banner3088

Gün Birlik Olma Günüdür!

Herkese selamlar, sevgi ve saygılar… Nasılsınız? Bu haftanız umut ediyorum ki güzel, verimli, sağlıklı ve huzurlu geçmiştir…

Hem beynen hem de fizikken…

Beynen derken iki gün sonra düşüncemizi sandıkta beyan edeceğiz… Ben siyaset yazmayı sevmiyorum, nedeni ise hep güzelliklerden bahsetmek istememdir!

Siyaset veya politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayıştır... Siyaset bana göre de bir sanattır yani teoride de pratikte de, bu çıkar-amaç-menfaat ilişkilerine dönüşünce beni aşıyor… Çünkü benim kalemim çiçeklidir, “yürekkebim” güçlü ve ince, düşüncem keskin, özgür, barışçıl ve korkusuzdur… Ben bilirim ki iyi yazılmış her satır haine, zalime, ikiyüzlüye cellâdı hatırlatır. Zira kalem kılıçtan keskindir! Kâğıda dokunan kalem kibritten daha çok yangın çıkarır! Anladınız siz beni! Dolayısıyla kısaca düşüncelerimi aktarıp karşılıklı konuşmak istedim sizinle…

Yazıldı çizildi, herkes düşüncelerini söyledi; neyi savunduklarını tartıştılar ama şahsına ama partisine ama ülkeye vs. Herkesi istisnasız dinledim. Dinledim dinlemesine de bu kadar senaryo hangi tiyatroda var acaba diye düşünmedim değil hani…

Oysa sadece iki seçenek var, bunun sonucunu bilmek zor olmaması gerekiyor, aydın olan tek derdi Türkiye Cumhuriyetini düşünen insanlara değil mi? Yok arkadaş yok, egodan başka hiçbir şey göremedim duyamadım ben…

Ülkede kardeşçe yaşamayı anlatmak... Türkiye Cumhuriyeti’nin yasasına uyarak ve tek amaç, barış içinde kardeşçe, bir bayrak altında yaşamayı sürdürmeyi anlatmak bu kadar mı zor olmalı…

Asılan pankartları yırtmak, kavgalar, tartışmalar, tekme tokat birbirlerine saldırmak, iğrenç iğrenç sözel tahrikler vs. Bu nasıl bir çirkinliktir sorarım size…

Tek bir Türkiye’miz var! Onun geleceği için, bu kadar çirkinleşmekten utanmadınız mı? Çanakkale’de yatan o yiğit şehitlerimiz… Ülkemiz için savaşırken canlarından olurken bu günleri görmek için mi kan döktüler? Nasıl hiç saygımız yok be, nasıl hiç utanmamız yok? Canlarından olup, kanlarınla “al”a boyanan, göklere çıkarılan bu şanlı al bayrak bu çirkinlikler için mi dalgalanacaktı?

Genç delikanlılar klavye başından yiğitlik taslayarak, sokaklarda magandalık yaparak, ona buna sırf görüşü için sataşarak şehitlerimize saygısızlık yapmaktasınız! Lafa gelince demokratik laik çağdaş özgür düşüncemizi ifade edebilen bir ülkede yaşıyoruz değil mi? Fikrini beyan edince tam tersiyle karşılaşıyoruz. Bu mu demokrasi soruyorum size? Nikâh masasındaki gelin evet dememek için elbette tabi ki vs. diyerek şov yapıp kahkahalar içinde alkışlandı. Ne demek bu soruyorum size? Bakın bu iş şaka değil! Her şeyi şova dökmeyi adet edindik, birilerine yaranmak için değerlerimizden vazgeçiyoruz görmüyor musunuz?

Taş yerinde ağırdır der atalarımız, çok sevdiğim bir atasözümüzdür. Her şey yerine uygun olarak yapılmalıdır! Ben seni dinleyip “senin görüşün, senin doğrun, senin anladığın” deyip saygı duyabiliyorsam sen de duymalısın. Bu çok zor değil ki be kardeşim, bu olması gerekendir! Ülkemizin şimdiki durumu, geleceği için artısını eksisini bilinçli bir şekilde analiz ettikten sonra doğru ve sağlıklı bir karar çıkar. Bu kararı da sandıkta kullanırsın. Kusura bakabilirsiniz ama yaygara yapmak, gürültü kirliliğinden başka bir işe yaramaz…

Sayın Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na, diğer partilerin liderlerine sosyal medya da dışarılarda sarf edilen sözler çok çirkin, yürütülen politikayı onaylamıyor olmamız bize saygısızlık yapma hakkını vermez… Hiçbir problemi saygı çerçevesi içinde tartışamıyoruz.

Parti liderleri de biribirilerine bu şekilde konuşup bir de bunu yüksek ses ve bağırmak ile desteklerse kim neyi nasıl anlasın? Hiç doğru ve hoş değil! Sizleri seçen bu millet, bağırmanız için değil doğruyu “anlatıp” her şeyi etik şekilde izah edip huzurlu, kaliteli bir yaşam sürdürmeleri için seçti. Lütfen gürültülerimizi biraz kısalım. Vicdanımızın sesini duyamaz olduk çünkü insan sevgimizin sesini duyamıyoruz!

Kararımız ne olursa olsun lütfen kendimiz bilelim çünkü bu bizim görüşümüzdür. Başkasına görüşümüzü düşüncemizi kabul etmeye kalkışmak etik değildir.

Bakın derdimiz ülkemizin derdi olmalıdır! O kanla sulanan ve öyle göklere salınan şanlı ay yıldızlı bayrağa leke, utanç, pişmanlık sürdürmemektir!

“Felaket başa gelmeden önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin bir anlamı yoktur” der Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Lütfen! Bize Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyete, şehitlerin canlarını vererek bıraktıkları bayrağımıza sahip çıkalım…

Gün birlik olma günüdür!

Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3212