banner2920

Karakaş Bombardımanı..!

AK Parti İlçe Başkanı Metin Karakaş bugün ilkçe binasında basın toplantısı düzenledi.

Karakaş, Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın gazeteci Cem Güner ile yaptığı yazışmaların sanal alemde gün yüzüne çıkmasını sert bir dille eleştirerek, “Belediye Başkanı şantaja teslim olmuştur” dedi.

 

Karakter zafiyeti içindedir

 

Metin Karakaş gündemindeki en önemli madde olarak belirlediği gazeteci Cem Güner ile yazışmalarını çok ağır bir dille eleştirdi ve Özcan Işıları’ın Cem Güner’e “Seni paraya boğarım” sözlerini yönetim zafiyetinin yanında tam bir karakter zafiyeti içinde olduğunu ve Silivri Belediyesi böyle bir zihniyet tarafından yönetilmektedir” dedi.

 

Işıklar, tarihi hata yaptı

 

Karakaş; “Kültür Merkezi tam bir fiyaskodur.  Belediye Başkanı seçildiği günden bugüne üzerimize bu konuda ne kadar iftira atmış ise Belediyecilik hayatında birebir bunları yaşadı. Öztekler firması ile yaptığımız anlaşmayı hatırlatıp Balcı ile kıyaslamak saçmalıktır. Öztekler ile yaptığımız protokolün, hala arkasındayız. Öztekler ile bağış protokolü yaptığımızda hala kendisine sağlanmış bir rant yoktu, firma ödeme planını yapmıştı, taşeron firmayı bulmuştu, imalata da beton dökmek sureti ile başlanmıştı. Yerel seçim süreci başlayınca Belediye Başkanı süreci bu durumu etik bulmayarak durdurdu. En son görüştüğümüzde Öztekler hala sözünün arkasındaydı ben bu sözümü yerine getireceğim diyordu. Ancak Belediye Başkanı ben bu rantı sağlamam diyerek kendisi o protokolün altında ezildi. Kirli ilişkiler var mı yok mu kendi yaptığı protokol araştırılacak. Kendi yaptığı protokolün altında kendisi ezildi. Sahte imzalarla gündeme geldi. Yapılan bu protokolü açığa düşürme konusunda Belediye geçen hafta tarihi bir hata yaptı. Hesapsız kitapsız bir şekilde 50 Trilyonluk bir Kültür Merkezi için alelacele karar alması yönetim zafiyetidir. Silivri Belediye bütçesinin yarısını ona ayırmak hiç bir şey yemeseniz içmeseniz iki yılda bitireceğinizin sözünü vermeniz imkânsız bir şeydir. Nasıl yapacak satıp savıp mı yapacak? Yapacağı imalat ile Balcı’nın protokolünü de boşa çıkaracaktır. Belediye Başkanı şark kurnazlığı yaparak o protokolü boşa çıkartıp suça iştirak etmektedir. Meclis üyelerini de buna alet ediyor. Kandemir’in bu konuda tavrı takdire şayandır. Aralarındaki kişisel hesapları bilemem ama bu konuda doğru bir tavır sergilemiştir. Bu evrakı da yargı sürecinde ilgililere sunuyoruz. Bu Kültür Merkezi projesi AK Parti Meclis üyelerinin ortaya çıkarttığı bir meseledir. Kendi kendilerine takip ettikleri bir mesele değildir. Süreci takip etmedi, bağışçı ile görüşmeleri sürdürmedi. Biz sorduk hala net cevaplar bile veremedi. Bu konunun üzerine AK Parti Meclis grubu gittikten sonra mecbur kalmış ve panikleyerek bu girişimlerde bulunmuştur” dedi.

 

Hesap kitap bilmiyor!

 

Silivri Belediyesinin telefonlarının borçları yüzünden kesildiğini söyleyen Metin Karakaş; “Belediye araçlarına mazot vermiyorlar şuan borçtan. Silivri Belediyesi kendi araçlarını Silivri sanayisinde tamir ettiremiyor borçtan dolayı. Bunları anlatarak Belediyeyi itibarsızlaştırmak istemiyorum ama hal böyleyken 50 trilyon değerinde bir imalata girmeye kalkmak hayaldir. Hesap kitap bilmezliktir. Yönetim zafiyetinin en üst noktasıdır. Öztekler şunu bunu söyledi diyerek laf ebeliği ile geldikleri durum ortada. Bu protokol ile yönetim zafiyetinin en üst sınırında olduğunu girişimleri ortaya koymaktadır. Kandırmaca anketlere karşın halk kendisine cevabı verecektir. Yüzde 51 alabilecek bir Başkan alelacele işlere girmesi yanlıştır. Kültür Merkezi projesi ile ilgili Balcı protokolü için hangi bürokratlara soruşturma açtı? Hangi odalarda imzalar atıldı? İmza sahte deniliyor bu basit bir şey mi? Kim elden imzalattı bu protokolü? Neden bunları soruşturmak yerine üstünü kapatmaya çalışıyorsunuz? Sen bu protokolü imzalarken kendi bürokratın neden bunu takip etmedi? Hangi birim bu konudan sorumluydu da ilgilenmedi, sizi bilgilendirmedi? Neden şantiyeler kurulmadı? Silivri Belediyesi üzerine düşen sorumlulukları neden yerine getirmedi? Bu konularda açıklama yapmak yerine Öztekler’den bahsedip geçiştirmek istemesi yargı da cevap bulacaktır. 4 trilyonluk imalatla Silivri’yi zarara uğratmışlardır” dedi.

