onu hiçbir şeyle geçiştiremiyoruz. Çaldı mı kalp kapısını gece, mutlaka açacaksın. Gelir yerleşir en üst köşeye sonra başlar muhasebe… Ne havanın soğu nu ne sıcağını hissedersin, tükenmiş zamanın zemherisinde…

Unutulmaz! Asla! Hatırlamak istemiyorsun diyelim, hay hay. Yürürken aniden bir rüzgâr çıkar, bir yaprak düşer ayağının altına durursun istem dışı,  “yaprağın güzelliğine sevindim, ama ağacı terk edişine çok üzüldüm” der dudağını bükerek, görürsün duyarsın, gözleri gözlerindedir…

Unutamazsın! Unutmada zaten, kim unutmak için sever ki? Hem kaç defa sever ki insan?

Sevdanızın peşinden gidin! Asla bırakmayın! O öyle dedi bu böyle dedi, o ona inanıyor bu buna inanıyor. Kilosu var uzak şehirde vs. bunlar sadece unutmayın rakamdan ibaret!

Sevginizin arkasında durun der sevgiyle kalın derken şunu söylemek istiyorum;

Özlemek için Nazım var,

Mavi için Edip…

Rakı için Can Yücel,

Sevmek için Cemal Süreya,

Sevda için Ahmet Arif…

Bazen özledim diyemezsin Nazım okuyorum dersin…

Evet ben Nazım okuyorum siz ne yapıyorsunuz?


YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3197