banner3088

Eşler Arasında Doğru İletişim


İletişim, ortak simgeler yoluyla anlam yayma etkinliği, bilgilerin, duygu ve düşüncelerin her türlü yolla bir başkasına aktarılması, kişiler arasında karşılıklı etkileşim süreci ve güçlü bir silahtır. İletişimin en büyük düşmanı ego ve bencil davranışlardır. Nitelikli bir iletişim sabır ister, emek ister, beceri ister, sevgi ister, özveri ister, inanç ister, anlayış ister. Sağlıklı iletişimin ön koşulu etkin dinleme, duygudaşlık kurma ve birbirini anlamaktır. Unutmayalım ki, dinleme olmayınca anlama olmaz, anlama olmayınca da iletişim kurulmaz.
Farklı aile yapılarından, sosyal çevreden ve çocukluktaki aileden duygusal olarak ayrılarak evlenen kişiler bu farklılığı bir zenginliğe dönüştürmeyi bilirse mutlu olurlar, bunu beceremeyen eşler bu farklılıklardan dolayı büyük sıkıntılar yaşayabilir. Evlilikten sonra kendi evlerinde yeni bir yapı belirlemek ve buna uygun yaşamak etkin bir yöntemdir. Eşler beklentilerini, özlemlerini, hedeflerini ve farklılıklarını konuşarak doğabilecek anlaşmazlıkları büyütmeden, sabırla zamana yayarak çözebilirler.
Evlilik öncesi dönemde - bir araya gelmelerde sınırlı zamanda - kişiler özlem yoğunluklu duygularla karşı tarafın mutluluğu için çaba sarf eder ve kendi isteklerini ikinci planda tutarlar. Oysa evlendikten sonra gizemli yönler ortaya çıkar, tabiri caizse maskeler düşer… Fedakârlıklar rafa kaldırılır, farklı taleplerin önü arkası kesilmez, biteviye tartışmalar, yanlış anlamalar hat safhadadır. Evlilikte “sen-ben” değil, “biz” egemen olursa yaşama mutluluk katar.  İletişimsizlik, günümüzde evli çiftlerin sıkça yaşadığı sorunların başında geliyor. Etkili iletişim için önce ben demekten vazgeçmek gerekir. Bireylerin yaşamdan beklentileri, farklı istek ve ihtiyaçları zaman zaman çatışma yaratabilir. Ailede çatışma olması doğal ve kaçınılmazdır. Önemli olan, iki kişinin daha önce hiç karşılaşmadıkları sorunları aklıselim davranıp, ortak kararlar alarak beraberce çözmeleridir. Her insan bir yolcu, her hayat uzun bir yolculuktur. Bazen bir yol arkadaşı-eşi- hem yolunu hem de hayatını değiştirebilir.
“İyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta… Bir yastıkta kocayın temennileri ile başlayan evliliklerin günümüzde ömrü pek uzun olmuyor. En sağlam görünen birliktelikler bile çatırdıyor. Ayrılıkların temel nedeninde genellikle benzer yorumlar yapılıyor. “Karakter uyuşmazlığı, iş hayatındaki stresin eve taşınması, evlenmeden önceki hal ve davranışların çok değiştiği, birbirlerine vakit ayıramamak” gibi nedenler…
 
Çiftlerin birbirlerine destek olmalarında, yardımlaşmalarında, mutluluklarında, hayatı paylaşmalarında aşk-sevgi en önemli itici güçlerden biri olmasına rağmen, ilişkinin temel yapısını sevgi belirlemez, belirleyemez. Kişisel özellikler, beceriler, fedakarlık ve feragat ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürmesi ve gelişmesi için en önemli belirleyicidir. Belirleyici olan kişisel özellikler: yardımlaşma, uzlaşma, ön yargılardan arınma, birlikte karar alma ve uygulama, saygı, sorumluluk, ilgi ve alakalı olmak, duyarlılık, cömertlik, bağlılık, sadakat, güvenilirliktir. Eşler birbirine karşı esnek kabullenici ve bağışlayıcı olmalı, birbirlerinin hatalarına ve eksikliklerine karşı da hoşgörülü olmalıdırlar. Bu özellikler zamanla beslendikçe, ilişki gelişir ve olgunlaşır.
Mutlu bir evlilik için psikolojik önlemler: Eşinizle aynı anda sinirlenmeyin. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin. Yaşamda var olan kaçınılmaz krizlerle yüzleşerek başa çıkabilirsiniz. Zamanın getirdiği değişikliklerle yüzleşirken, ilk günlerin romantik imgelerini canlı tutun. Güç savaşına girmeyin. Evlilik bir güç savaşı değildir. Şartlar ne olursa olsun hiçbir şey mutsuz geçireceğiniz birana değmez. Mutsuzlukla zamanı heba etmeyin. Kaybettiğiniz zamanı bir daha yaşamak şansını yok. Tartışmayı kimin kazanıp veya kaybettiğinin önemi yoktur. Eşinizin yerine düşünmeyin. Onun aklından geçenleri bilmenize imkan yoktur. Reel olan, onun ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışmaktansa direkt olarak ona sormaktır. Sormak, yanlış tahminleri ya da yanlış izlenimleri eliminize etmenize yardımcı olacaktır. Bu günü konuşurken geçmişi karıştırmayın. Sorunlarınıza çözüm bulmayı istiyorsanız geçmişin hatalarını ön plana çıkartmayın ve sorgulamayın. Bu, eşinizle aranızda en büyük iletişim hatasıdır. Mükemmeli beklemeyi bırakın. İnsan, hatalarıyla insandır! Üstelik hatalarını anlamışsa daha da değerlidir. Arşivci olmayın, geçmişi geçmişte bırakın. Unutmayın ki geçmişi değiştirmek mümkün değildir! Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın. Tartışmalar nasıl çıkar ve nasıl büyür, karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi olur. Öz eleştiri yapın ve bu tartışmalarda kendi payınızın da olduğunu itiraf edin. Hep eşinizi suçlayarak bir yere varamazsınız, hatanın kimi zamanda kendinizde olduğunu kabul edin.
Evlilikte mutluluğun sırrı, beklentileri minimum düzeyde tutmak, eşinden çok şey beklememektir. Başlangıçta çok fazla beklenti içinde olanlar, beklentilerinin karşılığını bulamadıklarında sukutu hayale uğramaktadırlar. Ancak beklentileri fazla olup da buna karşılık affedici ve tolere edici olanlar bu mutsuzluktan en az etkilenenlerdir. Prof. James McNulty’ye göre “Eşinize yönelik beklentileriniz olduğunda, mutlu olmak sizin becerilerinize bağlı. Beklentileriniz yüksek olup da yerine gelmediğinde yine de buna hoşgörüyle bakabiliyorsanız mutlu olursunuz.”  Bu yorum, yalnız evlilikler için değil; insan ilişkilerinin her boyutunda geçerli değil mi?
Çocukluktaki yaşadığınız aileden duygusal olarak ayrılmayı sağlayıp, bireylerin kendi evliliğine değer katması ve kendi kurallarını belirlemesi iki kişinin de beklentilerini ve mutluluğunu somutlaştıracaktır. Mutlu evliliğin sırrı: Az beklenti…
 
Hasbi Demirtaş
05.05.2016
 
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ? 
İşin kolayına kaçmadan ama 
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil 
Ne de ak örtüde elmaların 
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini 
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”  Nazım Hikmet
YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3211