banner2836

Hasta mısın? Adet misin? Regl misin?

21. Yüzyılda olup 2019 yılında olduğumuzu hatırlatarak kadınların Fizyolojik olayı olan regl kaleme aldım…

Tarihin tozlu sayfalarından geçmiş yıllardaki kadınların adet dönemlerini değerledim. Buyrun hep birlikte tekrar bir göz atıp doğru bilinen yanlışları görelim…

İnsan dişisinin regl döneminin evrimsel yönden birtakım uyumsuzlukların olduğu söyleyebilirim. Dişi diyorum, çünkü insanın çok önceki atalarından bahsediyorum yani homo erectus zamanından, belki de daha öncesinden. İnsanın avcı değil, av olduğu zamanlardan.

Evet, arkadaşlar Fizyolojik olay olan regl…

1800’lerde kadınlar 16 yaşına kadar regl olmazmış, bu beslenmenin iyi olması ve stresin az olmasından dolayı böyleymiş. Stres arttıkça regl olma yaşı zamanla küçülmüş.

20. yüzyılın başlarında regl dönemiyle ilgili birçok hurafe vardır.

Bu hurafelerin en dikkat çekenlerinden birisi de üniversiteye gitmek isteyen kızları caydırmak için ortaya atılmış. Okumak isteyen kızlara beyin aktive olduğunda rahminde kalıcı hasar olacağı ve bu yüzden cinsel organdan kan geldiği söylenirmiş.

Yine eski medeniyetlerde adet kulübesi adında bir kulübenin korkunç varlığı. Regl olan kadını o kulübeye kapatıp kanamanın bitmesi bekleniyormuş. Halen 2017 de yasaklanmasına rağmen Nepal’de bu gelenek sürdürülüyor… Hatta yakın bir zamanda o kulübedeki bir kadın hayatını kaybetti.

M.S. 23. yüzyılda Roma’da yaşamış Yaşlı “Pliny” olarak bilinen Gaius Plinius Secundus, bir yazar ve filozof. Tarihin ilk ansiklopedisi ilginç bilgilere yer vermiş. Pliny’e göre, adet gören kadınlar dolu yağışını, kasırgaları ve yıldırımları durdurabilir, ekinleri öldürebilir olduğunu yazmış. Aynı zamanda adet kanının köpekleri delirtebileceğine de yazdıkların arasında.

Ortaçağ Avrupası'nda ağır geçen adet dönemleri için ilginç bir uygulama yaygınmış. Bir kaba konulan kurbağa yakılarak külleri bir keseye doldurulup vajinaya yakın bir yerde saklanırmış. Bunun kanamayı azaltacağına ve ağrıları geçireceğine inanılırmış.

Afrika’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde adet kanı ile aşk büyüleri yapılabileceğine dair inanışlar vardır. Bugüne kadar pek çok erkeğin de cinsel gücünü arttırmak için adet kanı içmeyi denediği biliniyor. Anadolu’da da bazı bölgelerde adet gören kadınların turşu kurmasına, yoğurt mayalamasına ya da ekmek yoğurmasına halen izin verilmez.

19. Yüzyıl’da İngiltere’de yaygın olan bir inanışa göre adet dönemindeki kadınların mutfak işlerinden uzak durması gerekiyordu, çünkü adet gören bir kadının yaptığı peynirler, yoğurtlar ve diğer gıdalar bozulur inancı vardı.

Medikal çalışmalarıyla ünlü olan ruhani lider rahibe Bingen’li Hildegard’ın (tarihin en ilginç kadını bana göre) yazdığı üzere, adet kanı içmek cüzzam hastalığını iyileştirebiliyordu.

Çağlar boyunca adet kanı epilepsi, hemoroid, guatr, siğiller, gut ve baş ağrısı gibi çeşitli rahatsızlıklar için güçlü bir ilaç olarak düşünülmüş.
 

Günümüzde, halen birçok kesimde adet dönemini "hastalanmak" olarak adlandırılmakta. Adet döneminde olan kadınların örneğin hamur yoğurmasına, turşu kurmasına halen birçok yerde izin verilmiyor mesela.

Orta Çağ’da kızıl saçlı bir bebek doğduğunda, bu bebeğin annesi regl iken cinsel ilişki yaşadığı için olduğuna inanılırdı.

Fransa’da eskiden adet döneminde cinsel ilişkiye girmenin korkunç bir şey olduğuna inanılıyordu. İnanışa göre bu dönemde ilişkiye girip hamile kalan kadınlar lanetli ve canavara benzeyen çocuklar doğururdu.

Halen ülkemizde bile adetli bebek bakmaya veya cenazeye gidilmemektedir…!

Dedim ya çok fazla hurafe var diye!

VE BEN:

Bütün bunları değerleyip baktığımda aklıma gelen, bu uygulamaların sebeplerinden biri de adet görmenin tabu olmasından mütevellit kadınların toplumdan uzaklaştırılmak istenmesiydi!