 

Şimdi başka bir zafiyet tespitimiz daha var onu dillendirmek istiyorum. Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın deşifre olan mail yazışmalarına baktığımızda karakter zafiyeti de yaşadığı görülmektedir. Bunu da ben söylemiyorum ha. Eski çalışma arkadaşları, kendi partilileri söylüyor. Silivri Leaks diyebileceğimiz belgelerden bahsedeceğim size. Gazeteci kimliğine bürünmüş olan şahısla Belediye Başkanı arasındaki mailleşmeleri gördük. Yayınlanan maillerin sahte olduğunu biri iddia ediyor mahkeme koridorlarında koşuyor ama öteki hiç yalanlamıyor bile. Ne kadar çirkin ilişkiler içinde olduklarını Kaan Göktaş kardeşimizin bize attığı maillerde de inceledik gördük. Bakın değerli arkadaşlar bu Belediye Başkanının konuşmalarından size bir kesit sunacağım. Gazeteci kisvesine bürünmüş bu şahsa bugüne dek prim vermemiş biri olarak bu şahıs hakkında Başkan’ın meclisteki sözlerini aynen sizinle paylaşıyorum. Belediye Başkanına soruluyor. Cem Güner’e küfürlü mesajlar gönderdiniz mi deniliyor. Bakın ne diyor. “Tamamı onurumu şerefimi hedef alan saldırılar. Şahsımı ve kurumumu karalamaya yönelik bir sürü haberler yapıyorlar. Beni olduğumdan farklı göstermeye çalışıyorlar. Beni tanıyan bilir ki ben o yazılanlarda bahsedilen yapıda biri değilim. Yazdıkları yetmiyormuş gibi bir de cep telefonuma mesaj atıyor. Kırk elli tane mesaj var sakladığım ancak kamuoyu ile paylaşamıyorum. İçeriği çok ucuz. Sürekli bir rahatsız edilme söz konusu” diyor. Bir arkadaşımız mecliste bu mesajlara karşılık verdiniz mi diye soruyor ve bakın ne cevap veriyor. “Ailem ve çocuklarım var. En çok önemsediğim konu babalarını tanımadığı olmayan bir şekilde görmelerini istemem. Hakkımda yazılan asılsız haberlerin ardından telefonuma da mesaj atılınca dayanamadım ben de bir mesaj attım.” Diyor. Mesaj attığı kişi gazetecilik mesleğini etik şekilde yapan biri değil ki. Bunu söyleyen Belediye Başkanı… “Şantaj ve tehditler ile karalayarak, siyasetçilerin ve ailelerinin çocuklarını da kullanarak telefon numaralarını porno sitelerine ekleyen, tuvalet kapıları arkalarına milletvekillerinin cep telefonlarını yazacak kadar çirkin bir tavır içine giren birine nasıl cevap verilir ki. Bende kendisine onun anlayacağı dilden mesaj attım. Emin olun ki onun anlayacağı dil insani bir dil değil” diyor.

 

“Normal şartlarda işini emeği ile yapan gazetecilerle sorunum yok. Ama bunu şantaj aracı olarak görenlerle asla işim yok prim vermeyeceğim ve asla teslim olmayacağım” diye konuşmasında özellikle belirtiyor Özcan Işıklar bunları. Cem Güner hakkında söylüyor bunları Sayın Başkan.

 

Bakınız nasıl teslim olmamış. Gerçek değeri olmadığı halde önüme konulan faturalarla benden para koparmaya çalışanlar var. Silivri’de 3 tane kişi var ve bunlarla bırakın gazeteci siyasetçi olarak karşılaşmak, insan olarak bile karşılaşmayı istemem diyen Belediye Başkanıdır. Sonuç ne biliyor musunuz? Mail ortamında “Abi nasılsın” diye soruyor biri, diğeri de ona “Sağol kardeşim iyiyim sen nasılsın” diye soruyor. Abi Kardeş diyorlar şimdi birbirlerine. Bir dönem Özcan Işıklar’ın ekibinde Belediye Başkanlığı yapmış olan Abdullah Yıldırım’ın bir açıklamasından okuyorum sizlere. “Özcan Işıklar diye biri benim için artık yoktur. Yalancının tekidir. Benim artık muhatabım değildir. Kişiliği oturmamış dediğim kişi odur. Etrafında yalakalarla dolaşan hayal dünyasında yaşayan biridir” Değerli arkadaşlar karakter zafiyeti dedim ya. Bu konuda Belediye Başkanı olmasında emeği olan en önemli isim Abdullah Yıldırım ile geldiği nokta bu.

