banner3088

GULÜL

Kutsal metinlerde bireyin ve toplumun mutsuzluğuna yol açabilecek tutum ve davranışlar yasaklanmıştır. Evrensel Ahlak Yasaları tanımlaması da bize bu gerçeği göstermektedir. Bazı değerler vardır ki bunları önemsemek ve varlığından yana olmak için vicdanlı insan olmak yeterlidir. Kutsal kitapların yasakladığı hususlara dikkat edildiğinde görülecektir ki orda birey ve toplum için gerçekten çok büyük faydalar söz konusudur. İşte bugünkü yazımızda böyle bir ilkeden bahsetmek istiyorum.

Kur’an-ı Kerim’in temel kavramlarından biri olmasına ve hem birey hem de toplum hayatı için çok büyük önem arz etmesine rağmen, halk içinde çokta bilinen bir terim değildir. Al-i İmran Suresinin 161 numaralı ayetinde Yüce Rabbimiz bizlere şöyle hitap etmektedir: “ Hiçbir peygamber savaşanların hakkını zimmetine geçirmez. Kim böyle bir haksızlık yaparsa kıyamet günü, zimmetine geçirdiğini yüklenmiş olarak gelir; sonra herkese kazanmış olduğunun karşılığı, tastamam ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.” Bu ayeti kerime de zikredilen ve şiddetle uzak durmamız emredilen husus GULÜL’ dür. İçerik olarak hepimizin bildiği bir durum olmasına rağmen “gulül” dilimizin alışık olmadığı, günlük hayatta pek kullandığımız bir terim değildir. Peki, ne demek GULÜL?

Gulül sözlükte “gizlemek, bir şeyi gizlice almak, hırsızlık yapmak; hıyanet etmek” manalarına gelir. Terim olarak ise “devlet malına hıyanet etmek, ganimet malına hıyanet etmek, ganimet mallarından bir şeyi gizlice alıp zimmetine geçirmek” anlamına gelen gulül kelimesi genel olarak “kamu malında yolsuzluk ve suiistimali” ifade etmektedir. Yüce Allah biz inanan kullarından devlet ve milletin emanetlerinin korunması konusunda son derece titizlik göstermemizi istemiştir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) birçok hadisinde kamu malından bir şeyi zimmetine geçiren kimsenin kıyamet gününde o malı sırtlanmış olarak geleceğini, bütün mahşer halkının bu manzarayı göreceğini, daha hesaba çekilmeden ve cezası verilmeden önce halkın huzurunda rezil olacağını haber vermiş, bu konuda kamu hizmeti yapan devlet görevlilerini sürekli uyarmıştır.

Görülüyor ki kamu hizmeti yapan görevlilerin ve yetkililerin devletin ve milletin emanetlerini koruma konusunda hassasiyet göstermeleri dini bir vecibedir. Aksi çok büyük bir günahtır. Dünyevi ve uhrevi cezası çok can yakıcıdır. Ayete dikkat edilirse hiçbir peygamberin böyle bir şeyi kesinlikle yapamayacağı ve böyle bir fiilin, davranışın bir elçiye yakışmayacağı

söylenirken, bununla birlikte şu mesajda çok açık bir şekilde dile getirilmiş olmaktadır. Peygamberi kendisine örnek olarak kabul etmiş, O’nun yolundan gittiğini iddia eden, O’nun rehberliğini ve yol göstericiliğini kendine ilke olarak benimsemiş bir bireyin de asla ve kata böyle bir şey yapması söz konusu olamaz. Yani nasıl ki Peygambere kamu malında suiistimal, yolsuzluk yapmak yakışmaz ise biz Müslümanlara da yakışmaz. Nasıl ki bir peygambere kamu malını zimmetine geçirmek yakışmaz ise biz inananlara da yakışmaz. Kamu görevi ifa eden bütün kardeşlerimizi rabbim gulül günahından korusun.

Cumanız mübarek olsun.

Selam ve dua ile…

YORUM EKLE

banner3205

banner3153

banner3212

banner3196