banner3088

Gerçek Kazanım(Sporda Ahlak)

Spor, gençliğin olmazsa olmazı olan yaşam kaynağıdır. Özellikle ülke nüfusunun genç yapısı göz önüne alındığında ne kadar vazgeçilmez kazanım olduğu anlaşılır. Özellikle ergenlikte yoğunluk kazanan sportif faaliyetler tam olarak bireyin duygularını en yoğun yaşadığı döneme rastlar.

Bu dönemde birey açısından birçok gelişim faktörü ön plandadır. Her şeyden önce kimlik karmaşasını aşıp kendine uygun bir kimlik geliştirme süreci bu dönem için kritik öneme sahiptir.

Spor tamda bu gelişim alanlarına rehabilite etkisi yapar. Bu dönemin özelliği gereği içine kapanan bireyi, çevresini fark etme konusunda zirveye taşır. Bireyi sosyalleştirir ve ergenlik sorunlarını tedavi eder. Normal gelişim sürecini pozitif yönde etkilemiş olur.

Beklenen bu olması gerekirken bazen beklenmedik gelişmeler olabiliyor. Gelişim alanlarında ortaya çıkan sorunlar bu sefer spor üzerinden somutlaşarak kendini gösterebiliyor. O zamanda karşımıza spor terörü, holiganlık, şiddet ve aşırı fanatiklik çıkıyor. Beklenen fayda tersine dönerek bireyler ve toplumlar arasında nefret tohumları yeşeriyor.

Bu tabloyu göz önüne serdikten sonra sporun amacına hizmet etmesi anlamına gelen bireyin gelişim süreçlerinden bir tanesi ve çok önemlisi olan ahlak ve maneviyat gelişimini bu çerçevede ele alacağım.

Kohlberg’e göre gelenek öncesi dönemde kalan bireylerde ki ahlaki tutumlar bireysel ve toplumsal alanlar da sorunlara yol açar. Spor açısından baktığımızda sahada veya arenada tutumunu gerçeğe göre değil de kendi çıkarına göre yorumlayan sporcunun tutumunu düşünün; kendisini haklı çıkarmak için rakibine saldıracak, ortamı gerecek ve şiddet sahnelerine yol açacak. Kendisi izleyenlerde nefret izlenimi uyandıracaktır. Onu takip eden holiganlar ve aşırı fanatikler gerçekliği düşünmeden rakip seyircilere saldıracak belki de gereksiz yere kan akacaktır.

Yine Kohlberg’e göre geleneksel ahlak düzeyindeki birey, belki saldırgan tutumlar içinde olmayacak ama davranış ve tutumlarında dışarıdan gelecek tepkilere göre hareket edeceğinden yine mutlu ve kendisiyle barışık olmayacaktır. Dış denetimli olacağından sabrı bir yere kadar yetecek ve bardağı dolduran son damlada yine etrafında zaman zaman fırtınalar koparacaktır.

Kohlberg’in son düzey olan gelenek sonrası, maneviyat ve evrensellik açısından da çok önemlidir. Ama gel gör ki herkes bu döneme ulaşamıyor. Tabi ki bunun birçok biyolojik, psikolojik ve sosyolojik nedenleri var. Azda olsa toplumumuzda bu ahlaki, manevi gelişim düzeyine ulaşan genç sporcular var. Burada isim vermeyeceğim.  Bu sporcuları izlediğimizde huzur buluyoruz. Sporun gerçek amacının tadına varıyoruz. Bu sporcularda şunu görüyoruz; ‘her şey insanın mutlu olması için, her şey toplumların barışı için, her şey evrensel değerler için.’

Ulaşılan bu ahlaki seviye spordan alınan zevki de artıracaktır. Sporda şiddet son bulacak ve spor toplumlar ve kültürler arasında adeta barış elçisi olacaktır. Ekranlarda; hiç görmediği, tanımadığı insanlara satırlarla saldıran insanların, holiganların yerine; spor dolayısıyla gittiği kültürleri araştıran, yeni bağlantılar kuran, iş görüşmeleri yaparak ekonomik canlılığa yol açan sahneler izleyeceğiz.

Hasret kaldığımız bu tabloları görmek için öncelikle gençlerimizin ahlaki gelişim düzeylerinin gelenek öncesi düzeyde kalmasının bütün nedenleri araştırılmalıdır. Bulunan nedenlerin çözüm yolları ivedilikle hayata geçirilmelidir.

Son olarak çözüm bizi Atatürk’ün şu sözüne getirecektir. ‘Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim. Umuyorum çok kısa bir sürede arenaları böyle sporcular doldurur. 

 

Ahmet KOÇ

Rehberlik Uzmanı

Silivri Hasan Sabriye Gümüş Anadolu Lisesi        

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3551

banner3212