 

Cem Güner ile bir daha asla bir araya gelmem, işim olmaz, prim vermem diyen adama, Cem Güner’in neler yaptığını, yazdığını sizlerde okudunuz. Şimdi biri ona abi diyor, öteki ona kardeşim diyor ve ona çeşitli imkânlar sağlamak noktasında girişimler yapıyor. Hatta emirler veriyor. Şu bu belgeleri kaldır, Hüseyin ve Metin yarın öbür gün bu belgeleri bana karşı kullanmasınlar diyor. O zat-ı muhteremin hangi karakterde olduğunu herkes biliyor. Bugün belediye başkanının içine düştüğü durum çok zavallı bir durumdur. Silivri Belediyesinin nasıl bir zihniyetle yönetildiğini, insanların hangi mantıkla susturulduğunun en güzel örneğini burada görüyoruz. Sayın Belediye Başkanının bu ilişkiler içerisine girmesine, kendisine çok ağır hakaretler eden birisi ile böyle ilişkilere girmesi… Selami Bey ile ikimizin bedduasını aldığı için bunları yaşıyor. Belediye Başkanı kendisine yapılanları yalayıp yutuyor ise böyle ilişkilere giriyor ise biz buna onay ve destek veremeyiz. Seni her türlü noktada imkanlar sağlarım, paraya boğarım diyerek hangi mantıkla insanları susturduğunu, hangi mantıkla şantaja nasıl boyun eğdiğinin de karakter zafiyetinin de en güzel kanıtıdır. Bu maillerin ortaya çıkması tarihi bir olaydır. Kim nasıl çıkarttı bilmiyorum ama Kaan kardeşimizden bize gelen mailleri okuduktan sonra çok uzun bir süre bekledim ama Belediye ayağından bir açıklama gelmedi. Ailesini bu kadar rencide eden bir adama Belediye Başkanının boyun eğmesi, bu adamı kendine dost edinmesi şunu akla getiriyor. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

 

Silivri kurtulacak!

 

Yerel seçimlerin öne alınması konusuna da değinen Karakaş; “ Çok tarihi bir güne denk gelecek. Mazbata tarihi 1 Kasım’a denk gelecek. Silivri’nin kurtuluşuna. Silivri 1 Kasım itibari ile Sayın Belediye Başkanı ve ekibinden kurtulacak. AK Parti ve hizmetleri ile daha erken karşılaşacak. AK Partinin neler yapmak istediğini seçim sürecinde hep birlikte anlatacağız. Erken seçim kararı ile birlikte siyasi atmosferin hızlanacağını bu konuda asıllı asılsız birçok belgelerle olaylar çıkacağını biliyoruz. Silivri’de bu süreçte seviyeli bir siyasi zeminde projelerin yarışmasını arzu ederiz. Silivri’nin en güçlü siyasi partisiyiz. Seçim alma noktasındaki en güçlü parti olarak seçime hazırız. Belediye Başkanı anketlerle kendisini kandırsın. AK Partinin oy oranı hiçbir zaman yüzde 35lerin altına düşmedi ki bizi yokmuş gibi göstererek kendisini ve ekibini kandırsın. 1 Kasım Silivri’nin ikinci kez kurtuluşu olacak. Sandık günü geldiğinde Belediye Başkanı cevabını alacaktır” dedi.

 

Ömer Çetin “Soytarıdır!”

 

Festival sürecinde değerlendiren Metin Karakaş; “O süre içerisinde ben tatildeydim. Ömer Çetin’in festivalde sunuculuk yaparken söyledikleri İSKİ binası meselesini bana ilettiklerinde çok şaşırdım. Şimdi şöyle söyleyeyim. Tarihte Kral ve Soytarısı diye bir şey var. Soytarının bir görevi vardır. Bütün yaptıkları ile kralını eğlendirmek. Ömer Çetin’in görevinin bu olduğunu düşünüyorum. O görevi yerine getiren biri olduğunu görüyorum. O bahsettiği konuda Kralına olayı doğru bir şekilde anlatamadı. Ömer Çetin aklı başında bir insan olarak bilinirdi ama Belediye Başkanına 3 yıldır burada gerekli düzenlemeler yapılmadığı için, Atatürk büstü çevresi iyi planlanamadığı için, otopark sorunu çözülemediği için sorumlusu sensin diyemediğinden,  bu İSKİ binası meselesini diline doladı büyük olasılıkla. Üstlendiği görev bu olduğu için Kralı eğlendirmek ve yanlışları bile doğru gibi anlatmak onun vazifesi. Ben bir belediye başkanı olsam o söylemden sonra bir dakika tutmazdım böyle bir adamı yanımda. Orası sonuçta sadece Cumhuriyet Halk Partisinin festivali değil. İnsanlar oraya siyaset yapmaya değil eğlenmeye gidiyorlar. Orada her siyasi görüşten, her partiden insan var. Her kesimden insanı davet ediyorsun. Silivri’nin festivalini yapıyorsun. Daha anında beni arayanlar oldu. Böyle bir şeyi nasıl söyler diye alanı terk edenlerin olduğunu biliyorum” diyerek toplantısına katılan basın mensupları ile soru cevap şeklinde devam etti.  

  

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2012, 23:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2834

banner2252