banner3088

Hangimiz engelli?

Geçen hafta engelliler haftasıydı biliyorsunuz ve tüm özel okullar gurur kaynağa olmuştu. O çocukların yaptıkları göğsümüzü kabartı, tüm öğretmenlere ve onlara yardım edenlere sevgi ve saygılarımı sunarım öncelikle…
Eskiden tüm bu çocuklar evlerindeydi, aileler dışarı çıkarmak istemiyorlardı onları. ‘Acıyorlar oğluma, istemiyorum dışarı çıkarmayı’ demişti bir anne. Haklıydı elbette, acınacak halde değil ki o, annesi var diye eklemişti. Onlara farklıymışlar gibi bakmak etik değildir, bana göre de. Sadece daha fazla ilgi, daha fazla sevgiye ihtiyaçları var. O kadar!
En önemli şeyin farkında mısınız? Onlar “koşulsuz” seviyorlar. Onlar melek kadar masumlar, onlarda kötü düşünce yok, onlarda sadece yaşama tutunma isteği var ama kimseye zarar vermeden…
Engelli: yaralanma ya da fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlanan kişiler evet, bu problemler var, kesin ve net evet. Peki ya bizim? Bizim neyimiz net? Hiç bir şeyimiz!
İletişim engeli, duygusallık engeli, şefkat engeli, merhamet engeli ve en büyüğü sevgisizlik engelliyiz…
Biz daha çok engelliyiz be. Biz vicdanımızı kaybettik ya! Bundan daha büyük bir engel var mıdır? Biz konuşuyoruz hay hay anlaşılabiliyor muyuz peki? Biz çıkar amaç için seviyoruz, biz menfaat için birilerin yanında duruyoruz, biz günümüzü kurtarmak için başkasından zaman çalıyoruz, biz bedensel olarak sağlıklı görünebiliriz ama bizim yüreklerimiz düşüncelerimiz isteklerimiz engellidir!
Onlar gibi bir gülümsemeyle yetinmiyoruz ufacık bir sıcak göz bakışıyla mutlu olmuyoruz… Hangimiz engelliyiz? Biz saygı duygusunu yitirmiş insanlarız artık ve gelecek olan nesil saygının ne olduğunu bilmeden doğacak, çünkü kafeste doğan kuş uçmayı bir hastalık zanneder. Bunlara yüzlerce örnek verebilirim…
 
En ufak bir şeyde etrafımıza bakmadan kızınca “geri zekalı” demeye çekinmiyoruz, onlar için yapılan sarı şeritlerin üstüne araba park etmekten vazgeçmiyoruz, onlar için yapılan “resimli” otopark yerine arabamızı park etmekle kalmıyoruz, ses yükseltip “sen benim kim olduğumu biliyor musun” diyoruz. Unvan ve birilerin arkasına saklanmaktan utanmıyoruz. Bilmiyoruz kim olduğunuzu ama ne olduğunuzu görüyoruz! Çünkü biz çok iyiyiz, çünkü biz yürüyebiliyoruz, çünkü biz duyabiliyoruz, araba sürebiliyoruz ve her şeyin, herkesin yaşama alanına saygı duymayacak kadar büyük yürekliyiz değimli?
Ben onlara değil, ben bize “acıyorum” duyarsızlığımıza saygısızlığımıza, vicdansızlığımıza, doyumsuzluğumuza…
İsyanım var evet, haykırıyorum; AVM yerine, bu özel çocukların gidip, eğlenebilecekleri diğer çocuklarla vakit geçirebilecekleri yerler yapılsın. Bu çocuklar ebeveynleriyle gitmek zorunda biliyoruz değil mi? Oraya onlarla ilgilenebilecek eğitimli personel alınsın ve anneler birazcıkta olsa dinlensinler. Daha önce söylemiştim, yine söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim…
Bu çılgın tüketim yerine para kazancı yerine kalp kazancı daha önemli değimli? Soruyorum? Yarın ahrette poşetlere ne aldığımıza değil, kalbimizin ne yaptığına bakılacak bilmiyor muyuz? Biliriz aslında, çünkü hepimiz avukat, hepimiz hoca, hepimiz profesör, hepimiz adaletliyiz değil mi? Dalgasız denizde herkes kaptan tabi! İşimize geldiği kadar iyiyiz, onlara el açmaktan aciziz, her şeyi yapmaya paramız var ama onları düşünmeyecek kadar bonkörüz… Eyvallah!
Onların yaşamlarını kolaylaştıran, destek çıkan, yardım eden kim ve kimler varsa hepinizin yüreğine sevgiler yağsın… Sevgi ışığınız hiç sönmesin!
Sevgi ile kalın… Adaletle vicdanla merhametle var olanla yetinip, var olması için çalışıp olmayanlara yardımcı olmak, bol kalp kazançlı bir hafta dileğiyle…
 
YORUM EKLE

banner3205

banner3212

banner2250

banner3196