banner2836

Silivri Çevre Derneği Basın Açıklaması

Türkiye eğer yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçmek isterse bunu yedi-sekiz yıl içinde başarabilecek yeterli kaynağa ve teknolojiye sahiptir

Silivri Çevre Derneği Basın Açıklaması
Silivri Çevre Derneği Başkanı Ali Korsan, Temiz Enerji Platformu ve Türkiye Çevre Platformlarının geçtiğimiz hafta Ankara’da, Eğitim Sen salonunda düzenlediği toplantıya katıldı. 

Bölge Platformlarının Çalışma Raporlarının,  Termik Santral Karşıtı Çalışmaların ve Sinop, İğneada ve Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santrallere Karşı Çalışmaların görüşüldüğü toplantının ana konusu “Enerjide ulusal ve uluslararası son gelişmeler” idi.Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Tanay Sıdkı Uyar, Dünyada Yenilenebilir Enerji üzerindeki gelişmeleri anlatarak başladığı sunumunda fosil yakıtların ve termik ve nükleer santrallerin yarattığı kirliliklerin hayatlarımızı nasıl kötü etkilediğini anlattı.1850’lerde, sanayi devrimiyle artmaya başlayan ve o günlerden sonra hep artmaya devam eden enerji ihtiyacı, o güne kadar kullanılmayan yeni enerji kaynaklarını ortaya çıkardı. Kömür, petrol ve doğalgaz. Bunların kullanılması birçok sorun yarattı fakat kullanılmaya devam edildi.Amerika’da 1850’lerden beri beş milyon kişi termik santrallerin etkisiyle kanserden ölmüş. 

1952 yılında 4 – 9 Aralık arasında Londra’da kömürün yarattığı duman, havanın dönmesiyle şehrin üzerine çökmüş, 9 Aralıkta havanın değişmesiyle dağılmıştı. Bu sırada bir gecede 4.000 kişi ölmüş, 100.000’den fazla kişi dumanın etkileriyle hastalanmıştı. Daha sonra yapılan detaylı araştırmalar 4 – 9 Aralık arasında ölümlerin 12.000 civarında olduğunu göstermişti.Dünyadaki petrol ve kömürün büyük bölümünün sahibi ya da işletmecisi olan büyük enerji şirketleri, 1970 teki petrol krizinden sonra petrolün bir gün biteceğini anladıklarında ne yapacağız diye düşünmeye başladılar ve çözümün nükleer santraller olacağına karar verildi. O güne kadar nükleer silah malzemesi üretmek için kullanılan nükleer santrallerin atık ısılarıyla Rusya’da santrallerin yakın çevresinde merkezi ısıtma yapılmış, Fransa ve Amerika’da elektrik üretilmişti. Santrallerin tüm masrafları silah sanayi ya da devlet tarafından karşılandığı için üretilen yan enerji bedava gibi görünüyordu. 

1973’de enerji ihtiyacının nükleer santrallerin atık ısılarıyla karşılanabileceğine dünyayı inandırdılar. Beş bin tane nükleer santral yapılacaktı. Dünyanın tüm enerji ihtiyacı nükleer santraller ile karşılanacaktı. Enerji neredeyse bedava olacaktı. 1978’e gelindiğinde bu iş bitmişti. 400 kadar nükleer santral yapılmıştı, 100 santral siparişi iptal edilmişti.  Pahalı olduğu için, atıkları depolanamadığı için, insanlar tehlikeli bir santralı çevrelerinde istemediği için nükleer silah malzemesi üreten santrallerin atık ısılarından elektrik üretme macerası son bulmuştu.1980 yılından itibaren ABD, İngiltere ve Japonya rüzgar türbinleri ve güneş pilleri teknolojisini geliştirmeye ve bir yandan da kullanmaya başladılar. ABD, 1980’den 1996 yılına kadar Hollanda ve Danimarka’dan 15 bin tane rüzgar türbünü satın alıp, işletmeye başladı. Yine ABD’de, güneş pilleri alanında bir pazar oluşması ve firmaların konuya ilgisini çekmek için bir milyon kamu binasının çatılarına güneş pilleri yerleştirildi.Daha sonra Almanya da rüzgar türbini üretmeye başladı. Teknolojinin gelişimi giderek hızlanmaya başladı. 

1996’da 600 kw’lık türbinler yapılırken, kısa süre sonra 1.000 kw’lık (1 Mw) ve 2005 yılında 5.000 kw’lık (5 Mw) türbinler yapıldı. 5Mw’lık bir türbin tek başına 25.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılayabiliyordu.Teknolojinin gelişimi sonucu güneş pilleri ilk yapıldıkları günden bu güne otuz misli ucuzladılar. Bu günlerde hiçbir destek almaksızın güneş pilleri ve rüzgar türbinleri en ucuz enerjiyi üretmektedirler.1970’deki petrol krizi bize enerjinin etkin kullanımını öğretti. Daha az enerji kullanarak daha çok iş yapacaktık. Hiç aklımızda yokken petrol krizi bize bunu öğretti. O güne kadar kalkınmışlığın ölçüsü ne kadar çok enerji tükettiğinizdi. Krizden sonra bu, enerjiyi ne kadar etkin kullandığınızla ölçülmeye başlandı.Almanya 2050 de yüzde yüz yenilenebilir enerji kullanmaya hazırlanıyor. Nükleer santrallerini kapatma kararı almış olan Almanya 2050 ye kadar kömür ve doğal gazdan da vaz geçerek yalnızca yenilenebilir enerji kullanacak. Bunun bir adımı olarak ülkedeki tüm çatıları güneş pilleriyle kaplamaya çalışıyor.Birçok Alman vatandaşının her yıl güneşlenmek için geldiği Türkiye, Almanya’dan üç misli fazla güneş görmektedir. Bu da Almanya’da döşenen bir ünite güneş pili, bir birim enerji üretiyorsa aynı ünite Türkiye’de üç birim enerji üretecektir yani üç misli daha ucuz enerji üretecek demektir.Bir ülkenin doğru bir enerji planlaması yapabilmesi için “Enerji-Ekonomi-Çevre karar modeli” oluşturması gerekir ki yanlış yatırımlar yapmasın. Marmara Üniversitesi böyle bir çalışmayı Türkiye için yapmıştır ve isteyenler bu çalışmadan yararlanabilirler. 

Bugün dünya yeni bir nükleer santral yapmaktan vazgeçmiştir. Nükleer santralları olanlar bunları kapatmayı planlamaktadırlar. En büyük sorun kapatılan santralların kullanılmış yakıt çubuklarının ne yapılacağıdır. Bunlar onbinlerce yıl itina ile saklanması gereken çöplerdir. Herkes bunları nereye koyacağını düşünmektedir. Bugün yeni yapılıyormuş gibi gösterilen santralların tamamlanması ihtimali yoktur. Bu göstermelik santral girişimleri, dünyanın diğer ülkelerinin çöplerine depo olabilirler. Böyle bir tuzağa düşmemek için çok dikkatli olmak gerekir. 

Güneş ve Rüzgar açısından çok şanslı olan ülkemiz, eğer yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçmek isterse bunu yedi-sekiz yıl içinde başarabilir. Türkiye yeterli kaynağa ve teknolojiye sahiptir. Sadece karar vericilerin bu yönde karar vermesi gerekmektedir. Ne yazık ki Türkiyede karar vericiler petrolü, kömürü ve nükleeri daha çok sevmekte ve lisans vermeyerek rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarını engellemektedirler. 

BU GÜNEŞ, BU RÜZGAR BİZE YETER!.. 

 Başkan/Ali Korsan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2833

banner2250