banner2836

Hayat kadını değil! Hayattan koparılan kadın! [1]

Merhaba dostlar, gözleriniz hep güzel baksın olur mu? Ne alaka şimdi yazının başında diye düşünebilirsiniz…  Ama lütfen güzel bakalım!

Alışveriş yaptığım bir günde yaşadığımı paylaşmak istiyorum sizinle…

İyi okumalar dilerim…

Yoruldum ve bir yere oturup bakınırken bir kadın dikkatimi çekti. Herkes sandalyelere otururken o daha fidan olan ağacın yanında duruyordu… Hayat bahçesinin kötü adlandırılan çiçeklerinden biriydi… Hiç çiçek kötü olur mu? Her tohum bir gün çiçek açmak için düşmez mi toprağa?

-Su içer misiniz, dedim yavaşça. Bana bir bakışı vardı asla unutmam

-Neden? Cehennemi bir bardak suyla mı söndüreceksin, dedi. Bir şey diyemedim. Sonra tekrar baktı ve geldi. Neden bana su vermek istedin, diye sordu. Neden bana kötü bakmadın, dedi… Ben sadece bir kadın görüyorum sıcakta susamış ve insanlık adına davet ettim, neden kızayım deyince oturdu…

Ve anlatmaya başladı:

Bir gün dışarıda oynarken annem çağırdı gel kızım diye, gittim ve ağlıyordu. Anlamamıştım. “Baban seni birilerine götürecekmiş” dedi. Yaşım on beşti ve beni bir adama verdiğini söyledi. “Hayır” diyemedim, söz hakkım yoktu benim. Çocukluk haklarım da yoktu…  Adamdan o kadar çok korkmuştum ki babamdan nefret ettim, nasıl verirdi beni, nasıl kıyardı bana, kendi yavrusuna... O adamın üstü başı ve en çok da gözleri… “o gözleri” benim mezarım oldu… Sonra evden kaçtım, günlerce sokaklarda kaldım. Hep korku… “Sen kimsesizliğin korkusunu bilir misin ?” dedi öfkeli gözleriyle. Başımı eğdim, gülümsedi.

Gerçek dünyada her gün her saat ateşte yanan ve her gün ölmek için dua eden bir kadın oturmuştu yanıma…

“Yaşlı bir kadın beni aldı, evine götürdü. Sevinmiştim. Yemek verdi, döşek verdi, iki yıl dinlenmiştim. Korkum kalmamıştı. Ta ki bir gün bir araba gelene kadar… Çayı verdim gelen misafirlere. Bana bakıyorlardı hep ve ben acaba beni yine mi birine verecek, düşüncesi saplandı beynime ama hayır bana çok iyi davranmıştı. Bunu yapamazdı, eli ayağı olmuştum evde…

Sonra “Toparlan kızım bu beyefendi ve hanımefendiyle gideceksin. Daha güzel yaşayacaksın, ben de oğlumun yanına gideceğim atık” dedi.  Sevinmiştim ondan ayrıldım diye üzülmüştüm biraz. Toparlanıp çıktık.

Kocaman bir eve gittik. Bir hafta çok iyiydim. Kitaplarımı okuyor ve hep araştırıyordum. Seviyordum okumayı. Sonra bana kıyafet getirildi. Baktım, annemin en kızdığı kıyafetlerdi bunlar. Annemin istemediği her şey kötüdür bilirim ben. Onları giymem istendi. Hayır, deme hakkım olduğunu kitaplardan öğrenmiştim ve “HAYIR” dedim, birden yüzüme bir TOKAT vuruldu, saçım çekildi ve yine o öfkeli gözler “Giy dedim” diye baktılar…

Giydim ve ben 19 yaşındaydım bir daha da çıkarmadılar üstümden, annem haklıymış kötülük çok kötüymüş!

Sonra güneş battı, rüzgâr sustu, dünya karardı ve kitaplarım elimden alınıp, umut çiçeklerim solduruldu! Kitaplarım, dedi. Ben kütüphane açacaktım, dedi ve boncuk boncuk aktı gözyaşları dizlerime… Ben insanların gözlerine hiç bakmıyorum ne zaman baksam kötülük oluyor, diye ekledi…

Ben akşamları hiç sevmiyorum artık…

Siz, dedi akşam olduğunun farkındasınız değil mi?

Siz, dedi gecenin sessizliğinin farkındasınız…

Siz, dedi doğacak güneşten umutlusunuz…

Siz, dedi hayallerinizin peşinden gitmektesiniz!