Sonra ise Eski Mısır'da kadınlar yumuşatılmış papirüslerden derme çatma pedler ve tamponlar yapmaya başlıyorlar. 20. yüzyılın başlarında kumaş ve pamuktan üretilen yıkanabilir bezler ve pedlerin kullanımı yaygınlaşıyor.

Antik Mısır’da kadınlar adet dönemlerinde kanamayı kontrol edebilmek için papirüs denilen kâğıtları tampon olarak kullanılmaktaymış. Antik Yunan’da ise sargı bezine sarılmış ağaç parçalarından tampon yapılmaktaymış. Romalıların kullandığı pedler ve yünden yapılmış tamponlar ise günümüzde kullanılanlara en yakın olanlar.

1.Dünya Savaşı'nda Fransız hemşireler, askerlerin yaralarını sarmak için kullanılan selüloz bandajların kanı pamuktan daha iyi emdiğini görünce asıl değişim başlayıp ve pamuk yerine selüloz bandajlar kullanılmaya başlanıyor. Daha sonra bu tür kumaşlar adet dönemlerinde ped olarak da kullanılmaya başlanır ve ünlü ped markası, 1921 yılında bu sayede Amerika’da adını duyurur.

1920li yıllarda artık raflarda tek kullanımlık modern pedler yerini alsa da bence hala çok ilkel olduklarını söyleyebilirim.

1960 yılların sonunda artık kanat teknolojisini görüyoruz. Yapışkan kanatlarıyla kaymayı önleyip biraz daha rahatlatıyor. Birde kulübeler kemerler vs. Düşününce tabi çok fazla rahatlama. Lakin hala toplum olarak sıkıntılarımız olduğu da kabul etmemiz ve buna mutlaka bir çözüm bulmamız gereken bir gerçek.

Örneğin halen yan taraftaki bakkaldan ped paketi gazeteye sarılıp veriliyor! (?)

Hani bazen bazı olayları aklını mantığını zorlar ya, burada kesinlikle bende zorlanıyorum neden biliyor musunuz? Hep birlikte düşünelim şimdi: Erkeklerin sünnet oluşu göğüs kabartılarak anlatılırken, sünnet olurken sünnetçinin uygulamaları en ince ayrıntısına kadar konuşulurken, kadınların hayatındaki en doğal dönemlerden olan regl döneminin saklanması, utanılması bir tabu değil de ne?

Yani dünyanın nerdeyse var olduğundan beri, her daim kadının üzerine yıkılanlar, yakıştırmalar, suçlamalar, uygulamalar, yasaklar vs. kime göre neye göre sorgulanmadan günümüzde de devam etmekte…

Kız doğursa neden erkek değil suçlanması, doğurmasa işe yaramayan bir insan dışlama muamelesi, diyorum ya kime göre neye göre diye.

Bütün bunların toplamı böyle olması, dediğim gibi mütevellit kadınların toplumdan uzaklaştırılmak istenmesi…

Şimdi bu satırlar erkeklerin dikkatine!

Yazımdan:”E ne yapmak lazım peki” yi çıkarmış olabilirsiniz. Saygı duyarım.

Çok bir şeye de gerek yok aslında, sadece bu olayın “bilincinde” olun.

Önce saygı duyun ve sevgi ile yaklaşın. Onlar bizim analarımız, onlar bizim çocuklarımızın anası diye düşünün. Kutsal bir zamandır aslına bakarsanız. Mümkünse en yakınınızdaki kadının regl dönemlerini ezberleyiniz, anneniz, eşiniz veya sevgilinizin örneğin. Bu size kolaylık sağlayacaktır… Bu bir saygıdır.

Regl dönemindeki bir kadına asla ama asla ısrar etmeyin. Oraya gidelim, şunu yapalım, bunu yiyelim demeyin. Alacağınız tepki kesinlikle hoşunuza gitmeyecektir. Çünkü bu dönem fiziksel olarak gergin ve saldırgan bir dönemdir…

Regl olmuş bir kadının sesi tonu bile tehditkârdır. Ağrılı ve sancılı bir süreç olduğundan çok hassas davranmanız gerekir. Duygusal bir ruhsal dönem gibi düşünün.  Bu süre zarfında, tatlı sözlerle daha anlayışlı davranmak, onları çok mutlu edecektir. Sakin olmaya çalışın. Regl olduğunu yüzüne vurmayın! Bunu asla ama asla yapmayın. Karşınızdaki kadın zaten içinden bir yığın hormon saldırısına maruz kalmış bir de siz üstüne gitmeyin zararlı çıkarsınız. Bu onun elinde olmayan bir şey olduğunun farkında olun…

Bu zamanların bir hastalık olduğu değil aksine kutsal zamanlar olduğunu bilerek yaklaşın!

Beyler, ufak bir hatırlatma: Bu tatsız durumu tatlı alarak tatlandırabilirsiniz…

Bu kutsal duruma saygı duyan erkeklere saygılarımla…

Bu kutsal durumu yaşayan tüm kadınlara sevgilerimle…

Çünkü bana göre bu olay çok kutsal ve çok özel bir olaydır…

Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE

banner2834

banner2252