Peki; ya ben, ya biz diye kızdı…

Bize akşam olmuyor, hava kararmıyor, güneşin doğuşunu batışını bilmem… Çiçekler, en çok çiçekleri sevdim bu hayatta. O karanlık odamda tek bir çiçeğim var şimdi ve ben sadece onunla konuşabiliyorum...

Biliyor musun? O çiçekte ben küçükken annemin yaptığı çorba kokusu var, ona kokuyor hep, o çiçekte benim çocukluğum var, babamın eve gelmesini beklememe kokuyor.  Annemin mutfağının penceresinde dururdu hep. Yemek pişerken annem ona dokunur, sular, konuşurdu onunla, derken sinirle akan gözyaşlarını sildi. Rimeli kap kara yaptı gözlerinin etrafını, peçete uzattım “gerek yok alışığım ben, zaten hayatımda böyle kirli ve kap kara” dedi…

“Bilme olur mu asla bilme” deyip elimi tuttu ve “Biliyor musun ben o gün bugündür kimsenin gözlerine bakamıyorum korkudan çünkü gözlerime hep kötü gözler baktı…” 

Ben akşamları hiç sevmiyorum, dedi. Kan çanağı gözlerinle gözlerimin içine bakarak… Annem akşamları yemek yapardı her yer sıcacıktı ve mis gibi yemek, huzur kokuyordu… Ya şimdi her neyse deyip eğdi başını, güneş renginde olan saçı sarmıştı yüzünü. Elimle saçını çektim yüzünden kaldırdım başını “ah o gözleri ahh”…

Bak, dedi saatine akşam oluyor, siz evlerinize koşup sevdiklerinize yemek yapacaksınız, çocuklarınızın sesi evde çınlayacak, sizin dinlenme saatiniz akşamları… Bak karşıya, dedi elinle göstererek…

Burada akşamları işe başlamaktır…

Burada akşamları huzursuzluktur…

Burada akşamları o kötü gözlerle bakışmaktır…

Burada akşamları cehenneme girmektir…

Burada akşamları bir boşlukta yok oluştur…

Burada akşamları gençliğin mezarlığıdır, dedi ve

Bende bir şeyler sormak istiyorum sana;

Sevgi neydi?

Güzel bakmak neydi?

Çiçeklerin renkleri, kitapların kokusu nasıldı, gökkuşağında hangi renkler vardı?

Bebek kokusu, rüzgârın saçını okşaması… 

Hani küçükken annemiz bize yıkayınca koklardı ya o koku nasıldı?

Sarılmak, koklamak neydi?

Sen hiç sudan nefret ettin mi?

Yıkanırken bedenini hiç yoldun mu ağlayarak, çığlık atarak…

Senin değilmiş gibi hissetin mi?

Neyle yıkanırsan yıkan temiz hissetmediğin oldu mu?

Sana hiç izinsiz dokunuldu mu ve hayır dediğinde dövüldün mü?

Haykırıldı mı kulağına aşağılık kelimesi evet aşağılık neydi?

Ben ne yaptım onu duymak için ki? Ben sadece yaşamak istemiştim

“Ben sadece kütüphane açmak istemiştim”. Filmlerdeki sevgililer gibi olmak istemiştim. Ben sadece bir sevgili istemiştim. Bu benim seçimim değildi, ben annemin karnını böyle bir hayata gelmek için mi tekmelemiştim?

Beni görünce çocuklarını kendilerine çekiyorlar. Neden? diyerek öyle bir laf etti ki...

YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nefize KOBAK
Nefize KOBAK - 2 yıl Önce

Ürperdim resmen...Çok önemli bir konu bu, değindiğin için seni tebrik ederim...

Adem BATUR
Adem BATUR - 2 yıl Önce

İnsan insan olmalıydı

Koray
Koray - 2 yıl Önce

MAALESEFKİ İNSANI HAYAT YORMAZ.İNSANI İNSANLAR YORAR.SORUNLU BİR HAYAT VARSA ÇEVRELERİNDE MUTLAKA SORUNLU İNSANLAR VARDIR.AHİR ZAMANDAYIZ ORTALIKTA ÇOK AZ İNSAN AMA ÇOK FAZLA İNSAN TAKLİDİ YAPANLAR VAR.GÜVENDİKLERİMİZE VE SEVDİKLERİMİZE DİKKAT ETMELİYİZ.ZAMAN İNSAN OLANLARIN DEĞİL İNSANI OYNAYANLARIN ZAMANI OLMUŞ.TEBRİK EDİYORUM SİZİ ŞENAY HANIM KONUYA GAZETECİ OLARAK DEĞİL İNSAN OLARAK YAKLAŞMIŞSINIZ.

banner2834

banner2252